Mücahit BİLİCİ



Bookmark and Share

Sosyolojinin Tanrısı


3.11.2017 - Bu Yazı 520 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sosyoloji, Türkiye’de çok abartılır. Bu bizim modernleşme maceramız ile ilgilidir. Bir toplumu tanıma bilimi olarak tanınmasının ötesinde bir ileriyi görme bilimi olarak görülür. Pozitivist bilim anlayışının muhataplarda husule getirdiği eski hürmet duygusunun bakiyesidir bu zan. Kahvehane sohbeti olarak dile gelen “ne olacak bu memleketin hali?” sorusunun teknokratik bir muhatabı ve hatta cevabı olarak görülmüştür sosyoloji. Bize nereye gittiğimizi ve hatta nereye gitmemiz gerektiğini söyleyebilecek bir bilim olması beklenir. Peki sosyolojinin böyle bir gücü var mı? Yok. Peki bu zanda sosyolojinin hiç mi suçu yok? Var. Çünkü gerçekten de sosyal bilimler içinde sosyolojinin varlık sebebi kader ilgisidir.

Sosyal bilimlerin Türkiye’de anlam itibariyle yeterince yerlileşmediğini düşünürüm. Belki yanılıyorum. Ancak bunu derken, şimdi “medeniyetçilik” oynayan İslamcı-milliyetçi hamasetin “bilim değil ilim isteriz” kofluğunun bende uyandırdığı manevi rahatsızlığı buna dahil ederek söylüyorum. Mesela, siyaset biliminin anlamayı merkeze alan bir tercümesinin “irade bilimi” olduğunu söylesem, buna itiraz eden çok olur. Aynı şekilde sosyoloji için “kader bilimi” demek gerekir. Ama buna da tepkiler olacaktır. Gerçekten de sosyoloji “takdirin” bilimidir. Tanımı gereği yapısaldır. Bütünün parça, küllün cüz üzerindeki tesiri ile ilgilenir. Sosyoloji insanların bir araya gelmesi ile ilgili değildir. İnsanların birarada olmaklığının insanlar üzerindeki tesiri ile ilgilidir. Sosyolojinin içinde iradeyi savunanlar da vardır ama genel çerçeve itibariyle sosyoloji çerçevecidir, kadercidir. Zaten doğmak için modernliği beklemesi boşuna değildir. Herkesin maça dahil olması, toplumun (saha’nın) doğması gerekir. Sosyoloji modern toplumun kendi üzerine tefekkürüdür.

Carl Schmitt, egemenlik başta olmak üzere günümüzün özellikle devlete dair temel politik kavramlarının sekülerleşmiş teolojik terimler olduğunu söylerken haksız değildir. Bu bilhassa siyaset felsefesi için böyledir. Ancak kamusal eylemin mahiyetini çalışan sosyoloji için de geçerlidir. Sosyolojinin temel taşı olan bir ayırım, toplumsal yapı ve toplumsal eylem ikiliği aslında kelamcıların kader ve irade tartışması ile aynıdır. Kader ve irade tartışmasında, sosyoloji kaderin tarafındadır veya kaderin tarafından bakmayı seçmiştir. İnsan hür bir iradeye varmadan önce, toplum tarafından ‘takdir’ edilmiştir. Mesela, Weber iradeye inandığı halde hoşlanmasa da kadere teslim olmuştur.

Marx’ta kadere iman vardır ancak diğerlerinden farklı olarak iradenin kaderi ele geçirmesine olan inanç onun kaderciliğini önce huzursuz sonra da altüst etmiştir (diyalektik, çatışma, devrim…). Marx kaderin altında bir kader vardır diyerek irade marifetiyle altüst ettiği kader inancını Hegel’den tevarüs etmiştir. Onda önce vahdet’ten kesrete geçilir. Kainatta varlık cilvelenir ve kesretten çıkılarak tekrar vahdete ulaşılır. Tanrı’nın tarih aynasında gördüğü kendidir (Zatından Zatına tecelli). Bakan da bakılan da birdir. Gözünü kapattığında ise tarihin sonu gelir.

Sosyolojinin kurucu isimlerinde, özellikle Durkheim’da kadercilik hakimdir. Ancak Durkheim’a varıncaya kadar (onun kişisel serüveni dahil) Tanrı’dan kopartılan ‘takdir’ kabiliyet ve bağının peyderpey topluma atfedildiğini görüyoruz. Müteal Tanrı yerine artık müteal olan şey toplum’dur. Onun hakikati olan “toplumsal hakikatlere” ancak sosyolojik bir nazar ile nüfuz mümkündür. Sosyolojik ortodokside herşeyin arkasındaki nihai fail toplum’dur. Toplumun rahmetinden mahrumiyet (anomi) hastalık sebebidir. Toplumsal normlara bağlılık (iman) şifadır. Cemaatte (dayanışmada) rahmet vardır.

Tanrı öldükçe veya yerle ilişiği kesildikçe Tanrı’ya ait olan kudret ve takdir peyderpey başka müteal (aşkın) varlıklara nakledildi. Tanrı’nın herkesi gören ama görülmeyen gözü Foucault’da yere düştü ve nazarı külli (panoptik) bir hazır-nazırlığa dönüştü (evet, kameralar eskiden melekti yavrum). Keza, toplumsal koşulların kulu ve çocuğu olan bireyin kaderin ağındaki çırpınışı Bourdieu’da habitus adını aldı. Habitus, kaderin insandaki sikkesi idi. Ne kadar kazısan çıkmazdı. Sosyolojide Tanrı’nın hayaleti dolaşıp durdu hep, bir takdirin izi olarak. Ve kolay kolay çıkmadı.

[OT Dergi, Kasim 2017]

.

Facebook Yorumları

reklam
3.11.2017
Sosyolojinin Tanrısı
3.10.2017
İSLAM VE ATEİZM Kutsallık Yere Düşünce
20.9.2017
Kürdistan Özerk Bölgesi Referandumu
22.8.2015
Kürdistan’ı harabeye çevirmek
11.8.2015
Nurculuk da eleştirilmeli
9.8.2015
Öcalan’ın yarım kalan portresi
4.8.2015
Nurculuk eleştirisi ve mesiyanizm
1.8.2015
HDP ile PKK arasında fark bırakmamak
26.7.2015
Milliyetlilik ve milliyetçilik
23.7.2015
İki hazine: benlik ve milliyet
23.7.2015
Ümmeti bölen Kürdler!
18.7.2015
Mele Hikmet û Remezan Çavuş
12.7.2015
Kader ile irade’nin dansı
5.7.2015
Kürd sorununda insan haysiyeti
27.6.2015
İttihad-ı İslam ve Kürdler
21.6.2015
HDP devrimi, AK Parti devrimi
13.6.2015
Din elden gidiyor diyen tûtî kuşları
8.6.2015
HDP ve Kürdlerin Temsil Zaferi
6.6.2015
Kürtçülük ile suçlanmamış Kürd ‘yok’tur
30.5.2015
Düşman bitince, kendi göründü
25.5.2015
Kırmızı Kitap’tan Anayasa’ya
17.5.2015
Müslüman ol, Kürd olma!
9.5.2015
Bazı sosyal bilim kavramları
2.5.2015
İslam’ın solundaki boşluk
25.4.2015
Dua ve doğa
19.4.2015
Ermeni Soykırımı ve Ayasofya Mabedi
11.4.2015
Kullanışlı aptallık ve entelektüel popülizm
05.04.2015
Üç parti: Türklük, Kürdlük, Müslümanlık
28.03.2015
İslam’da siyasi partiler
21.03.2015
Demokrasinin yeni taşıyıcısı Kürdler
15.03.2015
İdeolojiden menfaate dindar benlik
08.03.2015
Ateistlerin inanç hürriyetini savunmak
01.03.2015
Cemaat yazısına tepkiler
21.02.2015
Cemaat’te özeleştiri alametleri mi
14.02.2015
İfade özgürlüğü niye önemli
08.02.2015
Said nasıl Kürdi oldu
31.01.2015
Kürdlerin teori hastalığı
24.01.2015
Kamusal alanın kökeni
18.01.2015
Hegemonya ve müsbet hareket
11.01.2015
İslamofobi nasıl düşman oldu
04.01.2015
Dindar Cumhuriyet’in sağı solu belli mi
27.12.2014
Fotoğrafçının ölümü
21.12.2014
Darbenin sıradanlaşması
13.12.2014
Said Nursi ‘bana yazdırıldı’ derken
07.12.2014
Eleştirel bir dindarlık ihtiyacı
30.11.2014
Kader kredisiyle dindar sarhoşluğu
22.11.2014
İyilikler hep bizde
15.11.2014
İslamda savaş bitmiştir
08.11.2014
Jefferson Kur’an’ı üstüne Ellison yemini
01.11.2014
Kürd öğrenci, Türk öğretmen: Konu ‘evrensellik’
25.10.2014
İntihar postacısı
19.10.2014
Yeni Türkiye’de devleti takdise devam
11.10.2014
İslamcılığın cesareti ve süreçteki zaaf
08.10.2014
IŞİD’in devleti, Kürdlerin milleti
04.10.2014
Mektup okumanın mantığı: Mana-yı harfi
02.10.2014
Ehmedê Xanî Hazretleri’nden Kürdlere mektup
28.09.2014
Çıplaklık ve örtünme
24.09.2014
Halepçe, Roboski, Kobani ya da Kürdlerin devletsizliği
20.09.2014
İskoçlar ne elde etti
17.09.2014
Hâkim Türk ile mahkûm Kürd’ün birbirini ağırlaması
13.09.2014
Nurdan bir üniversite
10.09.2014
Paralel etnikliğe milli temizlik
07.09.2014
Kafa kesenlerin şeriatı
03.09.2014
Dindar Cumhuriyet’in Müslüman ulusu
30.08.2014
Şehir nedir
28.08.2014
Kürtlerin uluslaşması
24.08.2014
Yeniden uluslaşma süreci
20.08.2014
Demokrasi Müslüman’a helal mi
16.08.2014
Bronzlaşmadan beyazlaşmaya Caprice Hotel
13.08.2014
Hıyarizma: Hıyarlığın sosyolojik analizi
09.08.2014
Siyasaldan put yapmak
06.08.2014
Nurculuk ve İslamcılığın devlette kesişen yolları
03.08.2014
İslamcılık ve Nurculuk (2)
31.07.2014
İslamcılık ve Nurculuk (1)
27.07.2014
Gülen Cemaati’ni bitirmek
23.07.2014
Müslümanlar Siyonizm’i aşabildi mi
19.07.2014
İslamcılığın Kürtlere borcu
16.07.2014
Adolf Eichmann kimdir
13.07.2014
Erdoğan’ın başarısının sırları
09.07.2014
Bediüzzaman’ın Türkleştirilmesi, Risale-i Nur’un devletleştirilmesi
05.07.2014
Aşk çevreye yeterince duyarlı bir yol mu
02.07.2014
Üç hilafetten hangisine aşinayız
29.06.2014
Kürtlerin boşanma hakkı
26.06.2014
Korkunç varlık
21.06.2014
Bir vicdan koalisyonu ihtiyacı
18.06.2014
Post-Kemalist laiklik yahut İslam içi siyaset
14.06.2014
Xweda, God ve Allah
12.06.2014
Barış süreci böyle olmak zorunda mı
08.06.2014
İslamcılık ve mukaddesatçılık
04.06.2014
Devrim ayakları ve demokrasi yorganı
31.05.2014
Kuyudaki adam: Tolstoy, Bediüzzaman ve Buda
28.05.2014
Gülen Cemaati için özeleştiri vakti
24.05.2014
Gere gere kazanmak
21.05.2014
Psikopat laikler ve ihtilalci demokratlar
17.05.2014
Tozlu çizme’den kibir tekme’sine
14.05.2014
Nihilist cihad
10.05.2014
Halk ihtilali ve meşruiyet
08.05.2014
Pennsylvania’nın yol haritası
04.05.2014
Milliyetçilik: Bir gönüllü körlük
30.04.2014
İlkel milliyetçiliğin faydaları
27.04.2014
Ermeni soykırımı ve Müslüman milliyetçiliği
24.04.2014
Milliyetçilik meselesi
20.04.2014
Ermeni Apo’dan Ermeni Gülen’e devlette devamlılık
17.04.2014
İslamcılığın ikinci momenti
13.04.2014
Marx ve Fakr
10.04.2014
Nurculuğun devletleşmesi
06.04.2014
Haklılık ve millilik
03.04.2014
Çekiç ile Kalem
29.03.2014
Halife çürük çıkarsa din elden gider mi
26.03.2014
Doğrunun iktidarına doğru
22.03.2014
Newroz ve özgürlük
19.03.2014
Yeni iç düşman
15.03.2014
Siyaset ve iman
12.03.2014
Müslüman’ın bencilliğiyle karşılaşmak
08.03.2014
Vazodaki akrep
05.03.2014
Türkiye’nin kayıp anayasası
02.03.2014
Cemaat’in Kürt sorunu (hükümetle mukayeseli)
27.02.2014
Kürt politikaları itibariyle hükümet ve Cemaat
22.02.2014
Sevgilinin yüzü zamanın durduğu yerdir
20.02.2014
Üçüncü Abdülhamid ya da AtaDindar
15.02.2014
Fethullah Gülen Cemaati’ne tavsiyeler
12.02.2014
Çocuk ve Lego
09.02.2014
Teşkilatın örgüt organizasyonu
05.02.2014
Trajik sınırların sakinleri
01.02.2014
Cemaat’in siyaset hakkı
29.01.2014
Hobbes’a bir dakikalık saygı duruşu
25.01.2014
Bir komplo teorisi
23.01.2014
Kürt ve Ermeni: Kendine gelme stratejileri
19.01.2014
Neden Cemaat kazanır
16.01.2014
Devlet nedir
11.01.2014
Hükümetin Cemaat hatası ve paralel çözüm süreci
09.01.2014
Zemberek boşaldı, balayı bitti
04.01.2014
Propaganda çöplüğü
01.01.2014
Roboski ve Paralel Devlet
28.12.2013
Mentoxe ve ölüm
25.12.2013
Cemaat ve hükümet mücadelesinin ihlâs ekonomisi
21.12.2013
Anarşinin sebep ve çareleri
18.12.2013
Cemaat’in anlamadığı
14.12.2013
Laikistan ve Kürdistan
12.12.2013
Türklük ve Müslümanlık özdeşliği
07.12.2013
Türk kime derler
04.12.2013
Dindar Cumhuriyet’te çok partili dönem
30.11.2013
Kürt olma sırası Cemaat’te
27.11.2013
Cemaat ile hükümet çatışmasının politik teolojisi
23.11.2013
Erdoğan, Gülen, Öcalan
20.11.2013
Kardeşlik vergisi ve Kürdistan
16.11.2013
Kürtlerin bölünmüşlüğü ve kardeşlik testi
13.11.2013
Halife, Mehdi ve İsa
09.11.2013
Devlete karşı çırılçıplak
06.11.2013
Soru neyin cevabıdır
02.11.2013
Kemalizm neydi
30.10.2013
Suyu dile getiren Feqiyê Teyran
26.10.2013
Suyla güreşen adam
23.10.2013
Kürdistan’a dair oryantalizm
19.10.2013
Devlet millet barışması
16.10.2013
Nihilizm ve tevhid
12.10.2013
Bilme ya da nesnenin insandaki yolculuğu
09.10.2013
Gundî’liğe övgü
05.10.2013
Kürtler kavim mi, millet mi
02.10.2013
İslamcı doktorun milliyetçilik teşhisi
28.09.2013
Bir atın ölümü
25.09.2013
Dinime dahleden İslamcı bari Müselman olsa!
21.09.2013
Kürtler zımmi midir
18.09.2013
Camcı Şafi’nin Türkiye sevgisi
14.09.2013
Bediüzzaman ve anadilde eğitim
11.09.2013
Meleke yırtılması
07.09.2013
Kürtlük ve çocukluk
04.09.2013
Misafir ve evsahibi
31.08.2013
İslam içi siyaset
28.08.2013
Diyarbekir’de balkon medeniyeti
24.08.2013
Akıl kamaşması
21.08.2013
Hamaset ile teenni
17.08.2013
Kardeşlikte zorlama yoktur!
14.08.2013
Parti, Cemaat, Örgüt
10.08.2013
Ağustos ağacı
07.08.2013
Demokraside bencillikten fazilete
31.07.2013
Devrimi bitirmeme ısrarı
27.07.2013
Mülkün temeli iktidar olunca
24.07.2013
Dış Kürtlere ‘kardeşlik’ ihracatı
20.07.2013
Vahşet, ünsiyet, medeniyet
17.07.2013
Kürdinsan mı, Kürdistan mı
10.07.2013
Duvar, çadır ve delik
03.08.2013
Yolculuğun dört bileşeni
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı