Mehveş EVİN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Vergi cennetleri yasal, ama meşru değil


10.11.2017 - Bu Yazı 227 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Vergi cennetlerinde şirket(ler) kurmak, suç mu? Değilse, neden dünyanın en zenginleri ve güçlüleri kendi ülkelerinde değil, vergi cennetlerinde şirket kurmayı tercih ediyor? Bu ‘düzen’in halka, gençlere, kamu bütçelerine etkisi ne?

İlk sorunun kısa cevabını vererek başlayalım:

Evet, pek çok ülkede bu faaliyetler yasal. Ancak belgeleri ele geçiren ve medya ortaklarıyla paylaşan Süddeutsche Zeitung’un belirttiği gibi, “Birşeyin yasal olması, meşru veya tartışılamaz demek değildir. Her yıl milyarlarca dolar, ülkelerin bütçelerinden bu yolla kaybediliyor. Oysa bu paralar, hastanelere, çocuklara, eğitime, altyapıya yatırılabilir. ABD eski Başkanı Obama’nın bizzat konuya dair itiraf ettiği gibi: Sorun, bu işlerin çoğunun yasal olması.”

Cennet Belgeleri (Paradise Papers) ateşi, dünya manşetlerinden inmiyor. Türkiye’de bir avuç onurlu gazete ve gazeteci haberin ayrıntılarına yer verirken, belgelerde adı geçen Başbakan Binali Yıldırım da açıklama yapmak zorunda kaldı. Tabii gazetecileri tehdit ve itham etmekten kaçınmadı. Yıldırım’a göre oğullarının Malta’da kurdukları şirketler ‘yasal’dı, devletten ihale almamışlardı...

Harika bir gazetecilik sergileyen Cumhuriyet muhabiri Pelin Ünker, ertesi gün veliahtların aslında devletten ihale aldığını yazdı. Cumhuriyet yazarı Çiğdem Toker ve Birgün gazeteleri, vergi cennetlerinde şirket sahibi olmanın neden ciddi bir sorun olduğunu tüm açıklığıyla yazdı. (Toker’den başka herhangi bir ekonomi yazarı bu konuda kalemini oynattı mı, sanmam!)

VERGİ KAÇIRMA UZMANI ZUCMAN: EŞİTSİZLİĞİ KÖRÜKLÜYOR

Net olan şu ki, Türkiye’de işini yapmayan, yıkama yağlamadan başka birşey beceremeyen gazeteciler çoğunlukta olduğundan, halkın doğru bilgiye ulaşması için her zamankinden daha çok çalışmak, yazmak gerekiyor.

Fransız ekonomist, vergi kaçırma uzmanı Gabriel Zucman, Süddeutsche Zeitung’da, başta sorduğumuz sorulara cevap veren nefis bir yazı kaleme aldı. (İngilizce tamamını okumak için: https://projekte.sueddeutsche.de/paradisepapers/wirtschaft/tax-havens-fuel-inequality-e168550/
‘Eşitsizliği körüklemek’ (Fueling Inequality) başlıklı yazıda Zucman, vergi cennetlerinin 1980’lerde filizlendiğini, bu ülkelerdeki finans, hukuk ve muhasebe şirketlerinin çok zenginlere ve birden fazla vatandaşlığa sahip olanlara astronomik ücretler karşılığında hizmet sağladığını belirtiyor.

Bu hizmetler yasal, ancak başka ülkelerde vergi gelirini azaltmak, eşitsizliği artırdığı gibi ekonomik istikrarsızlığa da neden oluyor. Yani Cumhuriyet’in ilk gün attığı ve Başbakan Yıldırım’ın kızdığı manşet doğru: Yerli değil, milli hiç değil. Zucman makalesinde, vergi ödememek için bu cennetlerde şirket kurmanın analizini yapıp şöyle diyor: “Vergi cennetleri, küresel eşitsizlik uçurumunun hızla büyümesinin lokomotifidir. Dünya’nın kanak varlığının büyük kısmı çok zenginlere ait olduğu için, şirketlerin vergiden kaçınması sadece nüfusun çok minik bir bölümünü zenginleştirir.

VERGİ CENNETLERİ GENÇLERDEN ÇALIYOR

Birden fazla vatandaşlığa sahip olanların vergi cennetlerinde sakladığı paralar ise işçi ve orta sınıfa daha yüksek vergi şeklinde yansıyor:

Eğer bu açık, zenginden daha yüksek vergi alarak kapatılamazsa kamu harcamaları düşürülmek zorunda. AB ülkelerinin vergi cennetlerinde ‘kaybettiği’ cironun yarısı, yüksek eğitime harcanan bütçenin yarısına tekabül ediyor. Bu nedenle vergi cennetleri, nesillerarası muazzam büyüklükte bir varlık transferinin de kaynağı : Yaşlıyı zenginleştiren, gençleri fakirleştiren de bu,” diyor Zucman. Vergi cennetlerinin eşitsizliği körüklemesinin ardında, ultra zenginlerin varlıklarını mali müşavirlerden, iş ortaklarından, yargıçlardan ve hatta, eşlerinden gizlemesine olanak vermesi. Zucman, küresel GSYİH’in (Gayrısafi Yurtiçi Hasıla) yüzde 10’unun, depozito, bond, fon gibi araçlar sayesinde gözlerden ırak saklandığını hesaplamış. Çoğu, yüzü olmayan uydurma şirketler, vakıflar sayesinde.

Başbakan Yıldırım’a göre oğullarının şirketlerinin her şeyi açık, ortada... Ancak “Ne var yani benim mesleğim gemicilik, siyasete girince işi oğullarıma devrettim” demek, aslında bir itiraf.

Halkın siyasetçilerden, yöneticilerden beklentisi, daha çok güce kavuştukça akrabaları vasıtasıyla servetlerine servet katmaları değil. Bu ‘millet’in sırtına vergileri yığmadan, daha çok okul yaparak işe başlayabilirler.

.

Facebook Yorumları

reklam
16.11.2017
AKP’nin sosyal medyadaki paralı asker ordusu büyüyor
15.11.2017
Her tacizci erkek sapık mı?
10.11.2017
Vergi cennetleri yasal, ama meşru değil
7.11.2017
Yazmıyooor, yazmıyooor! Medya neden yaz(a)mıyor?
2.11.2017
At bir ‘Kızıl Soros’ başlığı, altını doldururlar
26.10.2017
Büyük cehalet mi büyük çaresizlik mi?
24.10.2017
İfade özgürlüğüne saldırıların hedefi salt laikler değil
19.10.2017
Kadınlar için tehlikeliyse kimse güvende değil
12.10.2017
Kabile devleti mi dediniz?
10.10.2017
10 Ekim davası Türkiye’nin yönünü belirleyecek
5.10.2017
Ne yani ‘çocuklar ölsün’ mü diyelim?
3.10.2017
Damadın davası ve sızdırma gazetecilik
29.9.2017
Rıza Zelyut ve Alev Coşkun
26.9.2017
Suriyeli 1’inci, Karadenizli 2. sınıf vatandaş, öyle mi?
21.9.2017
‘Tek bir delil gösterin, ömrümü hapiste geçireyim’
19.9.2017
‘Vurun liboşlara!’ Bu mudur?
14.9.2017
Cenazeye saldırmaktan daha aşağılık ne olabilir?
12.9.2017
Yazıklar olsun! Cumhuriyet'te tahliye yok
7.9.2017
Yaşam tarzına müdahale, yaşama müdahale
5.9.2017
Hayırdır beyler? Ensest rahatsız mı etti?
31.8.2017
Müşkülpesent okura bir çift söz
29.8.2017
Kürt, Türk fark etmez: Fakirlere ölüm
24.8.2017
Böl ve yönet, böl ve inşa et!
22.8.2017
Muhalefet hep aynı hataları tekrarlayacak mı?
17.8.2017
Molozdan bile değersizsin ey vatandaş!
15.8.2017
Cengiz’in Cerrattepe yalanlarına inanmayın
10.8.2017
Bizimle mi dalga geçiyorlar, kendileriyle mi?
8.8.2017
'Geceyarısı Ekspresi' hafif kalacak
3.8.2017
Kadını tecrit etmenin binbir yolu
1.8.2017
Bu ülkede herşey yarım, sevinmek ve üzülmek de
27.7.2017
Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!*
25.7.2017
10 maddede Cumhuriyet davası ve önemi
20.7.2017
Korku imparatorluğunda yeni bir eşik aşıldı
18.7.2017
OHAL'E HOŞGELDİNİZ: Nerede adalet, nerede haklar?
13.7.2017
Halkın gözündeki 15 Temmuz
10.7.2017
Kemal Bey 2019’a yürüyor
4.7.2017
Müfredat: Sorun muhafazakarlaşma değil, vahhabileşme
29.6.2017
Başkan’ın yakın halkası (Hızlandırılmış kursumuz yoktur)
27.6.2017
OHAL’de ‘herhal’de aşk
23.6.2017
Adalet için yola düşenler ve yoldan çıkanlar
16.6.2017
Bir gazeteci davası, onlarca dram
13.6.2017
Deniz’ler, Aybüke’ler: Evlatlarını ayırt etmeden sev Türkiye
9.6.2017
Kadın, saç, mehter marşı
6.6.2017
Satın, satın... Memleketi toptan satın!
1.6.2017
Gezi’nin yıldönümü: Biraradayız, yan yanayız!
30.5.2017
Onca kötülük varken iyiliği görebilmek
25.5.2017
Yıkımı fon yapıp instagram’da paylaşmak
23.5.2017
Kamu çalışanlarının keyfi ihracı, kapkaranlık bir Türkiye demek
18.5.2017
Uranyumu açıkta bırakan devlet, nükleer santral hevesinde
16.5.2017
Orospu diye bağırsalar, tükürseler de kadınlar yılmadı
11.5.2017
Öğretmenini sivil ölüme zorlayan ülke
9.5.2017
Doğru soru: Panzerin Silopi’de ne işi var?
4.5.2017
'Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın' kafası
2.5.2017
Erdoğan o köprüleri bizzat attı
27.4.2017
‘Nasıl geçti habersiz...’ dememek için
25.4.2017
Çocuklara nefreti öğretmeye doyamadılar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı