Leyla İPEKCİ

Yeni Şafak GAZETESİ



Bookmark and Share

Nefsini ümmet kılmaya niyet edenlerin yolu


10.4.2018 - Bu Yazı 1340 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Aynı memlekette aynı sokakta, aynı marketten alışveriş yapıyor, bambaşka hayatlar yaşıyoruz. Biri inancı gereği yıllarca 28 Şubat döneminde hapis yattıktan sonra bir gece tanklara karşı vatanını ve ortak geleceğini korumak için sokağa çıkıp şehit oluyor.

Adıyla analım onu. Halil Kantarcı. Haksızlıklar karşısında sabırla metanetle mücadele etmiş, zulme yenik düşmemiş, kendini feda etmekte tereddütsüz bir hayat. Gencecik yaşta şehit olduğunda üç çocuk bırakıyor geriye.

Bir başka vatandaş. Namaz çıkışı vapurda yan yana gidiyorum. Hükümet böyle, cumhurbaşkanı şöyle verip veriştiriyor. İstibdat dönemini geçtik diyor. Derken başlıyor bilmem hangi belediye sınırları içinde arazi almış, rüşvet vereceği yetkili arıyormuş, içine ev yapmak için kaçak olarak! N’apalım sistem böyleymiş.

İşte dedim tam isabet! Bu sebeple, siz böyle olduğunuz için yaşadığınız memleketten size bir hayır da gelmez! Başkalarını hor görürken kendi zaafarına hiç bakmayanların memnuniyetsizliğinden ibaret sanki bütün dökülen masum kanlar! Sanki zulüm yok, suçlu yok, insanların zaafları, hırsları, tamahları, nefretleri yok!

Birileri canını feda edecek denli aşk içindedir. Yakınlaşır, bir olur. Aynı hayatın içinde birileri nefret büyütür, yabancılaşır. Sistem diye diye kendi karanlık çukurunda tepinir.

***

Sonra bir başka gün. Yine yan yana gediğim, eskiden tanıdığım bir diğeri. Dayanamıyorum burada yaşamaya, bunca baskıya diyerek vatandaşlık başvurusunda bulunmuş ailecek, batı Avrupa’da bir ülkeye. Nesine dayanamıyorsan, mücadele etsen ya! Bak gencecik yaşında hapse tıkılmış yıllarca iftira yüzünden hapis yatmış ama pes etmemiş. Dayanmış, direnmiş, gerçeği yalanla örtmeye razı gelmemiş.

Neden kaçıyorsun, sen de düzeltmeye katkıda bulun! Elini taşın altına koyanların hapiste olmadığı bir dönem için mücadele et. Tek mücadelen barış lafını militanların ağzından çoğaltmak mı olacak? Ya kalbiyle katil olanlar, nefret çukurunda kendi zaaflarını büyütenler? Suçluların cezasını çekmesini istemiyor musun? Canını feda edemiyorsan, hayatınla emek versen ya!

Tuhaf tuhaf bakıyor suratıma. İktidar her zaman zulümdür. Diyor. Peki adaletle hükmedenlerin, dosdoğru yöneterek kudret ile fethedenlerin gücü nereden geliyor? Yok öyle bir şey diyor. İktidar olanlara hep muhalefet edilir.

Elbette zalim yöneticiler olduğu sürece mazlum muhalifler her zaman olacak. Ama adalet ile zulmü ayırmak o zaman çok kolay olurdu her seferinde. Ama insanlığın serüveninde bunlar hep iç içe.

O halde birileri severek kanını canını feda etmeye devam edecek. Apaçık fetih olacak bazen adaletin iktidarı. Birileri de illa muhalif olmanın kibirli iktidarıyla zulümlerini örtmeye devam edecek. Gizli işgal olacak bazen.

***

Nefsimiz böylesine kendi zaaflarımızla beslenip büyürken, böyle bir ortamda, kimin tekelinde din, kim hakkıyla nefsini Müslüman etmiş de çocuklar deizme kayıyor diye şikayet ediyoruz? Nihayetinde deizm tartışmalarını çocuklara atfetmek yerine durup onlara neyi emanet ettiğimize odaklanmalıyız.

Bizim adalet ve zulümden kibir üreten benlik davalarımız değil mi bu gençlerin din diye anladıkları şeyi imal eden? Bizim talan ve kadavra düzenimiz değil mi onların din algısını siyasi sosyolojik kimlikçi cemaatçi veya şekilci bir algıya hapseden?

Hala televizyon ekranlarında din adına kendini otorite sayanları nefsi emmare düzeyinde seyreden tartışmalarıyla kimin gönlü tevhide aşka irfana açılabilir de nur içinde nuruna kavuşabilir Allah aşkına?

***

Hep söyledik, yine söyleyelim başka cümlelerle, başka bağlamlarda. Belli cemaatlere girerek, belli kitapları okuyup belli kitapları okumayarak, şuradan alışveriş yapıp şu bürokrasi kontenjanlarını doldurarak din kemale ermiyor.

Gerçek insanın kalbinde bir nur ve onun sahibi var. Onun tecellisini hayatında, tavırlarında, yaşantı biçiminde izleyemiyorsan, kendi nefsini dönüştürüp kamile merhalesine doğru bir ruh hicretine başlamıyorsan, çok okumakla dinin tamam olmuyor.

Evliya yetiştiren bir sektör, bir kurum yoktur dinin kalbinde. Şeriattan içeri hakikate dek çok zahmetli, çok sarp bir yol, sevenlerin yolu. Nefsini Müslüman edip, ümmet kılmaya niyet edenlerin yolu.

Muhammedilerin yolu. Gerçek sünnet. Sağ elinle yemek yemek gibi şekilsel gösterilerden ibaret olmayan. İçi dışı, enfüste afakta ayetin hakikati olmuş yol, vahdet yolculuğu!

Emaneti döküp saçmadan gönülden gönüle taşımakla, i’la-yı kelimetullah için içte dışta fetihle yükümlü amel sahiplerinin yolu.

***

Bugün yeniden bu toprakların canlı sözünü işittiren diri nefeslere olan ihtiyacımızı halen kulaktan dolma bilgilerle inkar eden din otoritelerine karşı tevhid hakikatine yönelemeyeceksek, dini ideolojik veya şekilsel talimlere rehin bırakmaya devam edeceğiz. Ticari polemiklere yem ederek!

Eğer çocuklarımızı gerçek bir irfan eğitiminden, işini hakkıyla, aşk ile yapabilme marifetinin pratiklerinden geçiremeyeceksek: Kültür sanatta ilahi güzelliğin zevkinden birikiminden edebinden nasiplendiremeyeceksek... Daha kaç vakit kim bilir rüşvet verecek belediyede yetkili ararız!

.

Facebook Yorumları

reklam
10.4.2018
Nefsini ümmet kılmaya niyet edenlerin yolu
13.2.2018
Bir kez daha cepheler alenileşti…
3.2.2018
Barışı kalem ile yazan el, zulme karşı kılıç da sallar!
30.1.2018
Barışı kanla yıkamaya doymayanlar
27.1.2018
Harekatın gerekçelerine ‘uzak’ kalan ‘mesafeli’ analizler
22.7.2017
Kudüs’te ilk kez...
17.6.2017
Yürüye yürüye kavuşacağın kendinsin!
8.4.2017
Sanki hiç öldürülmemişsin gibi!
11.10.2014
Kobani'yle düşen değil, birleşen
02.09.2014
Kurumların ve duyguların restorasyonu
30.08.2014
Kadim medeniyetimize yeni bir şerh
26.08.2014
Tevhidî derinlik ve niyetler stratejisi
23.08.2014
Güzellik medeniyetinin izinde
19.08.2014
'En güzel sûret' ve medeniyet enstitüsü
16.08.2014
Güzel'in perdesi: Cehalet, gaflet, zulmet
12.08.2014
'Yeni Türkiye'nin sağlaması: Sivil anayasa
09.08.2014
'Nasıl bir Türkiye'nin cevabı oylarımızda
05.08.2014
'Söz kaderdir'
02.08.2014
Acıyı seyirlik kılmak da zulüm
29.07.2014
'Kim mânâ duyar ise...'
26.07.2014
Zalim ve mazluma dair...
22.07.2014
Senin tüm alemindir o çocuklarda kaybolan!
19.07.2014
Ramazan gecelerinin şahitliğinde
15.07.2014
Zulümle gelen zafer değil, yenilgi!
12.07.2014
Vizyon belgesi ve 'Yeni Türkiye'nin arzu sosyolojisi
08.07.2014
Geleceğin inşasında gönül ve devlet
01.07.2014
Ta derinlerde hiç değişmeyen...
28.06.2014
Balkanlar'ın 'yağmur öncesi' bulutları altında...
24.06.2014
Yüz yıllık parantezi kapatan simya
21.06.2014
'Bensiz bir ben' ve beşeri bilimler
17.06.2014
'Ulu benlik'lerle kurulamayan kalpler ittifakı
14.06.2014
Kalbin kemali ile toplumsal mutluluk arasındaki bağ
10.06.2014
İlahi benlik, toplumsal benlik ve 'biz'
07.06.2014
'Tevhid sosyolojisi' ve adalet algımız
03.06.2014
Şimdi ve burada bir 'biz' var mı?
31.05.2014
Yerliliğimizin 'çoğulcu ruhu'
27.05.2014
Kendine yabancı kalmışsan başkası da olamıyorsun!
24.05.2014
Benliğin lekeleri
20.05.2014
Gerçeğimizi esir alan şaibeler
17.05.2014
Peki içimizde süren faciayı kim sorgulayacak?
13.05.2014
Halis niyetlilerle kasıtlılar arasındaki uçurum
10.05.2014
Güzellik medeniyeti
06.05.2014
Çoğulcu hareket ve tek sesli seçkinci dil
03.05.2014
İçimizdeki kandillerin ışığında
29.04.2014
Adil hafıza ve 'hakkıyla unutmak'
26.04.2014
Sevemediklerin; nefsinden bir suret!
22.04.2014
Siyaset ve dostluk
19.04.2014
Kalbin mescitleri
15.04.2014
Ya Cumhurbaşkanını seçecek bizlerin ahvali?
12.04.2014
Twitter ırmağının derinliklerinde...
08.04.2014
AK Parti'ye oy verme gerekçeleri çeşitlenirken...
05.04.2014
Ya Rabbi samimiyetimizi arttır!
23.06.2012
Hep aynı elmayı uzatıyorum sana...
16.06.2012
Alevin miracı
10.06.2012
'Hiçlik' ve 'yeniden doğuş'
22.05.2012
Ateş; aşk ile değil öfke ile yaktığında...
16.05.2012
'Kötü' karakter ve 'güzel' roman!
12.05.2012
Kalemin ilhamları
08.05.2012
Işığın simyası
02.05.2012
İlahi aşk ve 'sanatçı'
24.04.2012
Paravon Dede'nin hikâyesi hepimizin
03.04.2012
Bir hayalim var
27.03.2012
Hem katlederken zevk alsın, hem mümin olsun!
20.03.2012
'Bu davanın tabii tarafıyız'
17.03.2012
Yalancı baharların yorgunluğu
13.03.2012
Anayasal sürecin çıkmazları
28.02.2012
Bugünlerin Çalışma Grubu
21.02.2012
Zorba da mazlum da, ipin aynı ucundaysa...
14.02.2012
Yorum suçluları, kanun suçluları
07.02.2012
Peki ya susan muhalefet?
24.01.2012
Yüz yıllık davalar düzeni
17.01.2012
12 Eylül'ün devamı: Hrant davası
10.01.2012
Güvenin bittiği yerde tazminat neye yarar!
03.01.2012
'Sessizliğin sesi'
31.12.2011
Birbirimiz için dua etsek biraz da!
27.12.2011
'Burada çok cevherler var!'
24.12.2011
Yılın en uzun gecesi Dersim'de...
20.12.2011
Evrensel zorbalık, göreceli suç
17.12.2011
Sıra, zulmedenlerin tanıklığında
13.12.2011
Ateş çocuklarına ağıt
10.12.2011
İstanbul'un yüzünde yeni gölgeler
29.11.2011
Yedikçe kadavralaşmamak için...
26.11.2011
Kavuşma arzusu
22.11.2011
Baasçılık ve Dersim nerede kesişiyor?
29.10.2011
Aynı duanın içinde
25.10.2011
Depremle sarsılıp kendimize dönmek
22.10.2011
Yarın yüzleşeceğimiz hakikatler için...
18.10.2011
'Hakikat, adalet, hafıza' hepimize lazım
15.10.2011
Dünyanın kâbusları ve rüyaları
11.10.2011
Erdoğan, Sarkozy ve hayatın sırlı alanları
08.10.2011
Başbakanlığının bittiği an(!)
04.10.2011
'Laiklik' ve 'ılımlı İslam' algıları hızla değişirken
30.09.2011
Yeni baharların tohumu
27.09.2011
Şiddete yeni gerekçe: AKP barış istemiyor!
23.09.2011
Demokratlar ve 'insanlıkmetre'
20.09.2011
Çoğulcu medeniyet, 'örnek' devlet
16.09.2011
Erdoğan'ı işitme biçimlerimiz (3)
13.09.2011
Tahrir meydanına açılan ara yollarda Kâbe (2)
09.09.2011
'Şimdi ve burada'nın anadilinde Kâbe (1)
06.09.2011
O halde artık kan dökmek meşru olsun(!)
03.09.2011
Çay kahve içip neyle savaşıyoruz?
30.08.2011
Bugünün ruhunda dirilen...
27.08.2011
Mogadişu'dan Medine'ye seher rüzgârı
23.08.2011
Merhametin İlahi yüzü
21.08.2011
İnsanlığın öteki yüzü hangimize bakıyor?
16.08.2011
'Uzun namlulu' dilin hedefindekiler
13.08.2011
Hama ile Tottenham arası kaç saniye?
09.08.2011
Keşke bir 'sivil barış örgütü'müz olsa
06.08.2011
Ömrümüzün dolunay gecesi
02.08.2011
Adaletin ironisi
30.07.2011
Zamanın belleğinde...
26.07.2011
Ölülerimizin özerkliği
24.06.2011
Meclis’e girmeyen barış umudu
17.06.2011
AKP’yi değerlendirme biçimleri!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı