Mensur Akgün

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Tansiyon düşerken


16.8.2018 - Bu Yazı 73 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye zor bir dönemini daha geride bıraktı. Rahip Brunson sorunuyla tırmanan, yaptırımlarla tetiklenen, kapitalist dünya ekonomisinin temel özelliği olan kar hırsıyla şiddetlenen siyasi ve ekonomik krizin en tehlikeli anları geride kaldı. Bir yandan diplomasi ve sistemin mantığına uygun açıklamalar, diğer yandan sağduyulu tedbirler ve kaosu önleyecek siyasi çıkışlar, çok kısa bir süre içinde krizin kontrol altına alınmasını sağladı.

Çıkan haber ve yapılan mantıklı yorumlara bakılırsa Rahip Brunson ve Hakan Atilla dosyalarında da yakında ilerleme kaydedilecek. İktisatçı değilim ama Türkiye’nin yaşadığı krizden ders çıkartıp daha makul, kaynak ve imkanlarıyla daha uyumlu bir ekonomik modele geçiş yapacağını, kısa vadede artı değer yaratmayan projelere ağırlık vermeyeceğini söyleyebilirim. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın açıklamaları umut verici. Dünyanın farklı yerlerinden gelen destek mesajları da öyle.

***

Yeni dönemde Türkiye’nin her alanda rasyonel, zemindeki gerçekliği hesaba katan, gücünü önemseyen ama abartmayan bir anlayışa/anlayışlara ihtiyacı var. Unutmayalım biz siyasette de, ekonomide de küreselleşmiş bir sistemin içinde yaşıyoruz. Seçtiğimiz ve ülkece benimsediğimiz ekonomik modelin genel adı da “kapitalizm”. İşleyebilmesi için belli kurallara uyulması, norm ve ilkelerinin içselleştirilmesi gerekiyor.

Bu ilkeleri beğenmeyebiliriz, eleştirebiliriz, değişmesi için çaba harcayabiliriz ama uymazsak zarar görürüz. Piyasa denen mekanizma bizi bir şekilde cezalandırır. Bu bazen müeyyidelerle tetiklenir, bazen de bambaşka şekillerde. Piyasa mekanizmasının “silah” olarak kullanıldığı da doğrudur. Önemli olan şimdiki gibi, hatta daha da hazırlıklı bir şekilde o silahı kullanacaklara karşı gerekli savunma mekanizmalarını el altında tutmak ve mümkünse caydırıcı olmaktır.

Kulağa klişe gelse de bu da ancak ekonominizin güçlü olması, ihracatınızın artması, turizm potansiyelinizin sonuna kadar gerçekleşmesi, eğitim sisteminizdeki sorunların aşılması, ileri teknolojiye yatırım yapılmasıyla mümkündür. Türkiye dünya ile rekabet edebilmek için dünyayı iyi anlamak, özcü değerlendirmelerden uzak durmak, sadece ekonomik alanda değil siyasi alandaki boşluk ve zafiyetleri kendi çıkarlarına en uygun şekilde kullanmak zorundadır.

Çünkü devletler siyasette de rekabet ederler, kendi çıkar ve beklentilerini gerçekleştirmeye çalışırlar. Bu alanda da binlerce yıldır bitmeden tükenmeden süren bir güç mücadelesi vardır. Bazen savaşırlar fakat her zaman savaşa hazırlıklı olurlar. İttifaklar kurarlar ama birbirlerine hemen hiçbir zaman güvenmezler. Güvenliklerini arttırmak, yani güçlü olmak için tedbirler alırlar. Silahlanırlar, ileri teknolojiye, bilgiye, genel anlamıyla istihbarata yatırım yaparlar.

Devletler arası ilişkilerde anahtar kelime etkilemektir. Bir devleti ya da ülkeyi malınızı satmak için de etkilemeye çalışırsınız, müteahhitlerinize veya yatırımcılarınıza iş imkanı yaratmak için de, kaynaklarından makul fiyatla yararlanmak için de, güvenlik çıkar ve beklentilerinizi maksimize etmek için de. Basite indirgeyecek olursak amacınız ne olursa olsun hedefiniz muhatabınızın istediğiniz bir şeyi yapması ya da istemediğiniz bir şeyi yapmamasıdır.

Bu hedeflere ulaşmak için de elinizde pazarlık anında kullanacağınız iki koz vardır. İlki mükafat vadetmek, ikincisiyse müeyyide uygulamak veya uygulama tehdidinde bulunmaktır. Kozlarınızın işe yaraması için muhatabınızın beklentilerini iyi okumanız, hangi aracın onun anlam dünyasında yankı bulabileceğini bilmeniz gerekir. Bu da diplomasinin, akademinin ve özellikle de saha çalışması yapan düşünce kuruluşlarının işidir.

Devletlerin etkilerinin en fazla olduğu, yani dünya siyasetinde en güçlü olduğu zamansa en az konuda pazarlık ettikleri, etmek zorunda kaldıkları anlardır. Bu da yumuşak gücünüzle, imajınızla doğru orantılıdır. Yumuşak gücünüz bazen demokrasinizden, bazen insan haklarına saygınızdan, bazen dünya siyasetinde oynadığınız yapıcı rolden, bazen bulunduğunuz coğrafyadan, bazen de ülkenizdeki petrolden ve doğal gazdan kaynaklanır.

***

Kaynağı ne olursa olsun yumuşak güç, yani muhataplarınızı pazarlıksız etkileyebilme yeteneği (ya da isterseniz marka değeri diyelim) devletler arası ilişkilerde önemlidir. Türkiye’nin de yeni dönemde bu köşede sık sık dillendirdiğim gibi yeniden yumuşak gücüne yatırım yapması gerekmektedir. Petrolümüz olmadığına göre yatırım yapabileceğimiz alanlar bellidir. Ayrıca muhataplarını etkilemenin araçlarını çeşitlendirmesinde de yarar vardır.

Bu yatırım çatışma çözümünde rol oynamakla, Kazakistan ve Finlandiya ile birlikte inisiyatifler geliştirmekle, İspanya ile Medeniyetler İttifakını canlandırmak için çalışmakla, bazen de tek başına kolaylaştırıcı rol oynamakla, daha doğrusu sorunlardan çok çözümlerle anılmakla gerçekleşebilir. Ama en etkilisi demokrasimizi sağlam temeller üstüne oturtmak, hukukun üstünlüğü konusundaki şüpheleri gidermektir…

.

Facebook Yorumları

Kod8
16.8.2018
Tansiyon düşerken
12.8.2018
Kriz tırmanırken
9.8.2018
9 Ağustos 1945
5.8.2018
Krizi yaşarken ve aşarken…
2.8.2018
Suriye sorunu çözülürken
29.7.2018
BRICS
24.7.2018
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla ufuk turu
22.7.2018
Bir diplomatik, bir de askeri zafer
16.7.2018
Dünya siyasetini magazinleştirmemek
8.7.2018
AB topu taca atıyor...
4.7.2018
NATO krizine doğru
1.7.2018
İran senaryoları…
27.6.2018
Sorunlar ve çözümler…
24.6.2018
Yarının gündemi
21.6.2018
Mülteci sorunumuz
17.6.2018
Çözüm belli ama irade yok
13.6.2018
İyi bir başlangıç ama sonucu kestirebilmek güç
10.6.2018
Bir sarsıntı daha
6.6.2018
Sevindirici bir gelişme
3.6.2018
Ticaret sadece ticaret değildir
30.5.2018
Nükleer silahlar yayılabilir
27.5.2018
Pozisyon almak güçleşiyor
23.5.2018
İmkansızı istemek
20.5.2018
Said’den günümüze Filistin sorunu...
16.5.2018
Dünya düzeni de sarsılıyor
14.5.2018
Batı ittifakı çökerken
9.5.2018
Biraz da alanımız üstüne…
2.5.2018
Birleşme yerine bir arada yaşama
30.4.2018
Marx 200 yaşında…
25.4.2018
Trump’ı ikna edebilecek mi?
22.4.2018
Montrö’nün değişmesi gerekmiyor
18.4.2018
Amerika’nın müdahaleleri
15.4.2018
Dünya savaşı riski azaldı
12.4.2018
Seçim yapmak gerekli mi?
8.4.2018
Veliaht prensin ABD ziyareti
2.4.2018
15 yıl sonra
28.3.2018
Varna buluşmasının ardından
25.3.2018
Haluk Ülman’ın ardından
21.3.2018
Afrin Harekatı’nın sonuçları
19.3.2018
Yeni Dışişleri Bakanı
14.3.2018
İpek Yolu canlanırken
11.3.2018
Büyük bir kriz ertelendi
7.3.2018
Yeni silahlar ve yeni dengeler
4.3.2018
Ticaret savaşları
28.2.2018
Çin…
25.2.2018
Çözüm için çözüm…
18.2.2018
Normalleşmeye doğru
14.2.2018
Kore’den Suriye’ye Amerika
11.2.2018
Ya normalleşecek ya da kopacak
7.2.2018
İki ülkenin de dikkatli olması gerekiyor
4.2.2018
Türkiye’nin dış politika algısı
31.1.2018
ABD’nin önündeki dört engel
28.1.2018
Soçi toplantısına doğru
24.1.2018
Operasyonun hedefleri
21.1.2018
Pence’in Ortadoğu ziyareti
10.1.2018
KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorunu
7.1.2018
PESCO
3.1.2018
İran’ın sorunu aslında bizim de sorunumuz
24.12.2017
Göründüğünden daha da önemli bir diplomatik başarı
17.12.2017
İİT zirvesi neden başarılıydı?
13.12.2017
2017 Nobel Barış Ödülü
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
13.4.2017
Büyük pazarlık
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8