Metin Münir

T24



Bookmark and Share

Cennetten kovulmanın sonu


27.1.2018 - Bu Yazı 902 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yerleşik hayata ve tarıma geçiş, insan-doğa  ilişkisinde, hâlâ devam eden, kader değiştirici bir dönüşüme neden oldu.

İnsan, o konargöçer çağlarda avlayarak ve toplayarak yaşarken diğer yaratıklar gibi doğada ne varsa onunla yetiniyordu.

Bu var olan şeyler – av hayvanları, kökler, mantarlar, meyveler ve diğer yiyecek şeyler – onun müdahalesine gerek olmadan doğuyor, büyüyor, çoğalıyordu.

Bu, insanın fazla mesai yapmadan hayatını sürdürmesini mümkün kılıyordu.

Nitekim Afrika’nın Kalahari bölgesindeki avcı-toplayıcı gruplar üzerinde yapılan araştırmalar, Buşmenlerin haftada on saat civarında çalışmalarının karınlarını doyurmalarına yettiğini gösterdi.

Tarım – kendiliğinden var olan yerine, yetiştirilen ve büyütülenle yaşam sürdürme tarzı – insanın çevreyi tekeline alma girişiminin ilk adımıdır.

İnsan, ektiği alanlarda ektiği şeyin dışında bir bitkinin yaşamasına izin vermez. Ağaçları keser, çalıları söker, otları ve çiçekleri ortadan kaldırır.

Kuşları, ot yiyen hayvanları da orada istemez, ürünü paylaşmamak için önlem alır.

Tarım öncesi çağlarda tavşan, geyik, antilop gibi hayvanlar; insanların ve aslan, sırtlan, pars gibi yırtıcı hayvanların ortak gıdasını teşkil ediyordu.

İnek, domuz, koyun gibi hayvanları evcilleştirmesi durumu değiştirdi.

Aslan için yabani et ile evcilleştirilmiş et arasında fark yoktur. Çiftçilerin hayvanlarını kapmaya başlayınca insan ona düşman oldu.

Bütün et yiyen hayvanları ortadan kaldırmaya başladı.

İnsan, sadece et yiyen hayvanlara düşman olmadı. Tarım ve hayvancılık  için kullanmak istediği alanlardan beslenen bütün canlılara düşman oldu. Gözle görünen bütün canlıları oradan kovdu.

Yerleşik hayat ve tarım, insan sayısının olağanüstü bir hızla artmasına neden oldu.

Bilim insanları, on iki bin yıl kadar önce avlama- toplama dönemi bitmeye başlarken dünyada yaşayan insan sayısının 2-4 milyon olduğunu tahmin ediyorlar.

Milattan Önce (M.Ö.) 2000 yılında nüfus 25 milyon, M.Ö. 1000 yılında 50 milyon oldu.

İsa’nın doğduğu yıl nüfus 170 milyondu. Yıl 1800 olduğunda insan sayısı bir milyar sayısına dokundu.

Bugün dünyada 7,5 milyara yakın insan yaşıyor. Nüfus Saati’ne göre günde 353,000 çocuk doğuyor.

Çoğaldıkça, insanın sadece kendi kullanımı için ayırdığı alanlar genişledikçe, doğa gerilemeye, diğer yaratıklar azalmaya başladı.

İnsan dünyada var olduğu tahmin edilen 5 ila 30 milyon hayvan türünden sadece biridir, ama dünya kaynaklarının büyük bir oranını tek başına kullanıyor.

Yeryüzünü önemli oranda değiştirdi ve değiştirmeye devam ediyor. Ünlü bilim dergisi Science’da birkaç ay önce yayınlanan bir araştırmaya göre, yeryüzünün üçte biri ila yarısı insan eli ile değiştirildi.  İçilebilir su kaynaklarının yarıdan fazlasını insanlar kullanıyor. Ve kuş varlığının dörtte birini yok etti.

Atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu Endüstri Devrimi’nden bu yana yüzde 30 arttı. Bunun sonucu olarak iklim geri döndürülmez bir biçimde değişti.

İnsan 12,000 yılda dört milyar yıldır var olan dünyayı, bitkin duruma düşürdü; yeryüzünün onu taşıma kapasitesini aştı.

Var olmayı değil, sahip olmayı yeğleyerek kendi sonunu hazırladı.

(NOT: Bu yazı  perşembe çıkan yazının ikinci ve son bölümüdür.

.

Facebook Yorumları

Kod8
4.8.2018
İnsanoğlunun keşfi
31.7.2018
Türkiye'nin Batı ile işi bitiyor mu?
28.7.2018
Hiçbir şey üretmeyen çiftlik
17.7.2018
Beni güzel kadınlarla tanıştırmayın, güzel olmayanlarla da
12.7.2018
Erdoğan'ın başkanlığında yeni eskidir
30.6.2018
AKP-MHP ortaklığında Kıbrıs'ta masaya oturulamaz
26.6.2018
Erdoğan kazandı, Türkiye kaybetti
23.6.2018
Rabbi onu affetsin
21.6.2018
Tiksindirici gazetecilere çağrı
19.6.2018
AKP çağında meleklerin nöbet değişimi
9.6.2018
Tembel miyim, daha tembel mi oluyorum?
1.5.2018
Şimdiden tebrikler sayın Erdoğan
20.2.2018
Kalıntı bir tür
17.2.2018
Yalnız patlıcanı kırağı çalmaz
13.2.2018
Şafak sökerken, elleri bağlı
27.1.2018
Cennetten kovulmanın sonu
20.1.2018
Ayşe'ye mektup
21.12.2017
En az sevilen liderler
14.12.2017
İnsan bazen evinden kaçmalı
30.11.2017
Zarrab'ın cini şişeden çıkıyor
28.11.2017
Bağlantısız devrimci
25.11.2017
Pinokyo'nun armutları
21.11.2017
Latince İncil, Arapça Kur'an
7.11.2017
Sadece akılsızların saati durmadan çalışır
28.10.2017
Akıllılar kuşku içinde, aptallar emin olursa
13.10.2017
Ağacın güzelliği en iyi nasıl görülür?
28.9.2017
Kuzey Irak Kürtleri, bağımsızlık ilan edemez
20.9.2017
Kıbrıs: Önce kendini karşındakinin yerine koy
31.8.2017
Depresyon nasıl çağımızın vebası oldu?
19.8.2017
Rumlar süper dev bir gaz rezervi bulursa ne olur?
15.8.2017
Nuray Mert konusu: AKP ile Atatürkçülerin buluştuğu nokta
8.8.2017
Bana soruyorlar
2.8.2017
Unutmayın efendim, siz tanrı değilsiniz!
27.7.2017
Kıbrıs: Uyan borusunu duyan varsa elini kaldırsın
15.7.2017
Aelian'ın Kargaları
11.7.2017
Düşünülmüyorsunuz sanmayın
27.6.2017
Örümcek onu öldürmeyeceğimi biliyor olabilir mi?
24.6.2017
Gece geç vakitte mesaj atan kadına mektup
22.6.2017
Erler zehirlenmedikleri zaman ne yiyorlar?
17.6.2017
Eğer yüreğinizde özgürlük yoksa
15.6.2017
Benim olan ve olmayan bahçe
13.6.2017
Türk askerinin Katar'da işi ne?
10.6.2017
Nasreddin Hoca’nın gözüyle Kıbrıs görüşmeleri
8.6.2017
Türkiye yeni bir Orta Doğu dönemecinde
6.6.2017
Donald Trump: Aptallığın zaferi
4.6.2017
Kalkınma elçileri
1.6.2017
Blade Runner
30.5.2017
KKTC: Millî dava ile lilli dava
25.5.2017
Kıbrıs: Birlikte 446 yılda ne öğrendiler?
23.5.2017
Hiç kimse ağlamasın, gülmesin de
20.5.2017
Görüşmeler öldü, yaşasın AB üyesi KKTC!
16.5.2017
Düşüncelerin savaşında kitap silah mıymış?
6.5.2017
Tırtıl, Latin çiçeği ve ben
3.5.2017
Aslı Erdoğan’a kapıyı açın
28.4.2017
Tedirgin tedirgin tedirgin
25.4.2017
PKK’nın son görevi
22.4.2017
En iyi intikam iyi yaşamaktır
8.4.2017
Karanlık günler için aydınlık Afrika sözleri
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8