Kürşat BUMİN



Bookmark and Share

'Özel yetkililer'e veda ederken bir iddianameden notlar


30.06.2012 - Bu Yazı 2073 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Anlaşılan o ki "özel yetkililer"e ilişkin yapılması beklenen düzenleme bir iki fasıla dokunulmasıyla yetinmeyip onu da atası DGM'ler gibi hukuk sisteminin tamamen dışına çıkaracak. "Geç bile kalındı" diyorsanız tabii ki haklısınız. "Eski Rejim"den miras bu "olağanüstü" yargılama düzeni gerçekten de fazlasıyla çok yaşadı. Ak Parti'nin bir zamanlar ("yemin gecesi") tutuklamak için Merve Kavakçı'nın kapısına dayanan aklını "Devletin Güvenliği"ne aklını takmış DGM savcılarının ellerinin nerelere kadar uzanabileceğini çok daha erkenden tahmin edip, bu mahkemelerin devamı niteliğinde olan "özel yetkililer"in varlığının gölgesinde ülkeye vaat ettiği "ileri demokrasi"yi asla gerçekleştiremeyeceğini anlaması gerekirdi.

Neyse de, "geç olsun da güç olmasın" diyelim...

Köşe tutmuş olmanın gereği olarak "özel yetkililer"in elinden çıkan iddianamelerden birkaçına ben de göz gezdirdim. Dikkat ediyorsanız, okudum-hatmettim demiyorum, sadece "göz gezdirdim". Çünkü doğrusu şüphelilerin-sanıkların müdafileri dışında kalanlar için bu iddianameleri kıraat etmek gerçekten de büyük bir azim, zaman ve soğukkanlılık gerektiriyordu. Duruşmada okunması (Biliyorsunuz bu iddianameleri görevlendirilmiş "TRT spikerleri" okuyor; yeri gelmişken soralım: Dünyada –"totaliter sistemler" hariç tabii ki- bu uygulamanın var mıdır bir benzeri!) günlerce süren binlerce sayfa iddianameler, onlarca-yüzlerce ek "klasörler" ve tabii olarak bitmek tükenmek bilmeyen, nereye kadar gideceği meçhul duruşmalar... Benzerlik kursam kırılan olur mu bilmiyorum ama bu derece geniş tutulmuş iddianameler ve "klasörler" ile ilk kez 12 Eylül yargısında karşılaşmıştık...

İçinizden pek çoğu bu iddianamelerden hiç değilse birisine göz atmıştır muhakkak. O zaman bu metinlere ilişkin şimdi söyleyeceğim şu özelliği tabii ki hatırlıyorsunuzdur: İddianamelerin çok büyük bir bölümü (artık) çözülüp-kağıda dökülmüş dinleme kayıtlarından oluşuyor. Üstelik bu çözümler - kayıtları kim çözüyor ise- "olduğu gibi", yani dinleyenin anlayıp kaleme aldığı "konuşma dili" tarzında. (Bugüne kadar önlerine her zaman düzgün-ciddi metin konulan "TRT spikerleri" iddianamelerin bu bölümlerinde nasıl davranıyorlar acaba?)

Lafı daha fazla uzatmadan önünüze KCK davasının bir sanığının iddianamesinden (ve "klasörler"inden) seçtiği örneklerle nasıl bir hal içinde olduğumuzu bence çok iyi analiz eden yazısından bazı bölümleri getireceğim. Sanık, Büşra Ersanlı, söz konusu yazı 10.06.2012 tarihli Radikal 2'de yayımlandı.

"Keceke" denen iddianamenin ve dava dosyasının 50. klasörünün benimle ilgili ana fikri, benim PKK talimatlarını ve Abdullah Öcalan'ın görüşme notlarındaki talimatlarını, bir "yönetici" sıfatıyla yerine getirmem ve bu konuda "yoğun gayret sarf etmem" olarak görünüyor. Yani PKK yerine BDP olarak düşünmemiz lazım, çünkü PKK üyeliği/yöneticiliği ile ilgili herhangi bir delil yok. Olması da imkansız zaten.

Emniyet diyor ki, "2002-2012 yılları arasında defaatle ülkemizden yurtdışına giriş çıkış yaptığınız tespit edilmiş olup; PKK terör örgütü ve KCK /TM faaliyetleriniz çerçevesinde yurtdışında faaliyet gösterdiğiniz değerlendirilmektedir" (Klasör 50 s.14). Yani Marmara Üniversitesi'nden tüm izin dilekçelerini takip etmeye gerek yok, onlara göre faaliyetim belli.

390-391 sayılı dokümandan şu sonuç çıkmış: "... Kürt halkının taleplerinde haklı olduğunun anlatılmaya çalışıldığı, bu nedenle PKK /Kongra-Gel terör örgütünü de bir nevi haklı gördüğü anlaşılmıştır." Allah Allah! Hem "yönetici" yapılıyorsun hem de bir nevi haklı görüyorsun. Tam haklı görsen ne olacak kim bilir?

Bir telefon görüşmem de Emek Özgürlük Demokrasi Bloku'nun önemini anlatmam için beni Roj TV 'ye davet eden Baki Gül ile. Kendisine Blok'u desteklemek için "gelmek isterdim ama gelemiyorum" diye cevap veriyorum. O da "Bir dahaki sefere" diyor. Beni defaatle davet etmiş ve sadece telefondan tanıdığım Baki'ye "İnşallah, inşallah Baki" diyorum. Çıkan sonuç: " BDP 'nin öncülüğünde sözde 'demokratik anayasa ' hazırlama faaliyetlerine başlandığı, bu kapsamda çeşitli çevrenin katılımı ile sempozyumların düzenlendiği tespit edilmiş, Büşra Ersanlı'nın da Abdullah Öcalan ve üst düzey örgüt mensuplarının talimatları doğrultusunda sözde demokratik anayasa faaliyetleri içerisinde bilerek ve isteyerek görev almak istediğini, 'İnşallah, inşallah Baki' şeklindeki ifadelerle açıkça beyan ettiği tarafımızdan tespit edilmiştir" (Klasör 50, s. 365-366).

Ara yorum: Ersanlı'nın bu bölümde yaptığı yorum gibi verdiği şu bilgi de çok dikkat çekici: "Klasör 50", "BDP'nin öncülüğünde sözde 'demokratik anayasa' hazırlama faaliyetlerine başlandığı.." diyor: Daha doğrusu "diyebiliyor"! Bu cümlede hepimizi-herkesi hayrete düşürmesi gereken sözcük "sözde" ekinin artık –basbayağı- "yargı dili"nin de bir parçası olduğunu gösteriyor ki, maazallah!

2400 sayfalık iddianamede şahsıma ait alan 27 sayfadır. Dava dosyasının 582 sayfalık 50. klasörü tamamen bana ait, 400 sayfasını tasnif ettim. Öncelikle tümünün ifade özgürlüğü kapsamında olduğu açık seçik görülü-yor. Neler var? İki dosyaya ayırdım. Birincisi "akademik ağırlıklı", ikincisi "telefon görüşmeleri, resmi ve ayrıca çok şahsi notlar.(...)

Peki bu sayfalarda neler mi var? Liste uzun, aktarmamız imkansız. Ama isterseniz olanların kısa bir özetini şöyle yapabilirim: "Neler yok ki!"

Türkiye toplumu bu türden iddianamelerle bırakın yargılanmayı, karşılaşmayı bile hak etmiyor. Çünkü önümüze getirilen suçlamalar ve bu suçlamaların dayandırıldığı deliller, bu ve benzer durumların bırakın "ceza yasası" mantığını, doğrudan düz mantığın bile kabul edemeyeceği büyük atlamalar-boşluklarla dolu.

.

Facebook Yorumları

Kod8
7.6.2018
LGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz?
29.5.2018
Hep aynı türkü ve Politik Ekoloji'nin yokluğu
7.5.2018
Etimolojik tespit: 'Cumhur İttifakı' eşittir 'Millet İttifakı'
21.4.2018
'Gaz kullanımına ilişkin bu isteksizliği anlamıyorum'
11.4.2018
‘Adalet Tanrıçası’ onasa da İlhan Çomak’ı unutmamalıyız
27.3.2018
Karara 'Türk yargıç'ın muhalefeti
24.3.2018
Türkiye Strasbourg’da kendini nasıl savundu?
10.3.2018
Bu habere de iltifat edilmiyorsa ne demeli artık!
2.3.2018
ÖİB da 'Cumhur İttifakı'nın karşısındadır' diyebilir miyiz?
16.2.2018
Kıbrıs'ın 'gaz meselesi' ve TSK’nın sözleşmeli er ve erbaşları
8.2.2018
Gerçekten 'olağanüstü' bir hal!
5.2.2018
Yerinde bir soru: ‘Başkomutan kim?’
15.1.2018
‘İki adım geri bir adım ileri’ derken bu durağa vardık
28.12.2017
Bu işin içinden nasıl çıkılacak?
25.12.2017
Demirtaş kararı: Anayasa Mahkemesi ‘PKK tarihi’ni iyi çalışmış
19.12.2017
Sivil halkın 'silahlanması' hiçbir devlete, lidere hayır getirmemiştir
15.12.2017
Gökhan Kılıç’ı da unutturmayalım…
4.12.2017
Tekrar tartışalım: ‘Esas’tan mı ‘Şekil'den mi?
8.11.2017
'Ne gazetelerde ne de radyoda'
31.10.2017
Bir kez daha hatırlayalım: 'Cumhuriyet alkışla olmaz
27.10.2017
Diyelim ki ‘cumhurbaşkanı' olmaya niyetlendiniz
17.10.2017
Savaşa girdik TEOG’u unuttuk
13.10.2017
Fazla 'iddialı' iddianameler
8.10.2017
Hemşehriler birer 'piyon' mudur?
3.10.2017
'Politik münavebe'siz bir demokrasi mümkün değil
29.9.2017
Şu şarkı da var: 'Kimseye etmem şikâyet…'
22.9.2017
'Çok basit bir konu'
19.9.2017
'Faşizmin fotoğrafı' desek yanlış mı olur?
15.9.2017
Sayfalarca süren bir “Yargı” resitali!
1.9.2017
Vejetaryenler hele de veganlar…
28.8.2017
Üç açıklamanın üçü de yanlış ve yersiz
7.8.2017
Söyle çocuğum (….) kime derler?
29.7.2017
Çok parçalı bir yazı
24.7.2017
'Yüzde 26': Politik hafızanın hepten dumura uğraması
17.7.2017
Kıbrıs’ta neler oluyor?
13.7.2017
Bitmeyen 'yemin krizi'nin yeni hali
10.7.2017
Türkiye 'büyük devlet' olmak istiyor
6.7.2017
'Bizim için Türkler toplumumuzun bir parçasıdır'
3.7.2017
Yakın tarih ve bugüne ilişkin notlar
26.6.2017
Yine 'gizli tanıklar' ve Ahmet Altan’ın yerinde savunması
16.6.2017
Deprem tehlikesine karşı dikkat!
12.6.2017
CHP’nin Katar’la imtihanı ve bir 'anayasa hukukçusu'
9.6.2017
Sıkıcı ve dolayısıyla öğretici olmayan bir 'Rapor'
3.6.2017
‘Komisyon'a ulaşan raporların hâl-i pür melâli
31.5.2017
Referandum arifesinde 'Doğmamış çocuğa don biçmek'
21.10.2014
MEB'de öğretmen olmak
01.09.2014
'Okul Sorunu' ve TEOG'un düşündürdükleri
01.07.2013
Ünlü 35'inci madde'
30.06.2013
Unutmayın: 'Milli İrade' minareyi yasaklamıştı
24.06.2013
Mübalağanın zirvesi: Evi 96 metrekarelik bayrakla kaplamak
23.06.2013
Değinmeler...
20.06.2013
'Yepyeni' ile karşılaşmaktan şaşkına dönmüş bir Türkiye
17.06.2013
Gerçekten 'enteresan': Kürsüde (neredeyse..) 'Üç Hilal'
16.06.2013
'Plebisit' ve 'muhatap problemi'
13.06.2013
'Gezgi' notları…
09.06.2013
İki anayasa toplantısı ve 'kötümserlik'
06.06.2013
Bunun adı 'yeni siyaset', 'masum ve samimi' değil
03.06.2013
En doğru değerlendirme Demirtaş'tan
02.06.2013
'Tertip' değil, sahici bir 'şehir hareketi'
30.05.2013
İsmail Saymaz'ın haberlerinden hareketle Kaypakkaya
26.05.2013
Yeni alkol düzenlemesi: Sokakta kafayı çekmek serbest
20.05.2013
Bu Yargıtay ve TMK ile buraya kadar (2)
19.05.2013
Bu Yargıtay ve bu TMK ile buraya kadar
12.05.2013
Ayrışma 'politika'nın geleceği açısından hayırlıdır
05.05.2013
Mevzuatın 'marjında' bir vali
21.04.2013
İfade özgürlüğünde 'büyük kitle'yi mi dikkate alacağız?
18.04.2013
'Oradaydın' ama 'orası' anlatıldığı gibi değildi!
04.03.2013
'Tutanak'taki Öcalan
13.01.2013
Başsavcılığın tebliğnamesini nasıl anlamalı?
10.01.2013
21 Ekim halkoylaması olmasaydı…
07.01.2013
'Teşekkürler Aydın Bey' (!)
06.01.2013
MİT Müsteşarı'nı 'kurtarıcı' ilan etmek
03.01.2013
Esrarengiz yorumlar
31.12.2012
Bir değerlendirmeye dair
30.12.2012
Günlerin götürdükleri (devam)
27.12.2012
Günlerin götürdükleri…
23.12.2012
'Kuvvetler ayrımı' tarihimiz
16.12.2012
II. Değişiklik'in anti-tarihsel yorumu
09.12.2012
'Gazetecilik' iyi işlere de yarıyor
03.12.2012
'Öğrenciler (…) şeffaf kıyafetler giyemez'
02.12.2012
Özrü kabahatinden büyük…
22.11.2012
Yalan değil, 'Güvenlik Konseyi' gerçekten anakronik
18.11.2012
Siyaset kamuoyu yoklamalarının esiri mi?
05.11.2012
Hükümet ne düşünüyor?
04.11.2012
Siyasi talepler 'açlık grevi' ile karşılanabilir mi?
01.10.2012
Yarışmasız- danışmasız bir meydan 'projesi'
30.09.2012
'Eskort kızlar' hikayesi nasıl sonlanacak?
27.09.2012
İnsanlığa karşı bir tebliğname
24.09.2012
Şimdi 'siyaset' zamanı!
23.09.2012
'Oslo tartışması'na dair
20.09.2012
'Yargı' mı dediniz?
17.09.2012
Belki de en iyi çözüm: 'Müslümanların kayıtsızlığı'
16.09.2012
'Kayıp Şehir' keşfedilerek nasıl 'deve yapılır'?
10.09.2012
Dokunulmazlık meselesi (devam)
09.09.2012
'Dokunulmazlık' meselesi bir kere daha gündemde
18.08.2012
Aslı Çakır ve Gamze Bulut: Sekülerleşme habercileri
15.08.2012
'Sözde'li iddianameler
14.08.2012
Meclis'i yedekte tutmak
13.08.2012
Bu iddianamenin hukuki bir anlamının olmadığı açık
12.08.2012
Ülkenin 'gazete okurları' da mağdurlar arasında
11.08.2012
'O bir demokrasi kahramanı' mı?
08.08.2012
'Siyaset de bir ibadettir' derler ama inanmayın
07.08.2012
'Susma orucu'na methiye
06.08.2012
Son iki haftanın -tabii ki- en önemli gelişmesi
25.07.2012
Ahmet Altan'ın 'yargı yetisi'ni paylaşarak
23.07.2012
Ernest Gellner 'Kemalizm'i anlatıyor
22.07.2012
Farklı konularla iki yeni 'köşe yazarı'
21.07.2012
Diyarbakır Valisi'nin açıklaması (2)
18.07.2012
Diyarbakır Valisi'nin açıklaması (1)
17.07.2012
Eyüp ve bira tartışması çerçevesinde Yeşilay
16.07.2012
Eyüp ilçesi sınırları içinde bira içilir mi?
15.07.2012
'Türk milleti' tekrarından rahatsız olmak bir 'zaaf' mıdır?
09.07.2012
Tatsız bir şaka: 'Üç yıl içinde engellilere uygun minibüsler'
08.07.2012
Üst geçitte yürüyen merdiven
04.07.2012
Özbudun'un son kitabından hareketle (3)
03.07.2012
Özbudun'un son kitabından hareketle (2)
02.07.2012
Özbudun'un yeni kitabından hareketle
01.07.2012
Yeni Anayasa'da MGK'ya yer verilecek mi?
30.06.2012
'Özel yetkililer'e veda ederken bir iddianameden notlar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net