Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Leyla İPEKCİ

Yeni Şafak GAZETESİ



Bookmark and Share

Dolar kuruyla oynamaktan daha etkilisi: İnsanın vehimleriyle oynamak


4.9.2018 - Bu Yazı 528 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Döviz kuruyla oynayan küresel güçler için hepsinden daha etkili kışkırtma yöntemi insanla oynamak. Özellikle ekonomik krizler böyle çıkarılıyor. Söylentiler tedbir almaya, tedbirler fiyatlarda olur olmaz zam yapmaya, zamlar hayat pahalılığına ve enflasyona yol açtığında, o beklenen krizi kendi ellerimizle çıkmasına en acil katkıyı sunmuş oluyoruz.

Nitekim yine hedeflenen olmuş görünüyor. Enflasyon yeniden yüzde 17’lere fırlamış. Bizi paranoyamızla, vehimlerimizle, endişe ve korkularımızla tedbir almaya yönelten sistemin algı oyunları keşke bununla sınırlı olsaydı. Daha fazla kriz odaklı yönetim için daha fazla teslimiyet bekliyor küresel moderatörler. Çünkü işgaller toprakla, darbeler silahla gerçekleşmiyor sadece. Zihinler, vicdanlar, kalpler esir alınıyor. Hiç fark ettirilmeden. Nasıl mı?

***

Halkı gündelik hayatın hemen her alanında çaresiz bırakarak ve bütün suçu bu çaresizliğin müsebbibi olarak devletin beceriksizliğine yıkarak. Her gün onlarca misal birikiyor, hele halkın oylarıyla Başkanlık sistemine geçtiğimizden beri. Devletin o oylamada bile Erdoğan seçilsin diye oyları hasıraltı ettiğine inanıyor halkın neredeyse yarısı.

Bu algı için (ola ki gerçekten seçilirse diye) seçimden önce ne çok manipülatif haber yapılmıştı. Bir tanesi doğru çıksaydı, mesela, hükümet partisine oyların kişileri zorlayarak verildiğine dair haberlerden biri bile doğru çıksaydı, uluslararası örgütler kıyameti koparırdı. Ama atılan iftiralar zihinaltımızda öyle çok şaibeler biriktirdi ki, en ufacık bir olayda, “vay zaten hükümet bunu da hasıraltı etti” diye isyan etmeye hazır kitlelere dönüştürüldük.

Paranoya ve endişesiyle kukla gibi oynatılan tanımsız yığınlarız ne zamandır. Misal “kurban için ithal edilen hayvanlarda şarbon yüzünden şu kadar kişi acile kaldırıldı” haberleri bir anda yayıldığında elbet herkesin aklından direkt olarak hükümetin beceriksizliği ve olayın üstünü örttüğü fikri geçiyor.

Fakat bununla sınırlı değil. Bakanlık istediği kadar açıklama yapsın, artık bütün skandal haberler devletin bu felaketleri örtme çabası olarak görüldüğünden kimse inanmıyor bakanın açıklamasının kanıtlarıyla beraber apaçık doğru olma ihtimaline. Onun yerine “kurbanlık etlerin ithal edilişi eğer denetlenemiyorsa, devleti ele geçirmeye çalışan hilebaz örgüt elemanları nasıl pat diye belirlenebiliyor” gibi bir harmanlama yöntemiyle tam bir güvensizlik oluşturuluyor. Bunu yayanlar yurtdışında sığınma hakkı için uğraşan örgüt elemanları olsa da fark etmiyor.

Vatandaşın algısında bir de kurban ibadeti soru işareti olarak görülmeye başlanıyor. Bizi bir arada tutan, gönülden bağlayan o müthiş ibadeti bir daha ve bir daha sorgulamaya başlayan bizzat kurban kestirenler oluyor. Tevhid geleneğimizin, dinimizin sosyolojik/ metafizik çok boyutlu ibadetlerinin sorgulanmasının da zayıflatılmamızda payı var. En az ekonomik kriz kadar tehlikeli.

***

Şimdi kâğıt fiyatındaki artış yüzünden medya, yayıncılık gibi sektörler çok büyük risk altında. Bildiğim birkaç kitap dükkânı kapandı bile. Yine kültürden, en çok ihtiyacımız olduğu yerden vuruyor bizi sistem. İmanımızdan olduğu kadar medeniyetin mihenk taşı olan kültür sanatımızdan ve bunca iç savaş kışkırtmalarına ve kutuplaştırma senaryolarına rağmen bizi bir arada tutan maneviyat duygumuzdan vuruyor.

Aşı krizi de böyle çıkarıldı. Suriyelilerden yayılan kızamık yüzünden çocuklarımız hasta oluyor vesaire. Derken mültecilerle aramızda yeni bir düşmanlık ve çatışma krizi doğar umuduyla algı operasyonuna devam etti yurtdışından pek çok kaçak eleman.

Bir bakmışız Avrupa’nın bütün güç dengelerini alt üst edecek bir üçüncü havayolu inşası sırasında skandal göçük haberleri. Doğruluğu eğriliği hiç araştırılmadan paylaşılıyor. Vatandaş nezdinde bu iddialı projenin gerçekleşmesi ve inşasına karşı bir şüphe, bol endişe uyandıran bir algı operasyonu daha.

Gerçi sorsanız hemen hepsi şikayetçidir uçak trafiğinin sıkışmasından, havaalanında çok beklemekten vesaire. Hiçbiri uçaksız şuradan şuraya gidemeyecektir ama “ne gerek var böyle bir projeye” dedirtmek için izinsiz ağaç kesimi haberlerinden, göçük haberlerine, yüzlerce argüman her gün zihinaltına saptırılmış haberlerle sokulmaktadır vatandaşın.

Derken bir bakıyorsunuz, markette sahte pirinç skandalı. “O görüntüler bambaşka bir ülkeden geliyormuş, ortaya çıktı” deseniz de artık çok geç. Devlet onu da saklıyordur nasılsa! Ah diyorum ah. Hiç mi ders almadık. Koskoca bir Ergenekon ve 15 Temmuz darbe ve işgal girişimini tam da böyle masumların hakkına gire gire tedavüle sokmadılar mı? Ya Gezi’ye ne demeli?

***

Evet IMF’ye borcumuzun sıfırlandığı günlerde başlayan Gezi isyanındaki kıvama gelmiş durumda halk. Bu sefer fazladan ekonomik kriz de var. Yine vatandaş kendi iyi niyetli tedbirlerinin, şarbondan, aşıdan, kazadan beladan korunmak için aldığı acil önlemlerin tuzağına düşürülüyor. Gezi’de de haklılığının tuzağına düşürüldüğü gibi.

Gençler çevre ve ağaç için elbette çok yerinde bir direniş göstereceklerdi ama günün sonunda başbakanlık binasını yakmaya onları götüren süreci manipülatörlerin operasyonlarını elan anlayamamış görünüyorlar. Bu küresel sistem bizi her vakit en haklı olduğumuz yerden tuzağa düşürüyor. En iyi niyetli, en mağdur, en insani tedbirleri aldığımız yerden oyuyor altımızı ince ince.

Biz ki defalarca gördük bu oyunu. İnsanlığımızdan bizi çıkaran, fark dahi edemeden bizi birbirimize düşüren, düşman kılan bu hileli oyunları kuranların niyetini biliyoruz. Acizane Ergenekon döneminde devlet içindeki devletin sivil hayat, kurumlar ve demokrasi üzerindeki vesayeti bitecek, nihayetinde başörtülü kızlar üniversitede rahat okuyacaklar gibi son derece insani gerekçelerle nasıl da inandırılmıştık misal bir denizaltının çocukların ziyareti sırasında havaya uçurulacağına!

Geçen gün otobüste kulağıma iki gencin konuşması geldi: “Zalim ile mazluma demokrasi adına eşit muamele etmemizi bekleyenler iç savaş çıkarıldığında komşu ülkelere ilk sığınacak olanlardır” dedi bir tanesi. Diğeri itiraz etti. Halen tuzağa düşmeye, algı operasyonlarına rehin bırakılmaya devam ediyoruz. N’olur görelim artık, daha da geç olmadan.

.

Facebook Yorumları

Kod8
18.9.2018
Aile içi eğitimin maneviyatı (1)
15.9.2018
Kılıcın mızrağın okun acısında Müslüman’ın hüznü
4.9.2018
Dolar kuruyla oynamaktan daha etkilisi: İnsanın vehimleriyle oynamak
1.9.2018
Kültür Bakanı’na ve kültüre bakanlara sesleniş (2)
28.8.2018
Kültür Bakanı’na ve kültüre bakanlara sesleniş (1)
25.8.2018
Küresel kasabada vahdet denizi!
21.8.2018
Candaki kurban sırrımız
7.8.2018
Gezi’den mesire yerine; parkların bi/çim analojisi!
4.8.2018
Savaşımızın binbir yüzü!
31.7.2018
Toplumsal gerçekler bazen araştırılmaz, içinde yaşanır!
28.7.2018
ABD’nin çöküşü işgallerinin mânâsında gizli!
10.4.2018
Nefsini ümmet kılmaya niyet edenlerin yolu
13.2.2018
Bir kez daha cepheler alenileşti…
3.2.2018
Barışı kalem ile yazan el, zulme karşı kılıç da sallar!
30.1.2018
Barışı kanla yıkamaya doymayanlar
27.1.2018
Harekatın gerekçelerine ‘uzak’ kalan ‘mesafeli’ analizler
22.7.2017
Kudüs’te ilk kez...
17.6.2017
Yürüye yürüye kavuşacağın kendinsin!
8.4.2017
Sanki hiç öldürülmemişsin gibi!
11.10.2014
Kobani'yle düşen değil, birleşen
02.09.2014
Kurumların ve duyguların restorasyonu
30.08.2014
Kadim medeniyetimize yeni bir şerh
26.08.2014
Tevhidî derinlik ve niyetler stratejisi
23.08.2014
Güzellik medeniyetinin izinde
19.08.2014
'En güzel sûret' ve medeniyet enstitüsü
16.08.2014
Güzel'in perdesi: Cehalet, gaflet, zulmet
12.08.2014
'Yeni Türkiye'nin sağlaması: Sivil anayasa
09.08.2014
'Nasıl bir Türkiye'nin cevabı oylarımızda
05.08.2014
'Söz kaderdir'
02.08.2014
Acıyı seyirlik kılmak da zulüm
29.07.2014
'Kim mânâ duyar ise...'
26.07.2014
Zalim ve mazluma dair...
22.07.2014
Senin tüm alemindir o çocuklarda kaybolan!
19.07.2014
Ramazan gecelerinin şahitliğinde
15.07.2014
Zulümle gelen zafer değil, yenilgi!
12.07.2014
Vizyon belgesi ve 'Yeni Türkiye'nin arzu sosyolojisi
08.07.2014
Geleceğin inşasında gönül ve devlet
01.07.2014
Ta derinlerde hiç değişmeyen...
28.06.2014
Balkanlar'ın 'yağmur öncesi' bulutları altında...
24.06.2014
Yüz yıllık parantezi kapatan simya
21.06.2014
'Bensiz bir ben' ve beşeri bilimler
17.06.2014
'Ulu benlik'lerle kurulamayan kalpler ittifakı
14.06.2014
Kalbin kemali ile toplumsal mutluluk arasındaki bağ
10.06.2014
İlahi benlik, toplumsal benlik ve 'biz'
07.06.2014
'Tevhid sosyolojisi' ve adalet algımız
03.06.2014
Şimdi ve burada bir 'biz' var mı?
31.05.2014
Yerliliğimizin 'çoğulcu ruhu'
27.05.2014
Kendine yabancı kalmışsan başkası da olamıyorsun!
24.05.2014
Benliğin lekeleri
20.05.2014
Gerçeğimizi esir alan şaibeler
17.05.2014
Peki içimizde süren faciayı kim sorgulayacak?
13.05.2014
Halis niyetlilerle kasıtlılar arasındaki uçurum
10.05.2014
Güzellik medeniyeti
06.05.2014
Çoğulcu hareket ve tek sesli seçkinci dil
03.05.2014
İçimizdeki kandillerin ışığında
29.04.2014
Adil hafıza ve 'hakkıyla unutmak'
26.04.2014
Sevemediklerin; nefsinden bir suret!
22.04.2014
Siyaset ve dostluk
19.04.2014
Kalbin mescitleri
15.04.2014
Ya Cumhurbaşkanını seçecek bizlerin ahvali?
12.04.2014
Twitter ırmağının derinliklerinde...
08.04.2014
AK Parti'ye oy verme gerekçeleri çeşitlenirken...
05.04.2014
Ya Rabbi samimiyetimizi arttır!
23.06.2012
Hep aynı elmayı uzatıyorum sana...
16.06.2012
Alevin miracı
10.06.2012
'Hiçlik' ve 'yeniden doğuş'
22.05.2012
Ateş; aşk ile değil öfke ile yaktığında...
16.05.2012
'Kötü' karakter ve 'güzel' roman!
12.05.2012
Kalemin ilhamları
08.05.2012
Işığın simyası
02.05.2012
İlahi aşk ve 'sanatçı'
24.04.2012
Paravon Dede'nin hikâyesi hepimizin
03.04.2012
Bir hayalim var
27.03.2012
Hem katlederken zevk alsın, hem mümin olsun!
20.03.2012
'Bu davanın tabii tarafıyız'
17.03.2012
Yalancı baharların yorgunluğu
13.03.2012
Anayasal sürecin çıkmazları
28.02.2012
Bugünlerin Çalışma Grubu
21.02.2012
Zorba da mazlum da, ipin aynı ucundaysa...
14.02.2012
Yorum suçluları, kanun suçluları
07.02.2012
Peki ya susan muhalefet?
24.01.2012
Yüz yıllık davalar düzeni
17.01.2012
12 Eylül'ün devamı: Hrant davası
10.01.2012
Güvenin bittiği yerde tazminat neye yarar!
03.01.2012
'Sessizliğin sesi'
31.12.2011
Birbirimiz için dua etsek biraz da!
27.12.2011
'Burada çok cevherler var!'
24.12.2011
Yılın en uzun gecesi Dersim'de...
20.12.2011
Evrensel zorbalık, göreceli suç
17.12.2011
Sıra, zulmedenlerin tanıklığında
13.12.2011
Ateş çocuklarına ağıt
10.12.2011
İstanbul'un yüzünde yeni gölgeler
29.11.2011
Yedikçe kadavralaşmamak için...
26.11.2011
Kavuşma arzusu
22.11.2011
Baasçılık ve Dersim nerede kesişiyor?
29.10.2011
Aynı duanın içinde
25.10.2011
Depremle sarsılıp kendimize dönmek
22.10.2011
Yarın yüzleşeceğimiz hakikatler için...
18.10.2011
'Hakikat, adalet, hafıza' hepimize lazım
15.10.2011
Dünyanın kâbusları ve rüyaları
11.10.2011
Erdoğan, Sarkozy ve hayatın sırlı alanları
08.10.2011
Başbakanlığının bittiği an(!)
04.10.2011
'Laiklik' ve 'ılımlı İslam' algıları hızla değişirken
30.09.2011
Yeni baharların tohumu
27.09.2011
Şiddete yeni gerekçe: AKP barış istemiyor!
23.09.2011
Demokratlar ve 'insanlıkmetre'
20.09.2011
Çoğulcu medeniyet, 'örnek' devlet
16.09.2011
Erdoğan'ı işitme biçimlerimiz (3)
13.09.2011
Tahrir meydanına açılan ara yollarda Kâbe (2)
09.09.2011
'Şimdi ve burada'nın anadilinde Kâbe (1)
06.09.2011
O halde artık kan dökmek meşru olsun(!)
03.09.2011
Çay kahve içip neyle savaşıyoruz?
30.08.2011
Bugünün ruhunda dirilen...
27.08.2011
Mogadişu'dan Medine'ye seher rüzgârı
23.08.2011
Merhametin İlahi yüzü
21.08.2011
İnsanlığın öteki yüzü hangimize bakıyor?
16.08.2011
'Uzun namlulu' dilin hedefindekiler
13.08.2011
Hama ile Tottenham arası kaç saniye?
09.08.2011
Keşke bir 'sivil barış örgütü'müz olsa
06.08.2011
Ömrümüzün dolunay gecesi
02.08.2011
Adaletin ironisi
30.07.2011
Zamanın belleğinde...
26.07.2011
Ölülerimizin özerkliği
24.06.2011
Meclis’e girmeyen barış umudu
17.06.2011
AKP’yi değerlendirme biçimleri!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8