Kemal CAN



Bookmark and Share

Aynısını istemek daima azını getirir


13.05.2019 - Bu Yazı 240 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İstanbul seçiminin yenilenmesi kararı sonrasında oluşan ilk hava, hem iktidar hem de muhalefetin -zamanı 31 Mart öncesine sararak- kampanyalarını bazı taktik ilavelerle yenilemekle yetineceklerini düşündürüyor. Onlar öyle düşünmüyor veya henüz açıklamadıkları başka hesaplar kuruyor olsalar bile, kamuoyundaki genel beklenti, yapılan yorumlardaki ağırlıklı yaklaşımlar bu yönde. 23 Haziran’da ortaya çıkacak sonuca ilişkin her iki taraftaki iyimser ve kötümser beklentiler de, çok radikal bir tavır değişikliğiyle ilişkilendirilmiyor. Aksine, taktik takviyelerin yeterli olacağı “doğal” bir gidişattan bahsediliyor. Olası seçim stratejilerine ilişkin net bir harita ortaya konmadığı gibi, seçimin yenilenmesine neden olan süreç -iki tarafta da- bir yol kazası gibi tarif ediliyor. Oysa, YSK’ya verdirilen bu karar, her iki taraf açısından da ne teknik, ne de hukuki bir mesele. Bütün pozisyonları ve aslında her şeyi yeniden değerlendirmeyi gerektiren, önemli niteliksel farklar içeren yeni bir siyasi tablo. Bu yeni tablo karşısında, tarafların nasıl stratejiler geliştirecekleri zamanla netleşecek, belki zaman içinde değişikliğe uğrayacak. Ancak ilk görünümü kabaca değerlendirmek, sonra olabilecekler konusunda fikirler verebilir. Başlangıç noktasındaki refleksler, oluşan ilk intiba, bazen fazla belirleyici olabilir.

Önce iktidar cephesine bir bakalım: Şimdiye kadar ortaya çıkan bilgi ve işaretler, iktidar cephesinin seçim stratejisinde köklü bir değişime neden olabilecek bir zihni süreç yaşanmadığını gösteriyor. İstanbul’un 39 ilçesinde mitinge hazırlanan Erdoğan, yine “tek adaylığını” sürdürecek gibi görünüyor. Öne çıkma veya öne itilme durumundan kaçınamayacak. Bahçeli de, itiraz sürecindeki etkinliğini ve patronluğunu artırarak sürdürme niyetinde. Hatta, hemşehrisi bol bazı il başkanlarını da yanına alarak İstanbul’a mitili atacağını açıkladı. İktidara ders vermiş ve sandığa gitmemiş AKP’li seçmen ile Binali Yıldırım’a ikna edilememiş MHP’lilerin kampanyanın ana eksenini oluşturacağı haberleri geliyor. İktidarın düşünme biçimini, siyasi pozisyonunu değiştirmek gibi bir niyeti yok; eksik kalındığı düşünülen noktaları halletmenin yeteceğini hesaplıyor. Yani, seçim yine iktidarın bekası referandumuna dönüştürülecek, muhalefet aynı temalarla suçlanıp parçalanmaya çalışılacak, aynı gerilim temaları belki dozu yükseltilerek kullanılacak. Öte yandan, özel bir ihtimamla oluşturulacak sandık kurulları eliyle sandıklar, İçişleri Bakanlığı marifetiyle seçmenler kontrol edilecek, kendi tabanı etrafındaki abluka olağanüstü bir seviyeye çıkartılacak. 31 Mart’ta işe yaramayanın 23 Haziran’da nasıl iş göreceği cevabı aranan bir soru gibi durmuyor. Strateji değiştirip eksikleri gidermek yerine, 31 Mart’ı sonucunu tekrar edebildikleri takdirde, imkan ve güç maksimizasyonu ile farkın kapatılabileceği düşünülüyor. Yeni bir ihtiyaç için yeni bir sonuç, muhalefet için daha hayati görünüyor.

Geçen salı günü yayınlanan “Bu dalga kıyıya ulaştırır mı?” başlıklı yazıda İmamoğlu ve genel çoğunluğun fikrine saygı duymak gerektiğini söylemiştim. Hâlâ aynı noktadayım ama “her şeyi yeni baştan tekrar edeceğiz ve kendiliğinden her şey çok güzel olacak” fikrini de fazla gerçekçi bulmuyorum. 31 Mart için yapılan kampanyanın hatasız tekrarının yeterli olacağı iddiası, muhalefet için yüksek bir güvence oluşturmuyor. Hatta, başarı, özgüven ve heyecanın 24 Haziran’da olduğu gibi çok içe dönük olarak yükselme eğilimine girmesi riski büyütüyor. Seçmene -iktidarın yaptığı gibi- “başka seçeceğiniz var mı?” demek, böyle hissettirmek, muhalefetin etki alanını genişletmek yerine daraltabilir. İktidarın 31 Mart için işe yaramayanı 23 Haziran için yenilemesine karşılık, muhalefetin de sadece 31 Mart’ta işe yarayanlarla yetinmesi beklenen karşılığı sağlamayabilir. Kişisel tavrı ve yarattığı sempati ile önemli bir ivme sağlayan İmamoğlu’nun, “her şey çok güzel olacak” sloganıyla ciddi bir moral takviye sağladığı ortada. Ayrıca, İstanbul Belediye Başkanlığı’ndan daha büyük bir hedefi işaret eden “konuşma zamanı” çağrısı ve “demokrasi talebinin liderliği” iddiası altı doldurulmayı bekleyen çok önemli yenilikler. Ancak, İmamoğlu’nun kişisel çabasıyla iktidar seçmenine doğru açtığı alanın bir doğal sınırı olacağını görmek gerekir. Bu yüzden -haklı olarak muhalefet saflarına katmakta isteksiz olunan- AKP içinden ve çevresinden gelen itirazları, iktidar seçmenindeki çözülme açısından çok da küçümsememek, hatta kullanmanın bir yolunu bulmak gerekir.

İktidar ve muhalefet aktörlerinin 23 Haziran’a ilişkin nasıl hesaplar ve hazırlıklar yaptıklarının yanında konjonktür de olabilecekler konusunda bazı işaretler veriyor. 31 Mart’ta beklenen dramatik siyasi etkiyi yaratmayan ekonomik kriz, en önemli değişken olarak hâlâ yürürlükte. Tekrar yükselişe geçen döviz sorunu, pek geriletilememiş yüksek enflasyon, daha da artması muhtemel işsizlik, büyüme ve kredi genişletilmesi için umut vadetmeyen veriler ama hepsinden önemlisi iktidarın bunlar için harekete geçme zafiyeti devam ediyor. Başta Suriye meselesi ve kurtarıcı formül üretilemeyen S-400 krizi olmak üzere yoğunlaşan dış politik baskıların da, “muhalefet” blokundan sağlanan ekstra desteğe rağmen avantaj sağlayacak hale gelememesi önemli. YSK kararıyla ortaya konulan keyfiliğin, ne içeride, ne dışarıda bir güç gösterisi olarak algılanmayıp zayıflama işareti olarak not edilmesi de dikkat çekici. Bütün bunlar, bir açıdan iktidarın baş ağrıları ama bir yandan da destekçilerini acil savunmaya çağıracak gerekçe havuzu. Abdullah Öcalan’dan mesaj temini ve onun açıklanma zamanlamasıyla, iktidarın kendi ittifakında değil de muhalefette tartışma üretebilmesi, artık zor işleyen taktiklerin tamamen boşa çıkmadığını düşündürüyor. Dolayısıyla, sadece konjonktürün “doğal” yönüne güvenmek de, 31 Mart’ta yapılanların tekrarının aynı sonucu vereceğine inanmak da yanıltıcı olabilir. 31 Mart’ı, yeniden düşünmenin referansı değil, tekrar koşulacak yarışın başlangıç noktası haline getirenler, umduğunu bulamayacağı gibi, trajik bir yenilginin zeminini de kendi elleriyle yaratabilir.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
20.06.2019
'Son kırılma'
13.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
10.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
26.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
19.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
17.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
13.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
10.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
6.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
2.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
15.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
7.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
31.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
26.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
4.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
23.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
13.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
10.12.2018
Tortu ve çamur
8.12.2018
Gidenden mi Bahsediyoruz, Geleni mi Konuşuyoruz?
5.12.2018
Bahçeli neden 'gerici' oldu?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive