Mensur Akgün

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Yeni bir istikrarsızlık riski


8.11.2017 - Bu Yazı 712 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Görünen o ki Türkiye’nin yakın çevresindeki sorunlara yakında Suudi Arabistan da eklenecek. Suudi monarşisinin kendi içinde ve dışında gerçekleştirdiği tasarruflar bizi de bir şekilde etkileyecek. Yeni Kral ve Velihat Prens giriştikleri mücadeleden güçlerini konsolide ederek çıkarsa, Suudi Krallığının iç çalkantılarından etkilenmememiz olası. Ama bölgede izledikleri gerilim siyasetinden etkilenmemek ne yazık ki çok olası değil.

Türkiye dış politikasının temel parametrelerini belirlerken şiddeti giderek artacak olan İran-Suudi Arabistan gerginliğini, gerginliğin Yemen, Suriye, Irak ve Lübnan gibi kırılma noktalarına etkisini her zamankinden daha fazla dikkate almak zorunda kalacak. Sorun Amerika’nın verdiği desteğin ötesinde. Tek aktör üstünden okumayla anlaşılamayacak türden. Herkes herkesi kullanıyor, çok muhtemeldir ki bundan sonra da kullanacak. Bazı ilişki biçimleri daha güçlü bir şekilde araçsallaştırılacak. 

***

Türkiye’nin ticari ve siyasi çıkarları gereği çıkacak krizlere taraf olmamasında, arabuluculuk, kolaylaştırıcılık gibi misyonlar benimsemesinde yarar var. Ancak bunun her zaman mümkün olamayacağını baştan kabul etmemiz gerekiyor. Çünkü Katar krizi sırasında gördüğümüz gibi yeni Suudi yönetim kliği bazen rasyonalite sınırlarını zorlayan talepler gündeme getirebiliyor. Karşı tarafa ve ona destek olanlara hareket alanı bırakmıyor.

Türkiye için ilk meydan okuma büyük bir olasılıkla Suriye ve Irak’ta işbirliğine girdiği İran ile olan ilişkilerinin Suudi Krallığı tarafından sorgulanması sırasında ortaya çıkacaktır. Tabii ki daha önce Lübnan’da yeni bir tırmanma ya da İsrail’in “önleyici” müdahalesi olmazsa. Lübnan Başbakanı Hariri’nin Riyad’da istifa ettirilmesi Salman’ın Lübnan konusunda çok acelesi olduğuna, Suudi menşeli ilk büyük bölgesel sorunun bu ülkede çıkacağına işaret ediyor.

Ankara’nın ve aslında genel olarak Türkiye’nin Hizbullah hakkında ne düşündüğü sır değil. Suriye iç savaşında Hizbullah’ın takındığı tutum, işlediği suçlar hepimizin malumu. Fakat tam da Suriye sorunu çözüm aşamasına gelmişken Lübnan’ın istifa ve belki de müdahale yoluyla karıştırılması, istikrarsızlaştırılması, bunun da İran’la rekabet adına İsrail’le açık ya da örtülü işbirliği marifetiyle yapılması Türkiye’yi bence rahatsız eder.

Muhammed bin Salman eğer gücünü kendisinin ve belli ki ABD yönetiminin beklediği gibi konsolide edebilirse, dışarıya karşı çok daha sert bir tutum sergileyebilir. Ancak gücün konsolide edilememesi, saray darbesinin Krallığın sosyal ve siyasal anlamda altından kalkamayacağı sorunlara yol açması olasılığı da göz ardı edilemez. Unutmayalım ki Suudi Arabistan dünyanın hem en zengin, hem de gelir dağılımdaki adaletsizlik yüzünden en fakir ve en sorunlu ülkelerinden biri.

***

Bu sorunların ne kadarının yolsuzlukla suçlanan eski yönetici elite mal edilebileceğini bilmiyoruz. Bildiğimiz toplumsal değişimlerin hepsinin aynı anda gerçekleşmesinin zor olduğu. Bir ülkenin kurucu ideolojisini -yani Vahhabiliği- yıkmaya çalışırken aynı anda birden çok cephede savaş vermenin kolay olmadığı. Şii-Sunni aksında kırılmaların ve daha başka siyasal/sosyal ayrışmaların hiç beklenmedik bir anda örtüşebileceği ve ülkeyi istikrarsızlığa sürükleyebileceği. 

Umarız Suudi Arabistan en azından kendi içindeki sorununu istikrarsızlaşmadan, bölgesi ve dünya için yeni bir tehdit kaynağı olmadan çözer. Evrensel hukukun kaidelerine değilse bile kendi hukukunun kurallarına uyum gösterir. Biz de petrol ve gaz fiyatlarının artmasından, Arap yarımadasında doğacak jeopolitik boşluğun başkaları tarafından doldurulmasının yaratacağı sorunlardan korunuruz. Diğer sorunlardan korunabilir miyiz derseniz, o sanki biraz zor gibi...

.

Facebook Yorumları

Kod8
21.10.2018
Mistura ayrılırken…
17.10.2018
Kaşıkçı sorununun muhtemel siyasi sonucu
14.10.2018
Kriz yönetimi başarısı
10.10.2018
Amerika ne yapacak?
7.10.2018
Nobel Barış Ödülü ve cinsel şiddet
3.10.2018
Çözüm umudu var mı?
30.9.2018
BM konuşmalarının satır araları
26.9.2018
Sivil kayıplar
23.9.2018
Tasarım ya da tasarımı sorgulama bienali…
19.9.2018
Soçi mutabakatının sonuçları
16.9.2018
Soçi öncesinde bir değerlendirme
13.9.2018
Yolun sonu mu?
10.9.2018
Glocalization, Kars ve Kaşar…
5.9.2018
Devletler pozisyon değiştirir
2.9.2018
Bir pazar yazısı olarak arkadaşlık
29.8.2018
Eksen kayması
26.8.2018
Pazar yazısıyla huzur aramak…
22.8.2018
Kofi Annan’ın ardından
19.8.2018
Amatör izlenimler
16.8.2018
Tansiyon düşerken
12.8.2018
Kriz tırmanırken
9.8.2018
9 Ağustos 1945
5.8.2018
Krizi yaşarken ve aşarken…
2.8.2018
Suriye sorunu çözülürken
29.7.2018
BRICS
24.7.2018
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla ufuk turu
22.7.2018
Bir diplomatik, bir de askeri zafer
16.7.2018
Dünya siyasetini magazinleştirmemek
8.7.2018
AB topu taca atıyor...
4.7.2018
NATO krizine doğru
1.7.2018
İran senaryoları…
27.6.2018
Sorunlar ve çözümler…
24.6.2018
Yarının gündemi
21.6.2018
Mülteci sorunumuz
17.6.2018
Çözüm belli ama irade yok
13.6.2018
İyi bir başlangıç ama sonucu kestirebilmek güç
10.6.2018
Bir sarsıntı daha
6.6.2018
Sevindirici bir gelişme
3.6.2018
Ticaret sadece ticaret değildir
30.5.2018
Nükleer silahlar yayılabilir
27.5.2018
Pozisyon almak güçleşiyor
23.5.2018
İmkansızı istemek
20.5.2018
Said’den günümüze Filistin sorunu...
16.5.2018
Dünya düzeni de sarsılıyor
14.5.2018
Batı ittifakı çökerken
9.5.2018
Biraz da alanımız üstüne…
2.5.2018
Birleşme yerine bir arada yaşama
30.4.2018
Marx 200 yaşında…
25.4.2018
Trump’ı ikna edebilecek mi?
22.4.2018
Montrö’nün değişmesi gerekmiyor
18.4.2018
Amerika’nın müdahaleleri
15.4.2018
Dünya savaşı riski azaldı
12.4.2018
Seçim yapmak gerekli mi?
8.4.2018
Veliaht prensin ABD ziyareti
2.4.2018
15 yıl sonra
28.3.2018
Varna buluşmasının ardından
25.3.2018
Haluk Ülman’ın ardından
21.3.2018
Afrin Harekatı’nın sonuçları
19.3.2018
Yeni Dışişleri Bakanı
14.3.2018
İpek Yolu canlanırken
11.3.2018
Büyük bir kriz ertelendi
7.3.2018
Yeni silahlar ve yeni dengeler
4.3.2018
Ticaret savaşları
28.2.2018
Çin…
25.2.2018
Çözüm için çözüm…
18.2.2018
Normalleşmeye doğru
14.2.2018
Kore’den Suriye’ye Amerika
11.2.2018
Ya normalleşecek ya da kopacak
7.2.2018
İki ülkenin de dikkatli olması gerekiyor
4.2.2018
Türkiye’nin dış politika algısı
31.1.2018
ABD’nin önündeki dört engel
28.1.2018
Soçi toplantısına doğru
24.1.2018
Operasyonun hedefleri
21.1.2018
Pence’in Ortadoğu ziyareti
10.1.2018
KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorunu
7.1.2018
PESCO
3.1.2018
İran’ın sorunu aslında bizim de sorunumuz
24.12.2017
Göründüğünden daha da önemli bir diplomatik başarı
17.12.2017
İİT zirvesi neden başarılıydı?
13.12.2017
2017 Nobel Barış Ödülü
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
13.4.2017
Büyük pazarlık
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8