Leyla İPEKCİ

Yeni Şafak GAZETESİ



Bookmark and Share

Bir kez daha cepheler alenileşti…


13.2.2018 - Bu Yazı 451 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yüz yüze gelerek karşı karşıya savaşmak yerine küresel aktörlerin verdiği son teknoloji ürünü tanksavar ve silahlarla arkadan pusu kurarak savaşmak er meydanına çıkan mert askerlerin işi değil. Bu tarz savaşmak teröristlerin işi, terör ehlinin. Çünkü tabiri caizse aşk erleri kanı göğüslerine akıtma azmiyle yüz yüze savaşıyor.

Ama bir de muğlak duruşları, kaypak söylemleriyle kendi doğru bildikleri ölçüye “lümpen, biatçı, yalaka, ülkücü” diye yaftalamaya, herkesi hizaya getirmeye çalışan taraf tutmazlar var. Söylemleriyle birleşmeye değil düşmanlığa alet edildiklerinin farkında olmayacak kadar örtülü vicdanlarıyla.

Evet, sıcak savaşın başlamasıyla birlikte dolaylı imacılar, kıvırtanlar, ikbal ve menfaat üzerinden bir tarafa yamanmaya çalışanlar, kışkırtıcılar, üçüncü yolcular, herkesi kucaklayalım’cılar, ılıman olmak adına vicdanını örtenler, şunlar bunlar herkes hızla tarafını bulmaya ve alenileşmeye başladı.

Çünkü savaşmak için karşı karşıya cephede olmak gerekiyor. Algı operasyonlarıyla, fitne fesat ekimiyle, kışkırtma moderasyonuyla, pusu hile ve üçkağıtla elbet savaş kazanılıyor ama zafer kazanılamıyor.

***

Cephede şehit olmaya giden askerlerin, özel tim elemanlarının bıraktığı vasiyetleri, yazdıkları son mektupları okuyoruz günlerdir. Nasıl da kararlı, iradeli, net ve sade sözleri. Analizlerle, yorum ve fikir jimnastikleriyle, dedikodu ve sen ben davalarıyla örtülmemiş vicdanları.

Geçen hafta şehit düşen ve Karabük’te on binlerin cenazesini uğurladığı kıdemli çavuş Ömer Bilal Akpınar, cephe arkadaşına bana bir şey olana kadar sende kalsın dediği mektup dilden dile gönülden gönle dolaştı.

Eşi için “ben ona doyamadım ama eğer gidersem hakkını helal etsin, üzülmesin, öbür tarafta birbirimize kavuşacağız inşallah” diyordu. “Birlikte planladığımız gezilecek yerleri gezsin, benim yasımı tutmakla ömür geçirmesin” diyordu. Daha teknik maddi planlarını da sıralamıştı mektubunda. Sanki haftaya ajandasına yapılacak işlerin notunu alır gibi bir sadelikte.

Vatanı için ölmeye giden böyle binlerce evlat var on yıllardır. Küresel tüketim çılgınlığının egosunu şişiremediği, evrensellik adına tarafsızlığı putlaştıran hümanist söylemlerin değemediği yürekler kan pompalıyor canımıza.

15 Temmuz gecesi “bugün yeni Türkiye’nin ilk günü” demiştim. Ne çok bedel ödedik, ödüyoruz. Farklı sahalarda aynı gönül için (vatan) direniş mücadelesi veren herkesin hepimizin savaşı bu.

Esaret içinde ama sözümona terbiye edilmiş bir iradeyle, rehin bırakılmış bir zihinle, diplomatik terimlerin ılıklığıyla pasifize edilmiş vesayetçi bir dilde yaşamayı reddedenlerin savaşma hakkı bu. Hürriyetini ve adalet duygusunu terk etmek istemeyenlerin aynı cephede birleştiği bir direniş.

***

Ankara’da milletin meclisinde temsil edilen ve kendine yeni başkan seçen partinin yeni sorumluları Türkiye’yi yönetmeye aday olduklarını söylemiş. Onları yeterince ‘Kürt’ bulmayarak eleştiren parti tabanının itirazlarına bakakaldım. Herkes birbirinin kökeni üzerinden siyaset yapmaya başlamış çoktan.

“Türkiye’nin bütün halklarını kucaklıyoruz” söylemi eğer halkları ısrarla köken veya mezhep üzerinden tanımlamaya devam ederseniz, bir süre sonra sizin de vicdanınızı kelleciliğe rehin bırakır, defalarca tecrübe ettik!

Türkiye’nin durduk yere Afrin’e saldırdığını ima ederek oradaki sivil halkı katlettiğini söyleyen ve oradaki halkın kendini savunma hakkını savunan da işte Meclis'te temsil edilen bu partinin elemanları.

35 yıldır terörle hem tarlada hem ovada, hem sokak ortasında hem sınır ötesinde mücadele eden ve baş eğmediği için küresel güçlerin hedef sahası olarak kodlanan Türkiye’nin (Türkü ve Kürdüyle vs) gözü yaşlı vatandaşlarını nasıl yönetecekler?

Hem Güneydoğu’da hem sınır ötesinde canlı kalkan olarak kullanılan Kürtleri vurmamak için pusuda şehit düşen gençlerin ailelerini ya nasıl yönetecekler? Teröristin direniş hakkını savunarak mı? Saldırganların kökeniyle mağduriyet yaparak mı?

***

Yurdun birçok bölgesinden gelerek Kilis ve Hatay sınırından geçip Afrin kırsalında oluşturulan toplanma merkezinde jandarma ve polisin Özel Harekat timleri cepheye gitmeden (Türkü, Kürdü vs) bir araya gelmişler. “Bu vatan için ölmek bu bayrak için ölmek şeref verir bize” diyerek ant içmişler. Taraflarını ikrar etmişler. Artık onlara kanat geren güçler ile teröristlere kanat geren güçler alenileşti:

“Vallahi var bize kanat gerenler, bizimleydi! Gönül gözü görenler, evliyalar, enbiyalar, erenler, bizimleydi... Ne kadar savaşsak bitmez yolumuz, gövdemiz hür lakin esir kolumuz. Tepeden tırnağa Anadolu bizimleydi... Kırklar ve yediler açtı kucağı, alevlendi her gün iman ocağı. Resul-i Ekrem’in tevhid sancağı bizimleydi... Dilde ve gönülde varoldukça Kuran, olmaz Türk yurdu viran...”

Barış yanlısı bildiri yazmaya kalem yeterli olur. Ama küresel sermayenin desteğiyle üzerimize gelen örgütlerin saldırmamasına, barış masasını devirmemesine kalem ikna edemedi onları. Mücadele etmeden üzerimize gelmelerini mi seyredecektik? 

Buyrun, savaşın acı gerçeğiyle yüzleşmeye. Yüz yıl önce kaldığımız yerdeyiz. Bir kez daha cepheler aleni işte. Afrin’e savaşmaya gidenlerin “bizimleydi” yeminini daha işitirken hamaset görüp toplumu hizaya getirme analizleri yapanlar şuraya! Yüreğinde kıvılcımla, sade bir vasiyet bırakarak ‘bir’ olmaya koşanlar buraya!

.

Facebook Yorumları

reklam
13.2.2018
Bir kez daha cepheler alenileşti…
3.2.2018
Barışı kalem ile yazan el, zulme karşı kılıç da sallar!
30.1.2018
Barışı kanla yıkamaya doymayanlar
27.1.2018
Harekatın gerekçelerine ‘uzak’ kalan ‘mesafeli’ analizler
22.7.2017
Kudüs’te ilk kez...
17.6.2017
Yürüye yürüye kavuşacağın kendinsin!
8.4.2017
Sanki hiç öldürülmemişsin gibi!
11.10.2014
Kobani'yle düşen değil, birleşen
02.09.2014
Kurumların ve duyguların restorasyonu
30.08.2014
Kadim medeniyetimize yeni bir şerh
26.08.2014
Tevhidî derinlik ve niyetler stratejisi
23.08.2014
Güzellik medeniyetinin izinde
19.08.2014
'En güzel sûret' ve medeniyet enstitüsü
16.08.2014
Güzel'in perdesi: Cehalet, gaflet, zulmet
12.08.2014
'Yeni Türkiye'nin sağlaması: Sivil anayasa
09.08.2014
'Nasıl bir Türkiye'nin cevabı oylarımızda
05.08.2014
'Söz kaderdir'
02.08.2014
Acıyı seyirlik kılmak da zulüm
29.07.2014
'Kim mânâ duyar ise...'
26.07.2014
Zalim ve mazluma dair...
22.07.2014
Senin tüm alemindir o çocuklarda kaybolan!
19.07.2014
Ramazan gecelerinin şahitliğinde
15.07.2014
Zulümle gelen zafer değil, yenilgi!
12.07.2014
Vizyon belgesi ve 'Yeni Türkiye'nin arzu sosyolojisi
08.07.2014
Geleceğin inşasında gönül ve devlet
01.07.2014
Ta derinlerde hiç değişmeyen...
28.06.2014
Balkanlar'ın 'yağmur öncesi' bulutları altında...
24.06.2014
Yüz yıllık parantezi kapatan simya
21.06.2014
'Bensiz bir ben' ve beşeri bilimler
17.06.2014
'Ulu benlik'lerle kurulamayan kalpler ittifakı
14.06.2014
Kalbin kemali ile toplumsal mutluluk arasındaki bağ
10.06.2014
İlahi benlik, toplumsal benlik ve 'biz'
07.06.2014
'Tevhid sosyolojisi' ve adalet algımız
03.06.2014
Şimdi ve burada bir 'biz' var mı?
31.05.2014
Yerliliğimizin 'çoğulcu ruhu'
27.05.2014
Kendine yabancı kalmışsan başkası da olamıyorsun!
24.05.2014
Benliğin lekeleri
20.05.2014
Gerçeğimizi esir alan şaibeler
17.05.2014
Peki içimizde süren faciayı kim sorgulayacak?
13.05.2014
Halis niyetlilerle kasıtlılar arasındaki uçurum
10.05.2014
Güzellik medeniyeti
06.05.2014
Çoğulcu hareket ve tek sesli seçkinci dil
03.05.2014
İçimizdeki kandillerin ışığında
29.04.2014
Adil hafıza ve 'hakkıyla unutmak'
26.04.2014
Sevemediklerin; nefsinden bir suret!
22.04.2014
Siyaset ve dostluk
19.04.2014
Kalbin mescitleri
15.04.2014
Ya Cumhurbaşkanını seçecek bizlerin ahvali?
12.04.2014
Twitter ırmağının derinliklerinde...
08.04.2014
AK Parti'ye oy verme gerekçeleri çeşitlenirken...
05.04.2014
Ya Rabbi samimiyetimizi arttır!
23.06.2012
Hep aynı elmayı uzatıyorum sana...
16.06.2012
Alevin miracı
10.06.2012
'Hiçlik' ve 'yeniden doğuş'
22.05.2012
Ateş; aşk ile değil öfke ile yaktığında...
16.05.2012
'Kötü' karakter ve 'güzel' roman!
12.05.2012
Kalemin ilhamları
08.05.2012
Işığın simyası
02.05.2012
İlahi aşk ve 'sanatçı'
24.04.2012
Paravon Dede'nin hikâyesi hepimizin
03.04.2012
Bir hayalim var
27.03.2012
Hem katlederken zevk alsın, hem mümin olsun!
20.03.2012
'Bu davanın tabii tarafıyız'
17.03.2012
Yalancı baharların yorgunluğu
13.03.2012
Anayasal sürecin çıkmazları
28.02.2012
Bugünlerin Çalışma Grubu
21.02.2012
Zorba da mazlum da, ipin aynı ucundaysa...
14.02.2012
Yorum suçluları, kanun suçluları
07.02.2012
Peki ya susan muhalefet?
24.01.2012
Yüz yıllık davalar düzeni
17.01.2012
12 Eylül'ün devamı: Hrant davası
10.01.2012
Güvenin bittiği yerde tazminat neye yarar!
03.01.2012
'Sessizliğin sesi'
31.12.2011
Birbirimiz için dua etsek biraz da!
27.12.2011
'Burada çok cevherler var!'
24.12.2011
Yılın en uzun gecesi Dersim'de...
20.12.2011
Evrensel zorbalık, göreceli suç
17.12.2011
Sıra, zulmedenlerin tanıklığında
13.12.2011
Ateş çocuklarına ağıt
10.12.2011
İstanbul'un yüzünde yeni gölgeler
29.11.2011
Yedikçe kadavralaşmamak için...
26.11.2011
Kavuşma arzusu
22.11.2011
Baasçılık ve Dersim nerede kesişiyor?
29.10.2011
Aynı duanın içinde
25.10.2011
Depremle sarsılıp kendimize dönmek
22.10.2011
Yarın yüzleşeceğimiz hakikatler için...
18.10.2011
'Hakikat, adalet, hafıza' hepimize lazım
15.10.2011
Dünyanın kâbusları ve rüyaları
11.10.2011
Erdoğan, Sarkozy ve hayatın sırlı alanları
08.10.2011
Başbakanlığının bittiği an(!)
04.10.2011
'Laiklik' ve 'ılımlı İslam' algıları hızla değişirken
30.09.2011
Yeni baharların tohumu
27.09.2011
Şiddete yeni gerekçe: AKP barış istemiyor!
23.09.2011
Demokratlar ve 'insanlıkmetre'
20.09.2011
Çoğulcu medeniyet, 'örnek' devlet
16.09.2011
Erdoğan'ı işitme biçimlerimiz (3)
13.09.2011
Tahrir meydanına açılan ara yollarda Kâbe (2)
09.09.2011
'Şimdi ve burada'nın anadilinde Kâbe (1)
06.09.2011
O halde artık kan dökmek meşru olsun(!)
03.09.2011
Çay kahve içip neyle savaşıyoruz?
30.08.2011
Bugünün ruhunda dirilen...
27.08.2011
Mogadişu'dan Medine'ye seher rüzgârı
23.08.2011
Merhametin İlahi yüzü
21.08.2011
İnsanlığın öteki yüzü hangimize bakıyor?
16.08.2011
'Uzun namlulu' dilin hedefindekiler
13.08.2011
Hama ile Tottenham arası kaç saniye?
09.08.2011
Keşke bir 'sivil barış örgütü'müz olsa
06.08.2011
Ömrümüzün dolunay gecesi
02.08.2011
Adaletin ironisi
30.07.2011
Zamanın belleğinde...
26.07.2011
Ölülerimizin özerkliği
24.06.2011
Meclis’e girmeyen barış umudu
17.06.2011
AKP’yi değerlendirme biçimleri!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı