Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Mücahit BİLİCİ



Bookmark and Share

Dağların büyüsü nasıl kaçtı?


12.11.2019 - Bu Yazı 66 Kez Okundu.
Yorum : 2 - Onay Bekleyenler : 0

 En son Amerika’nın Suriye Kürtlerini yüzüstü bırakması Kürtlere dair sıkça tekrarlanan bir sözü hatırlara getirdi: “Kürtlerin dağlardan başka dostu yok.” Bu söz, kriz zamanlarında teselli vazifesi gören bir klişe. Ne büyük devletlerin keyfi kararları karşısındaki çaresizlik hissi ne de dağlar melankolisine sığınma temayülü yeni sayılmaz. Geçmişte Osmanlılar ve Safeviler, modern zamanlarda Britanya, Rusya, Türkiye, İran gibi ülkelerin hepsi çeşitli vesilelerle, bazen ortaklaşa hareket ederek, ihtiyaç zamanında Kürtlere verdikleri sözleri tutmamış veya Kürtlerin en küçük serbesti ve kazanımının üstüne çullanıp yıkmışlardır.

Bu klişeden de anlaşılacağı üzere dağlar Kürtlerin tahayyülünde önemli bir yer işgal ediyor. Lakin dağların Kürtlere bir nimet mi yoksa bir musibet mi olduğu tartışmaya açık bir soru. Zira dağlar, tarihsel olarak Kürtlerin (mesela Osmanlı ve İran gibi) merkezi imparatorlukların mutlak kontrolünden kaçmasına imkan tanıdığı kadar, Kürtlerin merkezi bir otorite oluşturarak kendi aralarında ortak hareket etmesine de mani olmuştur. Kürdistan’ın coğrafi yapısı Kürtlerin siyasi kaderini fazlasıyla şekillendirmistir.

Dağların sembolik ve edebi değeri dolayısıyla farklı milletlerin milli tasavvurlarında istihdam edildiği malum. Türkü ve şiirlerde dağlardan geçilmiyor. Ancak dağların bundan öte bir politik önemi var. Dağlar tarih boyunca hep zulme uğrayan azınlıkların, saldırıya uğrayan halkların sığınağı olmuş. Mesela Osmanlı İmparatorluğu Balkanları silip süpürürken bile bir türlü Karadağ’a hakim olamamıştır. Bu dağlık bölge olmasından dolayı idi. Yine aynı şekilde Yezidilerin tarih ve talihsizliklerinin Sincar/Şengal dağları ile yakın bir ilişkisi var. Türkiye’de devlet Dersim’de kendi Alevi Kürt vatandaşlarını bomba ve gazla katliama uğratırken, o insanların kaçabilen kısmı dağlara doğru yönelmişti. Çek topraklarında Protestanlığın erken tezahürüne tabi olan Hussite’lar ile Amerika kıtasındaki Navajo yerlileri katliam ve soykırımla karşılaştıklarından yüzlerini dağlara çevirdiler. Pek çok halk ve topluluk için dağlar Nuh’un Gemisi gibi onları sel gibi gelen düzenli orduların tasallutundan koruyan bir şeydi. (Acaba Agırî dağında Nuh’un Gemisi’ni arayanlar olayı anlamamış olabilir mi? Belki de aranan gemi dağın kendisidir).

Sultan fermanına rest çeken Dadaloğlu “ferman padişahın, dağlar bizimdir” derken dağların siyasetteki istisnai niteliğini özetliyor gibiydi. Dağ ile eşkıya ve terörist arasında nispet kurmak resmi makamların ve merkezi devletlerin yaygın inzibat cihazlarından biridir. Türkiye toplumunun tahayyülünde Kandil, PKK’nin örgütsel merkezi ile özdeşleşmiştir. Sadece tasavvurda vardır ve sanki herhangi bir yerde olmayan bir yer gibidir. Çok az insan tam olarak neresi olduğunu bilebilir. Irak-İran sınırına yayılan Kandil dağ(lar)ı büyük ölçüde devletlerin düzenli tasarrufunun dışında kalmıştır. Aynı şekilde Güney Kürdistan hükümetinin egemenliği içinde olmasına rağmen, o egemenliğin üstünde ve dışında gibidir.

Dağların, hüküm ve siyaset ile ilgisi bu açıdan ilginçtir ve sanki dağlar siyaset noktasında politik düzlüklere göre bir istisna gibi dururlar. Doğayı, vahşiliği ve hükümden azade olmayı temsil ederler. Bir tür kanun ve hükme direniş yeri olmak hasebiyle farklı bir siyasi irtifaya sahiptirler. Dünyanın çeşitli yerlerinde dağlık bölgeler insanların devlet ve resmiliğin ulaşamayacağı yerleri mekan tutmasına imkan vermiştir. Yönetilmeme Sanatı isimli kitabında Güneydoğu Asya’daki Zomia isimli çok geniş ve birkaç devletin sınırları içinde kalan geniş bir dağlık bölgeyi inceleyen James C. Scott, her ne kadar devletin elinin varamayacağı yerde olmalarından hareketle ilginç tahliller yapsa da böyle yerlerin artık sayılı günlerinin kaldığını da teslim eder. Devlet(ler)in elinin ulaşamayacağı yerler gittikçe azalıyor. Hatta denebilir ki Çin’in şimdiye kadar tam olarak nüfuz edip hükmedemediği Uygur Müslümanlarına yaptığı şey eğer bir açıdan kültürel bir soykırım ise bir diğer açıdan da “kaçak” kimlikler ve mazlum kültürler için bir sığınak olarak coğrafyanın siyasi açıdan neslinin tükendiği gerçeğinin bir tezahürüdür.

1957’de uzaya ilk uydu gönderildiğinde Hannah Arendt bunu tarihi bir olay saymış ve atomun parçalanmasından daha az önemde olmayan ehemmiyette bir olay olarak görmüştü. Belki ziyade bir anlam yüklüyor gibiydi. Ama gerçekten de insanın uzaya erişimi ve otomasyonun üretim süreçlerine dahil olması ile birlikte bizim dünyadan ne anladığımız değişti. Bu bir devrimdi ama uzayı fethettiğimiz için değil, dünyayı fethettiğimiz için. İlk kez gezegenimiz bizim kendi nazarımız için bir nesne haline gelmişti.

İşte uydunun günümüzdeki torunları diyebileceğimiz ve ulus devletlerin konuşlandırdığı insansız hava araçları, düzenli ordulara karşı uzun süre mümkün kalmış bir askeri mücadele yöntemi olan gerilla savaşının da sonunun geldiğini ilan etmiş oluyor. Çünkü doğanın sağladığı koruma, devletlerin teknolojik olarak kuytulara nüfuz edebilir hale gelmesiyle büyük ölçüde delik deşik oldu.

Özetle, drone ve benzeri gözetim teknolojileri dağları düzledi. Yerkürenin saklı kalmış bilumum çıkıntı ve yükseklikleri de siyasi esrarını ve erişilmezlik statülerini kaybediyorlar. Yani dağlar sivilane yüzleşmenin sorumluluğundan veya ağırlığından kaçmak için dönülecek bir adres olmaktan çıkıyorlar. Kürtlerden Said Nursi gibiler Osmanlı payitahtındaki karşılaşmalardan bunaldıklarında dönüp gitmek istediklerinde artık o dağları bulamayacak. (Saraya Kürdistan’a okul ve eğitim talebiyle giden ve maaş ve para teklifleriyle memleketine dönmesi beklenirken rüşvete hayır deyip sorun çıkaran Saidi Kurdî’ye Zaptiye Nazırı Şefik Paşa hiddetlenir. Bunun üzerine şöyle der Saidi Kurdî: “Ben hür yaşamışım. Hürriyet-i mutlakanın meydanı olan Kürdistan dağlarında büyümüşüm. Bana hiddet fayda vermez.” Bugün medeniyetin kuşatması altında Kürdistan dağlarının artık o hürriyet-i mutlakasının yitip gittiğini söyleyebiliriz).

Rojava’da yaşanan gelişmeleri, Kürt hikayesinin, içinde dağların olmadığı bir episodu olarak ele almak mümkün. Dağlar artık bir sığınak ve kaçış yeri olmaktan çıktı. Bu kaybı bir ölçüde telafi eden olumlu taraf ise sivil yüzleşme ve tanınma (yüzü seçilme) zaruretinin ortaya çıkmasıdır. Kamusal alanda yani meydanda olmak insanı sivil olarak saldırılara açık kılsa da insana aynı zamanda sorumluluk almayı ve söz söylemeyi dayatıyor. Kürtlerin siyaseten şehirlileşmesi dağların bir mazeret olarak tarihten çekilmesinin hem bir neticesi hem de kabulü anlamına geliyor. Bundan sonra özgürlük mücadeleleri şehirde ve açık bir şekilde cereyan etmek zorunda. Dağlar Kürd’ün tabii dostudur ama siyasi bir mazereti olmaktan çıkmalıdır. Medeni özgürlüğün mekanı olan şehirde özgürlük ‘sözleşme’lidir ve akla dayanmak zorundadır. Kürtlerin duygu ve dağ romantizminden akıl ve şehir gerçekliğine geçiş yapması hür ve millet olabilmesinin şartıdır.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
12.11.2019
Dağların büyüsü nasıl kaçtı?
5.11.2019
Kürt cumhuriyetinin general hali
22.10.2019
Kürt mülk sahibi olmasın
28.12.2018
Donald Trump’ın Zülkarneyn Olarak Portresi
26.12.2018
Bir fiyat sorusu: Kürt müsünüz?
25.10.2018
Evrenselci kurtuluş ideolojileri ve Kürtler
10.8.2018
Başörtüsü ve Silah
3.11.2017
Sosyolojinin Tanrısı
3.10.2017
İSLAM VE ATEİZM Kutsallık Yere Düşünce
20.9.2017
Kürdistan Özerk Bölgesi Referandumu
22.8.2015
Kürdistan’ı harabeye çevirmek
11.8.2015
Nurculuk da eleştirilmeli
9.8.2015
Öcalan’ın yarım kalan portresi
4.8.2015
Nurculuk eleştirisi ve mesiyanizm
1.8.2015
HDP ile PKK arasında fark bırakmamak
26.7.2015
Milliyetlilik ve milliyetçilik
23.7.2015
İki hazine: benlik ve milliyet
23.7.2015
Ümmeti bölen Kürdler!
18.7.2015
Mele Hikmet û Remezan Çavuş
12.7.2015
Kader ile irade’nin dansı
5.7.2015
Kürd sorununda insan haysiyeti
27.6.2015
İttihad-ı İslam ve Kürdler
21.6.2015
HDP devrimi, AK Parti devrimi
13.6.2015
Din elden gidiyor diyen tûtî kuşları
8.6.2015
HDP ve Kürdlerin Temsil Zaferi
6.6.2015
Kürtçülük ile suçlanmamış Kürd ‘yok’tur
30.5.2015
Düşman bitince, kendi göründü
25.5.2015
Kırmızı Kitap’tan Anayasa’ya
17.5.2015
Müslüman ol, Kürd olma!
9.5.2015
Bazı sosyal bilim kavramları
2.5.2015
İslam’ın solundaki boşluk
25.4.2015
Dua ve doğa
19.4.2015
Ermeni Soykırımı ve Ayasofya Mabedi
11.4.2015
Kullanışlı aptallık ve entelektüel popülizm
05.04.2015
Üç parti: Türklük, Kürdlük, Müslümanlık
28.03.2015
İslam’da siyasi partiler
21.03.2015
Demokrasinin yeni taşıyıcısı Kürdler
15.03.2015
İdeolojiden menfaate dindar benlik
08.03.2015
Ateistlerin inanç hürriyetini savunmak
01.03.2015
Cemaat yazısına tepkiler
21.02.2015
Cemaat’te özeleştiri alametleri mi
14.02.2015
İfade özgürlüğü niye önemli
08.02.2015
Said nasıl Kürdi oldu
31.01.2015
Kürdlerin teori hastalığı
24.01.2015
Kamusal alanın kökeni
18.01.2015
Hegemonya ve müsbet hareket
11.01.2015
İslamofobi nasıl düşman oldu
04.01.2015
Dindar Cumhuriyet’in sağı solu belli mi
27.12.2014
Fotoğrafçının ölümü
21.12.2014
Darbenin sıradanlaşması
13.12.2014
Said Nursi ‘bana yazdırıldı’ derken
07.12.2014
Eleştirel bir dindarlık ihtiyacı
30.11.2014
Kader kredisiyle dindar sarhoşluğu
22.11.2014
İyilikler hep bizde
15.11.2014
İslamda savaş bitmiştir
08.11.2014
Jefferson Kur’an’ı üstüne Ellison yemini
01.11.2014
Kürd öğrenci, Türk öğretmen: Konu ‘evrensellik’
25.10.2014
İntihar postacısı
19.10.2014
Yeni Türkiye’de devleti takdise devam
11.10.2014
İslamcılığın cesareti ve süreçteki zaaf
08.10.2014
IŞİD’in devleti, Kürdlerin milleti
04.10.2014
Mektup okumanın mantığı: Mana-yı harfi
02.10.2014
Ehmedê Xanî Hazretleri’nden Kürdlere mektup
28.09.2014
Çıplaklık ve örtünme
24.09.2014
Halepçe, Roboski, Kobani ya da Kürdlerin devletsizliği
20.09.2014
İskoçlar ne elde etti
17.09.2014
Hâkim Türk ile mahkûm Kürd’ün birbirini ağırlaması
13.09.2014
Nurdan bir üniversite
10.09.2014
Paralel etnikliğe milli temizlik
07.09.2014
Kafa kesenlerin şeriatı
03.09.2014
Dindar Cumhuriyet’in Müslüman ulusu
30.08.2014
Şehir nedir
28.08.2014
Kürtlerin uluslaşması
24.08.2014
Yeniden uluslaşma süreci
20.08.2014
Demokrasi Müslüman’a helal mi
16.08.2014
Bronzlaşmadan beyazlaşmaya Caprice Hotel
13.08.2014
Hıyarizma: Hıyarlığın sosyolojik analizi
09.08.2014
Siyasaldan put yapmak
06.08.2014
Nurculuk ve İslamcılığın devlette kesişen yolları
03.08.2014
İslamcılık ve Nurculuk (2)
31.07.2014
İslamcılık ve Nurculuk (1)
27.07.2014
Gülen Cemaati’ni bitirmek
23.07.2014
Müslümanlar Siyonizm’i aşabildi mi
19.07.2014
İslamcılığın Kürtlere borcu
16.07.2014
Adolf Eichmann kimdir
13.07.2014
Erdoğan’ın başarısının sırları
09.07.2014
Bediüzzaman’ın Türkleştirilmesi, Risale-i Nur’un devletleştirilmesi
05.07.2014
Aşk çevreye yeterince duyarlı bir yol mu
02.07.2014
Üç hilafetten hangisine aşinayız
29.06.2014
Kürtlerin boşanma hakkı
26.06.2014
Korkunç varlık
21.06.2014
Bir vicdan koalisyonu ihtiyacı
18.06.2014
Post-Kemalist laiklik yahut İslam içi siyaset
14.06.2014
Xweda, God ve Allah
12.06.2014
Barış süreci böyle olmak zorunda mı
08.06.2014
İslamcılık ve mukaddesatçılık
04.06.2014
Devrim ayakları ve demokrasi yorganı
31.05.2014
Kuyudaki adam: Tolstoy, Bediüzzaman ve Buda
28.05.2014
Gülen Cemaati için özeleştiri vakti
24.05.2014
Gere gere kazanmak
21.05.2014
Psikopat laikler ve ihtilalci demokratlar
17.05.2014
Tozlu çizme’den kibir tekme’sine
14.05.2014
Nihilist cihad
10.05.2014
Halk ihtilali ve meşruiyet
08.05.2014
Pennsylvania’nın yol haritası
04.05.2014
Milliyetçilik: Bir gönüllü körlük
30.04.2014
İlkel milliyetçiliğin faydaları
27.04.2014
Ermeni soykırımı ve Müslüman milliyetçiliği
24.04.2014
Milliyetçilik meselesi
20.04.2014
Ermeni Apo’dan Ermeni Gülen’e devlette devamlılık
17.04.2014
İslamcılığın ikinci momenti
13.04.2014
Marx ve Fakr
10.04.2014
Nurculuğun devletleşmesi
06.04.2014
Haklılık ve millilik
03.04.2014
Çekiç ile Kalem
29.03.2014
Halife çürük çıkarsa din elden gider mi
26.03.2014
Doğrunun iktidarına doğru
22.03.2014
Newroz ve özgürlük
19.03.2014
Yeni iç düşman
15.03.2014
Siyaset ve iman
12.03.2014
Müslüman’ın bencilliğiyle karşılaşmak
08.03.2014
Vazodaki akrep
05.03.2014
Türkiye’nin kayıp anayasası
02.03.2014
Cemaat’in Kürt sorunu (hükümetle mukayeseli)
27.02.2014
Kürt politikaları itibariyle hükümet ve Cemaat
22.02.2014
Sevgilinin yüzü zamanın durduğu yerdir
20.02.2014
Üçüncü Abdülhamid ya da AtaDindar
15.02.2014
Fethullah Gülen Cemaati’ne tavsiyeler
12.02.2014
Çocuk ve Lego
09.02.2014
Teşkilatın örgüt organizasyonu
05.02.2014
Trajik sınırların sakinleri
01.02.2014
Cemaat’in siyaset hakkı
29.01.2014
Hobbes’a bir dakikalık saygı duruşu
25.01.2014
Bir komplo teorisi
23.01.2014
Kürt ve Ermeni: Kendine gelme stratejileri
19.01.2014
Neden Cemaat kazanır
16.01.2014
Devlet nedir
11.01.2014
Hükümetin Cemaat hatası ve paralel çözüm süreci
09.01.2014
Zemberek boşaldı, balayı bitti
04.01.2014
Propaganda çöplüğü
01.01.2014
Roboski ve Paralel Devlet
28.12.2013
Mentoxe ve ölüm
25.12.2013
Cemaat ve hükümet mücadelesinin ihlâs ekonomisi
21.12.2013
Anarşinin sebep ve çareleri
18.12.2013
Cemaat’in anlamadığı
14.12.2013
Laikistan ve Kürdistan
12.12.2013
Türklük ve Müslümanlık özdeşliği
07.12.2013
Türk kime derler
04.12.2013
Dindar Cumhuriyet’te çok partili dönem
30.11.2013
Kürt olma sırası Cemaat’te
27.11.2013
Cemaat ile hükümet çatışmasının politik teolojisi
23.11.2013
Erdoğan, Gülen, Öcalan
20.11.2013
Kardeşlik vergisi ve Kürdistan
16.11.2013
Kürtlerin bölünmüşlüğü ve kardeşlik testi
13.11.2013
Halife, Mehdi ve İsa
09.11.2013
Devlete karşı çırılçıplak
06.11.2013
Soru neyin cevabıdır
02.11.2013
Kemalizm neydi
30.10.2013
Suyu dile getiren Feqiyê Teyran
26.10.2013
Suyla güreşen adam
23.10.2013
Kürdistan’a dair oryantalizm
19.10.2013
Devlet millet barışması
16.10.2013
Nihilizm ve tevhid
12.10.2013
Bilme ya da nesnenin insandaki yolculuğu
09.10.2013
Gundî’liğe övgü
05.10.2013
Kürtler kavim mi, millet mi
02.10.2013
İslamcı doktorun milliyetçilik teşhisi
28.09.2013
Bir atın ölümü
25.09.2013
Dinime dahleden İslamcı bari Müselman olsa!
21.09.2013
Kürtler zımmi midir
18.09.2013
Camcı Şafi’nin Türkiye sevgisi
14.09.2013
Bediüzzaman ve anadilde eğitim
11.09.2013
Meleke yırtılması
07.09.2013
Kürtlük ve çocukluk
04.09.2013
Misafir ve evsahibi
31.08.2013
İslam içi siyaset
28.08.2013
Diyarbekir’de balkon medeniyeti
24.08.2013
Akıl kamaşması
21.08.2013
Hamaset ile teenni
17.08.2013
Kardeşlikte zorlama yoktur!
14.08.2013
Parti, Cemaat, Örgüt
10.08.2013
Ağustos ağacı
07.08.2013
Demokraside bencillikten fazilete
31.07.2013
Devrimi bitirmeme ısrarı
27.07.2013
Mülkün temeli iktidar olunca
24.07.2013
Dış Kürtlere ‘kardeşlik’ ihracatı
20.07.2013
Vahşet, ünsiyet, medeniyet
17.07.2013
Kürdinsan mı, Kürdistan mı
10.07.2013
Duvar, çadır ve delik
03.08.2013
Yolculuğun dört bileşeni
2 0
Xale Sılo 17.11.2014 - 20:00:13
Mehmet ali haydar efendi; bu hizmet dediğin hezimet hareketi, kürdü-standa halkı koyunlaştırma ve sınırsız ittiat için hipnoz ilmini kulanıyor biliyorsun değil mi? O insanlara Allah'ın vahyi yoluyla indirilmiş DİNİ değil, salya sümük ağlayan, şizofren ve ruh hastası olan, bir meczub'un uydurduğu Dini anlatıyor. her halde bunu bilirsin tabi'ki kur'ani bilgiye sahip isen yoksa zaten sende sağılmış mağdurlardan biri olabilirsin...
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00
Mehmed Ali Hayadar 31.08.2013 - 05:20:07
sayin bilici detaylarda boxulub usdadin desturlarini fululastiriyor ikincisi türklerin tirevma gecirme sonucu ümmet deyince türk irki icin hersey feda biz kürdlerde baskasinin hatasina serzeniste bulunurken farkli bencil egoistce mantixa takilib kaliyoruz bu sefer kendimze bile faydamiz olmuyor misal hizmet bu gün kürdistanda kürdlere en büyük hizmeti yapiyor siz sayin bilici bunu ne görüyorsunuz nede civanmertce ifade ediyorsunuz var yok neymis hizmet akp catismasi dutturmussunuz gidiyor ne hikmetse kürdmilleti icin pers tehlikesine hic dexinmiyorsunuz misalmi istiyorsunuz pkknin en büyük lojistik desdekci irandir ve pkknin en cok zülüm yaptixi kürdlere mümin kürdlerdir
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive