Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Leyla İPEKCİ

Yeni Şafak GAZETESİ



Bookmark and Share

Sanki hiç öldürülmemişsin gibi!


8.4.2017 - Bu Yazı 164 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sanki bu bölgede senin kanını kimse akıtmamış. Tren garlarında, parklarda, sokak ortalarında kimse senin vücudunu patlatmamış, organlarını sağa sola fırlatmamış.


Oynadığın bahçe mayınlarla havaya uçmamış, okuduğun okul molotof kokteylleriyle ateşe verilmemiş, sanki seni infaz etmeye çalışanlara karşı sıcak çatışmalarda silah kullanmak zorunda kalmamışsın hiç.

Sanki Suriye'deki savaştan kaçanlar senin adalarına varamadan denizde boğulup tatil yaptığın sahillere ceset olup vurmamış yıllardır. Sanki memleketinin meclisi bombalanmamış, özel harp kuvvetlerinden iletişimine, külliyesinden belediyelere binaların delik deşik edilmemiş, vatandaşın vergisiyle alınan tanklar halkın üzerine yürüyüp kurşunlar masum insanları öldürmemiş gibi.

Sanki bu ülkenin en yüksek oyuyla halk tarafından seçilmiş cumhurbaşkanı ailesi ve torunlarıyla birlikte tatil yaptığı yerde bombardımana tutularak öldürülmeye çalışılmamış gibi!

Sanki bunlar durduk yere bir günlük bir sahnelenmeymiş, bitince geçmiş gitmiş gibi. Ne öncesi, ne sonrası, ne etrafı, ne için dışı bağlantısı, hiçbir şeyi yokmuş, münferit bir olaymış gibi.

Hatta giderek muğlak bir görüntüden ibaret kaldığı için olsa gerek yaptığın birbirinden demokratça analizler işgal girişiminin bu en can alıcı tezahürüne hiç değinmiyor bile.

Nasıl bir ülkeye uyanacaktın o sabah? Sanki sonradan alınan önlemler mutlaka insan haklarının tamamını çiğnemiş gibi, illa boşunaymış gibi, herkese haksızlık yapılıyor ve herkes mağdur ediliyormuş gibi. Suçlu ortada hiç yokmuş gibi. Ve sanki ceza çekmesi gerekenler hiçbir zaman entelektüel, demokrat, gazeteci, aydın olamazmış gibi.

Sanki darbe kalkışmasına gidilen süreçte diktatör denilerek alaşağı edilmek istenen liderin katlinin vacip olacağını bizzat aydınlar üzerinden ortaya koyma çabalarına birlikte tanık olmamışız gibi.

Sanki hile ve yalan dolanla kırk yıldır sinsice devletin ve vicdanların içine sızanlar ticaretten eğitime, ordudan iktisadi kuruluşlara, ibadetten aileye sayısız alanda mağduriyete ve zulme yol açmamışlar gibi, senin kuru analitik cümlelerin arasında silinip gitmiş asıl gerçekler.

Sanki suikastlara, şantajlara, her tür tehdide rağmen barış müzakerelerini devam ettiren iradeye karşı bizzat sosyalist halk savaşı başlatılmamış, dağlardan gencecik kızlar canlı bomba olarak şehirlere yollanmamış, delikanlılar eğitimi bırakıp ellerine silah verilerek militanca bir saldırıya yollanmamış gibi. Halkını canlı kalkan olarak kullanma pahasına hendek savaşları örgütlenmemiş gibi.

Sanki özgürlükçü çevreci gençler haklı bir çevre olayını protesto etmeye giderken kendilerini hükümet binasını ateşe verirken bulmamışlar gibi!

Sanki Batılı bir zihniyetten gelmek Batı'nın bugünkü yalan dolan dolu diplomasi ve medyasına, giderek alenileşmiş işgalci sömürgeci emellerine karşı çıkmayı içermezmiş gibi.

Sanki evrensel insanlığın sesini 'yerli yerince' olmayı göze alanlar işitemezmiş gibi, hep analitik demokratik tanımların tek bir tarifi olabilirmiş ve sen bunun tarifini yapacak kadar alim imişsin gibi.

Mahkemelerde ifade verip hapse düşmüş olmak ise senin egona ego katmak dışında bir ibret oluşturmamış, özellikle de mazlumlara karşı.

Sanki İslam korkunu doğrulamak için bir ataerkillik ve otoriterlik vasfı giydirmen farz imiş gibi başkanlığa talip olan lidere. Her yanda savaş ve çatışmalar varken, Türkiye'ye durmadan terör estiriliyorken güçlü bir yönetim gerekir demek bile ataerkillik korkunu hortlatmaya yetiyor senin.

Hele bu konjonktürde iki başlılığın sakıncaları yüzünden başımıza gelen belalardan bahsetmeye başlanıldığında sanki senin saydığın otoriterlik kriterlerine bodoslama dahil olunuyormuş gibi!

Siyasette ve sosyolojide neden sonuç ilişkilerini sen nasıl kuruyorsan, hayatın en yakıcı gerçekleri de olsa senin denklemine kanıt olmak için vuku bulmalıymış gibi sanki.

Hep kendi eksikliklerine hatalarına vurgu yapsan da son kertede işitilmesi gereken en değerli sözü söyleyen senmişsin gibi. Asıl yalnız demokrat, bir mahalleye dahil olmadığı için özünden tarafsız, asıl bütüncül bakışa ve ortak akla sahip, asıl hür vicdanlı olan senmişsin gibi.

Bir mahalleye, bir tarafa, bir inanca, bir kimliğe meyledenler illa angaje oldukları için senin kadar doğruyu göremezlermiş gibi.

Bakış açıların, düşünce, ideoloji ve fikirlerin, aidiyet ve kimlik bilgilerin, hayat görüşün bir pıhtı gibi, gelip tıkamış kalbini.

Batılı eğitimden geçmemişse mesela bu 'otoriter' liderin, sanki senden mutlaka daha alt seviyede bir hayat kodlamasına tabi tutulmalıymış gibi. Sanki bu ülke gerek sivil dönemde gerekse vesayetler döneminde tek adamlar tarafından hiç idare edilmemiş gibi.

Ve sanki adil ve hakkaniyetli olmaktan ziyade demokrat olmak dünyanın en üstün ve tartışmasız vasfıymış gibi, senin 'norm'ların insanlığın tamamı için asıl norm imiş gibi...

.

Facebook Yorumları

reklam
8.4.2017
Sanki hiç öldürülmemişsin gibi!
11.10.2014
Kobani'yle düşen değil, birleşen
02.09.2014
Kurumların ve duyguların restorasyonu
30.08.2014
Kadim medeniyetimize yeni bir şerh
26.08.2014
Tevhidî derinlik ve niyetler stratejisi
23.08.2014
Güzellik medeniyetinin izinde
19.08.2014
'En güzel sûret' ve medeniyet enstitüsü
16.08.2014
Güzel'in perdesi: Cehalet, gaflet, zulmet
12.08.2014
'Yeni Türkiye'nin sağlaması: Sivil anayasa
09.08.2014
'Nasıl bir Türkiye'nin cevabı oylarımızda
05.08.2014
'Söz kaderdir'
02.08.2014
Acıyı seyirlik kılmak da zulüm
29.07.2014
'Kim mânâ duyar ise...'
26.07.2014
Zalim ve mazluma dair...
22.07.2014
Senin tüm alemindir o çocuklarda kaybolan!
19.07.2014
Ramazan gecelerinin şahitliğinde
15.07.2014
Zulümle gelen zafer değil, yenilgi!
12.07.2014
Vizyon belgesi ve 'Yeni Türkiye'nin arzu sosyolojisi
08.07.2014
Geleceğin inşasında gönül ve devlet
01.07.2014
Ta derinlerde hiç değişmeyen...
28.06.2014
Balkanlar'ın 'yağmur öncesi' bulutları altında...
24.06.2014
Yüz yıllık parantezi kapatan simya
21.06.2014
'Bensiz bir ben' ve beşeri bilimler
17.06.2014
'Ulu benlik'lerle kurulamayan kalpler ittifakı
14.06.2014
Kalbin kemali ile toplumsal mutluluk arasındaki bağ
10.06.2014
İlahi benlik, toplumsal benlik ve 'biz'
07.06.2014
'Tevhid sosyolojisi' ve adalet algımız
03.06.2014
Şimdi ve burada bir 'biz' var mı?
31.05.2014
Yerliliğimizin 'çoğulcu ruhu'
27.05.2014
Kendine yabancı kalmışsan başkası da olamıyorsun!
24.05.2014
Benliğin lekeleri
20.05.2014
Gerçeğimizi esir alan şaibeler
17.05.2014
Peki içimizde süren faciayı kim sorgulayacak?
13.05.2014
Halis niyetlilerle kasıtlılar arasındaki uçurum
10.05.2014
Güzellik medeniyeti
06.05.2014
Çoğulcu hareket ve tek sesli seçkinci dil
03.05.2014
İçimizdeki kandillerin ışığında
29.04.2014
Adil hafıza ve 'hakkıyla unutmak'
26.04.2014
Sevemediklerin; nefsinden bir suret!
22.04.2014
Siyaset ve dostluk
19.04.2014
Kalbin mescitleri
15.04.2014
Ya Cumhurbaşkanını seçecek bizlerin ahvali?
12.04.2014
Twitter ırmağının derinliklerinde...
08.04.2014
AK Parti'ye oy verme gerekçeleri çeşitlenirken...
05.04.2014
Ya Rabbi samimiyetimizi arttır!
23.06.2012
Hep aynı elmayı uzatıyorum sana...
16.06.2012
Alevin miracı
10.06.2012
'Hiçlik' ve 'yeniden doğuş'
22.05.2012
Ateş; aşk ile değil öfke ile yaktığında...
16.05.2012
'Kötü' karakter ve 'güzel' roman!
12.05.2012
Kalemin ilhamları
08.05.2012
Işığın simyası
02.05.2012
İlahi aşk ve 'sanatçı'
24.04.2012
Paravon Dede'nin hikâyesi hepimizin
03.04.2012
Bir hayalim var
27.03.2012
Hem katlederken zevk alsın, hem mümin olsun!
20.03.2012
'Bu davanın tabii tarafıyız'
17.03.2012
Yalancı baharların yorgunluğu
13.03.2012
Anayasal sürecin çıkmazları
28.02.2012
Bugünlerin Çalışma Grubu
21.02.2012
Zorba da mazlum da, ipin aynı ucundaysa...
14.02.2012
Yorum suçluları, kanun suçluları
07.02.2012
Peki ya susan muhalefet?
24.01.2012
Yüz yıllık davalar düzeni
17.01.2012
12 Eylül'ün devamı: Hrant davası
10.01.2012
Güvenin bittiği yerde tazminat neye yarar!
03.01.2012
'Sessizliğin sesi'
31.12.2011
Birbirimiz için dua etsek biraz da!
27.12.2011
'Burada çok cevherler var!'
24.12.2011
Yılın en uzun gecesi Dersim'de...
20.12.2011
Evrensel zorbalık, göreceli suç
17.12.2011
Sıra, zulmedenlerin tanıklığında
13.12.2011
Ateş çocuklarına ağıt
10.12.2011
İstanbul'un yüzünde yeni gölgeler
29.11.2011
Yedikçe kadavralaşmamak için...
26.11.2011
Kavuşma arzusu
22.11.2011
Baasçılık ve Dersim nerede kesişiyor?
29.10.2011
Aynı duanın içinde
25.10.2011
Depremle sarsılıp kendimize dönmek
22.10.2011
Yarın yüzleşeceğimiz hakikatler için...
18.10.2011
'Hakikat, adalet, hafıza' hepimize lazım
15.10.2011
Dünyanın kâbusları ve rüyaları
11.10.2011
Erdoğan, Sarkozy ve hayatın sırlı alanları
08.10.2011
Başbakanlığının bittiği an(!)
04.10.2011
'Laiklik' ve 'ılımlı İslam' algıları hızla değişirken
30.09.2011
Yeni baharların tohumu
27.09.2011
Şiddete yeni gerekçe: AKP barış istemiyor!
23.09.2011
Demokratlar ve 'insanlıkmetre'
20.09.2011
Çoğulcu medeniyet, 'örnek' devlet
16.09.2011
Erdoğan'ı işitme biçimlerimiz (3)
13.09.2011
Tahrir meydanına açılan ara yollarda Kâbe (2)
09.09.2011
'Şimdi ve burada'nın anadilinde Kâbe (1)
06.09.2011
O halde artık kan dökmek meşru olsun(!)
03.09.2011
Çay kahve içip neyle savaşıyoruz?
30.08.2011
Bugünün ruhunda dirilen...
27.08.2011
Mogadişu'dan Medine'ye seher rüzgârı
23.08.2011
Merhametin İlahi yüzü
21.08.2011
İnsanlığın öteki yüzü hangimize bakıyor?
16.08.2011
'Uzun namlulu' dilin hedefindekiler
13.08.2011
Hama ile Tottenham arası kaç saniye?
09.08.2011
Keşke bir 'sivil barış örgütü'müz olsa
06.08.2011
Ömrümüzün dolunay gecesi
02.08.2011
Adaletin ironisi
30.07.2011
Zamanın belleğinde...
26.07.2011
Ölülerimizin özerkliği
24.06.2011
Meclis’e girmeyen barış umudu
17.06.2011
AKP’yi değerlendirme biçimleri!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı