Mensur Akgün

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Yeni silahlar ve yeni dengeler


7.3.2018 - Bu Yazı 545 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Okumuşsunuzdur, geçen hafta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Federal Meclis’te geleneksel yıllık konuşmasını yaparken ülkesinin yeni ve “yenilmez” silahlara sahip olduğunu söyledi, kabaca özetlersek ABD’nin kendilerini ciddiye alması gerektiğini belirtti.

Konuşması sırasında ekrana yansıyan görsellerden ve sonrasında yapılan yorumlardan bu silahların hava savunma sistemlerindeki açıkları yakalayıp dünyanın herhangi bir yerinden herhangi bir yerini vurma imkanına sahip çok hızlı giden füzeler, otonom denizaltılar olduğu anlaşıldı. Tipleri tanımlandı, hangi tür navigasyon teknikleri kullandıkları yazıldı. Numaraları bile verildi.

Avrupa ve Amerika basınında çok tepki doğuran bu silahlar umarız hiç kullanılmaz, dünyayı yok edecek bir nükleer savaşın çıkmasında rol oynamaz. Ancak caydırıcı olacaklarına, ABD’yi Rusya ile ilgili planlarını gözden geçirmek zorunda bırakacaklarına şüphe yok. Şüphemiz olmaması gereken bir başka şey de bu açıklamanın yeni bir silahlanma yarışını daha tetikleyeceğidir.

***

Putin’in açıklamalarına siparişleri artacağı için herhalde en çok Amerika’daki silah şirketleri sevinmiştir. Muhtemelen önleyici sistemlere olan talepte patlama olacak, ABD “kendini savunmak” amacıyla yüksek teknolojiye, yeni nesil silahlara daha büyük yatırım yapacaktır.

“Savunmayı sağlama” çabaları sadece nükleer silahlarla da sınırlı kalmayacak kinetik silahlara, otonom sistemlere, lazer toplara ve diğer teknoloji ürünlerine olan gereksinim artacaktır. Araştırma geliştirme faaliyetlerine hız verilecektir.

Bu da çok yakın bir gelecekte başlanan yere dönülmesine, Rusya’nın yakaladığı görece üstünlüğü kaybetmesine yol açacaktır. Yeni silahlar sadece yeni bir dengenin kurulmasına, hatalı bir karar verilmesi halindeyse dünyanın çok daha büyük bir yıkımla karşı karşıya kalmasına yol açacaktır.

Kısacası kısır döngü bundan önce olduğu gibi bundan sonra da sürecek, üstelik onların edindikleri askeri imkanlar bizim gibi ülkeleri de etkileyecektir. Dünya siyaset sahnesinde bağımsız karar verme yeteneğini ve caydırıcılığını korumak isteyen her devlet silahlanma yarışının içinde yer almak zorunda kalacaktır.

Bilindiği gibi Türkiye son birkaç yıl içinde bu konuda önemli bir sıçrama gerçekleştirmiş, kendi silahlı ve silahsız dronlarını yapabilir, otonom değilse bile uzaktan kumandalı silah sistemlerini geliştirebilir hale gelmiştir. Artık piyade tüfeklerini, zıhlı araçlarını, tanklarını, denizaltılarını, ana muharebe gemilerini büyük ölçüde kendi imkan ve yetenekleriyle üretmektedir.

Bu sayede Türkiye, Suriye’de ve başka yerlerde daha rahat operasyon düzenleme, çıkarlarını daha rahat koruma olanağına kavuşmuştur. Yine de teknoloji açığını kapatabildiğini söylemek zordur. Mesela hava savunmasının temel unsurlarını hala yurtdışından temin etmeye çalışmaktadır.

Bundan sonra yapılması gereken teknolojik atılımın hızını korumak, dünyadaki teknoloji bazlı askeri rekabete uyum sağlamaktır. Türkiye’nin caydırıcılığı için de, operasyon yeteneği için de, siyasi duruşu için de rekabete uyum kaçınılmaz görünmektedir. Eğitim ve ekonomi bu rekabetin olmazsa olmaz unsurları arasındadır.

Askerler yerine robotlarının çatıştığı, insansız sistemlerinin kendi başına kararlar verebildiği savaş sahneleri artık bilim kurgu senaristlerinin yaratıcı zihinlerinin ürünü olmaktan çıkıp gerçek hayatın parçası haline gelme potansiyeli taşımaktadır. Bu konuda çekincesi olanlara kısa bir Youtube gezintisi öneririm.

***

Bugün 25 bin dolarlık bir kinetik silah birkaç milyon dolarlık roketin yaptığı işi yapmakta, konvansiyonel ateş gücü yepyeni özellikler kazanmakta, düşük maliyetli drone denizaltılar çok daha büyüklerine benzer işlevler yerine getirebilmektedir. Kısacası Türkiye sadece geçmişin savaşlarının değil geleceğin savaşlarının yeteneklerine de kavuşmak, değişime ayak uydurmak zorundadır.

Silahlanma tabii ki tek başına bir şey ifade etmez. Siyaset, diplomasi, ekonomi ve demokrasi ulusların güvenliğinin temelidir. Kaldı ki biz ne kadar silahlanırsak silahlanalım, bizden daha silahlı biri ya da birileri mutlaka olacaktır. Önemli olan dünya siyasetinde dengeleri kollamak, doğru adımları doğru zamanda atmaktır. Ama teknolojinin getirdiklerini ve getirebileceklerini unutmamak kaydıyla…

.

Facebook Yorumları

Kod8
26.9.2018
Sivil kayıplar
23.9.2018
Tasarım ya da tasarımı sorgulama bienali…
19.9.2018
Soçi mutabakatının sonuçları
16.9.2018
Soçi öncesinde bir değerlendirme
13.9.2018
Yolun sonu mu?
10.9.2018
Glocalization, Kars ve Kaşar…
5.9.2018
Devletler pozisyon değiştirir
2.9.2018
Bir pazar yazısı olarak arkadaşlık
29.8.2018
Eksen kayması
26.8.2018
Pazar yazısıyla huzur aramak…
22.8.2018
Kofi Annan’ın ardından
19.8.2018
Amatör izlenimler
16.8.2018
Tansiyon düşerken
12.8.2018
Kriz tırmanırken
9.8.2018
9 Ağustos 1945
5.8.2018
Krizi yaşarken ve aşarken…
2.8.2018
Suriye sorunu çözülürken
29.7.2018
BRICS
24.7.2018
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla ufuk turu
22.7.2018
Bir diplomatik, bir de askeri zafer
16.7.2018
Dünya siyasetini magazinleştirmemek
8.7.2018
AB topu taca atıyor...
4.7.2018
NATO krizine doğru
1.7.2018
İran senaryoları…
27.6.2018
Sorunlar ve çözümler…
24.6.2018
Yarının gündemi
21.6.2018
Mülteci sorunumuz
17.6.2018
Çözüm belli ama irade yok
13.6.2018
İyi bir başlangıç ama sonucu kestirebilmek güç
10.6.2018
Bir sarsıntı daha
6.6.2018
Sevindirici bir gelişme
3.6.2018
Ticaret sadece ticaret değildir
30.5.2018
Nükleer silahlar yayılabilir
27.5.2018
Pozisyon almak güçleşiyor
23.5.2018
İmkansızı istemek
20.5.2018
Said’den günümüze Filistin sorunu...
16.5.2018
Dünya düzeni de sarsılıyor
14.5.2018
Batı ittifakı çökerken
9.5.2018
Biraz da alanımız üstüne…
2.5.2018
Birleşme yerine bir arada yaşama
30.4.2018
Marx 200 yaşında…
25.4.2018
Trump’ı ikna edebilecek mi?
22.4.2018
Montrö’nün değişmesi gerekmiyor
18.4.2018
Amerika’nın müdahaleleri
15.4.2018
Dünya savaşı riski azaldı
12.4.2018
Seçim yapmak gerekli mi?
8.4.2018
Veliaht prensin ABD ziyareti
2.4.2018
15 yıl sonra
28.3.2018
Varna buluşmasının ardından
25.3.2018
Haluk Ülman’ın ardından
21.3.2018
Afrin Harekatı’nın sonuçları
19.3.2018
Yeni Dışişleri Bakanı
14.3.2018
İpek Yolu canlanırken
11.3.2018
Büyük bir kriz ertelendi
7.3.2018
Yeni silahlar ve yeni dengeler
4.3.2018
Ticaret savaşları
28.2.2018
Çin…
25.2.2018
Çözüm için çözüm…
18.2.2018
Normalleşmeye doğru
14.2.2018
Kore’den Suriye’ye Amerika
11.2.2018
Ya normalleşecek ya da kopacak
7.2.2018
İki ülkenin de dikkatli olması gerekiyor
4.2.2018
Türkiye’nin dış politika algısı
31.1.2018
ABD’nin önündeki dört engel
28.1.2018
Soçi toplantısına doğru
24.1.2018
Operasyonun hedefleri
21.1.2018
Pence’in Ortadoğu ziyareti
10.1.2018
KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorunu
7.1.2018
PESCO
3.1.2018
İran’ın sorunu aslında bizim de sorunumuz
24.12.2017
Göründüğünden daha da önemli bir diplomatik başarı
17.12.2017
İİT zirvesi neden başarılıydı?
13.12.2017
2017 Nobel Barış Ödülü
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
13.4.2017
Büyük pazarlık
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8