KEMAL GÖKTAŞ

Diken



Bookmark and Share

Ayasofya’da bir cenaze namazı


13.07.2020 - Bu Yazı 203 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AKP’nin 18 yıllık iktidarının en önemli başarısı ya da başarılarının en önemli aracı söylem üstünlüğünü elinde tutması. Girdiği ittifaklara göre içeriği değişse de AKP’nin bu söylem üstünlüğü, hegemonya alanını giderek artırdı ve iktidarın totaliterleşmeye doğru evrilmesinde en önemli itici güç oldu.

AKP’ye bu imkanı veren en büyük avantajı, iktidarının ilk yıllarında muhalefetin sahici olmayan ve bu yüzden toplumda da itibar görmeyen itirazlarıydı. Kürt sorunu ve demokratikleşme söz konusu olduğunda CHP kendisini hiçbir inandırıcılığı kalmamış 90’lı yılların siyasi ve ekonomik kaosuyla artık takatsiz düşen Cumhuriyet’in en geri söylemlerinin yanında konumlandırdı ve bu yüzden AKP-Cemaat iktidarının liberalleri yedekleyerek kurumları ele geçirmesine giden yolu açtı. 

AKP, çözüm süreci yürütürken masayı devirip derin devlet unsurları ve MHP ile ittifak yaparken de bu söylemsel üstünlüğü korumayı başardı. İslamcı-Türkçü ittifakının sağladığı hamaset ortamını Osmanlıcı, İslamcı ve şoven bir politikaya ve dile çevirmekte hiç zorlanmadı. 

Anayasa’daki laiklik

Ele geçirilen kurumların artık İslamcı esaslara göre yeniden düzenlenmesi ve ilk Cumhuriyet’in çarpıtılmış içerikleriyle de olsa ülke adına tarihsel kazanımlarının mezara konulması aşamasına geçilmişti. CHP, Kılıçdaroğlu ile birlikte sağ ittifaklarla AKP’yle baş etme politikası uyarınca ‘laiklik’ meselesini askıya aldı ve ülke sanki böyle bir sorun yokmuş gibi yaşamaya başladı. CHP’nin hesabına göre iktidarın dini söylemlerine karşı çıkmak muhafazakar kitleyi ürkütüp AKP karşıtı ittifakı dağıtabilirdi. Bu basit hesap nedeniyle laikliğin altı oyulurken CHP sessiz kalmayı tercih etti. Laiklikle askeri vesayeti eşitleyen ve böylece İslamcılığın önünü açan zihniyet, esasen değişmemiş, sadece CHP’nin yeni politikasında taktiksel  bir ricata dönmüştü.

İş, eğitimin imam hatipleştiği, Diyanet’in toplumsal hayata doğrudan müdahalelerini sistematikleştirdiği, hukuka İslami kavramların sızdığı, mahkemelerin dini referanslarla karar vermeye başladığı bir aşamaya geldi. Laikliğin Anayasa’dan çıkarılmasının önerildiği günlerden laikliğin sadece Anayasa’da yazılı olduğu günlere geldik.

Ayasofya meselesi…

Ayasofya’nın 1934’te müze yapılması kararı, dönemin diplomatik ve siyasi koşullarının bir çıktısıydı ve fakat güç dengelerinin ortaya çıkardığı bu sonuç, insanlığın ortak birikiminin herkesin faydalanabileceği biçimde kullanılmasını sağlamıştı. Ayasofya’nın müze olması, devletin dinler karşısındaki tarafsızlığını ve dolayısıyla laik medeniyete doğru atılmış önemli bir adımı da ifade ediyordu.

İktidarın tam da ekonominin kötüleştiği, işsizliğin ve yoksulluğun arttığı, anketlerde AKP ve MHP’nin istikrarlı oy kaybına işaret ettiği günlerde Ayasofya gündeme getirildi. Geçmişti onlarca kez Ayasofya’nın müze yapılması kararının iptal edilmesi talebini reddeden Danıştay, CHP’nin de “İtiraz etmeyiz” açıklamalarını arkasına alarak bu defa 1934 tarihli kararı iptal etti. İdari işlemlere karşı 60 günlük dava açma süresi hiçe sayılarak 86 yıl sonra bir idari işlem iptal edildi.

Kuşkusuz, 1934 tarihli bakanlar kurulu kararı yine bir idari işlemle, mevcut sistemde cumhurbaşkanlığı kararıyla kaldırılabilir ve Ayasofya camiye çevrilebilirdi. Kararın Danıştay’a havale edilmesinin arkasında, muhtemelen dışardan gelecek tepkilere karşı bir argüman oluşturmak vardı. Ancak daha da önemlisi karar siyasi irade tarafından değil, ‘Türk milleti’ adına karar veren bir yargı organına aldırılmasıyla mesele siyasetler üstü bir temele oturtuldu. Ardından cumhurbaşkanının Ayasofya’nın Diyanet’e devrine ilişkin kararının Meclis’te okunmasıyla siyasal İslam’ın ‘bütün ülkenin çıkarını temsil eden bir ideoloji’ olduğuna dair söylemsel üstünlüğü perçinlenmiş oldu.  

Bu yüzden Danıştay’ın idare hukukunun temel ilkelerini ayaklar altına alan kararına neredeyse hiç itiraz eden olmadı.

Kararın Meclis’te okunmasının ardından yükselen tekbir sesleri ise siyasal İslam’ın en büyük sembolik hedeflerinden birine daha kavuşmanın, rövanş almanın şiddetli coşkusunu yansıtıyordu.

Atatürk’e dua etmek…

Ayasofya’nın camiye çevrilmesi karşısındaki acziyet, en berrak biçimde cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’la yarışan Muharrem İnce’nin “Davet gelirse ilk namaza giderim” diyen tavrında ortaya çıktı.

Muharrem İnce önce “Ayasofya Türkiye sınırları içindedir ve İbadete açılması kararı Türkiye’nin egemenlik hakkıdır. Buna Rusya, ABD, Yunanistan veya başka bir ülke, kuruluş karar veremez” diyerek siyasal İslam’ın bu büyük zaferine ‘bağımsızlık’ adı altında destek verdi ve ardından da “Dört yıl 10 ay 23 gün işgal altında kalan İstanbul’u ve dolayısıyla Ayasofya’yı ‘Geldikleri gibi giderler’ diyen ve geldikleri gibi gitmeye mecbur bırakan, işgalden kurtaran Milli Mücadelemizin Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk’e dua etmek ise boynumuzun borcudur” diyerek  AKP’nin İslamcı söyleminin ana akım söylem haline geldiğini, üstelik Atatürk’ün de bu söyleme AKP’nin istediği biçimde yerleştirildiğini gösteren muazzam bir örnek verdi. 

O zaman Ayasofya’da kılınacak ilk Cuma namazının ardından İnce’nin Erdoğan ile aynı safta “Laikliğin ruhuna da bir El Fatiha” okuması şart oldu.

Hayırlı olsun.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.08.2020
Türkiye ve CHP’nin açmazı
13.07.2020
Ayasofya’da bir cenaze namazı
29.06.2020
AKP-MHP’nin barolarda değişiklik teklifi: Darbeci ve sinsi
25.06.2020
Feyzioğlu’nu nasıl bilirdiniz?
20.06.2020
Demirtaş kararı: AYM’nin ne dediği değil, ne diyemediği önemli
10.05.2020
Ayhan Bilgen: HDP’nin yapısal sorunları var
30.04.2020
Diyanet mi Ankara Barosu mu: Hukuk kimi korur?
6.04.2020
Britanya İşçi Partisi’nde ‘etik sosyalizm’ dönemi
31.03.2020
Sürü bağışıklığından büyük kapanmaya: Britanya corona muharebesine hazırlanıyor
1.03.2020
Savaş hali ilanında ne olur?
11.02.2020
AYM’ye göre ‘Erdoğan’a hakaret’ davasında ‘ifade özgürlüğü ihlali’ demek soyut iddia
26.01.2020
Önder: ‘HDP, Demirtaş’a sahip çıkmıyor’ tartışması psikolojik harple büyütülüyor
10.01.2020
Sırrı Süreyya Önder: Davutoğlu döneminde her şey baş aşağı gitmeye başladı
27.11.2019
‘Komünist başkan’dan yeni parti mesajı: Tartışmaya başladık
23.11.2019
Patron bu kararı sevdi: AYM’den gazetecilere darbe
13.11.2019
Kulağınız bizde olsun
11.10.2019
10 Ekim: Adalet de barış da çok uzakta
27.09.2019
Olmayan soruşturmadan tutuklama ve ‘Yargı Reformu’ paketi üzerine
11.09.2019
Bıçak timi, JİTEM ve zamanaşımından düşen insanlık
30.07.2019
AYM’nin barış bildirisi kararı: İki üye bir haftada görüş değiştirdi
24.07.2019
‘Arafta kalmak’ mı? AYM, denetleyeceği yargı organlarının dahi gerisinde
28.06.2019
Anayasa Mahkemesi’nden basın özgürlüğünü tabuta koyan kararlar
26.06.2019
AKP-MHP koalisyonu için geri sayım başladı
22.06.2019
‘Sui generis’ post-FETÖ davası
12.06.2019
CHP ve Suriyeliler: Mudanya’da ne oldu? CHP ne diyor?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive