Mehveş EVİN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Savaş yüzünden konuşulamayanlar


8.2.2018 - Bu Yazı 331 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Savaş, sadece insan hayatına doğrudan bir tehdit olmakla kalmıyor... Savaş ortamı, gerçeklerin üzerini örtmeye yarıyor,özgürlüklerin unutulmasına ve şiddetin yaygınlaşmasına sebep oluyor.

Silahların, tankların, füzelerin konuştuğu, insanların öldüğü, kitlelerin düşmanlaştığı bir ortamda herşey daha da keskinleşiyor. Kara, pis kokan bir örtü gibi, herşeyi boğuyor savaş.

2015 Temmuz’undan beri böyle... Abluka operasyonları, kentlerde canlı bomba saldırıları, derken darbe girişimi... Sonrasında daimileşen OHAL rejimi, zaten üç yıldır adı konmamış, giderek dozu artan bir savaş halinde yaşamak demek.

Adı üstünde, ‘olağanüstü hal’ bu. Gerçi mevcut OHAL hukukuna DA uyulmuyor. Kararnamelerle ülke yönetimi, giderek yükselen dozlarda keyfi uygulamaların aracı haline getiriliyor. Üzerine bir de sınırötesi harekat, Afrin operasyonu gibi aktif savaş hali binince, konuşulamayanlar, tartışılamayanlar daha da katmerleniyor.

Oysa konuşmamız gereken son derecede hayati meseleler var. Savaş, tam da buna yarıyor: Çocuk istismarından çevre kıyımına, işsizliğin yakıcı boyutlarından erkek sorununa; laiklikten, demokrasiden, haklardan gün be gün uzaklaşan rejimin yıkımı konuşulmuyor. Konuşulamıyor.

ÇOCUK İSTİSMARININ SIRADANLAŞMASI

Misal, İstanbul’da Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi’ndeki 115 hamile çocuk skandalı... Bir gün konuşuldu, olayı deşifre eden sağlık görevlisi işsiz bırakıldı, konu kapandı mı şimdi?

Muhafazakarından solcusuna, milliyetçisinden liberaline, istismarcı olmadığı sürece herkesin vicdanı sarsacak skandalın, toplumu ayağa kaldırması gerek.

Ama öylesine kutuplaşmışız ki tek tek sorsanız, aynı değerlere sahip çıkanlar dahi birbirini düşman bellemiş.İnsanlar, “çocuklar birarada oynamasın” diyecek kadar sirkeleşmiş.

Oysa konuşmak mümkün olmadıkça çözüm bulmak da mümkün değil.

HDP milletvekili Filiz Kerestecioğlu gibi çocuk istismarının, kadınlara yönelik şiddetin, insan haklarının takipçisi siyasetçi memlekette az bulunuyor. Kerestecioğlu, gazeteduvar’da Meltem Dağcı’ya verdiği röportajda, hastanedeki incelemelerini ve durumun vahametini şöyle anlatıyor:

“Önce bir suç şebekesinden endişe etsek de hekimlerle görüşmemiz neticesinde çocuk istismarının, çocuk gebeliklerinin ve çocuk yaşta evliliklerin ne kadar yaygın olduğunu ve ne kadar olağanlaştığını öğrendik.”

CİDDİ KAMUOYU BASKISI ŞART

Röportajda, devlet görevlilerinin çocuğun istismarı bildirimlerinin çok az olduğunu öğreniyoruz. Peki neden? Okullarda korku, hedef gösterilme, “aman kurumumuzun adı çıkmasın” çabası ağır basıyor. Hastanedeki son hadisede ise korkudan ziyade ihmalin öne çıktığını belirtiyor Kerestecioğlu:

Başhekim, Valilik ve Bakanlıkların ihmali.

Kimbilir böyle kaç tane vaka var... Savaş havasındayken bunların peşinde koşmak, takip etmek, hesap sormak her zamankinden daha da zor.

Unutmayın ki çocuk istismarcılarına af getirecek kanun tasarısı, ve kürtaj yasasının rafa kaldırılması, müftülere nikah kıyma yetkisi veren tasarının bazı maddelerinin değişmesi, Ensar Vakfı konusunda araştırma komisyonunun kurulması, muhalefet partilerinin çalışmaları –ve sivil toplumun ısrarcılığı- neticesinde mümkün oldu.

HDP vekili Kerestecioğlu, çocuk istismarını önlemek için bir dizi öneride bulunduklarını, bütünlüklü bir politika olmadan istismarın engellenemeyeceğini belirtiyor. Ancak hükümetin harekete geçmesinin tek yolu, ciddi bir kamuoyu baskısı yaratmak...

Çocuk istismarının bu kadar yaygınlaşmasına, unutturulmasına, sıradanlaştırılmasına izin vermeyelim.

HDP’li veya solcu olmanın neredeyse “suç” ilan edildiği, ömrünü insan sağlığına vakfetmiş hekime, haber yapan gazeteciye, şiddete karşı çıkan akademisyene gözdağı verilen bir ortamda, farklılıkları bir kenara bırakmak, tek çare.

Mesele bizim çocuklarımız, bizim geleceğimiz ve bizim vatanımız. Vatanseverlikse, buyrun buradan alalım sizi.

.

Facebook Yorumları

reklam
16.2.2018
Korkan, birbirine düşman bir topluluğa millet denir mi?
14.2.2018
Formatı robota değil kendinize atın
8.2.2018
Savaş yüzünden konuşulamayanlar
6.2.2018
Canlı ‘faili meçhul’ dönemi
1.2.2018
CHP’den aklın ve vicdanın sesini duymak güzel
30.1.2018
Başrolde SADAT
25.1.2018
The Post ve gazeteciliği özlemek
24.1.2018
Çanakkale geçilecek hem de 500 bin ağaç keserek
23.1.2018
Hazırool! Hadi şimdi rap, rap, rap…
18.1.2018
Yoksa Reis, bir kadından mı korkuyor?
16.1.2018
Asla teslim olmayacağız
9.1.2018
Boğaziçi’yle uğraşmaya doyamadı, acaba neden?
4.1.2018
Yeme bizi Diyanet!
3.1.2018
İkinci makine çağında interneti lanetleyen bir lider
28.12.2017
Ahmet’in sözleri herkese sert bir tokat
26.12.2017
Yeni KHK’ler: İdam fermanı
22.12.2017
Sarı yazmalılara terörist diye saldıran karanlık
20.12.2017
Bilinmeyen diller Meclisi XXX
15.12.2017
'Demokratik toplum adına' Demirtaş’ı tutuklamak...
12.12.2017
Bebelere Kuran eğitimi
7.12.2017
Tek cümle kurmadan ‘akademisyen’ ol, yeter ki ‘barış’ deme!
5.12.2017
Tunca gibi gazetecilere her zamankinden çok ihtiyaç var
30.11.2017
Reza, Ziya enişte, paracıklar ve ötesi...
28.11.2017
'Ben de şiddet gördüm' diyen ünlüleri sokakta da görelim
26.11.2017
Rebus sic stantibus
23.11.2017
Biçilen adalet: Güven, Parıldak, Alpay
21.11.2017
Atatürkçü AKP’ ve Putin ‘antiemperyalizm’i
16.11.2017
AKP’nin sosyal medyadaki paralı asker ordusu büyüyor
15.11.2017
Her tacizci erkek sapık mı?
10.11.2017
Vergi cennetleri yasal, ama meşru değil
7.11.2017
Yazmıyooor, yazmıyooor! Medya neden yaz(a)mıyor?
2.11.2017
At bir ‘Kızıl Soros’ başlığı, altını doldururlar
26.10.2017
Büyük cehalet mi büyük çaresizlik mi?
24.10.2017
İfade özgürlüğüne saldırıların hedefi salt laikler değil
19.10.2017
Kadınlar için tehlikeliyse kimse güvende değil
12.10.2017
Kabile devleti mi dediniz?
10.10.2017
10 Ekim davası Türkiye’nin yönünü belirleyecek
5.10.2017
Ne yani ‘çocuklar ölsün’ mü diyelim?
3.10.2017
Damadın davası ve sızdırma gazetecilik
29.9.2017
Rıza Zelyut ve Alev Coşkun
26.9.2017
Suriyeli 1’inci, Karadenizli 2. sınıf vatandaş, öyle mi?
21.9.2017
‘Tek bir delil gösterin, ömrümü hapiste geçireyim’
19.9.2017
‘Vurun liboşlara!’ Bu mudur?
14.9.2017
Cenazeye saldırmaktan daha aşağılık ne olabilir?
12.9.2017
Yazıklar olsun! Cumhuriyet'te tahliye yok
7.9.2017
Yaşam tarzına müdahale, yaşama müdahale
5.9.2017
Hayırdır beyler? Ensest rahatsız mı etti?
31.8.2017
Müşkülpesent okura bir çift söz
29.8.2017
Kürt, Türk fark etmez: Fakirlere ölüm
24.8.2017
Böl ve yönet, böl ve inşa et!
22.8.2017
Muhalefet hep aynı hataları tekrarlayacak mı?
17.8.2017
Molozdan bile değersizsin ey vatandaş!
15.8.2017
Cengiz’in Cerrattepe yalanlarına inanmayın
10.8.2017
Bizimle mi dalga geçiyorlar, kendileriyle mi?
8.8.2017
'Geceyarısı Ekspresi' hafif kalacak
3.8.2017
Kadını tecrit etmenin binbir yolu
1.8.2017
Bu ülkede herşey yarım, sevinmek ve üzülmek de
27.7.2017
Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!*
25.7.2017
10 maddede Cumhuriyet davası ve önemi
20.7.2017
Korku imparatorluğunda yeni bir eşik aşıldı
18.7.2017
OHAL'E HOŞGELDİNİZ: Nerede adalet, nerede haklar?
13.7.2017
Halkın gözündeki 15 Temmuz
10.7.2017
Kemal Bey 2019’a yürüyor
4.7.2017
Müfredat: Sorun muhafazakarlaşma değil, vahhabileşme
29.6.2017
Başkan’ın yakın halkası (Hızlandırılmış kursumuz yoktur)
27.6.2017
OHAL’de ‘herhal’de aşk
23.6.2017
Adalet için yola düşenler ve yoldan çıkanlar
16.6.2017
Bir gazeteci davası, onlarca dram
13.6.2017
Deniz’ler, Aybüke’ler: Evlatlarını ayırt etmeden sev Türkiye
9.6.2017
Kadın, saç, mehter marşı
6.6.2017
Satın, satın... Memleketi toptan satın!
1.6.2017
Gezi’nin yıldönümü: Biraradayız, yan yanayız!
30.5.2017
Onca kötülük varken iyiliği görebilmek
25.5.2017
Yıkımı fon yapıp instagram’da paylaşmak
23.5.2017
Kamu çalışanlarının keyfi ihracı, kapkaranlık bir Türkiye demek
18.5.2017
Uranyumu açıkta bırakan devlet, nükleer santral hevesinde
16.5.2017
Orospu diye bağırsalar, tükürseler de kadınlar yılmadı
11.5.2017
Öğretmenini sivil ölüme zorlayan ülke
9.5.2017
Doğru soru: Panzerin Silopi’de ne işi var?
4.5.2017
'Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın' kafası
2.5.2017
Erdoğan o köprüleri bizzat attı
27.4.2017
‘Nasıl geçti habersiz...’ dememek için
25.4.2017
Çocuklara nefreti öğretmeye doyamadılar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı