Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?


28.11.2018 - Bu Yazı 504 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İYİ Parti kutuplaşmanın neden olduğu siyasi tıkanıklığı aşmak, yeni bir umut yaratmak veyahut umut olmak amacıyla kurulmuştu.

24 Haziran’da bu beklentiyi karşılayamadığı gibi ne yazık ki tam tersi bir işleve büründü.

İYİ Parti’li siyasetçiler belki farkında değiller ama yaptıklarıyla, benimsedikleri üslup ve yaklaşımla, siyasette var olmak için uyguladıkları politika ile iktidarın değirmenine su taşıyorlar.

Biliyorum çok ağır bir itham.

Ama ne yazık ki durum böyle.

Çünkü İYİ Parti’nin benimsediği politikalara, üsluba, yaklaşıma baktığımızda esasında yerinin CHP ile mecburen yaptıkları Millet İttifakı değil, Cumhur İttifakı olduğunu görüyoruz.

‘Mecburen’ diyorum çünkü 24 Haziran seçimlerinden sonra “CHP ile ittifak bize oy kaybettirdi” demişlerdi. Böyle düşünmelerine rağmen yerel seçimlerde ittifak arayışları biraz mecburiyetten kaynaklanıyor.

Anlayış olarak Cumhur İttifakı’na daha yakınlar. Çünkü bir çok konuda AK Parti ve MHP’ninkine benzer bir üslup ve yaklaşımla politika belirliyorlar.

Dış politikada, Kürt meselesinde, demokrasi anlayışlarında ve daha bir çok konuda Cumhur İttifakı ile neredeyse benzer reflekslere sahipler.

Hatta bazı konularda MHP ve AK Parti ile bir yarış içindeler.

İYİ Parti’nin bütün ülkeye zımnen söylediği bir söz var: Onlar samimi değil. Onların yaptıklarını biz daha iyi yaparız.

Elbette bazı küçük üslup ve yaklaşım farklılıkları var.

Ama birazcık dikkat edildiğinde İYİ Parti ile Cumhur İttifakını oluşturan partiler arasında temel politikalarda ve anlayışta bir fark olmadığını görülüyor.

Dediğim gibi “Politikalarımız aynı ama biz daha dürüstüz, biz daha samimiyiz, biz daha vatanseveriz” gibi ispatı mümkün olmayan argümanlarla iktidara muhalif olmak pek sağlıklı bir yaklaşım değil.

Zaten bütün amacını MHP’nin tabanını kendi partisine çekmeye indirgemiş bir partinin farklı bir politika benimsemesi de beklenemez.

Bu benzerlik 24 Haziran seçimlerinden sonra daha da belirgin hale geldi.

İYİ Parti genel başkanı Meral Akşener kendisinden beklenmeyecek kadar keskin, kimlik siyasetini esas alan milliyetçi bir üsluba yöneldi.

Halbuki daha birleştirici, daha uzlaşmacı ve toplumun geniş kesimlerine hitap edecek politika izleyebilirdi.  

Fakat ne yazık ki siyasette tutunma çabasının neden olduğu panikle en iyi tanıdıkları seçmen kitlesine yöneldiler.

Toplumun bütününü değil o seçmen kitlesini mutlu edecek politikalara yöneldiler.

Bu da onları MHP’nin kopyası haline getirdi.

Neyse asıl sorun İYİ Parti’nin MHP ve AK Parti ile benzerliği değil.

Daha doğrusu yazının konusu bu değil.

Dikkat çekmek istediğim esas konu başka.

İYİ Parti ile Cumhur İttifakı arasındaki bu benzerlik muhalefeti bloke eden, hatta bölen, parçalayan nihayetinde de iktidarın varlığını sürdürmesine yarayan bir işleve dönüştü.

Ne demek istiyorum?

Anlatayım.

Cumhur İttifakı’nın karşısındaki muhalif blok yaklaşık yüzde 40-50 bandında.

Bu blok bir araya geldiğinde ancak sonuç alıcı bir güç haline gelebilir.

Bir araya gelmeleri de yetmiyor AK Parti tabanında da oy almaları gerekiyor.

Fakat bırakın AK Parti tabanından oy almayı bir araya bile gelemiyorlar.

Mesele sadece partilerin bir araya gelmesi değil.

HDP ile İYİ Parti’nin bir araya gelip ittifak yapmasından bahsetmiyorum.

Mevcut siyasi atmosferde bunun gerçekçi bir talep olmadığını hepimiz biliyoruz.

Fakat belirlenecek doğru adaylarla toplumsal zeminde bu ittifak gerçekleştirilebilir.

İşte bu birlikteliğin önündeki en büyük engel haline geldi İYİ Parti.

Mesela cumhurbaşkanlığı seçiminde HDP seçmeninin oyunu ve AK Parti tabanından da oy alabilecek bir adaya ihtiyaç vardı.

İYİ Parti “HDP ile bir oldular” görüntüsü vermemek için böyle bir adayın çıkarılmasına engel oldu.

CHP şöyle düşündü: Hem HDP tabanından hem de AK Parti tabanından oy alacak bir aday çıkardığımızda bundan rahatsız olan CHP seçmeni İYİ Parti’ye kayar.

İYİ Parti’ye oy kaybetme korkusu CHP’yi kendi içinden bir adaya yönelmeye mecbur etti.

Bu tercihin sonucunu hepimiz gördük.

Şimdi benzer bir açmaz belediye seçimlerine dönük aday belirlemede yaşanıyor.

Önemli görülen büyük şehirlerde muhalefetin kazanması için toplumun farklı sosyolojik kesimlerine hitap edecek adaylara ihtiyaç var.

Mesela İstanbul ve Ankara’da HDP seçmeninin de sıcak bakacağı ve az da olsa AK Parti seçmeninden de oy alabilecek adaylara ihtiyaç var.

Fakat İYİ Parti HDP seçmeninin oy verebileceği muhtemel adayları istemiyor.

Aynen cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi İYİ Parti’ye oy kaybetme endişesi CHP’yi yine kendi içine dönmeye mecbur ediyor.

Ve neticesinde herkes kendi tabanını koruyacağı bir adaya yönelmiş oluyor.

Böyle olunca da yüzde 50’ye yakın olan muhalif kesim birliktelik sağlayamadığı için bir güç haline gelemiyor.

Birlik olamadıkları için de seçimi kazanamıyorlar.

İYİ Partililer, parti olarak varlık gösterelim, seçmenimizi MHP’ye kaptırmayalım yaklaşımı ile sanırım iktidarın değirmenine su taşıdıklarının farkında değiller.  

Kısaca tekrarlayayım: Muhalefetin İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirleri kazanması için yüzde 50 oy alması gerekiyor.

Bunun için de HDP seçmeninin oyuna ve AK Parti’den gelecek oylara ihtiyaç var.

Böyle olunca da adaylar bu dengeler hesap edilerek belirlenmeli.

CHP böyle bir adaya yöneldiğinde İYİ Parti bildik reflekslerle bu tür adaylara engel çıkarıyor.

Yani İYİ Parti muhalefet blokunun içinde ama MHP gibi davranıyor.

Neticesinde de muhalif kesim birlik olamadığı için bir güce dönüşemiyor.

Bundan en büyük kazancı da iktidar sağlıyor.

CHP de ne yazık ki İyi Parti’nin koyduğu bu blokajı etkisiz hale getirecek cesareti, kararlılığı gösteremiyor, bu engeli aşacak bir stratejiyi kuramıyor.

CHP’nin bu blokajı aşacak, toplumsal ittifakı sağlayacak cesareti ve kararlılığı göstermesi gerekiyor.

Diğer taraftan İYİ Partili yetkililer milliyetçi refleksle geliştirdikleri politikalarla iktidarın değirmenine su taşıdıklarının farkına varmalılar.

Muhalif kesimin toplumsal anlamda bütün olmasını engelleyici tavırlarıyla ülkeye kötülük yaptıklarını tez zamanda görmeliler.  

Partiyi koruyalım, büyütelim derken bu seçimde de ülkeyi iktidara teslim ettiklerini en kısa sürede görmeliler.

Aksi takdirde sonuçları şimdiden belli olan bir seçime daha gidiyoruz.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8