Kürşat BUMİN



Bookmark and Share

Tekrar tartışalım: ‘Esas’tan mı ‘Şekil'den mi?


4.12.2017 - Bu Yazı 216 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 TBMM’den milletvekili dokunulmazlığını tuzla buz eden Anayasa değişikliği sayesinde esas ve şekil üzerine tartışmayı yeniden yapmamız gerekiyor. Sorulması gereken soru şu: Cumhuriyet anayasasının demokrasiyi tanımayan bir zihniyet tarafından ağır şekilde tahrip edilmesini “esasa” girerek engelleyebilen bir AYM’ye de ihtiyacımız yok mu?

Konumuz (bir kere daha) AYM’nin Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunlar önüne geldiğinde konuya “esas”tan mı “şekil”den mi müdahale edebileceği tartışması. TBMM’den milletvekili dokunulmazlığını darmaduman eden Anayasa değişikliği bu tartışmayı (eski tartışmalardan farklı olarak) yeniden yapmamızı gerektiriyor. Söz konusu değişikliğe ilişkin kanunun AYM tarafından denetiminin mahkemeden çıkan kararlarda önümüze geldiği gibi sadece “şekil”le sınırlı tutulması demokrasi açısından tahammül edilir bir tutum değildir.

Hatırlayanlarınız çoktur; bu “şekil” ve “esas” meselesi ülkenin yakın tarihinde epeyce mürekkep harcatmıştır. Prof. Ergun Özbudun, 2008’de kaleme aldığı “Anayasa değişikliklerinin yargısal denetimi” başlıklı yazısında “Anayasa değişiklikleri üzerindeki yargısal denetim sorunu, 1970’li yıllardan beri Türk anayasa hukuku doktrinini ve Anayasa Mahkemesi’ni meşgul etmiş olan bir sorundur” diyor ve sorunun aşamalarını özetliyordu. AYM’den 1970’de çıkan “Anayasa değişikliğini öngören kanunlar üzerinde, Anayasa’nın 147. maddesi gereğince, Anayasa Mahkemesi’ne esas yönünden de denetim görevi düştüğü meydandadır. Bu nedenlerle söz konusu kanun, gerek biçim, gerekse esas yönünden Anayasa Mahkemesi’nce denetlenebilmelidir” kararı söz konusu yargısal denetim sorununu tartışmaya açıyordu. AYM’nin bu atağı karşısında 1971 yılında 1488 sayılı kanunla gerçekleştirilen anayasa değişikliğinde, Anayasa’nın 147’nci maddesi şu şekli almıştı: “Anayasa Mahkemesi, kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüklerinin Anayasa’ya, anayasa değişikliklerinin de Anayasa’da gösterilen şekil şartlarına uygunluğunu denetler.”

Fakat bu değişikliğe rağmen AYM “esas”da ısrarını sürdürmüştür. Özbudun bu süreci de şöyle değerlendiriyor: “Anayasa Mahkemesi bu kararlarında, Cumhuriyetin değişmezliği ilkesinin amacının sadece Cumhuriyet kelimesini değil, Anayasa’da nitelikleri belirtilmiş Cumhuriyet rejimini korumak olduğu yolundaki eski görüşünü tekrarlayarak, Cumhuriyet ilkesinin değişmezliğine ilişkin 9’uncu maddenin ‘içerik bakımından biçime ilişkin’ bir kural olduğunu ileri sürmüştür. Mahkemeye göre, değişmezlik kuralı ve teklif yasağı birer şekil kuralıdır. (…)Anayasa Mahkemesi, böylece şekil görüntüsü altında esas yönünden denetim yaptığı bu dönemde, dört anayasa değişikliğini iptal etmiştir. “

Anayasa Mahkemesi’nin bu direnci özellikle ö dönem pek çok anayasa hukukçusunun tartışmaya katılmasıyla bayağı büyümüş ve sırasında -bugünden bakınca- ortaya içinden çıkılmaz bir tablo çıkmıştır. Yukarıda bir yazısından alıntılar yaptığımız Prof. Ergun Özbudun ve Prof. Mümtaz Soysal, Prof. Erdoğan Teziç gibi anayasa hukukçuları AYM’nin “esas”tan denetim yapmasını eleştirmiştir:

“Bu çok tehlikeli bir gerekçe. Sonunda toplumu ‘yargıçlar devleti’ denen bir anlayışa götürmesi, halkın oylarıyla kurulmuş bir parlamentonun elindeki değiştirme yetkisini hiçe indirmesi mümkün. Anayasa Mahkemesi’ndeki yargıçlar, Cumhuriyetin temel niteliklerini belirli bir yönde yorumluyorlar diye, o tutuma aykırı düşen bütün değişiklikler iptal edilecek ve dolayısıyla ulus bu alandaki yetkisini kendi temsilcileri aracılığıyla da olsa kullanamaz duruma mı gelecektir?” (Mümtaz Soysal) 
“Yasama organının …muhtevaca sınırlandırıldığı 9. madde… dışında mutlak bir takdir yetkisi vardır… (…) Anayasa’nın 155. maddesindeki usullere uyulmak şartıyla, değiştirilemeyecek bir hüküm yoktur. Anayasa Mahkemesi’nin, yapılacak bir değişiklikten sonra, bunu Anayasa’nın ruhuna aykırı görerek iptal etmesi halinde, asıl büyük tehlike, Mahkemenin, kurucu iktidarın da üstünde bir güç haline gelmesidir.” (Erdoğan Teziç)
(…) kurucu iktidarın tümüyle Anayasa Mahkemesi’nin takdirine teslim edilemeyeceği açıktır. Aksine bir yorum, demokratik rejimin dayandığı tüm temel ilkelerin inkârı demek olur.” (Ergun Özbudun)

Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa değişikliklerinin “esasına” girmesini Soysal’ın dile getirdiği gibi “yargıçlar devleti”nin davetiyesi olarak gören hukukçuların karşısında Prof. Yıldızhan Yayla gibi söz konusu denetimi destekleyenler de vardı. Yayla, “cumhuriyet” kavramının geniş yorumunu savunanlar arasındadır. “Cumhuriyet” sözcüğünün/kavramının sadece ırsî monarşilerin tersi olarak tanımlanamayacağını, bu sistemin esas olarak demokratik düzenin temel ilkelerini kapsadığını söylüyordu: “Türkiye’de Cumhuriyet, demokratiklik ilkesinden; bu ilke de hukuk devletinin güvencesinden ayrı düşünülemez. Başka bir ifade ile, Cumhuriyet, önce hanedanı reddeden ‘hükûmet şekli’ iken, 1924 Anayasası ile ‘aynı zamanda’ demokratik devlet şeklini; 1961 Anayasası ile de demokratik devletin gerçekleşme aracı ve güvencesi olan hukuk devletini de kapsar hale gelmiştir.” Yani, “demokratik devlet” ve “hukuk devleti” ilkeleri cumhuriyetin özünü oluşturmaktadır. Gerçekten de “cumhuriyet”i sadece “monarşi”nin karşıtı bir sistem olarak tanımlamak/ nitelemek yanlıştır. Çünkü “cumhuriyet” her şeyden önce “demokrasi”nin eşanlamlısıdır.Bu çerçevede “cumhuriyet” (yine bir hukukçunın ifadesiyle) hanedan gibi “diktatörce cumhuriyeti” de yasaklar.
Buraya kadar karaladıklarımın ardından şu soruya cevap arayabiliriz: Bir dönem çokça tartışılan, 82 Anayasası’ndan sonra defteri kapatılan bu sorun (“esas/şekil” sorunu) bugün bizi de yakından ilgilendirmiyor mu?
Yani daha açıkçası, dokunulmazlıkları kaldıran kanunla yapılan anayasa değişikliğine yapılan itirazın AYM’’den çıkan kararda olduğu gibi “esas bizi ilgilendirmez biz şekle bakarız” şeklinde rafa kaldırılması sıfatı “Cumhuriyet” olan bir sisteme yakışıyor mu?

Sanılmasın ki “yargıçlar devleti” gibi bir sistemin taraftarıyız. AYM’nin sadece bugününü değil, en başta parti kapatmaları olmak üzere (dönemin iktidar partisinin kapısına bile kilidi takmasına az kaldığını da unutmadan) bir Cumhuriyette asla olmaması gereken esascı ve şekilci tutumunu tabii ki unutmuyoruz. Ancak başlangıç bölümünde “demokrasiye âşık evlatları” emanet edilen bir Cumhuriyet anayasasının demokrasiyi tanımayan bir zihniyet tarafından ağır şekilde tahrip edilmesini “esasa” girerek engelleyebilen bir AYM’ye de ihtiyacımız yok mu? Önümüzdeki anayasa madem ki Cumhuriyetin niteliklerini sıralarken “insan haklarına saygılı”, “demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” diyor, madem ki “Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez” kaydını düşüyor, madem ki “Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen beşyüzelli milletvekilinden oluşur” diye devam ediyor, o zaman bu çerçevede Meclis’in bütünlüğünü ortadan kaldıran bir anayasa değişikliğini “esas”tan görüşecek ve gerekeni yapacak bir AYM’ye ihtiyaç yok mu?
Tamam anladık, “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir”.Ama unutmayalım ki, özel bir dönemin ürünü olan bu şiar bugün için artık yanlıştır. Yani, hakimiyet milletin ise de artık epeyce zamandır “kayıtsız ve şartsız” değildir. Bu “kayıt ve şartları” sıralamaya gerek yok sanırım, ama hiç değilse ikinci savaştan sonra Avrupa ülkelerini de hizaya getiren “Anayasa Mahkemeleri”ni hatırlatmadan geçmeyelim. AYM tabii ki sırasında önüne gelen dosyayı “esas”tan değerlendirecek; buna paralel olarak tabii ki AYM de sahici bir AYM olacak…

.

Facebook Yorumları

reklam
4.12.2017
Tekrar tartışalım: ‘Esas’tan mı ‘Şekil'den mi?
8.11.2017
'Ne gazetelerde ne de radyoda'
31.10.2017
Bir kez daha hatırlayalım: 'Cumhuriyet alkışla olmaz
27.10.2017
Diyelim ki ‘cumhurbaşkanı' olmaya niyetlendiniz
17.10.2017
Savaşa girdik TEOG’u unuttuk
13.10.2017
Fazla 'iddialı' iddianameler
8.10.2017
Hemşehriler birer 'piyon' mudur?
3.10.2017
'Politik münavebe'siz bir demokrasi mümkün değil
29.9.2017
Şu şarkı da var: 'Kimseye etmem şikâyet…'
22.9.2017
'Çok basit bir konu'
19.9.2017
'Faşizmin fotoğrafı' desek yanlış mı olur?
15.9.2017
Sayfalarca süren bir “Yargı” resitali!
1.9.2017
Vejetaryenler hele de veganlar…
28.8.2017
Üç açıklamanın üçü de yanlış ve yersiz
7.8.2017
Söyle çocuğum (….) kime derler?
29.7.2017
Çok parçalı bir yazı
24.7.2017
'Yüzde 26': Politik hafızanın hepten dumura uğraması
17.7.2017
Kıbrıs’ta neler oluyor?
13.7.2017
Bitmeyen 'yemin krizi'nin yeni hali
10.7.2017
Türkiye 'büyük devlet' olmak istiyor
6.7.2017
'Bizim için Türkler toplumumuzun bir parçasıdır'
3.7.2017
Yakın tarih ve bugüne ilişkin notlar
26.6.2017
Yine 'gizli tanıklar' ve Ahmet Altan’ın yerinde savunması
16.6.2017
Deprem tehlikesine karşı dikkat!
12.6.2017
CHP’nin Katar’la imtihanı ve bir 'anayasa hukukçusu'
9.6.2017
Sıkıcı ve dolayısıyla öğretici olmayan bir 'Rapor'
3.6.2017
‘Komisyon'a ulaşan raporların hâl-i pür melâli
31.5.2017
Referandum arifesinde 'Doğmamış çocuğa don biçmek'
21.10.2014
MEB'de öğretmen olmak
01.09.2014
'Okul Sorunu' ve TEOG'un düşündürdükleri
01.07.2013
Ünlü 35'inci madde'
30.06.2013
Unutmayın: 'Milli İrade' minareyi yasaklamıştı
24.06.2013
Mübalağanın zirvesi: Evi 96 metrekarelik bayrakla kaplamak
23.06.2013
Değinmeler...
20.06.2013
'Yepyeni' ile karşılaşmaktan şaşkına dönmüş bir Türkiye
17.06.2013
Gerçekten 'enteresan': Kürsüde (neredeyse..) 'Üç Hilal'
16.06.2013
'Plebisit' ve 'muhatap problemi'
13.06.2013
'Gezgi' notları…
09.06.2013
İki anayasa toplantısı ve 'kötümserlik'
06.06.2013
Bunun adı 'yeni siyaset', 'masum ve samimi' değil
03.06.2013
En doğru değerlendirme Demirtaş'tan
02.06.2013
'Tertip' değil, sahici bir 'şehir hareketi'
30.05.2013
İsmail Saymaz'ın haberlerinden hareketle Kaypakkaya
26.05.2013
Yeni alkol düzenlemesi: Sokakta kafayı çekmek serbest
20.05.2013
Bu Yargıtay ve TMK ile buraya kadar (2)
19.05.2013
Bu Yargıtay ve bu TMK ile buraya kadar
12.05.2013
Ayrışma 'politika'nın geleceği açısından hayırlıdır
05.05.2013
Mevzuatın 'marjında' bir vali
21.04.2013
İfade özgürlüğünde 'büyük kitle'yi mi dikkate alacağız?
18.04.2013
'Oradaydın' ama 'orası' anlatıldığı gibi değildi!
04.03.2013
'Tutanak'taki Öcalan
13.01.2013
Başsavcılığın tebliğnamesini nasıl anlamalı?
10.01.2013
21 Ekim halkoylaması olmasaydı…
07.01.2013
'Teşekkürler Aydın Bey' (!)
06.01.2013
MİT Müsteşarı'nı 'kurtarıcı' ilan etmek
03.01.2013
Esrarengiz yorumlar
31.12.2012
Bir değerlendirmeye dair
30.12.2012
Günlerin götürdükleri (devam)
27.12.2012
Günlerin götürdükleri…
23.12.2012
'Kuvvetler ayrımı' tarihimiz
16.12.2012
II. Değişiklik'in anti-tarihsel yorumu
09.12.2012
'Gazetecilik' iyi işlere de yarıyor
03.12.2012
'Öğrenciler (…) şeffaf kıyafetler giyemez'
02.12.2012
Özrü kabahatinden büyük…
22.11.2012
Yalan değil, 'Güvenlik Konseyi' gerçekten anakronik
18.11.2012
Siyaset kamuoyu yoklamalarının esiri mi?
05.11.2012
Hükümet ne düşünüyor?
04.11.2012
Siyasi talepler 'açlık grevi' ile karşılanabilir mi?
01.10.2012
Yarışmasız- danışmasız bir meydan 'projesi'
30.09.2012
'Eskort kızlar' hikayesi nasıl sonlanacak?
27.09.2012
İnsanlığa karşı bir tebliğname
24.09.2012
Şimdi 'siyaset' zamanı!
23.09.2012
'Oslo tartışması'na dair
20.09.2012
'Yargı' mı dediniz?
17.09.2012
Belki de en iyi çözüm: 'Müslümanların kayıtsızlığı'
16.09.2012
'Kayıp Şehir' keşfedilerek nasıl 'deve yapılır'?
10.09.2012
Dokunulmazlık meselesi (devam)
09.09.2012
'Dokunulmazlık' meselesi bir kere daha gündemde
18.08.2012
Aslı Çakır ve Gamze Bulut: Sekülerleşme habercileri
15.08.2012
'Sözde'li iddianameler
14.08.2012
Meclis'i yedekte tutmak
13.08.2012
Bu iddianamenin hukuki bir anlamının olmadığı açık
12.08.2012
Ülkenin 'gazete okurları' da mağdurlar arasında
11.08.2012
'O bir demokrasi kahramanı' mı?
08.08.2012
'Siyaset de bir ibadettir' derler ama inanmayın
07.08.2012
'Susma orucu'na methiye
06.08.2012
Son iki haftanın -tabii ki- en önemli gelişmesi
25.07.2012
Ahmet Altan'ın 'yargı yetisi'ni paylaşarak
23.07.2012
Ernest Gellner 'Kemalizm'i anlatıyor
22.07.2012
Farklı konularla iki yeni 'köşe yazarı'
21.07.2012
Diyarbakır Valisi'nin açıklaması (2)
18.07.2012
Diyarbakır Valisi'nin açıklaması (1)
17.07.2012
Eyüp ve bira tartışması çerçevesinde Yeşilay
16.07.2012
Eyüp ilçesi sınırları içinde bira içilir mi?
15.07.2012
'Türk milleti' tekrarından rahatsız olmak bir 'zaaf' mıdır?
09.07.2012
Tatsız bir şaka: 'Üç yıl içinde engellilere uygun minibüsler'
08.07.2012
Üst geçitte yürüyen merdiven
04.07.2012
Özbudun'un son kitabından hareketle (3)
03.07.2012
Özbudun'un son kitabından hareketle (2)
02.07.2012
Özbudun'un yeni kitabından hareketle
01.07.2012
Yeni Anayasa'da MGK'ya yer verilecek mi?
30.06.2012
'Özel yetkililer'e veda ederken bir iddianameden notlar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı