Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

Corona’yla mücadelede iktidarın büyük kumarı


25.03.2020 - Bu Yazı 171 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 1

  İktidarın corona virüsüyle mücadelesi giderek tuhaf bir hal almaya başladı.

Esasında ortada bir mücadele var mı, ondan da pek emin değilim.

Doğrusu salgının yayılmaya başladığı ilk günlerde doğru ve yerinde kararlar alınmıştı.

Erkenden Bilim Kurulu’nun oluşturulması, okulların tatil edilmesi, camilerin ibadete kapatılması, geç de olsa futbol maçlarının ertelenmesi… Bütün bunlar çok yerinde ve doğru adımlardı.

Böyle olduğu için iktidar, toplumun bütün kesimlerinin hem desteğini hem de takdirini aldı.

Fakat sorun büyüdükçe tedbirler de sorunla mücadelede yetersiz kalmaya başladı.

Özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı konuşma iktidarın corona virüsüyle mücadelesinin üzerine büyük bir gölge düşürdü.

Erdoğan’ın açıkladığı mücadele paketinde öyle maddeler var ki insan gerçekten hayret ediyor.

Mesela hem insanları evde kalmaya davet edip hem de otel konaklamalarındaki vergi oranını indirmesi, bir taraftan insanları seyahat etmemeye teşvik ederken diğer taraftan uçak biletlerindeki KDV oranını düşürmesi, dahası böyle bir günde konut satışlarındaki kredi kullanımında peşinat oranını indirmesi…

Bütün bunlar bize gösteriyor ki iktidarın ‘corona’yla mücadelede akla, mantığa dayalı bir stratejisi yok.

Öyle olsaydı bu kadar absürt madde o paketin içinde yer almazdı.

İktidar ‘corona’yla mücadelede işe yarar adımların olduğu bir paket açıklayamadığı için mücadeleye zerre etkisi olmayan böyle tuhaf maddelerle kalabalıklaştırılmış bir paket açıkladı. 

Paket açıklandıktan sonra ortaya çıkan tabloya bakınca durumun vahameti daha da netleşiyor.

Lafı dolandırmadan söyleyeyim: Devasa bir sorunla karşı karşıyayız, fakat ne yazık ki iktidarın bu sorunla bir mücadele stratejisi yok.

Hele Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yaptığı açıklamada yüzde 5 büyümeden bahsetmesi, gayet neşeli bir tavırla hepimizi endişeye düşüren bu sorunu hafife alması bize iktidarın durumun vahametini kavramadığını da gösteriyor.  

Görünen o ki sorun büyük değilmiş, kolayca atlatılabilirmiş gibi bir yaklaşımla, palyatif tedbirlerle sorunu atlatmaya yönelik bir politika izliyorlar. 

İktidar hem meseleye gerekli ciddiyetle yaklaşmadığı için hem de şeffaf bir politika izlemediği için ülkedeki mevcut durumu tam olarak göremiyoruz.

Mesela günde 2 bin 500-3 bin kişiye test uygulanıyor, bu sayının niçin artmadığını bilmiyoruz.

Son olarak, günlük test yapılan hasta sayısını açıklamama yoluna gittiler, buna niçin ihtiyaç duyduklarını bilmiyoruz. 

Hastaların daha çok hangi illerde olduğunu bilmiyoruz.

Hastanelerde maske, dezenfekte malzemesi gibi temel ihtiyaçların eksikliğinden bahsediliyor, hatta hastaneler yardım çağrısında bulunuyor, bunun nasıl olduğunu, niçin olduğunu bilmiyoruz.

“ABD’ye 500 bin test kiti sattık” diyorlar, bu test cihazlarının Türkiye’de niçin kullanılmadığını, test yapılan hasta sayısının niçin bu kadar düşük kaldığını bilmiyoruz. 

Bütün dünya muhtemel bir hasta yığılmasına karşı yeni hastaneler açarken Türkiye’de buna yönelik bir çaba veyahut hazırlık olup olmadığını da bilmiyoruz.

Sadece bunlar da değil.

Okulları tatil ettiler. Camileri kapattılar. Maçları ertelediler.

Fakat bütün bunlar insanların sokağa çıkmasını engellemeye yetmedi.

Yani bu tedbirlerin amacına ulaşmadığı bir durumla karşı karşıyayız.

Hal buyken iktidarın bu tedbirleri işe yarar hale getirecek ne yeni bir adımı var ne de bir stratejisi.

Çünkü bir gün çalışmadığında aç kalacak milyonlar var

Okullar tatil ama insanlar işe gidebiliyor.

Camiler kapalı ama asker uğurlama gibi alanlardaki toplanmalar devam ediyor.

Maçlar ertelendi ama insanlar farklı alanlarda bir araya gelmeye devam ediyor. 

Burada yeni bir adıma, yeni bir stratejiye ihtiyaç var, fakat iktidar o adımı atmaktan, net bir mücadele programı ortaya koymaktan özellikle kaçınıyor. 

Okul, cami gibi yasakların amacına ulaşması için ve mücadelenin etkinlik kazanması için sokağa çıkma yasağı uygulanması gerekiyor, fakat iktidar buna yanaşmıyor.

Yanaşmıyor çünkü bir gün çalışmadığında aç kalacak milyonlar var.

Sokağa çıkma yasağından önce o insanların ihtiyacını karşılayacak bir yardım paketine ihtiyaç var.

Görünen o ki ortada böyle bir para olmadığı için iktidar bu yasak kararını alamıyor, alamadığı için gerçek bir mücadele programı uygulayamıyor. 

Tam da burada şeffaflıktan uzaklaşıyor, durumu bütünüyle ortaya koyacak verileri netlikle paylaşmaktan imtina ediyor. Sorun büyük değilmiş gibi davranıyor, zamana yayarak sorunu atlatacağını sanıyor.

Bütün dünya büyük bir endişeyle yardım paketleri açıklayıp sokağa çıkma yasağı uygularken, yeni hastaneler açmaya yönelirken, günlük test sayısını artıracak farklı yollar ararken bizde mesele günlük vaka sayısı açıklamakla geçiştiriliyor.

İktidar ekonomideki zayıflığın su yüzüne çıkmasını istemediği için, dahası bu zayıflığı örtmek için sahici bir mücadeleye yönelmiyor.

Hepimizin hayatının masaya sürüldüğü bir kumar

Böyle yaparak büyük bir kumar oynuyor.

Hepimizin hayatının masaya sürüldüğü bir kumar bu.

Bu işin şakası yok.

Yüzyılda bir gelebilecek büyüklükte ağır bir sorunla karşı karşıyayız.

Geciken her tedbir sorunu içinden çıkılmaz hale sokuyor.

Sorun büyük değilmiş, zamana yayarak atlatılabilirmiş gibi davranmak…

Dahası iktidar, verileri net bir şekilde paylaşmayarak, panik yaratmama politikasının arkasına sığınarak bu devasa sorunun büyümesinin önüne geçemeyeceğini artık görmeli.  

Bu nedenle iktidar aklını başına toplayıp gerçek bir mücadele stratejisi ortaya koymalı.

Gerekirse bir seferberlik ilan etmeli.

Sokağa çıkma yasağı ilan etmek için ihtiyaç duyulan o yardım paketi için bir kaynak yaratmalı.

Bunun için gerekirse başta lüks ve şatafat içinde yüzen iktidar mensupları olmak üzere iş dünyası, sivil toplum örgütleri, belediyeler… yani hepimizin elini taşın altına koyacağı bir kampanyayla bir fon oluşturmalı.

Yeni hastaneler açmak, sağlık çalışanlarının çalışma şartlarını düzenlemek ve sokağa çıkma yasağı verilmesi durumunda mağdur olacak insanların ihtiyacını karşılamak amacıyla bu fon kullanılmalı.

Bütün bunları yapmayıp her akşam vaka ve ölüm sayısı açıklayarak, topluma “Lütfen sokağa çıkmayın” gibi sonuç getirmeyen çağrılar yaparak, panik oluşmasın diye gerçek bilgileri saklayarak sorunla mücadele edilemez. 

Tekrar edeyim: İktidar, ekonomideki zayıflık nedeniyle gerçek, net, sağlam bir strateji içeren bir mücadele sürdürmüyor.

Sorun büyük değilmiş, bu şekilde kolayca atlatılabilirmiş gibi davranarak hepimizin hayatını, dahası ülkenin geleceğini büyük bir tehlikeye atıyor.

Bu anlayıştan vazgeçmeli ve şeffaf, gerçek bir stratejiye dayalı bir mücadeleye yönelmeli.

Aksi durumda kontrol bütünüyle kaybedilecek ve toparlanamaz bir tabloyla karşı karşıya kalacağız. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
25.03.2020
Corona’yla mücadelede iktidarın büyük kumarı
1.03.2020
Vazgeçmeyeceğiz, teslim olmayacağız!
28.02.2020
HDP iktidardan tam olarak ne istiyor?
11.02.2020
Kudüs mitingi ve muhalefetin hali
2.02.2020
Yazmasam olmazdı: Ekrem İmamoğlu’nun tatil meselesi
29.01.2020
CHP muhafazakar seçmenin oyunu niçin alamıyor?
16.01.2020
Türkiye’de şeriat tehlikesi var mı?
30.12.2019
Yerli oto ve Kanal İstanbul gibi projeler bizi niye mutlu etmiyor?
17.12.2019
Gelecek Partisi’nin bir geleceği var mı?
12.12.2019
Babacan niçin Erdoğan’ı doğrudan hedef almıyor? Almalı mı?
1.12.2019
Kılıçdaroğlu’na yöneltilen eleştirilerdeki ilginç ittifak
15.11.2019
Ahmet Altan meselesi
10.11.2019
Önümüzde duran kocaman bir soru var!
20.10.2019
Hasar tespit raporu: Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?
2.10.2019
Ekrem İmamoğlu ve oluşan endişe
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
26.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
19.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
10.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
19.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
13.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
6.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
28.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 1
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive