Merve Şebnem Oruç

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Sürreel bir devrim: Gezi


23.02.2020 - Bu Yazı 1067 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Gregor Samsa bir sabah uyandı ve kendini dev bir Salvador Dali tablosunun içinde buldu.

 2013’ün Haziran ayına girdiğimiz günlerde bir çevre eylemi gibi başlayan Gezi olayları, bir anda yıkıma dönüştü. Normalde bu tür bir harekete “vandalizm” denirdi ama içinde uyandığımız sürreel (gerçeküstü) tabloda bu kaotik eylem ‘yaratıcı yıkım’ diye bile nitelendi. ‘Yaratıcı yıkım’ tanımı Schumpeter’in “Yeni bir sistem üretmek için eski sistemi yok etmeliyiz,” prensibinden alınmıştı; adı da pek afiliydi. Ağaçla, çiçekle, böcekle başlayan hareketlenme, kısa sürede darbe çağıran bir kalkışmaya dönüşmüştü. İstanbul’u gasp etmeye çalışanlardan askeri göreve çağıranlara, üzerine “demokratik” etiketi yapıştırılmış ama son kullanma tarihi geçmiş bir kavanoz dolusu insan hükümeti yıkmaya çalışıyordu.

 “Ulusalcıyı, Kürt’ü, ateisti, dindarı, liberali, solcuyu, birbirine düşman herkesi birleştirdin, ya Tayyip” diyerek öfke meşrulaştıran, yakası açılmadık küfür bırakmayan ‘devrimci’ler, FETÖ’cü polislerin sokakları kışkırtan müdahalesiyle zevkten çıldırırmışcasına kamçılanıyor; kalan zamanlarda ‘kurtarılmış bölge’ ilan ettikleri İstanbul’un göbeğinde, koskoca bir metrolopolün merkezinde kurdukları çadırlarda açık parti verip şenlik yapıyordu. Onlar biraları birbirine vururken, sermayedarları deniz kenarında kadehleri tokuşturup Erdoğan’ın yerine lider arıyordu. FETÖ ve ortakları hepsini can damarından yakalamıştı. Olan ortak bir başkaldırı bile değil, uyuşturulmuş bir darbe konsensüsü idi.

 Sol liberallerden ulusalcılara eğreti ittifak ülkede çoğunluğu temsil etmiyordu ya, bunun da cevabı hazırdı: “Sandık her şey değildir.”

Değil mi ya, demokrat kıblesi Batı’da sandıktan ne çıktığına bakılmıyordu. ‘Gezi zekâsı’ işte böyle bir şeydi. Demokrasiyi kafasına göre eğip büküyordu. Kimse de dönüp, “Yahu biz ne yapıyoruz? Kimin gazına geldik de böyle savrulup gidiyoruz?” demiyordu. Kukla oynatıcılar ipleri çekince onlar yürüyor, tencere tava çalıyor, cam çerçeve indirip araba otobüs yakıyordu.

 Hükümeti destekleyenlere ‘koyun’ diyen koyunların ortak bir isyanı vardı nitekim. ‘Bağzı’ şeyler kahrolmalıydı.

 Hiçbir mantığa dayanmayan eylemler, tümden gelim metotlarını devre dışı bırakan söylemler, yeni Türkiye normu olmuştu. V for Vendetta maskesi takıp Guy Fawkes oluveren gençlerden ‘kahrolsun bağzı şeyler’ diyerek taş atarlarken zeka fışkırıyordu. İlkokulda sınav kağıdına ‘bağzı şeyler’ yazsanız ‘0’ alırdınız ama yılın sloganı buydu. Kimileri de ekrana çıkıp “Mesajı aldık,” diyordu. Acaba o mesaj nereden geliyordu?

 Hatırlarsınız bir adam çıkıvermişti, protesto için bir ay Taksim Meydanı’nda duracağı söylenmişti. ‘Duran Adam’ dört saat bile duramamıştı ama 15. dakikada kahraman ilan edilivermişti. Ölüm orucuna yatanlar dahi 50. gününde bile onun kadar kutsanmamıştı; nasıl bir yetenekti, keşke dönemin modası ‘planking’e takılıp çıtayı biraz daha yükseltebilseydi…

 “Gece 9’da tencere tava çalınacak. 10’da sokağa çıkıp 10 dakika durulacak. 11’de ışıklar kapatılıp on dakika düşünme eylemi yapılacak,” diye Facebook’ta eylem talimatları yayılıyordu. Çok komikti, bir Steve Carell filmi kadar komikti ama kimse içine düştüğü trajik komediye gülmüyordu.

 Gezi başarıya ulaşsaydı elbette narkoz altındaki delüzyonlara benzer o dünya devam etmeyecekti. Gezi’ye yatırım yapanlar, kasa kasa biraları taşıyanlar, kamyonlarla yemek gönderenler, otel kapılarını açan, dünya medyasını “Türkiye’de ‘devrim oluyor” diye haber yayarak Taksim Meydanı’na yığan finansörler hasadı toplamak için yeni kuralları koyacaktı ama kimse durup sonunu düşünmüyordu.

 Erdoğan’ı devirmekle vazifeli Taksim Dayanışma’nın kardeşi, Mısır darbesinin temel atıcısı Temerrüd Hareketi’nin bağlantıları çoktan ortaya çıktı. CNN International’ın ekrandan düşürmediği Mısır’ın ‘çiçek çocukları’, Orta Doğu’nun FETÖ’sü olan Birleşik Arap Emirlikleri’nin darbeci generallere para aktardığı hesaplardan besleniyordu. Sisi’yi kendileri için geldi sanan Y kuşağı takviyeli sol liberal gökkuşağının yerini Mısır’da kapkaranlık bir gökyüzü alırken, iki yıl içinde itirafçı Temerrüdcüler bile artık kendi ülkelerine giremez oldu. Bilmiyor muydunuz? Duymadınız mı? Yoksa BBC’nin CNN’in onlarla işi mi kalmadı?

Gezi Parkı’nda saatler boyu haber yapan CNN nasıl oluyordu da Mısır’da protestocuların üstüne gelişigüzel ateş açılıp canlı yayında buz gibi bir katliam izlediğimiz Cumartesi sabahı “İhanet aşkı kurtarabilir mi”yi tartışıyordu? André Breton sürrealizmi tanımlarken “Yapılacak en iyi sürreel eylem bir silah alıp kalabalığın üstüne rastgele ateş açmaktır,” diyordu ya, aynen öyleydi.

 30 yıllık terörü bitirip barış getirmek için “Gerekirse baldıran zehri içerim,” diyen Erdoğan’ı bir gecede “Aniden Diktatör” ilan eden CNN, ABD’nin Mısır’daki darbeyi ‘darbe’ olarak tanımlayamamasını skandal olarak görmüyordu. ABD’nin ilgili yasayı yeniden düzenleyerek Mısır’a askeri yardımın devamını planlarken darbeye ‘darbe’ demezse neyi darbe olarak tanımlayacağını bilemiyor olması çok saçmaydı ama bu Dali tablosunda demokrasi de basın özgürlüğü de elastikti, istediğin kadar eğip büküyordun, kırılmıyordu.

 Gezi’de birkaç ağaç başka yere dikilmek üzere söküldüğü için Erdoğan, görevi derhal bırakması gerekecek kadar suçlu ama Sisi darbeci bile değildi. Hele Türkiye’de, o günlerde cümleye “Ben de çevreciyim…” diye başlamazsanız anında ‘çevre düşmanı’, ‘alçağın teki’ oluveriyordunuz. Çok absürttü ama “Ağaçları sevmiyor” diye bir jurnalcilik bile başlamıştı. Doğaya tapmaya başlayan animistler gibi neredeyse ağaçlara tapacak kadar hipnotize edilmiş olan kalabalık, gerçekten çok akıllıydı. Neye alet edildiğini bile bilmiyordu.

Evinden trafiğe en az iki araçla çıkan beyzade konağı sakinleri yeni köprü istemiyordu. Uçuş mili biriktirirken telef olan, kapasite sıkıntısı yüzünden yaşanan her rötarda isyan bayrağı açanlar yeni havalimanı da istemiyordu. Tasarruf ve kalkınma üçüncü dünya ülkelerinin işiydi, hayran olunan Batı’da yoktu böyle şeyler. Ya da bilmiyorduk, ‘istemezük’çülerin hepsi New York’a, Milano’ya, Dubai’ye değil, Somali’ye, Nairobi’ye, Cibuti’ye uçup tatil yapıyordu.

 Erdoğan’ı Hitler’e bile benzettiler. Her ülkede polisin elinde olan biber gazı FETÖ’cü polislerin kırbacı olup ‘devrim’ görünümlü darbe kışkırtması için kullanılınca, Taksim Auschwitz’in gaz odalarına bile benzetildi, Kazlıçeşme Mitingi de Nüremberg Toplantıları’na... İlginçtir İsrail, ilk defa ‘soykırım’ın böyle sulandırılmasına ses çıkarmıyordu.

 Demokrasiyi eğip büken, oy sandığını oymalı çeyiz sandığına çevirenler, soykırımı bile soykırımlıktan çıkardı Gezi’de… Aslında yaptıkları, o güne kadar üzerinde durmayı başardıkları kaygan zeminde patinaj yapmaktı. Helvadan yaptıkları medeniyetin son putlarını da yediler ama karınları doymadı. Gezi başarılı olsaydı, 15 Temmuz’a gerek kalmayacaktı. 15 Temmuz gecesini kurgulayanlar, Gezi’yle işin içinden tereyağından kıl çeker gibi çıkacaktı. Çok şükür ki olmadı.

 Gregor Samsa bir sabah uyandı ve çevresine örülmüş dev duvarların çatırdadığını, duvarların üstündeki boyaların aktığını, içinde yaşadığı ilüzyonun silinmeye başladığını gördü. Aslında gerçek eğilip bükülmüyordu. ‘Gerçek’ eriyordu. Gregor Samsa nihayet uyandı. İşte hikaye böyle başladı.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
23.02.2020
Sürreel bir devrim: Gezi
11.02.2020
RAND Corporation raporu aslında ne diyor?
4.02.2020
Patlamaya hazır bomba: İdlib
5.01.2020
Kasım Süleymani’nin ölümü cini şişeden çıkarır mı?
29.12.2019
Montrö’yü delmeden, Boğaz’dan kaçan milyarları geri getirme yolu: Kanal İstanbul
8.12.2019
Ali Babacan’ın aklında ne var?
29.7.2018
Trump ve Pence için Papaz Brunson’ın önemi
22.7.2018
Dünyada faşizm yükseliyor, bölgede İsrail...
15.7.2018
15 Temmuz gecesi nerede, neler gördüm, ne yaşadım…
12.7.2018
Yeni sistemin ilk dönemi: İddialı bir vizyondan zorlu bir misyona...
5.7.2018
Çocuklarımızı nasıl koruyacağız?
1.7.2018
AB’nin yeni baş ağrısı İtalya
28.6.2018
24 Haziran seçimlerinin dikkat çekenleri
24.6.2018
24 Haziran’dan sonra Türkiye’yi neler bekliyor?
17.6.2018
‘El insaf’ dedirten aşırı yorumlar
3.6.2018
Yenilikten deliliğe: Görünür olmanın köleliği
31.5.2018
İtalya’nın 5 Yıldız Hareketi Avrupa’nın geleceği son nokta mı?
20.5.2018
Evangelistler, Siyonistler, Trump ve Kudüs
17.5.2018
Trump’ın sürreel barış anlayışı
14.5.2018
İngiltere’nin Brexit’le sınavı...
10.5.2018
Transatlantik saflarında yeni çatlak: İran
6.5.2018
Ufak tefek itibar suikastları...
3.5.2018
Meral Akşener’in 24 Haziran stratejisi ne?
29.4.2018
Çizgi dışı bir pazar yazısı...
26.4.2018
CHP ya değişecek ya da kaybolup gidecek
19.4.2018
Erken seçim kararındaki ‘belirsizlik’ ve ‘mecburiyet’ vurgusu
15.4.2018
Trump’ın “güzel ve yeni ve ‘akıllı’ füzeleri”!
12.4.2018
Trump dün “Suriye’den çıkacağım” diyordu, bugün savaşa girer mi?
9.4.2018
Eskişehir’de göz göre göre gelen katliam
3.4.2018
Oğulpınar hudut karakolunda akşamüstü…
1.4.2018
Trump gerçekten de ABD’yi Suriye’den çıkaracak mı?
29.3.2018
Afrin sonrası ABD ve Türkiye mutabakata varabilir mi?
25.3.2018
Bizi Rusya’yla savaşın eşiğine getirenler ABD’yle de getirir mi?
22.3.2018
‘Afrin kantonu’ tarihin çöplüğüne atıldı
19.3.2018
Güncelleyemediğimiz ‘kadına yönelik şiddet’ konusu...
15.3.2018
Rexit: Trump’a Tillerson’ı Kushner mi kovdurdu?
8.3.2018
DAEŞ’in ‘kadın köleleri’, PKK’nın ‘kadın savaşçıları’
4.3.2018
Mehmetçik ve Johnny arasındaki büyük fark...
1.3.2018
BMGK tasarısı Afrin’i kapsıyor ama Doğu Guta’yı kapsamıyormuş!
25.2.2018
Doğu Guta: Üzülme, ölünce hepsi geçecek
22.2.2018
Dünyanın gözlerini kaçırdığı son yer: Doğu Guta
18.2.2018
Türkiye ve ABD tarihi dönemeçteyken Esad’la görüşülmeli mi?
15.2.2018
Afrin, İdlib, Şam, Deyrezzor...
11.2.2018
CHP hangi ülkenin siyasi partisi?
8.2.2018
Türkiye’de muhalefetin ÖSO’ya verdiği zarar, rejime verdiği destek
5.2.2018
ABD notları -3
1.2.2018
ABD notları -2
28.1.2018
ABD notları -1
25.1.2018
Cumhurbaşkanı’nın Afrin hamlesi
18.1.2018
Afrin’de Rusya’ya “ABD’ye diyorum ama sen anla” mesajı
4.1.2018
İran’a değil, İran’daki protestolara dış müdahale...
28.12.2017
Mağdur varmış, Mor Beyin mağduriyeti varmış...
24.12.2017
Trump, Kudüs çıkışı ve dünyanın kaderi
21.12.2017
Birleşik Arap Emirlikleri’nin karanlıkta kalan gerçek yüzü
14.12.2017
Kudüs bizim neyimiz olur?
7.12.2017
Kudüs’ü İsrail’e Trump mı veriyor yoksa müslümanlar mı?
30.11.2017
ABD ve İngiltere’nin arasına neden soğukluk girdi?
23.11.2017
Suriye düğümü Soçi’de çözülebilecek mi?
12.11.2017
İsrail-Suudi Arabistan ve İran-Hizbullah eksenli yeni bir savaş çıkar mı?
9.11.2017
Muhammed bin Salman’ın ‘Uzun Bıçaklar Gecesi’
2.11.2017
Türkiye’nin S-400 kararının nasıl sonuçları olacak?
29.10.2017
Bağımsızlık referandumları: Küreselleşmenin sonu geldi mi?
26.10.2017
25 Eylül referandum krizinin parlayan figürü Haydar el İbadi
19.10.2017
Barzani’nin referandum ısrarının kısa ve acıklı hikayesi
15.10.2017
ABD eski kodlarına dönerken yeni Orta Doğu
12.10.2017
ABD ile yaşanan kriz kısa vadeli mi değil mi?
8.10.2017
Nusra’dan HTŞ’ye başı farklı sonu aynı bir el Kaide hikayesi
5.10.2017
Kerkük’ün kaderi...
28.9.2017
Askeri müdahale mi, vanaları kapatmak mı, açlıkla cezalandırmak mı?
24.9.2017
Ankara Kuzey Irak’a neden bu kadar sert baskı kuruyor?
21.9.2017
ABD neden Barzani’nin referandum çıkışına destek vermedi?
17.9.2017
Türkiye’de de devletin en üst makamının Suriye Özel Temsilcisi olmalı
14.9.2017
Halep’ten Musul’a, İdlib’den Kerkük’e ‘dava’...
8.9.2017
Suriye’de Rusya’ya güvenebilir miyiz?
3.9.2017
Yol, dava, feda, kurban...
31.8.2017
Erdoğan’ın yolu mu Erdoğancılık mı? – 2 –
28.8.2017
Erdoğan’ın davası mı Erdoğancılık mı?
20.8.2017
Beyaz ırkçılığın ilham kaynağı Esad rejimi
17.8.2017
İdlib düğümü
13.8.2017
“Merve Hanım, siz de mi feminist oldunuz?”
10.8.2017
Kadınlar başa belaymış, peki ya erkekler?
6.8.2017
Adil Öksüz kaçmış olabilir ama diğerleri elimizde
3.8.2017
İdlib’den sonra sırada El Bab var
30.7.2017
Dünyanın en zor sınavı
27.7.2017
Milletteki metal yorgunluğu
20.7.2017
Ankara Körfez’e nasıl şah çekti?
17.7.2017
Hayaller iç savaş, gerçekler 105. noktada 15 Temmuz direnişi
13.7.2017
15 Temmuz gecesinden 15 Temmuz afişlerine
6.7.2017
El Cezire’yi bitirecekler matmazel...
2.7.2017
Adalet sorunumuz var
29.6.2017
Nasıl ölmek istersiniz?
22.6.2017
Küçük bir mümin eleştirisi
18.6.2017
MİT TIR'ları ihanetinin Suriye’deki yüzü
15.6.2017
ABD ve İran Suriye-Irak sınırında karşı karşıya...
11.6.2017
İncirlik, Paris İklim Anlaşması ve NATO’nun geleceği
8.6.2017
Abu Dabi Prensi, Suudi Arabistan Prensi ve İsrail
28.5.2017
‘Binbaşı O.K.’ mevzusu sonunda nereye varacak?
25.5.2017
NATO zirvesinde dikkat çeken iki isim: Trump ve Erdoğan
21.5.2017
Ver Gülen’i, al Brunson’ı...
18.5.2017
Suriye’de tamam, geri kalan her konuda devam...
14.5.2017
ABD PKK’ya ağır silah verince her şey bitti mi?
4.5.2017
Hikayen nasıl başlarsa başlasın, daima sonuyla hatırlanırsın
30.4.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir gece ansızın gelebiliriz
27.4.2017
Batı Erdoğan’dan kurtulma hayalinden vazgeçecek mi?
23.4.2017
İslamcıları kurban edince Batı’yla işler yoluna mı girecek?
20.4.2017
Türkiye diktatörleşiyor mu, kutuplaşıyor mu?
16.4.2017
Güçlü bir Türkiye için…
13.4.2017
Kılıçdaroğlu 2019’da Cumhurbaşkanlığına aday olacak mı?
12.4.2017
Seçmenin kalbine çıkan yollar
9.4.2017
Tetiği çekmekten çekinmiyor ama planı var mı?
6.4.2017
Kılıçdaroğlu darbeye ‘tiyatro’ mu demek istiyor?
2.4.2017
Gün Erdoğan’a siper olma günü...
26.3.2017
İngiltere’nin elektronik yasağı ve Türkiye Raporu’nun anlamı ne?
23.3.2017
FETÖ: Devletin malı deniz, yiyecek olan da biziz
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive