Kongre yalanları


11.10.2012 - Bu Yazı 2194 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Başbakan Erdoğan’ın pazar günkü kongre konuşmasından önce hükümete yakın gazeteler ve yazarlar öyle bir ortam yarattı ki sonunda özlediğimiz, inandığımız Erdoğan o meşhur balkon konuşmalarından birini daha yapacak “sanrısı”na kaptırdık kendimizi.

Ben, özellikle son bir yılda yaşanan sayısız hayal kırıklığına rağmen çok ümitlendim. Hem medyanın estirdiği özgürlük rüzgârları, hem de Başbakan’ın hafta içi televizyonlarda anlattıkları nedeniyle artık öyle veya böyle “duraklama dönemi”nin bittiğini, “gerileme dönemi”nin de henüz başındayken bu yoldan dönülmesi gerektiğinin artık fark edildiğini umdum.

Fakat günün sonunda kaybeden tarafta buldum kendimi. Anlaşılan hükümete yakın medyanın her zamanki hayal dünyasına biraz hızlı dalmıştım.

Konuşmasına, televizyondaki yarışma programlarına katılanlar gibi fırsat bu fırsat dört bir yana selamlar yollayarak başladı Başbakan. Kendisi tersini iddia etse de o selamların hemen hemen hepsi doğuya gitti.

Sonra şarkılar, türküler, alıntılar, şiirler, beraber üzülmeler, beraber gülmeler eşliğinde ve bol bol hamaset yüklü laflarla devam etti ve bitti Başbakan’ın o “tarihî manifestosu”.

O günden beri de medyada Başbakan’ın o “tarihî” konuşmasıyla, Meclis açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün söyledikleri kıyaslandı.

Bana kalırsa, Cumhurbaşkanı Gül’ün elindeki metni eğer Başbakan okuyabilmiş olsaydı bugün bambaşka bir atmosfer hâkim olurdu ülkeye.

Ama bu defa da olmadı ne yazık ki.

Başbakan’ın Kürt sorunuyla ilgili söylediği “Kürtçe savunma” gibi “yenilikleri” devrim gibi gören de oldu, “Kürt kardeşlerimizle beyaz bir sayfa açalım” sözlerini her pazartesi rejime başlamaya karar verenlerin motivasyonuyla karşılayan da oldu. En olmadı, bugüne kadar dağıtılan kitapçıkları, seçim bildirgelerini unutup, “konuşma beklentileri karşılamadı ama siz bir de dağıtılan o ‘sihirli’ kitapçığı görün” gibi yorumlar yapan da oldu.

Başından sonuna dinledim Başbakan’ın konuşmasını.

Yetmedi, hafta başından beri yazılanlar, çizilenler nedeniyle konuşmanın bütünü elimde, acaba ben mi bir şey kaçırdım, ben mi duyduklarımı yanlış yorumluyorum diye dolaşıyorum etrafta.

Ve evet kaçırmışım..

Bugüne kadar siyasilerin göz göre göre söyledikleri yalanlara o kadar alışmışız ki “çıplak kulakla”(tamamen ev yapımı bir deyim) bu yalanların hemen farkına varabilmek güç oluyor.

Daha fazla uzatmadan açıklamaya çalışayım.

Örneğin Başbakan’ın şu cümlesi bana kalırsa gerçeği pek yansıtmıyor: “Bizim yolumuz, sevginin, kardeşliğin, tevazuun, kucaklamanın, birleştirmenin yoludur.”

Eğer o yol Başbakan’ın dediği gibi bir yol olsaydı bugün ne bir dakika bile yanından ayırmadığı Akitgazetesinin yayın koordinatörünün işlediği sayısız nefret suçu gözardı edilirdi ya da bu suçlara dolaylı veya dolaysız ortak olunurdu ne de İdris Naim Şahin gibi bir İçişleri bakanı olurdu bu ülkenin. O bakanla Başbakan’ın sözünü ettiği o yolun yürünemeyeceği artık çok açık çünkü.

“...Bu çınarın gölgesinde ayrım yoktur, baskı yoktur, ötekileştirme yoktur, zulüm yoktur. Bu çınar kılıcın değil, silahın değil, sevginin, kardeşliğin, kalemin gücüne inanan, bilgisayarın tuşlarına inanan bir medeniyet çınarıdır.”

Eğer kalemin gücüne gerçekten inanan bir medeniyet çınarı olabilseydik ne tarih boyunca bu coğrafyada eli kalem tutan onlarca insan o kadar zulüm çekerdi ne de Başbakan’ın on yıllık iktidarı döneminde özellikle son yıllarda basına karşı artan baskıdan bahsederdik bugün. Başbakan kendisi veya partisi hakkındaki eleştirileri olması gerektiği gibi saygıyla karşılar, kimseyi de işinden gücünden etmezdi.

“Yüzde 99’la bile iktidar olsak, yüzde 1’in hakkını, hukukunu, tercihlerini korumak bizim boynumuzun boynu olarak kalacaktır. Hiç kimsenin hayat tarzına karışmadık, hiçbir baskının tarafında olmadık. Tam tersine, herkesin hayat tarzına her zaman saygı duyduk.”

Öyle anlaşılıyor ki Başbakan’ın boynundaki o borç bir süre daha orada kalacak. Üniversite kampusunda düzenlenen bir etkinlikte içki (alkollü) içilmesine karşı yaratılan baskı ve bu da yetmezmiş gibi kendisinin rektörlüğü arayarak buna izin verilmemesi gerektiğini söylemesi bu sözleriyle pek örtüşmüyor Başbakan’ın. Taksim Meydanı’nı perişan edecek bir projeyi, bu işte söz sahibi olabilecek insanlarla tartışmadan, “ben yaptım oldu” dayatmasıyla hayata geçirmesi de o laflarla pek bağdaşmıyor. Ya da bu sözlerin üzerine “Hadi o zaman Alevilerden bahsedelim biraz” dediğiniz zaman işler karışıyor. Kürtaj konusu açıldığı zaman da...

“Kıbrıs’tan Ermeni meselesine, ekonomiden teröre kadar her konuda ayrıntılara, münferit hususlara değil, meselelerin bütününe baktık, bu doğrultuda çözümler ürettik.”

Bu meselelerle ilgili sağlıklı bir çözüme yaklaşıldı da bir benden mi saklanıyor diye merak ediyorum ister istemez. 

Milletin önünde cereyan etmeyen, seçkinci, statükocu, vesayetçi eski siyaset, AK Parti ile bizzat millet tarafından tasfiye edilmiştir.

Suriye’nin düşürdüğü uçakla ilgili gerçek nedir, Afyon’daki patlama gerçekten Başbakan’ın açıkladığı gibi sadece insani bir merak sonucu mu meydana geldi, Uludere’nin asıl sorumlusu kim, Sayıştay’ın askerî harcamalar üzerindeki denetimi neden hâlâ sağlanamıyor, Şemdinli’de haftalarca neler oldu gibi sorular hâlâ yerli yerinde duruyor oysa.

Bu ülkede artık hiç kimse sırtını devlete dayayıp işkence yapamaz, faili meçhullerin üstünü örtemez. Hiçbir memur, hiçbir bürokrat, hiçbir siyasetçi benim vatandaşıma tepeden bakamaz, üstten konuşamaz.

İşkenceciliği kanıtlanmış Sedat Selim Ay’ın İstanbul Terörle Mücadeleden Sorumlu Emniyet Müdürlüğü’ne getirilmesini, İçişleri Bakanı’nın her fırsatta vatandaşına tepeden bakan hakaret dolu sözlerini ve tabii ki faili meçhul deyince de 34 hayatın sonlandığı Uludere katliamını hatırlatmak gerekiyor Başbakan’a.

Yine de Başbakan’ın söylediği gibi, bu hükümet Cumhuriyet tarihi boyunca en cesur, en samimi adımları atmıştır. Bu doğru.

Fakat yetmez. Yetmiyor işte. Daha acilen atılması gereken çok adım var ama Başbakan’ın kongredeki konuşmasından anlaşılıyor ki artık kimsenin o adımları acilen atmaya niyeti yok.

Öyle olmasaydı bu kadar “tarihî” bir kongrede tek kurtuluş reçetemiz olan Avrupa Birliği’ne üyelik konusunda yapılması gerekenler öncelikli olarak anlatılır ve bu kadar çok yalan söylenmesine de ihtiyaç kalmazdı. 

keremaltan@gmail.com

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.01.2015
Hayaller duşakabin
14.01.2015
"Ay resmen evrim"
07.01.2015
Reddedildi
30.12.2014
Roboski diyemeyenler…
24.12.2014
Dolu silahla Rus ruleti
16.12.2014
Vesayet Disneyland'de
28.11.2014
İtaatsizliğe devam
18.11.2014
Serbest ucuş
11.11.2014
Aslında 'yeşil' dostu bunlar...
04.11.2014
Beş vakit hukuk
21.10.2014
Barış ve faşizm
17.10.2014
Sahtekarlık belgesi
14.10.2014
Siz karar verin
10.10.2014
Kurnazlığı bırakın, net olun
07.10.2014
'Uzun', matbaayı da sevmezdi...
30.09.2014
Burada soruları ben sorarım...
19.09.2014
Algılar şelale
12.09.2014
Bir tasarım harikası
05.09.2014
Çamur güreşçileri
03.09.2014
Dünyayı bıktıran adam… (ve oğlu)
29.08.2014
"Reis ve Hoca"
26.08.2014
Yetenekli Bay Erdoğan
22.08.2014
Süleyman Şah ve mat
19.08.2014
Paralel Başbakan
15.08.2014
Suç koleksiyoncusu
12.08.2014
Sayılı günler...
09.08.2014
Erdoğan'ın 'sözde Ermenileri'
05.08.2014
Ya Erdoğan ya Türkiye
08.07.2014
Başbakan'dan muz orta
27.06.2014
Aç, susuz ve kuşkusuz darbeci Müslümanlar
20.06.2014
Ya İspanyol olsaydık?
10.06.2014
Tek çözümlü süreç
30.05.2014
Cevapları masama bekliyorum
27.05.2014
İkiyüzlü özgürlük
23.05.2014
Diktatörden kaçış yok
20.05.2014
Papua’da da anlaşabilirdik
16.05.2014
Artık yumruklarını konuşturuyor!
09.05.2014
‘Özgürlük, cezaevinde olmamaktır’
06.05.2014
Tahammülsüz 'demokratlar'
02.05.2014
İki yiğit çıktı meydane...
25.04.2014
Adım adım hiçbir yere
19.04.2014
Yalnız değilsin Başbakan
08.04.2014
Başbakan'ın Vietnam’ı
01.04.2014
Sadece Erdoğan kazandı
28.03.2014
Savaş ve seçim
25.03.2014
Gülünç ama tehlikeli
21.03.2014
Doktorunuz konuşuyor
14.03.2014
Geri dönüş yok
11.03.2014
Hem paranı, hem canını
07.03.2014
Hukukun olmadığı gezegen
28.02.2014
Bir yetmez ama evet daha
19.02.2014
Taraf projesi
14.02.2014
'Alo Fatih' hattını dinledik de ne oldu?
11.02.2014
Sizin tercihiniz
08.02.2014
Haydi Yıldıray, daha yüksek sesle: ‘Ordu göreve’
31.01.2014
Kullanışlılar
28.01.2014
Ananası doğal ama…
25.01.2014
Çok büyük geçmiş olsun
21.01.2014
Eşitlik Aziz Yıldırım’ın da hakkı
10.01.2014
Kan kardeşler
07.01.2014
‘Her şey neticesiyle ölçülür’
03.01.2014
Tehlikeli oyunlar
31.12.2013
Kutudan çıkan kirli ittifak
27.12.2013
Alın size darbe
24.12.2013
‘Siyasete sahip çıkma zamanı…’ Siz çıkın, biz daha buradayız
20.12.2013
Ejder ısırdı bir kere
17.12.2013
Sabırlı ol milli irade
10.12.2013
Recep Tayyip Başbuğ
06.12.2013
Özrü kabahatinden kurnaz
03.12.2013
Yıldıray hatıralar diyarında
29.11.2013
Dersaneler ve Başbakan'ın 'özgürlüğü'
26.11.2013
Bir an İlker Başbuğ’u hatırladım...
23.11.2013
Numaram aynı Sayın Kuzu
19.11.2013
Siz isteyemezsiniz...
15.11.2013
Oldunuz da ne oldu?
12.11.2013
Sevgililer gününüz kutlu olsun
08.11.2013
Yolun sonu
05.11.2013
Duvarlar
01.11.2013
Yırt gömleğini CHP
29.10.2013
Silahlar sustu, soğuk devam ediyor
25.10.2013
Korkmakta haksız değiller
22.10.2013
Meşhur casusun 'gizli' gerçekleri
15.10.2013
Siz önce demokrasi ve hukukla barışın
11.10.2013
Başbakan'ın iyi çocukları
08.10.2013
Mavi kuş yalan dinlemez
04.10.2013
Kemalistleri yendiler, Kemalizm'e yenildiler
01.10.2013
Yetmez ama hayır
27.09.2013
Ünal Aysal'ı yedirmeyiz
22.09.2013
Ders olsun diye...
19.09.2013
Yirmi kişi ölüyor, aldırmayın
15.09.2013
Bir Paket Demokrasi
12.09.2013
とても嬉しい (ÇOK SEVİNDİM)
08.09.2013
Hazır mısınız?
05.09.2013
Sarayın soytarıları
01.09.2013
Barışın tek şartı
28.08.2013
Kıvrıkoğlu haklı mıydı?
25.08.2013
Mesaj çok açık değil mi?
22.08.2013
Fark göremiyorum, ya sen?
18.08.2013
'Kahrolsun demokrasi'
14.08.2013
Kendisi artık raporlu
11.08.2013
Bir bayram duası: Tanrım bize net ol
07.08.2013
Hiç değişmeyecek mi?
04.08.2013
Yedirtmeyiz Recep'i
31.07.2013
Erdoğan, Oscar'a mı göz kırpıyor?
28.07.2013
'İnsanlar ölmüyor, daha ne istiyorsunuz?'
24.07.2013
'En büyük tuzak, Allah'ın tuzağıdır'
13.12.2012
Zor olan başkanlık değil...
08.12.2012
Peki Akif
06.12.2012
Dokundular
29.11.2012
‘Muhteşem On Yıl’
15.11.2012
Tarihî bir an
08.11.2012
Bahtsız kutup ayısı
01.11.2012
Yol yakınken...
25.10.2012
Hayırlısı...
18.10.2012
Okur izindeyim!
11.10.2012
Cevapları biliyorum
11.10.2012
Kongre yalanları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net