Mehmet Ocaktan

Karar



Bookmark and Share

Cehaletin sanatı da siyaseti de olmaz


14.5.2018 - Bu Yazı 254 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Geçen hafta Pazar günü rock ve caz yazımla ilgili ilginç yorumlar geldi. Müziğe evrensel bir perspektiften bakan okurların yorumlarından fevkalade istifade ettiğimi belirtmek durumundayım. Ancak bazı kesimlerin “Nedir bu caz ve rock merakı Allah aşkına, sen bizim kültürümüzden değilsin, Batı’ya git ve sevdiklerinle beraber ol” şeklindeki yorumları karşısında endişeye kapılmamak mümkün değil.

Hemen belirteyim, bu tür itirazları asla kişisel olarak değerlendirmiyorum. Bu bakış açısında aslında hepimizi endişelendiren durum, derin bir cehaletle karşı karşıya olduğumuzdur.

Kuşkusuz kimse caz ya da rock müziğini sevmek zorunda değil. Daha doğrusu müziğin hiçbir türü bir takım dayatmalarla insanların ruhunda yer edemez. Herkes kendi tabiatına, kendi kültürüne ve zihin dünyasına göre bazı müzikleri sever, ya da sevmez.

Keşke caz, rock ya da klasik Batı müziğine karşı tepki duyanlar Türk musikisine yeterince vakıf olabilseler... Öyle anlaşılıyor ki, aslında bazı insanlar müziğin o deruni zenginliğine karşılar. Zira biliyoruz ki Türk sanat müziği ve halk müziğinden tat almayan insanların klasik Batı müziğini, rock ya da caz’ı anlamaları mümkün değildir.

Bu bir ruhi zenginlik işidir, yüreğini hayatın ritmine, ahengine açamayanların müziğin ruhumuzu incelten sesini duymaları nasıl mümkün olabilir ki...

Dolayısıyla “Bizim Dede Efendilerimiz, Hacı Arif Beylerimiz var, Batılıların müziğinden bize ne” diye ortalarda dolaşanlar sadece hamasi duygularla ‘şanlı tarih’ masalları üretmeyi severler. Ama hayatlarının hiçbir döneminde ne Dede Efendi dinlemişlerdir, ne de Hacı Arif Bey...

Bu ucuz hamaset edebiyatı yapanlar bir kez olsun Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi’nin Bayati makamındaki şu eserini dinleselerdi, eminim hayatlarının rengi daha da farklı olurdu.

/Bir gonca –femin yâresi vardır ciğerimde
Âteş dökülürse yeridir âh-ı serimde
Her lâhza hayâli duruyor dîdelerimde
Takdire nedir çâre bu varmış kaderimde/

Diyelim ki Mozart’a, Beethoven’e, Vivaldi’ye ruhunuz ısınmadı. İyi güzel de Dede Efendi’ye yolunuzun hiç düşmemesini nasıl izah edeceğiz? Muhtemelen Şevki Bey’in Uşşak makamındaki “Kimseler gelmez senin feryad-ı ateş barına” adlı o muhteşem eserini dinleme zahmetinde de bulunmamışsınızdır.

/Kimseler gelmez senin feryâd-ı âteş-bârına
Yandın ey bîçâre dil yandın melâmet nârına
Ye’s-i sevdâ rengi çökmüş gül gibi ruhsârına
Yandın ey bîçâre dil yandın melâmet nârına./

Belki Tatyos Efendi’nin “Gamzedeyim deva bulmam” şarkısı bir yerlerde kulağınıza çalınmış olabilir, o kadar...  Denebilir ki, “Bunlar ağır şarkılar, dolayısıyla bu konuda daha rafine bir müzik zevkine ihtiyaç var.” Evet kabul, gerçekten de bu eserleri dinlemek kültürel bir derinlik gerektirebilir. O zaman kültürel hafızamızı biraz daha güncelleyelim ve günümüzün Türk musikisinde unutulmaz tatlar bırakan Selahattin Erköse’nin,
/Unutulmaz adınla dudakta kal sevgilim 
Hâtıran yeter bana uzakta kal sevgilim/ 
şarkısındaki nağmelere kulak verelim. Kuşkusuz bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz, mesela Münir Nurettin Selçuk’un “Endülüs’te raks” şarkısı ya da Sadi Işılay’ın Hüzzam makamındaki “Manada güzel, tende güzelsin” şarkısını acaba kaçımız huşu içinde dinleme zahmetinde bulunduk?
Hasılı, mesele sadece klasik Batı müziği, caz ya da rock dinlemek değil. Önemli olan, hangi dünyaya ait olursa olsun bir seviye ve kalite ifade eden müzikleri ne kadar dinleyebiliyoruz, gerisi hikaye...
Ama unutmayalım ki kaliteli müzik dinleme zevki gelişmemiş toplumlarda, dünya ile yarışabilecek düzeyde bir sanat üretimi gerçekleştirmek de, düzeyli siyaset yapmak da mümkün değildir.

.

Facebook Yorumları

Kod8
18.7.2018
İslam siyaset düşüncesinde hilafet ve iktidarın kaynağı
16.7.2018
Batı dünyasının bakmayı hiç denemediği açı
15.7.2018
Esfeli safiline karşı sadece kalbi ile direnenler kazandı
13.7.2018
Kibrit kutusundaki din algısıyla nereye kadar
11.7.2018
Ve ben de tarihin değişimine tanıklık ettim
9.7.2018
Yeni dönemi Erdoğan’ın yeni söylemleri şekillendirecek
8.7.2018
Türk musikisiyle başka bir aleme uyanmak...
6.7.2018
Pozitif hukuk ilahi yasaya aykırı değildir
4.7.2018
Şark’ın irfanı sistemli tefekkürle buluşabilir mi?
2.7.2018
Neden İslam siyaset teorisi üretemedik?
29.6.2018
Demokrasiye ve millet iradesine küsülmez
27.6.2018
Yeni sistem sağlıklı kurulursa demokrasi kazanır
25.6.2018
Seçim bitti şimdi huzur ve istikrar zamanı
24.6.2018
Caz sizi çağırıyor eminim kalbinize iyi gelecek
22.6.2018
Siyaset için illa kavga etmek zorunda mıyız?
20.6.2018
İslam siyaset düşüncesindeki muhafazakarlık demokrasiye engel
18.6.2018
Bence de Türkiye MHP’siz yönetilemez!
15.6.2018
Bugün merhametle ve adaletle buluşma zamanı
13.6.2018
Abesle iştigali bırakıp 25 Haziran sabahını düşünelim
11.6.2018
Sayın Bahçeli seçime gidiyoruz savaşa değil
8.6.2018
Çözülemeyen sorunların tek müsebbibi dış düşmanlar...
6.6.2018
Bu vicdani perişanlığın çaresi yok mudur?
4.6.2018
Müslümanlar neden Halifeyi otoriterleştirdi?
3.6.2018
Kapitalizmin değerleri üzerinde tepinen anarşizmin asi çocukları
1.6.2018
Reformist AK Parti özlemi ihanet değildir
30.5.2018
Dolara kafa attık olmadı, sonunda Mehmet Şimşek nöbete
28.5.2018
Yeniden IMF’nin müşterisi olmayı hiç istemeyiz
27.5.2018
Seviyesizliği meşrulaştıran zihniyet iklimi
25.5.2018
Demek ki dolar kafa tutarak düşmüyormuş...
23.5.2018
Partilerin vekil tercihleri ve değişim arzusu
21.5.2018
Cezaevlerinde isyan çıkarsa Bahçeli ne yapar?
20.5.2018
Hep lanetliyoruz ve anlaşmalar imzalıyoruz
19.5.2018
Keşke orucumuza reytingci hocalar musallat olmasa...
14.5.2018
Cehaletin sanatı da siyaseti de olmaz
13.5.2018
Temel Bey’in siyasete getirdiği üslup nezaketi
11.5.2018
Küçük adam’ ve IŞİD pazarlamacısı arkadaşları
9.5.2018
Bu seçimde ‘huzur’ vaadi’ fark yaratabilir
7.5.2018
AK Parti reformcu kimliğine geri dönebilir mi?
6.5.2018
Bugün siyaseti unutun, durun ve müziği dinleyin
4.5.2018
İttifaklar Meclis’in önemini artırabilir
2.5.2018
Parti aidiyeti uzlaşma kültürünün önünü kapatırsa...
30.4.2018
Demek ki adaylık işlerine ‘üst akıl’ bakmıyormuş...
29.4.2018
Siyasetçiler için zorunlu caz ve rock dersleri
27.4.2018
Cemaat kültürüyle demokrasi inşası mümkün olmuyor
25.4.2018
Her şeyi mutlaka gerilim hattında mı tartışmalıyız?
23.4.2018
Endişeye gerek yok Türkiye’nin ekseni değişmez
20.4.2018
Siyasetin matematik profesörü Devlet Bahçeli
18.4.2018
Bahçeli’nin erken seçim telaşının şifreleri
16.4.2018
Demek ki Suriye’de tek patron Rusya değilmiş
15.4.2018
Edebiyatsız bir dünya hayal edebilir misiniz?
13.4.2018
Trump dünya ile dalga mı geçiyor?
11.4.2018
Bu manyağı durduracak bir güç yok mu?
9.4.2018
Peygamber, iktidarı hiçbir zaman mutlaklaştırmadı
8.4.2018
Her şairin ölümüyle biraz daha yalnızlaşıyoruz
6.4.2018
İslam devleti hayalinin altından IŞİD karanlığı çıkar mı?
4.4.2018
Hukuk ve ahlâk dinle dayanışma içinde olmalı
2.4.2018
Varna’nın ötesini istiyoruz
1.4.2018
Söyleyin bana nasıl bir dünya burası?
30.3.2018
Uçurumun kıyısındaki demokrasi
28.3.2018
Liberal demokrasiye kısa bir mola mı?
26.3.2018
Hz. Peygamberin ‘ümmet’ tanımını anlayabildik mi?
23.3.2018
Beyler ayağımızın altındaki toprak kayıyor!
21.3.2018
Keşke hocalarımız İmam-ı Azam’ı anlayabilse...
19.3.2018
Keyfiliğin tek çaresi hukukun üstünlüğü
16.3.2018
Nurettin Yıldız’dan özür dilemeyi çok isterdim
14.3.2018
Modernleşme maceramız ve Gökalp’in ülküsü
12.3.2018
Din değil yobaz zihniyet güncellenmeli
9.3.2018
Yapay zeka dijital diktatörler yaratır mı?
7.3.2018
Dindarların fanatizmle imtihanı
5.3.2018
Demokraside evrensel kalite çok yakındı ama...
4.3.2018
‘Tut yüreğimden anne’ diyebilmek ne güzel...
2.3.2018
28 Şubat darbesinin henüz kapanmayan defteri
28.2.2018
Herkesin kendine göre bir Abdülhamid’i var...
26.2.2018
Hukuk ve adalet tarihin en kadim arayışı...
23.2.2018
OHAL neslinin nasıl bir Türkiye hayali olur?
21.2.2018
Rusya’nın PKK-YPG’yi terörist ilan etmemesi boşuna değilmiş
19.2.2018
Batı ile normalleşme provasının anlamı
18.2.2018
Sezai Karakoç Mozart ve Mona Roza’lı bir gece...
16.2.2018
Hz. Peygamber adildi ve özgür bireyler yetiştirdi
14.2.2018
‘Yapay zeka’ ile demokrasinin de sonu gelir mi?
12.2.2018
İdeolojik nesiller yapay zekayı nasıl anlayacak?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8