Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?


21.1.2019 - Bu Yazı 65 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sosyal medyada 10 yıl önceki hal ile şimdiki hali yani yaşanan değişimi gösteren fotoğraf yayınlama furyası var. 

Bu furyada en çok dikkat çekenler başörtülerini çıkarmış genç kadınlar. 

Yüzlerce kadın “Geçmişte örtülüydüm değiştim, açıldım, özgürleştim” diyerek fotoğraf yayınladılar.

Bu görüntülere kimileri çok sevindi, kimileri çok kızdı.

Fakat o kızları anlamaya çalışanlar azınlıkta kaldı. Ne hissettiklerini, yıllarca sürdürdükleri yaşam tarzlarından niçin vazgeçtiklerini bu vazgeçiş anında çektikleri sıkıntıları… 

“Aile baskısı ile örtünmüşler ilk fırsatta kurtuldular”veyahut “Zaten taşıyamıyordun başörtüsünü iyi olmuş çıkardığın” şeklinde yüzeysel yorumlar vardı. 

Meseleyi bu kadar basite indirgemek pek sağlıklı değil.

Bu toplumsal değişimin nedenlerinin tahmin edilenden daha derin olduğunu düşünüyorum  

Yani ne sadece baskıdan kurtulma meselesi ne de tepkiyle oluşan basit bir değişim değil.

Yıllarca başörtüsü takmış, dindar bir yaşam sürmüş bir kadının başörtüsünü çıkarmasının ne kadar zor olduğunu bilmeyenler yorum yaparken de kolaya kaçıyorlar. 

Geçen yıl ODTÜ’de bir konferansım vardı.

Konferans sonrası başörtülü bir kız yanıma yaklaşıp “Levent abi 5 dakika konuşabilir miyiz” dedi.

“Tabii, buyurun” dedim. “Yok, şöyle kenarda özel konuşmak istiyorum” deyip beni daha sakin bir yere çekti. 

Daha ağzından iki kelime çıkmamıştı ki kızcağız başladı ağlamaya.

Gözyaşları sicim gibi akarken bir taraftan da derdini anlatmaya çalışıyordu.

“20 Yaşındayım, AK Parti’ye hiç oy vermedim” dedi. “Ülkenin bu hale gelmesinde, yapılan haksızlıklarda, adaletsizliklerde benim zerre kadar katkım yok.

Fakat bütün faturayı benim gibiler ödüyor.

Hiç arkadaşım yok. AK Partililer, onlara karşıyım diye benden uzak duruyorlar. Diğer kesim ise beni AK Partili zannedip, benden uzak duruyor. Ben nasıl yaşayacağım bu zorluklarla”diyerek dert yanmıştı.

O kızcağızın taşımak zorunda olduğu yükü, o yükün ona verdiği ızdırabı gördüğümde o kadar üzülmüştüm ki… 

Bir tarafta başörtülüleri kendi kulu kölesi gibi gören, onları kendi iktidarı için araçsallaştıran, yaptığı bütün yanlışların faturasını onların sırtına yükleyen bir iktidar, diğer tarafta her gördüğü başörtülüyü AK Partili sanan iktidarın yaptığı yanlışların bütün sorumluluğunu onların sırtına yükleyen muhalif kesim var. 

AK Parti yani ülkedeki İslamcılar ne yazık ki dinin, dindarlığın itibarını yerle bir ettiler.

Başörtüsünün itibarını korumayı bir tarafa bırakın o başörtüsüne ağır bir leke sürdüler.

Dindarlığı siyasetin malzemesi haline getiren siyasetçiler yaptıkları yanlışların, haksızlıkların, kabalıkların bütün yükünü dindar insanların sırtına yüklediler.

Kimileri bu yükü taşıyamaz hale geldi.

Sırf Ak Partili olmadığını, yapılan bu haksızlıkların, kabalıkların, yolsuzlukların, hukuksuzlukların ortağı olmadığını göstermek için başörtüsünden kurtulmayı bir yol olarak gördüler. 

Kendi hayatlarının öznesi haline gelmek, başkalarının değil kendi yaptıklarının sorumluluğunu taşımak, ülkede sürdürülen iktidar kavgasına malzeme olmamak için açıldılar.

Yani “Benim başörtülü bacım” diyerek siyasetinize piyon yapmaya çalıştığınız insanlar…

Din adamlarının ekranlara çıkıp, kadın haklarını hiçe sayarak yaptıkları yorumlar, verdikleri fetvalar…

Yandaş coşkusuyla düzenlenen defileler, verilen pozlar…

Başörtüsünün anlamını ve değerini her bakımdan yok etti.

Onurun korumak isteyen kadınlar da… nasıl ki bir zamanlar başlarını örtmek için mücadele veriyor idiyseler, şimdi yine kendi tercihleri için mücadele veriyorlar.

En çok utanması, özeleştiri yapması gereken dindar kesimin erkekleri ise hâlâ boş ve kırıcı laflar söylemekle, “Ne oldu bize, niçin böyle olduk” gibi yüzeysel lakırdılarla meşgul.

Kadınlar, bir kez daha toplumun en özgürlükçü kesimi olarak önden yürüyorlar.

Olan bu.

***

Bir başka neden ise İslamcılığın iktidarda yaşadığı iflas. 

Yani İslamcıların iktidardaki iflası aynı zaman da dinin da iflasına dönüştü.

Dindar siyasetçilerin yaptıkları haksızlıklar, hukuksuzluklar, kabalıklar onlara ortak olan aydınlar, kanaat önderleri ve dinî terbiye ile yetişmiş muhafazakar kesimin tüm bu olup bitenler karşısındaki sessizliği.

Diğer yandan İslam ülkelerinin içinde bulunduğu vahim tablo. 

Bütün bunlar, “Din insana ahlak verir” tezinin de tartışmaya açılmasına neden oldu.

Düşünen, sorgulayan, mevcut durum üzerine kafa yoran insanlar dinî anlayışı da sorgulamaya başladılar.

İnancın insana ahlak, karakter, kişilik kazandırmadığını iyi insan olmak için dindar olmak gerekmediğini fark ettiler. 

Daha doğrusu dindarlar iktidarda yaptıklarıyla bu gerçeğin net olarak görülmesini sağladılar. 

***

Diğer taraftan güncellikten uzaklaşmış hayatla bağı kopmuş, yaşamı zorlaştıran bir din anlayışı var.

O anlayışın neden olduğu bir tıkanıklık yaşanıyor.

Birçok kimse kendi özel yaşamında bu tıkanıklığı aşmanın yollarını aradı. 

Sadece kadınlarda değil.

Erkeklerde de benzer bir değişim yaşanıyor.

Gittiğim konferanslarda eğilip kulağıma “Abi din, dindarlık hiç umduğumuz gibi değilmiş, büyük hayal kırıklığı yaşıyorum”diyen gençlerin sayısını bilseniz çok şaşırırsınız. 

***

Esasında çok derin, çok önemli, çok şaşırtıcı bir toplumsal değişime tanıklık ediyoruz.

Çünkü Türkiye’de özellikle başörtülü kızların başlarını açıp sonra da bunu göstermeleri alışılmış bir şey değil. Böyle bir olaya ilk kez şahit oluyoruz.

Bu insanların yaşadıkları değişimi yüzeysel yorumlarla, yüzeysel tepkilerle değersizleştirmek bütün bu değişimi basit tepkisel bir davranış olarak görmek o insanlar için büyük haksızlık olur. 

Hangi gerekçeyle başörtüsünü çıkarma kararı vermiş olursa olsun hepimize düşen bu insanları anlamaya çalışmak ve tercihlerine, iradelerine ve kararlarına saygı duymaktır. 

Çünkü başörtüsünü çıkarmak, yıllarca sürdürülen yaşam tarzını değiştirmek öyle göründüğü kadar kolay değil.

Kırılan umutlar, oluşan travmalar, yaşanan hayal kırıklıkları neticesinde iç dünyalarındaki fırtınalar, aileleri ile yaşadıkları çatışmalar ve nihayetinde alışık olmadıkları yeni bir yaşama yelken açmak…

Bu insanlar hakkında konuşurken, yazarken, yorum yaparken bütün bunları dikkate almak gerekiyor. 

Birey olup kendi hayatının öznesi haline gelmek, başkasının yaptığı yanlışların sorumluluğunu taşımamak için başını açanlar var bir de başörtüsünü açmadığı halde tüm bu yaşananların ağır yükünü, acısını yüreklerinde taşıyanlar var.

Bir de… başörtüsünü çıkarmak isteyip de çıkaramayanların sayısı, herhalde, çıkaranlardan daha çoktur.

Bunu da görmek gerekiyor.

Hepsini anlamak, başkalarının yanlışlarının, kabahatlerinin sorumluğunu bir başkasının üzerine yükleme kolaycılığından uzak durmamız gerekiyor.

Başörtüsünü çıkarsın veyahut çıkarmasın, kadının hayatın öznesi haline gelmesi, kendi kararlarını veren ve bunu büyük bir kararlılıklar sürdüren bireyler olması ülkenin de yararına.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
21.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8