Kemal BURKAY



Bookmark and Share

İslam dünyasında kaçınılmaz son: Demokrasi


26.04.2011 - Bu Yazı 2908 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Görünen o ki, bir dönem Doğu Avrupa ülkelerinde değişime yol açan domino etkisi, şimdi İslam ülkelerinde yaşanıyor. Bu ülkelerde iktidar düne kadar, bir bölümüyle emir, şeyh gibi monarkların elinde, bir bölümüyle ise onları bir askeri darbeyle devirmiş ve yeni rejimin adını Cumhuriyet koymuş, gerçekte ise monarklardan farkları olmayan, iktidarı babadan oğula aktaran dikatörlerin elinde idi. Şimdi bu iktidarlar, ansızın kopan bir fırtınaya tutulmuş gibi peş peşe yıkılıp gitmekteler. Bunu sağlayan ise askeri darbeler, ya da uzun yıllar süren, örgütlü devrimci direnişler değil, spontane halk hareketleri. Peki şimdi bölgeyi sarsan bu halk hareketleri beklenmez türden mi idi? Başka bir deyişle, bu bir sürpriz mi?

İktidara kazık çakma, ya da hanedan benzeri, babadan oğula yönetim devri kapanacak. Siyasal ve sosyal hakların sınırları genişleyecek. Bugünden yarına değil ama uzak da değil. İslam ülkeleri demokrasi tecrübesinde hızlı yol alacaklar. 

İslam dünyası değişiyor

Aslında bu bir sürpriz değil ve olan biten de şaşırtıcı değil. Arap ya da İslam ülkeleri sosyal değişimin dışında değiller. Kendi payımıza biz, böyle bir değişim ihtimaline yıllar önce işaret etmiştik. Örneğin Kürdistan Sosyalist Partisi’nin 2002 yılı  Aralık ayında toplanan 4. Yurtdışı Konferansı’nın sonuç bildirisinde, Türkiye’nin AB üyeliği konusu değerlendirilirken “İslam’la demokrasi bağdaşabilir” başlığı altında şöylesine ilginç bir değerlendirme yapılmıştı:  “PSK 4. Yurtdışı Konferansı, Türkiye-AB ilişkilerini değerlendirdi. Konferansımız, Kopenhag Siyasi Kriterleri’ni tam olarak yerine getirme, demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü yönünde ciddi adımlar atma koşuluyla Türkiye’nin AB’ye katılmasından yanadır. Biz, Avrupa’da kimi çevrelerin AB’yi bir Hıristiyan kulübü olarak görme ve bu nedenle Türkiye’nin AB’de yer alamıyacağına ilişkin görüşlerine katılmıyoruz. Bizce önemli olan din farkı ya da coğrafi konum değil, Avrupa’nın demokratik değerleri, çoğulcu siyasal yaşamı ve çeşitli halkların bir arada yaşamasına olanak veren hoşgörüdür. İslam’la demokrasinin bağdaşabileceği kanısındayız. Hıristiyan dünyasının da uzunca bir dönem demokrasiden, düşünce ve bilim özgürlüğünden yoksun yaşadığını, engizisyonu ve kadının cadılıkla suçlanıp yakıldığı karanlık dönemleri unutmamalıyız. Hıristiyan dünyası köklü bir reform ve rönesansla değişime uğradı, etnik renklere bürünen nice kanlı boğazlaşmayı aşarak bugünlere geldi. İslam dünyası da değişebilir, yenilenebilir ve demokrasi bu ülkelerde de bir hayat tarzına dönüşebilir. İslam ülkelerinin de önümüzdeki on yıllarda böylesi köklü dönüşümler yaşamaları, diktatörlüklerden ve insan düşüncesini zincire vuran dogmalardan kurtularak çağdaş uygarlık kervanına katılmaları şaşırtıcı olmayacaktır. Bizce İslam dünyası böyle bir değişimin eşiğindedir. Türkiye bu alanda bir ilk olabilir. Ancak bu, dinsel alanda, demokrasiyle uzlaşmaya yol açacak bir reformun ve yenilenmenin yanı sıra, demokrasiyle bağdaşmayan, yıllardır her türlü demokratik adımın önüne bir engel olarak dikilen Kemalist dogmaların ve onun çoğulculuğu reddeden, toplumu tek kalıba dökmeye çalışan uzlaşmaz, zora dayalı anlayış ve uygulamalarının da terkini gerektirir. Biz, Türkiye’nin bu değişimi yaşayarak, demokratikleşerek, aynı zamanda -demokratikleşmenin ve iç barışın da bir koşulu olarak- Kürt sorununun çözümü yönünde ciddi adımlar atarak AB’de yer almasından yanayız.”

Parti konferansımızın 8 yıl önce yaptığı, “İslam dünyasının bir değişimin eşiğinde”  olduğuna ilişkin tahmin bugün gerçekleşmekte. Ansızın kopan ve domino etkisiyle tüm bu ülkeleri sarsan fırtına, bir bakıma toplumun değişim yönünde olgunlaştığını gösteriyor. Ağaçlarda meyveler olgunlaştığı zaman nasıl küçük bir sarsıntı onların toplu halde yere dökülmesine yol açarsa, Tunus’taki bir kıvılcım da bu ülkeyi ve Arap dünyasını boydan boya öylesine harekete geçirdi. Birçok etken Arap İslam dünyasında böylesine bir değişim için koşulları olgunlaştırdı. Bunlardan biri globlizmin etkileriydi. Bilginin hızla bir ülkeden diğerine aktığı çağda insanların bilinci diğer ülkelerde olan bitenden, ordaki yaşam tarzından etkilenmekte. Düne kadar dünyaya kapalı olan toplumların bir bakıma gözleri açılıyor. Kendi ülkelerindeki yönetimlerin yolsuzlukları konusunda bilinçleniyor, bu pervasızca sömürü ve hak edilmemiş servetler ile kendi yoksullukları arasında bağlantı kuruyor, tepki gösteriyorlar. İnsan hak ve özgürlüklerini, demokrasiyi kendileri, kendi ülkeleri için de istiyorlar. Kitle olarak güçlerinin farkına varıyor, korku çemberini aşıyorlar.

Babadan oğula demokrasi

Söz konusu çalkantı devam ediyor. Görünen o ki, bu çalkantı daha birçok ülkede varolan yönetimlerin yıkımına yol açacak. Şu anda henüz güçlü biçimde etkilenmemiş olan Suudi Arabistan ve benzeri yönetimlere, hatta İran gibilerine de sıra gelecek. Nereye varacağı, bu ülkelerde süreç içinde ne gibi değişikliklere yol açacağı ise şimdiden kestirilemez. Bu ülkeler en azından çok partili siyasal yaşamla, genel seçimlerle tanışacaklar. Yönetim belli bir ölçüde şeffaflaşacak. Ülkeyi yönetenler kitleleri kul yerine koyan keyfi ve baskıya dayanan bir yönetimin, pervasızca çalıp çırpmanın kolay olmadığını anlayacaklar, diğer bir deyişle kitleleri hesaba katacaklar. İktidara kazık çakma, ya da hanedan benzeri, babadan oğula yönetim devri dönemi kapanacak. Siyasal ve sosyal hakların sınırları genişleyecek. Batı  Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, çağdaş standartlarda bir demokrasiye ulaşmak elbet bir günde, bir yılda olacak şey değil. Ama düşe kalka ilerleyecekler ve belki de bu ilerleme, günümüz koşullarında, Türkiye’nin şu kaplumbağa misali yürüyüşünden daha hızlı olacak. Söz konusu konferansımızın sonuç bildirisinde, Türkiye’nin AB üyeliğine hazır hale gelmesi için gerekli bulduğumuz değişikliklere gelince (İslamın demokrasi ile bağdaşmasını sağlayacak reformlar, değişimin önünde ciddi bir engel olan Kemalist dogmaların terki ve Kürt sorununa adil bir çözüm), bu konularda şimdi durum nedir?

AK Parti yönetimindeki son sekiz yıl içinde bu bakımdan olup bitenler de ilginçtir. İslami gelenekten gelen AK Parti, ‘endişeli modernler’in endişe ve korkularının aksine şeriatı getirmedi ve ‘demokrasinin’ defterini dürmedi. Zaten ortada bir demokrasi de yoktu. Ama gönlümüze göre bir demokratikleşme programı olmasa ve el yordamıyla yol alsa da, “mutedil İslam’ın bir versiyonu olarak AK Parti, çoğulcu demokratik yapıya bir ölçüde uyum sağladı sayılır. Askeri vesayete karşı çıkarak, onu gerileterek, derin devletin ve onun Ergenekon yapılanmasının üstüne giderek, olumlu işler yaptı. (Ergenekoncu ve ulusalcı kesimlerin, AK Parti’nin kendi derin devletini oluşturduğu, korku imparatorluğu kurduğu tarzındaki çığırtkanlığını ise ciddiye almıyorum. Bu, imtiyazlarını kaybedenlerin, değişim karşıtlarının şamatasıdır.) Bu süreçte mevzi kaybeden Kemalist kesim oldu. Kemalist dogmaların toplumsal gelişme önünde bir ayakbağı olduğu günden güne toplum tarafından daha iyi anlaşılıyor ve bu iyi bir gelişim. Toplum, uzun olmayan bir erimde bunu aşacak gibi görünüyor. Kürt sorununda ise kimi olumlu adım ve çıkışlara rağmen, ne yazık ki, henüz önemli bir ilerleme sağlanmış değil. Bazılarının, “Kürtlerin taleplerinin yüzde 90’ı karşılandı” türünden yorumlarının gerçekle bir ilgisi yoktur. Türkiye’nin önünde, Kürt sorununun çözümü ve demokrasi yönünde yapılacak çok iş var.

ferhadcan@hotmail.com

.

Facebook Yorumları

Emlak8
18.10.2019
DÖRT NALA GİDEN BİR IRKÇILIK…
10.10.2019
BARIŞÇI VE ADİL BİR DÜZEN Mİ; YOKSA SAVAŞ, KİN VE DÜŞMANLIK MI?..
14.10.2018
BALIK HAFIZASI
28.6.2018
24 HAZİRAN SEÇİMLERİ VE SONUÇLARI ÜZERİNE
17.6.2018
24 HAZİRAN SEÇİMLERİ ÜZERİNE 2. Bölüm
15.6.2018
24 HAZİRAN SEÇİMLERİ 1. bölüm : KİME OY VERMELİ?
10.10.2017
Mam Celal'in ardından
9.6.2015
7 Haziran’ı geride bırakırken
7.6.2015
KOÇERO ile TİLKİ SELİM arasında…
30.5.2015
HDP Barajı geçince ne olacak?
30.4.2015
Yanlış hesap, çıkmaz sokak…
01.03.2015
Ortadoğu’da acımasız oyun
27.02.2015
TÜRBE OLAYI VE VATAN-MİLLET EDEBİYATI
17.02.2015
DÜŞÜNEN İNSAN, SÖZLERİM SANA!
10.02.2015
Başkanlık sistemi çok mu gerekli?
05.02.2015
Siyaset ve Yalan
31.12.2014
Kürt sorununun çözümünde durum ne? 2
27.12.2014
Kürt sorununun çözümünde durum ne?
17.12.2014
Özgürlük ve barış temel sorunları çözmeye bağlı
10.12.2014
Köy izlenimleri – 4. Bölüm D Ê D A R
08.12.2014
Köy izlenimleri – 3. Bölüm S A W A
07.12.2014
Köyümden izlenimler 2. Bölüm - BEYAZ ÇEŞME
30.11.2014
Stokholm, Dekart ve Marks
27.11.2014
Bir taş oluktan akan gür suyu boşuna arayıp durdum
02.11.2014
HAK-PAR Kongresi üzerine birkaç söz
26.09.2014
IŞİD’le Mücadele ve Türkiye’nin tutumu
23.07.2014
Ortadoğu’da değişim, 2. Bölüm...
16.07.2014
Ortadoğu’da değişim süreci, 1.Bölüm; Herkesin IŞİD’i başka…
13.06.2014
Hoşa giden provokasyonlar!
28.05.2014
Okmeydanı olaylarının düşündürdüğü…
20.05.2014
Soma’daki katliam ve işçi hakları üzerine
28.04.2014
Erdoğan’ın Ermeni sorununa ilişkin sözleri
20.04.2014
Doğru yolda olmak başarı için yeter mi?
16.02.2014
Devlet denen şey…
29.12.2013
Türkiye bunları neden yaşıyor?
08.12.2013
Yasin Aktay ne dedi?
11.11.2013
Nusaybin Duvarı ve öğrenci evleri
11.08.2013
Ergenekon Davası’nda kararın ardından
27.07.2013
Suriye ve Batı Kürdistan’da neler oluyor?
09.07.2013
Mısır’ı zor günler bekliyor
27.06.2013
Gerçek laiklik Alevi sorununu da çözer
19.06.2013
Bu kamplaşmadan bir devrim çıkar mı?
17.06.2013
Gezi Parkı olayları ve AK Parti’nin dünden bugüne değişen politikaları
15.05.2013
Reyhanlı olayının arkasında kim var?
11.05.2013
Doğa ve İnsan
04.05.2013
1 Mayıs ve dostça bir eleştiri
25.04.2013
Ermeni soykırımını tanımanın ve özür dilemenin zamanı gelmedi mi?
30.03.2013
Silah bırakmanın yolu, yöntemi…
20.01.2013
Ortadoğu’da siyaset
08.12.2012
Cenneti cehennem etmek
16.11.2012
Yeni Dönemde Nasıl Bir HAK-PAR
20.09.2012
Bu savaş ne için?
04.09.2012
Tuzağa düşüp düşmemek Ve Statüko Cephesinin B Planı
02.12.2011
Kürtleri yok sayma ve şiddet Kemalist rejimin başlıca yöntemi
12.09.2011
Düğüm nasıl çözülecek?
25.07.2011
Stokholm manzaraları
26.06.2011
Değişim; Kelebek mi, yoksa hamam böceği mi?
15.05.2011
Darbeden umut kesilmez!
26.04.2011
İslam dünyasında kaçınılmaz son: Demokrasi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive