Leyla İPEKCİ

Yeni Şafak GAZETESİ



Bookmark and Share

Kudüs’te ilk kez...


22.7.2017 - Bu Yazı 1261 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Mescid-i Aksa’da, yıllar önce kıldığımız bir Cuma’da nasıl da kudret bulmuştu kalbim. Yanımda Gazzeli kadınlar, on yılların ihtiyar şehit yakınları, dünün taptaze yetim çocukları ile.. mağduriyet barikatını çoktan yıkmıştım. Mazlum olmanın ama hiç mağdur olmamanın ölçülüp biçilemez kudretiydi bu.

Kendimi bildim bileli beni terk etmeyen hüznüm daha önce pek bilmediğim bir güç gösterisine başlamıştı. Hüzünlü olmanın diplerinde bir yerde ilahi birlik duygusu vardı. Tevhid. Aslımızdan koparılmadan önceki halimizde gibiydik orada. Hüzün öncesindeydik.

Müthiş bir kendi kendine yeterlilik, hürriyet, kayyumiyet hissiyle donanmıştım. Miraç kandiliydi. Türkiye nerede, gelin artık diye yakınıyordu kadınlar. Ve mescidde sadece Türkler vardı! O vakit bir kez daha anladım. Kalbinizin attığı yere ait olursunuz. Ve sahiplenme hırsına gerek duymazsınız!

Evet kalbimiz Kudüs’te atıyorken, buraya gelmekle sınır ihlal etmiş, toprak işgal etmiş olmuyorduk! Gönüller birleşiyorsa bunun adı kucaklaşmaydı. Kalp açan bir amel olduğu sürece Kudüs’e girmek: Bunun adı fetihti, işgal değil.

***

Tarihte Kudüs’ten geçmeyen uygarlık yoktu neredeyse. Tevhid medeniyetinin cemal ile olduğu kadar celal ile bir bütün olduğunu ilk burada fark ettim. Buradaki sertlik, Batı Şeria’nın ne ironiktir ki aslında İsraillileri hapseden duvarı, şiddet, yıkım, beşeriyetin vicdanını bir pıhtı gibi tıkıyordu. Ama celal, bu haliyle cemalini açığa çıkarıyordu. 

Taş medeniyeti yontula yontula tenzihlerden teşbihlere bütün makamları birleye birleye... Miraca yol buluyordu kalp. Bunca rivayet, efsane, kıssa, bunca ayet, bap, bunca inanç, meşrep, mezhep, bunca fitne fesat, mit... Hakkı zikretmeye, Hakka karışmaya müthiş bir yakîn sunuyordu.

“Hakkı bulmaz kalp içinde Zâtı insan olmayan” der şair. Gözyaşı ve kan ile yıkanan Kudüs, insanlığın hakikatine bir davetti, kendi başına bir aşk çağrısı. Gönülleri birleştiren bir tebliğ. Mekke Medine Kudüs üzerine yazdığım romanı da burada tamamladım. Bkz: Şehrim Aşk, H yayınları, 2014)

***

Musa aleyhisselam ve Firavun’dan Asurlara, Davud ve Süleyman aleyhisselam dönemlerine Beytü’l Makdis’in inşasına.. Yuhadileri sürgüne yollayan Babillilerin, Romalıların, Helenlerin, Haçlı seferlerinin, Sasanilerin, Emevilerin, Memluklerin, Osmanlıların insanlığa bıraktığı izleri barındıran bu şehirde ilk kez adalet duygusunun cemaliyle birlikte celalinden de tecelli edişine şahitlik ediyordum evet.

Kimseye ait olmamıştı bu şehir. ‘Kutsal’ın ne olduğunu burada fark ettim. Bugün Filistinlilere örgütlü zulüm yapan İsraillilere bile ait değildi Kudüs. Şehir kalptir. Ve kalbin sahibi Allah.

Babil kralı Nebukadnezar’ın ilk mabedi yıkmasından sonra, Herod, Hadrianus, Büyük İskender, Roma kralı Titus, Hz. Ömer, Halife Abdülmelik, Selahaddin Eyyubi, Yavuz Sultan Selim... Bir daha bir daha bakın kimin burada ne yaptığına. Adaletle hükmeden her kim, buranın fatihiydi. Zalimi değil.

***

İslam mimarisindeki ilk kubbeli eserlerden biri kabul edilen Kubbetü’s-Sahr’ın inşa edildiği ‘Kutsal Kaya’nın altında namaz kılacaktık. Tutunma ihtiyacı duymuştum. Ayetin tefsiri gibiydi. Resulullah’ın (as) Mirac’a yükselirken ayağını bastığı muallak taşı; göğe en yakın nokta. Yeryüzünün en yüksek noktası kabul edilen ve miracın saklı duraklarını da betimleyen kaya ile yeryüzünün en düşük rakımlı Lut gölü –ki yerin 800 metre altında- bu bölgede birleşmişti.

“Muhakkak ki biz insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına attık.” Nefsinden ruhuna, kalbine, sırrına, hakikatin nuruna... Hepsi bütündü. Varlığın yek vücud olduğunu, Mescid-i Aksa denilen en uzak mescidleri bir rekatta Mescid-i Haram (Kabe) olan en yakına / gönle getirmenin sırrı Kudüs’teki namazlarda açılmaya başlamıştı.

Bir kıbleden diğerine, hepsi aynı yüz idi, nereye dönersen dön.. Hicaz’da, İki Kıble Mescidi’nde Hac zamanı ettiğim bir dua idi bu. Ah gönül; ki Hazreti İnsan! Kudüs’te Şam Kapısından geçerken dilime dolanıverdi. Ihlamur kokuyordu ortalık. Sahabe mezarları, peygamberler, makamlar, türbeler derken... Müslüman olduğumu (elhümdulillah) en fazla hissettiğim yer olmuştur Kudüs.

***

Dünyanın barış çağırısı yapılan ve insan hakları bildirgeleri okunan Batı’larında çok bulundum. Okudum, yaşadım, sevdim, sevildim. İnsanlık hakikatini oluşturan kültürlerin, geleneklerin, inançların illa melezleşmesinde, iç içe geçerek illa belli bir senteze uğrayıp manasından soyunmasında bulur Batı kendi varoluşunun selametini.

Ve aslında hepsini kendine benzetmesi üzerine kurulu bir gizli / aleni tahakküm putu vardır Batı’nın ruhunda. Hoşgörü filan hep “bir gün benim gibi olacaklar” önkabulünün eseridir.

Siyaseten sömürürken öteki denilen yabancıya kendine benzediği oranda tahammül edilir. (Oysa tevhid medeniyetinin mayasında yabancı / ağyar yoktur.) Ruha yolculuk, nefsin sığ katmanlarında çıkılan bir keşif gezintisi olur batıda daha ziyade, yönsüzlüğün tavaf edildiği bir ibadet değil!

İşte İslam bu şekilde bir türlü ‘kendi’ olamamıştır bugünün Batı’sında. Gerçi Doğu’da da en az bu kadar sorunu var tevhid şuuru eksikliğinin. (Bunu kültür, medeniyet, maneviyat, gündelik hayat bağlamında defalarca yazdık, yazıyoruz, bahsi diğer!)

Ama ne Doğu ne Batı ile sınırlanan Kudüs’te tanık olduğum şu oldu: Burada İslam’a en karşı olanlar bile onu kabullenmişti. Karşı çıkılırken var edilmekteydi İslam. Zihinlerde, gönüllerde hiç durmadan zikrediliyordu. Nasıl olmasın ki! (Devam edeceğim inşallah.)

.

Facebook Yorumları

reklam
22.7.2017
Kudüs’te ilk kez...
17.6.2017
Yürüye yürüye kavuşacağın kendinsin!
8.4.2017
Sanki hiç öldürülmemişsin gibi!
11.10.2014
Kobani'yle düşen değil, birleşen
02.09.2014
Kurumların ve duyguların restorasyonu
30.08.2014
Kadim medeniyetimize yeni bir şerh
26.08.2014
Tevhidî derinlik ve niyetler stratejisi
23.08.2014
Güzellik medeniyetinin izinde
19.08.2014
'En güzel sûret' ve medeniyet enstitüsü
16.08.2014
Güzel'in perdesi: Cehalet, gaflet, zulmet
12.08.2014
'Yeni Türkiye'nin sağlaması: Sivil anayasa
09.08.2014
'Nasıl bir Türkiye'nin cevabı oylarımızda
05.08.2014
'Söz kaderdir'
02.08.2014
Acıyı seyirlik kılmak da zulüm
29.07.2014
'Kim mânâ duyar ise...'
26.07.2014
Zalim ve mazluma dair...
22.07.2014
Senin tüm alemindir o çocuklarda kaybolan!
19.07.2014
Ramazan gecelerinin şahitliğinde
15.07.2014
Zulümle gelen zafer değil, yenilgi!
12.07.2014
Vizyon belgesi ve 'Yeni Türkiye'nin arzu sosyolojisi
08.07.2014
Geleceğin inşasında gönül ve devlet
01.07.2014
Ta derinlerde hiç değişmeyen...
28.06.2014
Balkanlar'ın 'yağmur öncesi' bulutları altında...
24.06.2014
Yüz yıllık parantezi kapatan simya
21.06.2014
'Bensiz bir ben' ve beşeri bilimler
17.06.2014
'Ulu benlik'lerle kurulamayan kalpler ittifakı
14.06.2014
Kalbin kemali ile toplumsal mutluluk arasındaki bağ
10.06.2014
İlahi benlik, toplumsal benlik ve 'biz'
07.06.2014
'Tevhid sosyolojisi' ve adalet algımız
03.06.2014
Şimdi ve burada bir 'biz' var mı?
31.05.2014
Yerliliğimizin 'çoğulcu ruhu'
27.05.2014
Kendine yabancı kalmışsan başkası da olamıyorsun!
24.05.2014
Benliğin lekeleri
20.05.2014
Gerçeğimizi esir alan şaibeler
17.05.2014
Peki içimizde süren faciayı kim sorgulayacak?
13.05.2014
Halis niyetlilerle kasıtlılar arasındaki uçurum
10.05.2014
Güzellik medeniyeti
06.05.2014
Çoğulcu hareket ve tek sesli seçkinci dil
03.05.2014
İçimizdeki kandillerin ışığında
29.04.2014
Adil hafıza ve 'hakkıyla unutmak'
26.04.2014
Sevemediklerin; nefsinden bir suret!
22.04.2014
Siyaset ve dostluk
19.04.2014
Kalbin mescitleri
15.04.2014
Ya Cumhurbaşkanını seçecek bizlerin ahvali?
12.04.2014
Twitter ırmağının derinliklerinde...
08.04.2014
AK Parti'ye oy verme gerekçeleri çeşitlenirken...
05.04.2014
Ya Rabbi samimiyetimizi arttır!
23.06.2012
Hep aynı elmayı uzatıyorum sana...
16.06.2012
Alevin miracı
10.06.2012
'Hiçlik' ve 'yeniden doğuş'
22.05.2012
Ateş; aşk ile değil öfke ile yaktığında...
16.05.2012
'Kötü' karakter ve 'güzel' roman!
12.05.2012
Kalemin ilhamları
08.05.2012
Işığın simyası
02.05.2012
İlahi aşk ve 'sanatçı'
24.04.2012
Paravon Dede'nin hikâyesi hepimizin
03.04.2012
Bir hayalim var
27.03.2012
Hem katlederken zevk alsın, hem mümin olsun!
20.03.2012
'Bu davanın tabii tarafıyız'
17.03.2012
Yalancı baharların yorgunluğu
13.03.2012
Anayasal sürecin çıkmazları
28.02.2012
Bugünlerin Çalışma Grubu
21.02.2012
Zorba da mazlum da, ipin aynı ucundaysa...
14.02.2012
Yorum suçluları, kanun suçluları
07.02.2012
Peki ya susan muhalefet?
24.01.2012
Yüz yıllık davalar düzeni
17.01.2012
12 Eylül'ün devamı: Hrant davası
10.01.2012
Güvenin bittiği yerde tazminat neye yarar!
03.01.2012
'Sessizliğin sesi'
31.12.2011
Birbirimiz için dua etsek biraz da!
27.12.2011
'Burada çok cevherler var!'
24.12.2011
Yılın en uzun gecesi Dersim'de...
20.12.2011
Evrensel zorbalık, göreceli suç
17.12.2011
Sıra, zulmedenlerin tanıklığında
13.12.2011
Ateş çocuklarına ağıt
10.12.2011
İstanbul'un yüzünde yeni gölgeler
29.11.2011
Yedikçe kadavralaşmamak için...
26.11.2011
Kavuşma arzusu
22.11.2011
Baasçılık ve Dersim nerede kesişiyor?
29.10.2011
Aynı duanın içinde
25.10.2011
Depremle sarsılıp kendimize dönmek
22.10.2011
Yarın yüzleşeceğimiz hakikatler için...
18.10.2011
'Hakikat, adalet, hafıza' hepimize lazım
15.10.2011
Dünyanın kâbusları ve rüyaları
11.10.2011
Erdoğan, Sarkozy ve hayatın sırlı alanları
08.10.2011
Başbakanlığının bittiği an(!)
04.10.2011
'Laiklik' ve 'ılımlı İslam' algıları hızla değişirken
30.09.2011
Yeni baharların tohumu
27.09.2011
Şiddete yeni gerekçe: AKP barış istemiyor!
23.09.2011
Demokratlar ve 'insanlıkmetre'
20.09.2011
Çoğulcu medeniyet, 'örnek' devlet
16.09.2011
Erdoğan'ı işitme biçimlerimiz (3)
13.09.2011
Tahrir meydanına açılan ara yollarda Kâbe (2)
09.09.2011
'Şimdi ve burada'nın anadilinde Kâbe (1)
06.09.2011
O halde artık kan dökmek meşru olsun(!)
03.09.2011
Çay kahve içip neyle savaşıyoruz?
30.08.2011
Bugünün ruhunda dirilen...
27.08.2011
Mogadişu'dan Medine'ye seher rüzgârı
23.08.2011
Merhametin İlahi yüzü
21.08.2011
İnsanlığın öteki yüzü hangimize bakıyor?
16.08.2011
'Uzun namlulu' dilin hedefindekiler
13.08.2011
Hama ile Tottenham arası kaç saniye?
09.08.2011
Keşke bir 'sivil barış örgütü'müz olsa
06.08.2011
Ömrümüzün dolunay gecesi
02.08.2011
Adaletin ironisi
30.07.2011
Zamanın belleğinde...
26.07.2011
Ölülerimizin özerkliği
24.06.2011
Meclis’e girmeyen barış umudu
17.06.2011
AKP’yi değerlendirme biçimleri!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı