Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Mensur Akgün

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

İki ülkenin de dikkatli olması gerekiyor


7.2.2018 - Bu Yazı 475 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye-Rusya ilişkileri hiçbir zaman mükemmel olmadı. Sorunlar her zaman vardı. İmparatorluk döneminde de Cumhuriyet döneminde de Rusya Türkiye’den genellikle bir şeyler almak istedi. Ama iki ülke işbirliği de yaptı. İttifaklar dahi kuruldu. Çünkü çıkarlar örtüştü. 1921-1936 yılları arası ilişkilerin yoğun olduğu dönemdi. Montreux Sözleşmesi ile Türkiye İngiltere’ye yakınlaşırken Rusya’dan uzaklaştı.

İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında yaşananlar ise iki ülkenin arasını iyice açtı. Rusya Türkiye’den üs ve toprak talep edince Ankara Washington’a yöneldi. Sovyetler Birliği’yle arası açılan, bu ülkenin savaş sonrası yayılmacı bir politika izleyeceğine kanaat getiren Amerika ile Türkiye’nin çıkarları örtüşmeye başladı. Önce Missouri zıhlısı geldi, ardından Truman Doktrini ve Marshall yardımı. 1952’de de NATO üyeliği.

***

Türkiye işbirliği yapsa da Soğuk Savaş boyunca kendini Sovyetler Birliği, yani Rusya karşısında konumlandırdı. Bu durum Soğuk Savaş bittikten sonra da bir süre değişmedi. Hazar Havzası hidrokarbon zenginliklerinin geçeceği güzergah üstünden başlayan jeopolitik rekabet pek çok başka alana sıçradı. PKK, Moskova tarafından bu mücadelenin aracı olarak görüldü. Türkiye de Boğazları koz olarak kullandı. Çeçenistan’daki savaşa en azından sempatiyle baktı.

Türkiye ile Rusya arasındaki soğuk savaşın bitişi bu yüzden yedi-sekiz yıl kadar gecikti. Nihayet sağduyu ve ticaretin yarattığı karşılıklı bağımlılık galip geldi. İki ülke ilişkileri Türkiye’nin tartışmalı 11 Ocak 1994 tarihli Boğazlar Tüzüğü’nün değişmesi, Karadeniz limanlarına ulaşan petrolü taşıyan gemilere uygulanan dolaylı yaptırımların kalkmasıyla normalleşmeye başladı. Zaten bu arada amaca da ulaşılmış, Bakü-Tiflis-Ceyhan hattının hayata geçeceği belli olmuştu.

Bundan sonraki yıllar içinde ilişkilerin sorunsuz değilse de gerilimsiz, krizsiz seyrine şahit olduk. Ticaret arttı, işbirliği derinleşti, iki ülke de birbirinde köklü yatırımlar yaptı. Ancak Suriye krizine Rusya’nın Ekim 2015’de doğrudan müdahaleye karar vermesi ilişkileri bir kez daha gerdi. Hava sahası ihlalleri Kasım 2015’de bir Rus uçağının Türkiye tarafından düşürülmesine yol açtı. İlişkiler köklü biçimde etkilendi.

Neyse ki iki taraf da bu gerilimin kendileri için yararlı olmadığına, sürdürülemeyeceğine karar verdi. Kazakistan’ın arabuluculuğu ve bazı özel teşebbüslerle orta yol bulundu. Bir kriz dönemi daha kapandı. Çok geçmeden de Rusya ve Türkiye, ilişkilerini germe potansiyeli taşıyan Suriye sorununun çözümü için işbirliği yapmaya başladı. Astana’da mükemmel olmayan bir ateşkes süreci, Soçi’de yine mükemmel olmayan bir barış süreci başlatıldı.

Şimdi Rusya’da bazıları geçtiğimiz günlerde düşürülen uçağın arkasında Türkiye’nin olabileceğinden, Türkiye de bazıları tankımızın vurulmasından, askerlerimizin şehit edilmesinden Rusya’nın sorumlu olabileceğinden şüpheleniyor. Ama benim görebildiğim kadarıyla ne Türkiye’nin ne de Rusya’nın böylesi inisiyatifler geliştirmesi anlamlı. Sorumluları iki ülke ilişkilerinin gerilmesinden yarar sağlayacaklarda, belki de sadece yerel aktörlerde aramak gerek.

Eğer bir güven bunalımı varsa bunu gidermenin yolu konuşmaktan, sorunları kriz haline gelmeden çözmekten geçiyor. İlişkiler tarih boyunca ciddi krizler, hatta savaşlar atlattı. Bunlardan iki tarafın da çıkartacağı dersler olmalı. Ben çıkartacaklarına, Suriye’de dengeli bir çıkış yolu bulabileceklerine inanıyorum. Şu ana kadar varılan mutabakatlar, yapılan temaslar çıkarların tam örtüşmemesine rağmen ana hatlarda mutabakat sağlanabileceğine işaret ediyor. Düşürülen uçak ve pilot için geliştirilen işbirliği de öyle.

***

Evet coğrafya zor, sorunlar çetrefilli ve insani krizler hepimizi derinden etkiliyor. Üstelik sahada ve dışarıda pek çok aktör de bu ilişkiyi bozmaya, zehirlemeye çalışıyor. Bırakın ABD’yi bir kenara, İran adına son birkaç gündür yapılan açıklamalar, gerçekleştirilen temaslar da son derece manidar. PKK/PYD’nin deseniz en büyük arzusu iki ülkeyi karşı karşıya getirmek, Türkiye’nin operasyon kabiliyetini zayıflatmak.

Tüm bu ve benzeri nedenler yüzünden Ankara ve Moskova’nın iletişim kanallarını açık tutmasında, birbirini her düzeyde daha iyi anlamak, daha iyi anlatmak için çaba harcamasında yarar var. Unutmayalım ki zemin her türlü tahrike müsait. İki ülkenin de dikkatli olması şart. Türkiye’nin Rusya’yı kaybetmek lüksü olmadığı kadar Rusya’nın da yok ve olmamalı, gerekirse olmadığı hatırlatılmalı…

.

Facebook Yorumları

Kod8
16.8.2018
Tansiyon düşerken
12.8.2018
Kriz tırmanırken
9.8.2018
9 Ağustos 1945
5.8.2018
Krizi yaşarken ve aşarken…
2.8.2018
Suriye sorunu çözülürken
29.7.2018
BRICS
24.7.2018
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla ufuk turu
22.7.2018
Bir diplomatik, bir de askeri zafer
16.7.2018
Dünya siyasetini magazinleştirmemek
8.7.2018
AB topu taca atıyor...
4.7.2018
NATO krizine doğru
1.7.2018
İran senaryoları…
27.6.2018
Sorunlar ve çözümler…
24.6.2018
Yarının gündemi
21.6.2018
Mülteci sorunumuz
17.6.2018
Çözüm belli ama irade yok
13.6.2018
İyi bir başlangıç ama sonucu kestirebilmek güç
10.6.2018
Bir sarsıntı daha
6.6.2018
Sevindirici bir gelişme
3.6.2018
Ticaret sadece ticaret değildir
30.5.2018
Nükleer silahlar yayılabilir
27.5.2018
Pozisyon almak güçleşiyor
23.5.2018
İmkansızı istemek
20.5.2018
Said’den günümüze Filistin sorunu...
16.5.2018
Dünya düzeni de sarsılıyor
14.5.2018
Batı ittifakı çökerken
9.5.2018
Biraz da alanımız üstüne…
2.5.2018
Birleşme yerine bir arada yaşama
30.4.2018
Marx 200 yaşında…
25.4.2018
Trump’ı ikna edebilecek mi?
22.4.2018
Montrö’nün değişmesi gerekmiyor
18.4.2018
Amerika’nın müdahaleleri
15.4.2018
Dünya savaşı riski azaldı
12.4.2018
Seçim yapmak gerekli mi?
8.4.2018
Veliaht prensin ABD ziyareti
2.4.2018
15 yıl sonra
28.3.2018
Varna buluşmasının ardından
25.3.2018
Haluk Ülman’ın ardından
21.3.2018
Afrin Harekatı’nın sonuçları
19.3.2018
Yeni Dışişleri Bakanı
14.3.2018
İpek Yolu canlanırken
11.3.2018
Büyük bir kriz ertelendi
7.3.2018
Yeni silahlar ve yeni dengeler
4.3.2018
Ticaret savaşları
28.2.2018
Çin…
25.2.2018
Çözüm için çözüm…
18.2.2018
Normalleşmeye doğru
14.2.2018
Kore’den Suriye’ye Amerika
11.2.2018
Ya normalleşecek ya da kopacak
7.2.2018
İki ülkenin de dikkatli olması gerekiyor
4.2.2018
Türkiye’nin dış politika algısı
31.1.2018
ABD’nin önündeki dört engel
28.1.2018
Soçi toplantısına doğru
24.1.2018
Operasyonun hedefleri
21.1.2018
Pence’in Ortadoğu ziyareti
10.1.2018
KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorunu
7.1.2018
PESCO
3.1.2018
İran’ın sorunu aslında bizim de sorunumuz
24.12.2017
Göründüğünden daha da önemli bir diplomatik başarı
17.12.2017
İİT zirvesi neden başarılıydı?
13.12.2017
2017 Nobel Barış Ödülü
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
13.4.2017
Büyük pazarlık
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8