Merve Şebnem Oruç

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Türkiye ve ABD tarihi dönemeçteyken Esad’la görüşülmeli mi?


18.2.2018 - Bu Yazı 611 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ankara’nın bu haftaki sert mesajları, özellikle Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “İlişkiler ya düzelecek ya tamamen bitecek” cümlesi Türkiye-ABD ilişkilerinin ne kadar kırılganlaştığını göstermekteydi. Aynı günlerde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Türkiye Suriye’de söz sahibi olmak istiyorsa Esad’la temasa geçmeli,” sözlerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “1 milyon vatandaşını öldüren bir katille biz neyi konuşacağız?” tepkisi geldi. Yani ABD yönetimiyle gerçekleştirilen üst üste temaslar sürecinde “Esad’la görüşülmeli” tartışmaları da Türkiye’de bir kez daha alevlendi.

Gerek ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın Ankara’ya gelmeden önceki “YPG’ye ağır silah vermedik,” şeklindeki sözleri, gerek Menbiç konusundaki “Geçmişte Türkiye’ye verdiğimiz taahhütleri tümüyle yerine getirmedik,” açıklamaları, gerek Savunma Bakanı Mattis’in mevkidaşı Nurettin Canikli’ye “YPG’yi PKK’ya karşı savaştıralım,” teklifi ve giderek daha da komikleşen tüm bu çelişkili iş ve ifadeler, ABD’nin dans pistinde oynayacak yerinin iyice daraldığını gösteriyor. DAEŞ’in silinmeye yüz tutmasıyla beraber, Washington’ın tüm ülkelerin Suriye politikasını esir alan “DAEŞ’le mücadeleye odaklanalım,” bahanesinin son kullanma tarihi yaklaştı. Suriye’de bir kaç dar alana sıkıştırılmış ve o şekilde bekletilen DAEŞ’liler bu argümanın ömrünü uzatmak için bir kez daha sahaya sürülür mü? Heyet Tahrir el Şam (eski adıyla Nusra) üzerinden yeni bir kampanyayla propaganda aygıtları bir kez daha çalıştırılır mı? Her şey ihtimal dahilinde... Ama bugün değilse yarın, eninde sonunda kozların hepsi tükenecek, ve taraflar tüm kartlarını açmak zorunda kalacak.

ABD-Türkiye ilişkilerinde artan kırılganlığı tüm dünya izliyor, Avrupa da endişeyle takip ediyor. Ege’de hortlayan Kardak gerilimi gibi meselelerle ABD hala Yunanistan gibi ülkeler üstünden Türkiye’ye “Doğuda bize sorun çıkarırsanız batıda size sıkıntı çıkarırız,” mesajı veriyor olabilir; ancak NATO’dan ve Almanya gibi Transatlantik ittifakının güçlü ülkelerinden gelen tedirgin açıklamalar, olası bir kırılmanın faturasının beraber ödeneceğini herkesin bildiğini gösteriyor. ABD’nin yanlış Suriye politikasının sonucu mülteci krizi ve beraberinde yükselen yabancı düşmanlığı, aşırı sağ-sol tehdidiyle karşı karşıya kalan Avrupa, ABD’nin sadece Türkiye’ye değil NATO’ya verdiği değer konusunda da şüphe içinde. NATO’nun sınırlarını Doğu Avrupa’da Rusya’ya kadar dayandırıp ardından Ukrayna gibi krizlerde yaptırım uygulamaktan başka hiçbir şey yapmayan Obama’yı müteakip “NATO demode oldu, Avrupa’yı korumak için niye bu kadar harcama yapıyoruz,” diyen Trump, Avrupa’da da “Galiba yakında biz de kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorunda kalacağız,” diyenlerin sayısını artırıyor.

Türkiye ise o eşiği geçeli çok oldu. Son beş yıla sığan türlü dost kazığı, tehdit ve saldırının ardından PKK’ya verilen tonlarca silah Ankara’yı ve de Türk insanını, “İnceldiği yerden kopsun,” deme noktasına getirdi. Halihazırda ABD’nin domine ettiği küresel sisteme eleştirilerini “Dünya 5’ten büyüktür,” tarzı çıkışlarla dile getirmiş olan Türkiye’nin Suriye, Irak, Filistin, Libya, Mısır gibi coğrafyalardaki uyarıları haklı çıktı; bugün BM gibi, AB gibi kurumların yaldızları dökülüyor, sistem iflas ediyor, çıkardıkları ateş şimdi dönüp onları da yakmakla tehdit ediyor. Ve Türkiye artık, yıllardır kendisine kapı kulu muamelesi yapan müttefiklerinin geleceğini korumak için kendini feda etmek istemiyor. Dile kolay, sözüm ona ortağınız, düşmanınızı silahlandırıyor; sözüm ona dostunuz varlığınızı tehdit eden bir yapıyı, bir terör örgütünü açıkça destekliyor. İlişkiler zedelenirse bundan Rusya mı karlı çıkarmış, NATO ne yaparmış; Ankara artık bu Soğuk Savaş kalıntısı gelecek okumalarını dinleyerek geri adım atmıyor. Haritalara, “Zaten ayak sesleri duyuluyor, yeni bir dünya düzeni kuruluyor ve Türkiye’nin buradaki yeri ne olacak,” cesaretiyle bakıyor.

Gelgelelim durumu hükümet kadar soğukkanlı ve uzun vadeli okumayanlar da var. Yükselen anti-Amerikancılık CHP, İYİ Parti, Vatan Partisi gibi çevrelerde, “Esad’la görüşülmeli” argümanını daha yüksek sesle seslendirmek için kullanılıyor. Esad rejiminin “ABD ile işbirliği yapan haindir,” ifadelerini “Bakın Şam da PKK’ya karşı,” diyerek topluma yansıtıyorlar. Oysa Baba Esad’dan beri PKK’ya alan açan, Suriye’nin kuzeyini anahtar teslim maaşa bağlayarak PYD’ye veren rejimin, PKK’yı Türkiye ve muhaliflere karşı kullanmak için başka planları vardı, hala var; ve PKK kendisinin yerine ABD ile iş tuttuğu için buna canı sıkılıyor.

Cumhurbaşkanı, ilkesel olarak Esad’la neden görüşmeyeceğini sürekli vurguluyor. Ancak ilkeleri konuşacak zeminin kalmadığını düşünenlerin de rasyonel açıdan Esad’la görüşmenin bize ne kazandırıp ne kaybettireceğini kestirmelere sapmadan değerlendirmesi gerekir. Zira herkesten önce “Esad gitmeli” diyen ABD bile PKK’yı korumak adına Esad’la masaya oturabilir. ABD Senatosu İstihbarat Komitesi’nin son raporundaki “Suriye muhalefetinin artık Esad’ı devirecek güçte olmadığı, ancak bir yıl daha çatışmayı sürdürebileceği” vurgusu bunun işaretlerini taşıyor. El insaf, ABD’nin beş yıl önce sonuç tam da böyle olsun diye politika değiştirdiğini cümle alem biliyor. Öte yandan, Ankara Esad’la velev ki masaya oturdu, Batı’nın bir anda rejimin öldürdüğü insanları, yapılan işkenceleri, kullandığı kimyasal silahları hatırlayası tutabilir ve yıllardır durulan yerler unutulup Türkiye bu kez de Esad’la görüşmekle suçlanabilir.

Aslında durum trajik olduğu kadar basit. ABD’nin Suriye’de istediği kurguyu yapabilmek için istikrarsızlığa ve de Esad’a ihtiyacı var. Çünkü Suriye’deki istikrarsızlığın ana kaynağı Esad. Zaten süper ve bölgesel güçlerin yeni silahlarını, yeni savaş taktiklerini denedikleri kanlı bir oyun sahasına dönen Suriye’de savaş bitmekten, istikrar gelmekten çok uzak.

Tam da bu yüzden “Esad’la görüşmeli” demenin 1930’larda “Hitler’le görüşmeli” demekten farkı yok. Kimler görüşmedi ki o dönemde Hitler’le... Buna rağmen Hitler ve Nazi Almanyası nasıl ki ayakta kalamadı, yarın Esad da kalamayacak. Hitler giderken eski dünya düzenini beraberinde götürmüştü, Esad da 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan düzeni yanında götürecek.

.

Facebook Yorumları

Kod8
29.7.2018
Trump ve Pence için Papaz Brunson’ın önemi
22.7.2018
Dünyada faşizm yükseliyor, bölgede İsrail...
15.7.2018
15 Temmuz gecesi nerede, neler gördüm, ne yaşadım…
12.7.2018
Yeni sistemin ilk dönemi: İddialı bir vizyondan zorlu bir misyona...
5.7.2018
Çocuklarımızı nasıl koruyacağız?
1.7.2018
AB’nin yeni baş ağrısı İtalya
28.6.2018
24 Haziran seçimlerinin dikkat çekenleri
24.6.2018
24 Haziran’dan sonra Türkiye’yi neler bekliyor?
17.6.2018
‘El insaf’ dedirten aşırı yorumlar
3.6.2018
Yenilikten deliliğe: Görünür olmanın köleliği
31.5.2018
İtalya’nın 5 Yıldız Hareketi Avrupa’nın geleceği son nokta mı?
20.5.2018
Evangelistler, Siyonistler, Trump ve Kudüs
17.5.2018
Trump’ın sürreel barış anlayışı
14.5.2018
İngiltere’nin Brexit’le sınavı...
10.5.2018
Transatlantik saflarında yeni çatlak: İran
6.5.2018
Ufak tefek itibar suikastları...
3.5.2018
Meral Akşener’in 24 Haziran stratejisi ne?
29.4.2018
Çizgi dışı bir pazar yazısı...
26.4.2018
CHP ya değişecek ya da kaybolup gidecek
19.4.2018
Erken seçim kararındaki ‘belirsizlik’ ve ‘mecburiyet’ vurgusu
15.4.2018
Trump’ın “güzel ve yeni ve ‘akıllı’ füzeleri”!
12.4.2018
Trump dün “Suriye’den çıkacağım” diyordu, bugün savaşa girer mi?
9.4.2018
Eskişehir’de göz göre göre gelen katliam
3.4.2018
Oğulpınar hudut karakolunda akşamüstü…
1.4.2018
Trump gerçekten de ABD’yi Suriye’den çıkaracak mı?
29.3.2018
Afrin sonrası ABD ve Türkiye mutabakata varabilir mi?
25.3.2018
Bizi Rusya’yla savaşın eşiğine getirenler ABD’yle de getirir mi?
22.3.2018
‘Afrin kantonu’ tarihin çöplüğüne atıldı
19.3.2018
Güncelleyemediğimiz ‘kadına yönelik şiddet’ konusu...
15.3.2018
Rexit: Trump’a Tillerson’ı Kushner mi kovdurdu?
8.3.2018
DAEŞ’in ‘kadın köleleri’, PKK’nın ‘kadın savaşçıları’
4.3.2018
Mehmetçik ve Johnny arasındaki büyük fark...
1.3.2018
BMGK tasarısı Afrin’i kapsıyor ama Doğu Guta’yı kapsamıyormuş!
25.2.2018
Doğu Guta: Üzülme, ölünce hepsi geçecek
22.2.2018
Dünyanın gözlerini kaçırdığı son yer: Doğu Guta
18.2.2018
Türkiye ve ABD tarihi dönemeçteyken Esad’la görüşülmeli mi?
15.2.2018
Afrin, İdlib, Şam, Deyrezzor...
11.2.2018
CHP hangi ülkenin siyasi partisi?
8.2.2018
Türkiye’de muhalefetin ÖSO’ya verdiği zarar, rejime verdiği destek
5.2.2018
ABD notları -3
1.2.2018
ABD notları -2
28.1.2018
ABD notları -1
25.1.2018
Cumhurbaşkanı’nın Afrin hamlesi
18.1.2018
Afrin’de Rusya’ya “ABD’ye diyorum ama sen anla” mesajı
4.1.2018
İran’a değil, İran’daki protestolara dış müdahale...
28.12.2017
Mağdur varmış, Mor Beyin mağduriyeti varmış...
24.12.2017
Trump, Kudüs çıkışı ve dünyanın kaderi
21.12.2017
Birleşik Arap Emirlikleri’nin karanlıkta kalan gerçek yüzü
14.12.2017
Kudüs bizim neyimiz olur?
7.12.2017
Kudüs’ü İsrail’e Trump mı veriyor yoksa müslümanlar mı?
30.11.2017
ABD ve İngiltere’nin arasına neden soğukluk girdi?
23.11.2017
Suriye düğümü Soçi’de çözülebilecek mi?
12.11.2017
İsrail-Suudi Arabistan ve İran-Hizbullah eksenli yeni bir savaş çıkar mı?
9.11.2017
Muhammed bin Salman’ın ‘Uzun Bıçaklar Gecesi’
2.11.2017
Türkiye’nin S-400 kararının nasıl sonuçları olacak?
29.10.2017
Bağımsızlık referandumları: Küreselleşmenin sonu geldi mi?
26.10.2017
25 Eylül referandum krizinin parlayan figürü Haydar el İbadi
19.10.2017
Barzani’nin referandum ısrarının kısa ve acıklı hikayesi
15.10.2017
ABD eski kodlarına dönerken yeni Orta Doğu
12.10.2017
ABD ile yaşanan kriz kısa vadeli mi değil mi?
8.10.2017
Nusra’dan HTŞ’ye başı farklı sonu aynı bir el Kaide hikayesi
5.10.2017
Kerkük’ün kaderi...
28.9.2017
Askeri müdahale mi, vanaları kapatmak mı, açlıkla cezalandırmak mı?
24.9.2017
Ankara Kuzey Irak’a neden bu kadar sert baskı kuruyor?
21.9.2017
ABD neden Barzani’nin referandum çıkışına destek vermedi?
17.9.2017
Türkiye’de de devletin en üst makamının Suriye Özel Temsilcisi olmalı
14.9.2017
Halep’ten Musul’a, İdlib’den Kerkük’e ‘dava’...
8.9.2017
Suriye’de Rusya’ya güvenebilir miyiz?
3.9.2017
Yol, dava, feda, kurban...
31.8.2017
Erdoğan’ın yolu mu Erdoğancılık mı? – 2 –
28.8.2017
Erdoğan’ın davası mı Erdoğancılık mı?
20.8.2017
Beyaz ırkçılığın ilham kaynağı Esad rejimi
17.8.2017
İdlib düğümü
13.8.2017
“Merve Hanım, siz de mi feminist oldunuz?”
10.8.2017
Kadınlar başa belaymış, peki ya erkekler?
6.8.2017
Adil Öksüz kaçmış olabilir ama diğerleri elimizde
3.8.2017
İdlib’den sonra sırada El Bab var
30.7.2017
Dünyanın en zor sınavı
27.7.2017
Milletteki metal yorgunluğu
20.7.2017
Ankara Körfez’e nasıl şah çekti?
17.7.2017
Hayaller iç savaş, gerçekler 105. noktada 15 Temmuz direnişi
13.7.2017
15 Temmuz gecesinden 15 Temmuz afişlerine
6.7.2017
El Cezire’yi bitirecekler matmazel...
2.7.2017
Adalet sorunumuz var
29.6.2017
Nasıl ölmek istersiniz?
22.6.2017
Küçük bir mümin eleştirisi
18.6.2017
MİT TIR'ları ihanetinin Suriye’deki yüzü
15.6.2017
ABD ve İran Suriye-Irak sınırında karşı karşıya...
11.6.2017
İncirlik, Paris İklim Anlaşması ve NATO’nun geleceği
8.6.2017
Abu Dabi Prensi, Suudi Arabistan Prensi ve İsrail
28.5.2017
‘Binbaşı O.K.’ mevzusu sonunda nereye varacak?
25.5.2017
NATO zirvesinde dikkat çeken iki isim: Trump ve Erdoğan
21.5.2017
Ver Gülen’i, al Brunson’ı...
18.5.2017
Suriye’de tamam, geri kalan her konuda devam...
14.5.2017
ABD PKK’ya ağır silah verince her şey bitti mi?
4.5.2017
Hikayen nasıl başlarsa başlasın, daima sonuyla hatırlanırsın
30.4.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir gece ansızın gelebiliriz
27.4.2017
Batı Erdoğan’dan kurtulma hayalinden vazgeçecek mi?
23.4.2017
İslamcıları kurban edince Batı’yla işler yoluna mı girecek?
20.4.2017
Türkiye diktatörleşiyor mu, kutuplaşıyor mu?
16.4.2017
Güçlü bir Türkiye için…
13.4.2017
Kılıçdaroğlu 2019’da Cumhurbaşkanlığına aday olacak mı?
12.4.2017
Seçmenin kalbine çıkan yollar
9.4.2017
Tetiği çekmekten çekinmiyor ama planı var mı?
6.4.2017
Kılıçdaroğlu darbeye ‘tiyatro’ mu demek istiyor?
2.4.2017
Gün Erdoğan’a siper olma günü...
26.3.2017
İngiltere’nin elektronik yasağı ve Türkiye Raporu’nun anlamı ne?
23.3.2017
FETÖ: Devletin malı deniz, yiyecek olan da biziz
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8