Merve Şebnem Oruç

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Türkiye’de muhalefetin ÖSO’ya verdiği zarar, rejime verdiği destek


8.2.2018 - Bu Yazı 157 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 2012 senesinin bahar-yaz ayları… Cumhuriyet, (eski) Radikal, Hürriyet, Evrensel, Bianet gibi muhalif medya organlarının başını çektiği basının manşetleri “Apaydın Kampı’nda neler oluyor?” sorularıyla yıkılıyordu.

Ufak ufak başlatılıp kademe kademe artırılan Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) karşıtı medya kampanyası, CHP’li milletvekili Hurşit Güneş’in Apaydın kampını hedef göstererek “Hatay’da garip şeyler oluyor” demesiyle doruğa çıktı. TBMM İnsan Hakları Komisyonu kampı ziyaret edip kamuoyunu bilgilendirdi ama o süreçte ÖSO’ya darbe vurma sürecinin psikolojik harp tarafının Türkiye ayağı başarıyla uygulanmıştı.

“Kapıya çıkan bir ‘sakallı’nın Arapça bir şeyler söylediğini” haber yapanlar mı dersiniz? İzinsiz fotoğrafı çekilen kişilerin “Çekmeyin lütfen” ricalarını “Üzerimize yürüdüler” diye yazanlar mı ararsınız? “Yoksa el Kaide mi?” şeklinde, içi boş ama türlü manipülasyon barındıran paragrafların haber diye kamuoyuna sunulmasını mı istersiniz? Suriye’deki savaşta yaralanıp Hatay ve Kilis’teki hastanelerde tedavi gören her sakalı olan Suriyeliyi ‘terörist, cihatçı, radikal’ vs. diye yaftalayan haberlerle birleşince, bu medya kampanyası ÖSO karşıtı kampanyanın en kritik ayaklarından birini oluşturdu.

Apaydın Kampı’nda ÖSO askerleri ve bazılarının aileleri kalıyordu. Kampa zorla girmeye, gördükleri kişilerin fotoğraflarını çekmeye çalışan gazeteci ve CHP milletvekillerine ailelerinin Suriye’de yaşadığını ve onların güvenliği için fotoğraf çektirmek istemediklerini anlatmaya çalışıyorlardı.

Bu endişelerinde çok da haklılardı. ÖSO, Ağustos 2011’de Şam rejiminin kendi halkını öldürme emirlerine daha fazla dayanamayarak Suriye ordusundan ayrılan askerlerce kurulmuştu. Esad rejiminde dışarıdan bakınca devletmiş gibi görünen yapının sadece bir poster olduğunu, ülkelerinin başlı başına bir Muhaberat rejimi olduğunu en iyi onlar biliyorlardı. Ordunun, yargının, belediyelerin, şehirlerin, sokakların bir istihbarat ağı tarafından yönetildiğini; Muhaberat’ın ailelerinin içinde bile olduğunu yaşayarak tecrübe etmişlerdi. Vatandaşlarını öldürmek istemedikleri için ordudan ayrılmışlardı ama ‘emre itaatsizlik’ gerekçesiyle cezalandırılacaklarını, rejimin kendilerini bulamazsa Suriye’deki eşlerine, çocuklarına, ana-babalarına yöneleceğini çok iyi biliyorlardı. Öyle de oldu. Rejim çoğunun ailesinden intikam aldı. Şebbihalar evlerine daldı, kadınlara tecavüz edildi, çocuklar yataklarında, beşiklerinde, kundaklarında hunharca katledildi.

Rejim ÖSO kurucularından Albay Mustafa Hüseyin Harmuş’un başına 100 bin $ ödül koymuştu. Albay Harmuş ve muhaliflerden Mustafa Kassum, Ağustos 2011’de Hatay’da 3 MİT görevlisinin de aralarında olduğu 7 kişi tarafından kaçırılmış, bir ay sonra rejime teslim edilmişti. Harmuş’un Esad’ın zindanlarında işkenceyle öldürülmüş fotoğraflarını, bir kaç yıl sonra, ‘Sezar’ kod adlı Suriyeli bir polisin, gördüklerine daha fazla dayanamayarak, bir mezbahaya dönen Esad hapishanelerini dünyaya göstermek için kaçırıp medya organlarıyla paylaştığı 50 bin işkence ve vahşet fotoğrafının arasında görecektik.

Kaçırma olayını planlayıp yardım için diğerlerine teklif götürdüğünü itiraf eden ve bunu ‘insanlık adına’ (!) yaptığını söyleyen eski MİT mensubu Önder Sığırcıklıoğlu tutuklu olduğu cezaevinden 2014 yılında izin alarak çıktı ve bir daha geri dönmedi. Sığırcıklıoğlu Hatay’dan Suriye’ye kaçtı. Bugün hala Lazkiye’de yaşadığı biliniyor.

Sakallılar, teröristler, radikaller diye Türkiye’nin sözüm ona muhalif Esadcıları tarafından lekelenen, yaftalanan ÖSO mensupları, ne acıdır ki, Suriye muhalefeti içinde görüp görebileceğiniz en ılımlı, hatta seküler dahi diyebileceğiniz insanlardı. Nizami harp bilgileri vardı; eski askerlerdi. ÖSO’yu karalama kampanyaları başarıya ulaşana kadar Suriye’de rejim karşısında muhaliflerin en önemli ilerleyişleri onlar sağlamıştı. Öyle ki, bazı yerlerde rejim askerleri “Biz kardeşiz, daha fazla birbirimizin kanını dökmeyelim,” diyerek telefon açıp bulundukları noktaları onlara teslim ediyordu. ÖSO kurucularından Riyad el Esad’ı Hatay’a bulabilirsiniz; Arapça konuşuyor diye yaftalamayacaksanız o yıllarda neler olduğunu tane tane anlatır size. İnanmayacaksınız belki, ama sakallı bile değil kendisi.

Esad ailesi de olan biteni görüyor, biliyordu. Şam’da bombalar patlayıp da İran “Bu saldırıların arkasında Türkiye var,” diye kulağına fısıldayıp “Gel bizim yardım teklifimizi kabul et,” deyince Suriye’nin kapıları İranlı milislere, Hizbullah’a açıldı. Suriye muhalefetini destekleyen her ülke kendi meşrebine uygun sivil muhalif yapılanmaları bulup onları desteklemeye başlayınca Suriye’de ortaya binlerce muhalif silahlı grup çıktı. ÖSO zayıfladı; en güçlü önderleri Muhaberat tarafından hedef alındı... Harmuş gibi hunharca öldürüldü, Riyad el Esad gibi sakat bırakıldı. Salim İdris gibi bazıları ABD safına yaklaştı, diğerleri mesafeli kaldı. ÖSO’nun da ‘aşırılar’ diye betimlediği gruplar, DAEŞ, el Nusra vs. mevcut kaos ortamında güç kazanmaya başladığında ibre rejim tarafına kaymaya başladı. Esad, dışarıdaki gönüllü destekçilerinin yardımıyla tabloyu tam da istediği yere getirmişti.

Bugün Türkiye desteklediği, eğittiği, sahada beraber hareket ettiği ÖSO güçleriyle Afrin harekatını gerçekleştirirken CHP’nin ve bazı muhalif gazetecilerin ÖSO’ya terörist yaftası yapıştırmaya kalkması, Türkiye’yi Nusra’ya destek verir gibi lanse etmeye kalkışması, dünü hatırlamayanlar için alışılagelmiş laf ebelikleri gibi gelebilir. Ama yapbozun eski parçaları daha ötesini anlatıyor. Güya “Hükümetin Suriye politikasına muhalefet ediyorum,” diyerek, gazetecilik yaptığını iddia ederek Suriye Muhaberatı’na malzeme sağlayanların dökülen her masumun kanında parmağı var. ÖSO’ya sözlü saldırılarını bilinçli, planlı şekilde sürdürenler bugün yataklarında rahat uyuyor olabilir. Belki tetiği çekmemiş olabilirler, ama hedefe koydukları yüzlerce masum öteki dünyada onların da yakasına yapışacak; Allah var...

.

Facebook Yorumları

reklam
18.2.2018
Türkiye ve ABD tarihi dönemeçteyken Esad’la görüşülmeli mi?
15.2.2018
Afrin, İdlib, Şam, Deyrezzor...
11.2.2018
CHP hangi ülkenin siyasi partisi?
8.2.2018
Türkiye’de muhalefetin ÖSO’ya verdiği zarar, rejime verdiği destek
5.2.2018
ABD notları -3
1.2.2018
ABD notları -2
28.1.2018
ABD notları -1
25.1.2018
Cumhurbaşkanı’nın Afrin hamlesi
18.1.2018
Afrin’de Rusya’ya “ABD’ye diyorum ama sen anla” mesajı
4.1.2018
İran’a değil, İran’daki protestolara dış müdahale...
28.12.2017
Mağdur varmış, Mor Beyin mağduriyeti varmış...
24.12.2017
Trump, Kudüs çıkışı ve dünyanın kaderi
21.12.2017
Birleşik Arap Emirlikleri’nin karanlıkta kalan gerçek yüzü
14.12.2017
Kudüs bizim neyimiz olur?
7.12.2017
Kudüs’ü İsrail’e Trump mı veriyor yoksa müslümanlar mı?
30.11.2017
ABD ve İngiltere’nin arasına neden soğukluk girdi?
23.11.2017
Suriye düğümü Soçi’de çözülebilecek mi?
12.11.2017
İsrail-Suudi Arabistan ve İran-Hizbullah eksenli yeni bir savaş çıkar mı?
9.11.2017
Muhammed bin Salman’ın ‘Uzun Bıçaklar Gecesi’
2.11.2017
Türkiye’nin S-400 kararının nasıl sonuçları olacak?
29.10.2017
Bağımsızlık referandumları: Küreselleşmenin sonu geldi mi?
26.10.2017
25 Eylül referandum krizinin parlayan figürü Haydar el İbadi
19.10.2017
Barzani’nin referandum ısrarının kısa ve acıklı hikayesi
15.10.2017
ABD eski kodlarına dönerken yeni Orta Doğu
12.10.2017
ABD ile yaşanan kriz kısa vadeli mi değil mi?
8.10.2017
Nusra’dan HTŞ’ye başı farklı sonu aynı bir el Kaide hikayesi
5.10.2017
Kerkük’ün kaderi...
28.9.2017
Askeri müdahale mi, vanaları kapatmak mı, açlıkla cezalandırmak mı?
24.9.2017
Ankara Kuzey Irak’a neden bu kadar sert baskı kuruyor?
21.9.2017
ABD neden Barzani’nin referandum çıkışına destek vermedi?
17.9.2017
Türkiye’de de devletin en üst makamının Suriye Özel Temsilcisi olmalı
14.9.2017
Halep’ten Musul’a, İdlib’den Kerkük’e ‘dava’...
8.9.2017
Suriye’de Rusya’ya güvenebilir miyiz?
3.9.2017
Yol, dava, feda, kurban...
31.8.2017
Erdoğan’ın yolu mu Erdoğancılık mı? – 2 –
28.8.2017
Erdoğan’ın davası mı Erdoğancılık mı?
20.8.2017
Beyaz ırkçılığın ilham kaynağı Esad rejimi
17.8.2017
İdlib düğümü
13.8.2017
“Merve Hanım, siz de mi feminist oldunuz?”
10.8.2017
Kadınlar başa belaymış, peki ya erkekler?
6.8.2017
Adil Öksüz kaçmış olabilir ama diğerleri elimizde
3.8.2017
İdlib’den sonra sırada El Bab var
30.7.2017
Dünyanın en zor sınavı
27.7.2017
Milletteki metal yorgunluğu
20.7.2017
Ankara Körfez’e nasıl şah çekti?
17.7.2017
Hayaller iç savaş, gerçekler 105. noktada 15 Temmuz direnişi
13.7.2017
15 Temmuz gecesinden 15 Temmuz afişlerine
6.7.2017
El Cezire’yi bitirecekler matmazel...
2.7.2017
Adalet sorunumuz var
29.6.2017
Nasıl ölmek istersiniz?
22.6.2017
Küçük bir mümin eleştirisi
18.6.2017
MİT TIR'ları ihanetinin Suriye’deki yüzü
15.6.2017
ABD ve İran Suriye-Irak sınırında karşı karşıya...
11.6.2017
İncirlik, Paris İklim Anlaşması ve NATO’nun geleceği
8.6.2017
Abu Dabi Prensi, Suudi Arabistan Prensi ve İsrail
28.5.2017
‘Binbaşı O.K.’ mevzusu sonunda nereye varacak?
25.5.2017
NATO zirvesinde dikkat çeken iki isim: Trump ve Erdoğan
21.5.2017
Ver Gülen’i, al Brunson’ı...
18.5.2017
Suriye’de tamam, geri kalan her konuda devam...
14.5.2017
ABD PKK’ya ağır silah verince her şey bitti mi?
4.5.2017
Hikayen nasıl başlarsa başlasın, daima sonuyla hatırlanırsın
30.4.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir gece ansızın gelebiliriz
27.4.2017
Batı Erdoğan’dan kurtulma hayalinden vazgeçecek mi?
23.4.2017
İslamcıları kurban edince Batı’yla işler yoluna mı girecek?
20.4.2017
Türkiye diktatörleşiyor mu, kutuplaşıyor mu?
16.4.2017
Güçlü bir Türkiye için…
13.4.2017
Kılıçdaroğlu 2019’da Cumhurbaşkanlığına aday olacak mı?
12.4.2017
Seçmenin kalbine çıkan yollar
9.4.2017
Tetiği çekmekten çekinmiyor ama planı var mı?
6.4.2017
Kılıçdaroğlu darbeye ‘tiyatro’ mu demek istiyor?
2.4.2017
Gün Erdoğan’a siper olma günü...
26.3.2017
İngiltere’nin elektronik yasağı ve Türkiye Raporu’nun anlamı ne?
23.3.2017
FETÖ: Devletin malı deniz, yiyecek olan da biziz
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı