Mensur Akgün

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

2017 Nobel Barış Ödülü


13.12.2017 - Bu Yazı 303 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 2017 Nobel Barış Ödülü pazar günü Oslo Belediye Sarayı’nda yapılan törenle nükleer silahların yok edilmesi için çalışan ICAN (International Campain to Abolish Nuclear Weapons) adlı örgüte verildi. Ödülü, ICAN yöneticisi Beatrice Fihn, Hiroşima’daki büyük yıkımdan hayatta kalanlardan 85 yaşındaki Setsuko Thurlow ile birlikte Nobel Barış Komitesi Başkanı Berit Reiss-Andersen’in elinden aldı.

***

ICAN, dünyanın farklı yerlerinden 468 sivil toplum gönüllüsü tarafından kurulmuş bir örgüt. Hedefi nükleer silahların olmadığı bir dünya. Bunu gerçekleştirmek için kampanyalar düzenliyor, toplantılar tertipliyor, yayınlar yapıyor.

Hepsinden önemlisi de yaptıkları işe yarıyor. Bu yıl 7 Temmuz itibarıyla ICAN sayesinde 50 ülke BM Genel Kurulu’nda imzaya açılan 10 sayfalık kapsamlı bir nükleer silahsızlanma antlaşmasını (Treaty on the Prohibition of Nuclear Weapons) imzaladı.

Ancak ICAN, 318 aday (103’ü kurum) arasından seçilip, Barış Ödülü’nü almasını büyük olasılıkla bu başarısından ziyade Kuzey Kore’nin geliştirdiği nükleer silahlara borçlu. Bana öyle geliyor ki 1901’den bu yana Nobel Barış Ödülü’nü veren Norveç Nobel Komitesi Kuzey Kore’nin meydan okumasını ve bu meydan okumaya verilebilecek cevabı ciddiye almış.

Diğer adaylar resmen açıklanmadığı için karşılaştırma yaparak seçimin isabetli olup olmadığını söylemek zor. Ama ödülün herkesin daha iyi ve daha güvenli bir dünyada yaşamasını talep eden bir sivil toplum örgütüne verilmiş olması önemli. Umarız Norveç Nobel Komitesi önceki hatalarını tekrarlamaz, ödüllerini hep barışa ve insanlığa hizmet eden kişi ya da kurumlara verir.

***

Çoğumuz farkında olmasak da nükleer silahlar bildiğimiz anlamda bir silah değil. Sivil-asker ayrımı yapmıyorlar, yapamıyorlar. Yüzyıllar süren mücadelelerin sonucunda ortaya çıkan insancıl hukuk kurallarını anlamsız kılıyorlar. Hatta dost düşman ayrımının bile fiilen ortadan kalmasına yol açıyorlar.

Bugün ortalama bir nükleer bombanın Hiroşima’ya atılandan 2 bin kez daha fazla yıkım gücüne sahip olduğu düşünülürse, bir tanesinin kullanılmasının dahi ne sonuçlar doğurabileceğini tahmin etmek herhalde zor olmaz.

Ayrıca nükleer patlama sadece ilk andaki yıkıcı ve yakıcı etkisiyle değil, radyoaktif sonuçlarıyla da kullanıldığı yer ve bölgelerde insanların yıllarca acı çekmesine, kanser gibi hastalıkların oluşmasına yol açıyor. Bu yüzden de bu silahlara kitle imha silahları deniyor. Çünkü kitleleri imha ediyor.

Kaldı ki nükleer silahların teker teker kullanılması da pek mümkün değil. Nükleer silah kapasitesi olan iki ülke bu silahları kullanmayı planladığında aslında binlercesinin düğmesine aynı anda basmayı öngörüyor. Dolayısıyla hedefte olmayanların da doğacak sonuçtan etkilenmesi, daha doğrusu dünyanın yaşanabilir bir yer olmaktan çıkması kaçınılmaz hale geliyor.

***

İnsanlığın geleceği için nükleer silahların tarihe gömülmesi şart. Bu amaca ulaşmak için imzalanmış pek çok antlaşma da var. 1968 tarihli NPT (Nükleer Silahların yayılmasını Önleme Antlaşması) İran ve Kuzey Kore vesilesiyle en çok duyduğumuz ve bildiğimiz antlaşmalar arasında. NPT, nükleer silah sahibi olanlara da, olmayanlara da sorumluklar yüklüyor.

NPT dışında da nükleer silahların kalitesinin arttırılmasının önlenmesi (1959 Atlantik Antlaşması, 1967 Dış Uzay Antlaşması, 1996 Denemelerin Kapsamlı Yasaklanması Antlaşması gibi), sayılarının kısıtlanması (1972 Salt 1, 1991 START 1, 2010 Prag Antlaşması gibi), nükleer caydırıcılığın sürdürülmesi (1972 ABM gibi) için yapılmış antlaşmalar, varılmış mutabakatlar var.

Fakat bunların hiç biri şimdiye değin insanlığı nükleer silah tehdidinden kurtarmaya yetmedi. Belki bir ölçüde korunmasına, var olan silahların kullanılmamasının sağlanmasına yardımcı oldu. Asıl çözüm dünyanın nükleer silahlardan arınmasında, 7 Temmuz’da imzaya açılan antlaşmaya tüm devletlerin katılmasında.

***

Bunu insanlık başarabilir mi, nükleer gücü “tekelini” elinde bulunduranlar razı olur mu doğrusu şüpheliyim. Yine de gerçekleşmesi için çalışanlara saygı duyuyorum. Birilerinin yeni şeyler söylemesinde, özellikle de ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa gibi ülkelere sorumluluklarının hatırlatılmasında yarar var. Onlar hatırlamak istemeseler bile…

.

Facebook Yorumları

reklam
21.1.2018
Pence’in Ortadoğu ziyareti
10.1.2018
KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorunu
7.1.2018
PESCO
3.1.2018
İran’ın sorunu aslında bizim de sorunumuz
24.12.2017
Göründüğünden daha da önemli bir diplomatik başarı
17.12.2017
İİT zirvesi neden başarılıydı?
13.12.2017
2017 Nobel Barış Ödülü
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
13.4.2017
Büyük pazarlık
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı