Muhammet Üsame UZUN



Bookmark and Share

Skolastik Avrupa


25.04.2014 - Bu Yazı 8309 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Avrupa’da yaşanan skolastik çağ Hıristiyanlığın etkisinde kalmış bir eğitim sistemi, ile kalmayıp bu etkiyi yönetime de taşımıştır.Dolayısıyla halkı etkisine alan bu düşünce sistemi insanları aforoz etme ile halktan dışlanma korkusunu beraberinde getirerek, insanları kendine bağlamıştır.Ne var ki bu sadece halkın üzerinde bir etki yapmamış, yönetime geçecek kişi üzerinde ve yahut direk yönetimde ki kral üzerinde de etkisini göstermiştir.Öyle ki krallar kilise ile uzlaşma sağlamadan ve ya kilisenin istediğini vermeden, taç giyememiştir.

Kilise elinde bulundurduğu bu gücü kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmayı bilmiş, okur-yazar sayısı oldukça düşük olan halkı avucunun içine almıştır.Böylece halka cennetten arazi ümidi ile boş kağıtlar vermiş ve insanların dini duygularını istismar edip, kutsal inançları ile oynamıştır.

Fakat aydınlanma dediğimiz çağ çok geç de kalsa kendini gösterir ve reform hareketi ile Katolik kilisesine karşı tepkisini ortaya koyar.Coğrafi keşifler ve yeni kıtaların keşfiyle, matbaanın Avrupa da yaygınlaşmasıyla, okur yazar sayısını artırmış insanlar durumun farkına varmışlardır.

Sonuç itibari ile bu düşünce sistemi yıkılmış ve yerine, dini referans almayan yeni bir sisteminin oluşumu için adım atılmıştır.Bu sistem, eğitimi dinin elinden almış seküler bir yaklaşım ile yeniden oluşturmuştur.Papa gücünü kaybetmiş, dini istismar yapabilme imkanı elinden büyük ölçüde alınmıştır.Halk seküler eğitim sisteminde dine değil bilime yönelmiş, mutlak doğruyu doğada aramaya başlamıştır.Bu sayede bilime yönelim gerçekleşmiş ve Avrupa refaha erişmiştir.

Tek bir cümle ile anlatmak gerekirse Avrupa Skolastik düşünceden kurtulup Seküler bir sisteme dönüşmüştür.Seküler sistem hayatı bir  yaratıcının olmadığı gerçeğini var sayarak hareket eden eğitime dini yaklaştırmayan, hayatta mutlak doğruyu sadece doğada arayan bir sistemdir. Tabiri caiz ise dinden dili yanmış bir çağın tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.Ve bu sisteme göre hiçbir din hayatın kendisine, eğitimde, yönetimde yer edinemez.

Şimdi seküler kafa ile baktığımızda ve Hıristiyan din adamlarının skolastik çağda yaptığı zulümleri göz önüne aldığımızda, bu hiç de yadırganmayacak bir tavır.Ama ! Bilmedikleri ve ya fark edemedikleri bir şey var.Yanıldıkları bir yer var.Onların yanıldığı nokta ise burada aranamaz,Skolastik felsefeye ve aydınlamaya sadece kendi kısır tarihi içerisinde bakarsak bundan daha iyi bir durum çıkaramayız ortaya.Daha geçmişe gitmeli ve Skolastik düşünceyi oluşturan süreci gözlemlemeliyiz.Buradan baktığımızda oluşan bu sistemin nasıl bir sistem olduğunu daha iyi anlarız.

Bu düşünce sistemine sahip din adamlarının nasıl bir eğitim ile bu hale geldiklerini anlamak için öğrenim gördükleri kitaplarına bakmamız gerekir, yani Matta, Yuhanna, Markos, Luka ve Mektuplar diye nitelendirdikleri, Kutsal kitap saydıkları bu referanslara yönelmeliyiz. Bu eserler nasıl oluşmuş ona bakmalıyız.

‘İlk dönemlerde “Hatırat” da denen bu İncillerin sayısı çok fazlaydı. Hıristiyanlarca muteber sayılan İncillerin (Matta, Markos, Luka, Yuhanna ve Mektuplar) sınırlandırılması, diğerlerinin apokrif/sahte sayılması ta dördüncü asrı buldu (325 İznik Konsili). Bu dört İncil’den ilk üçü 60-80, Yuhanna ise 90-100’lerde yazıldı. Görüldüğü üzere hiçbiri Hz. İsa hayatta iken yazılamamıştır. Dikkat çekici bir durum da bu dönemde Grekçe dahi yazılan İncillerin günümüze ulaşmayışıdır. Zira elimizdeki en eski Grekçe İncil yazmalarının 4. asra ait olduğu bilinmektedir.’

Bu durumu göz önünde bulundurduğumuz zaman skolastik felsefe zamanında etkin olan din adamlarının eğitim aldıkları kitapların, daha önceki din adamları tarafından, akla dayanarak,hurafelerle oluşturulmuş ve bir kutsallığının neredeyse kalmamış olduğunu görürüz.

Dolayısıyla bunun etkisinde gelişen bir din aslında insanların kendi elleriyle ortaya koymuş oldukları bir sistemdir, nasıl ki bugün seküler sistem yine insanların ortaya koymuş olduğu bir sistem ise skolastik düşünce de ve yahut da bugün ki Hıristiyanlıkta böyledir.

Bu perspektife panoramik olarak baktığımızda olayı Kuran-ı Kerim tek bir ayette özetler.

Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah'tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısın?(45 / CÂSİYE - 23 )

Yani insanların kendi elleri ile oluşturdukları hayat tarzları ve yahut kurallar bütünü dönüp gelip yine kendilerini  vurmaktadır, onlar bocalayıp durmaktadırlar.Skolastik düşünceyi kendi eliyle ortaya koyan bu adamlar yine onu kendi elleriyle başka bir sisteme dönüştürdüler.Farklar olabilir ortak ve kesiştikleri nokta ise batıl olmalarıdır.

1.       http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/2821/incil-in-tahrif-sureci-hakkinda-bilgi-verir-misiniz-incilin-degistigine-ait-kanitlar-var-mi-ornek-verir-misiniz.html

.

Facebook Yorumları

reklam
25.04.2014
Skolastik Avrupa
18.04.2014
Ben 'Laikliği' Şapka Kanununa Benzetirim
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı