Münir AKTOLGA

zm.aktolga@gmail.com



Bookmark and Share

KÜRESELLEŞME SÜRECİNDEKİ DÜNYA...


19.6.2018 - Bu Yazı 332 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 KÜRESELLEŞME SÜRECİNDEKİ DÜNYADA,  ARABA METAFORUNDAN

YOLA ÇIKARAK TOPLUMSAL GELİŞME-İLERLEME SÜRECİNİ  ANLAMAYA ÇALIŞIYORUZ!..

Arabaya bindiniz ve kontak anahtarını çevirerek arabayı çalıştırdınız, sonra vitese takıp  gaz veriyorsunuz, araba öne doğru ivmelenerek harekete geçiyor!.. 1) Bu ara başka ne olur?..

Evet, kontak anahtarını çevirerek arabayı çalıştırdınız ve vitese takıp gaz veriyorsunuz; araba bir K kuvvetiyle  öne doğru itilip  ivmelenerek harekete geçecektir!.. Peki, bu ara başka ne olur?..

Cevabı herkes biliyor aslında!.. Araba öne doğru ivmelenince, şekilde G ile gösterilen başka bir “kuvvetin”  sizi  geriye doğru ittiğini hissedersiniz ve bu “kuvvetin” etkisiyle  geriye-koltuğa doğru kaykılırsınız!  Sonra tabi, araba öne doğru  ivmelenir ve belirli bir hıza ulaşınca   bir de bakarsınız ki  sizi geriye doğru iten o G kuvveti de kaybolmuş!.. Aynı durum her vites değiştirmede, arabanın öne doğru her ivmelenmesinde tekrarlanacaktır; ta ki araba istenilen sabit bir hıza ulaşana kadar.  O hıza ulaşınca ortada artık ne sizi geriye doğru iten bir G kuvveti kalır, ne de öne doğru ivmelendirici bir K kuvveti!.. Bu durumda yer küreyle olan sürtünmeden ve hava direncinden dolayı araba enerji kaybedeceği için,  bunu önlemek,  kaybedilen enerjiyi takviye etmek amacıyla sizin  bir miktar gaz vermeniz  yeterli olacaktır o kadar...

Bir nokta daha var, hemen onun da altını çizerek yolumuza öyle devam edelim... Birden önünüze bir engel çıkıyor ve siz  aniden fren yapmak zorunda kalıyorsunuz!.. Özünde gene aynı şey!.. Araba yavaşlarken siz de kendinizi birden tekrar ortaya çıkan o G “kuvvetiyle”  (bu kez de ilk hareket yönünde) öne doğru itiliyor hissedersiniz!..

Sanıyorum,  gaz verdiğiniz zaman arabayı ileriye doğru  ivmelendirerek çeken o K kuvvetinin ne olduğunu, bunun nasıl ortaya çıktığını açıklamaya gerek yok... Peki  o, ivmelenme ve fren yaparak durma anında geriye ve ileriye doğru ortaya çıkan G “kuvveti” ne oluyor,  bu nedir?.. Fizikte buna “ATALET KUVVETİ” deniyor!.. Ama   aslında bu durumda  öyle ortada  K kuvvetinde olduğu gibi “kuvvet” diyebileceğimiz bir kuvvet falan  söz konusu değildir! Bu yüzden de  zaten buna  “kuvvet olmayan kuvvet” anlamında “atalet kuvveti” deniyor!.. (Newton’un üçüncü  Hareket Kanunu’nu biliyorsunuz[1]; “her kuvvet kendisine zıt bir başka kuvvetle dengelenir”... Ya da, her cisim bir K kuvvetiyle belirli bir yöne doğru itildiği zaman o da  buna karşı zıt yönde, aynı büyüklükte bir  kuvvetle direnerek  karşı koyar, cevap verir... Yani, K= G...)

Şimdi,  yukardaki şekilde, küreselleşme sürecinde yaşadığımız gerçeğini  unutmadan arabanın yerine  gelişmiş bir kapitalist   ülkeyi (örneğin Amerika’yı), arabayı kullanan insanın yerine de  buradaki geleneksel  ulus devlet insiyatifini, bunun kitleler içindeki köklerini vb.  koyarak küreselleşme süreciyle birlikte arabanın öne doğru ivmelenmesine paralel olarak bu ülkede  ne olup bittiğini anlamaya çalışalım!.. 

Eskiden, yani 21. Yüzyıl öncesinde -küreselleşme süreci öncesinde- durum açıktı! Bu durumda, ulus devletin kanatları altında gelişip büyüyen sermaye ile ulus devlet arasında hiçbir çelişki yoktu. Tam tersine, sermaye ancak  kendi ulus devletinin  koruyucu kanatları altında dünya pazarlarına açılarak ulus devletin silahlı gücüyle yarattığı nüfuz bölgelerini  pazar olarak kullanabiliyordu. Bu dönemde yaşanılan bütün o savaşların, dünya savaşlarının falan nedeni de zaten kapitalist ülkelerin   kendi aralarında dünya pazarlarını paylaşmaları kavgasından başka bir şey değildi!..

Ancak, ne zaman ki Soğuk Savaş  sona erdi ve   “küreselleşme süreci” adını verdiğimiz yeni bir süreç ortaya çıktı işler değişti! Bu durumda artık,  ulus devletin sınırları ve koruyucu kanatları  küresel bir oyuncu haline gelen  sermaye için bir  engel haline dönüşmeye başlıyordu.   Tıpkı o ipek böceği kurtçuğu gibi  kendi ördüğü kozasının içinde kanatlanıp  kelebek haline gelen sermaye,  artık  “küresel sermaye” haline dönüşerek, ulus devlet kabuklarını sırtından atmaya,  dünyanın dört bir yanına uçup giderek, neresi kendisi için kârlı ise oraya konup, orada üretim faaliyetini sürdürmeye başlıyordu... İşte, 21. Yüzyılın -ona damgasını vuran “küreselleşme sürecinin”- en önemli gerçeği budur... Bu temel olguyu kavramadan içinde yaşadığımız süreçte başka hiçbir şeyi kavramak mümkün değildir!..

Gelişmiş ülke ulus devletleri başlangıçta bütün bunları -ilerde kendilerini nelerin beklediğini- hiç anlayamadılar. Onlar sandılar ki, “oh ne güzel, sermaye ihracının önündeki bütün engeller kalktı” artık!  Ve, 20. Yüzyıl kalıntısı “emperyalizm” anlayışlarıyla   bu süreci desteklediler!..

Ancak bir süre sonra farkına vardılar ki, işler hiç de öyle düşündükleri gibi gitmiyordu!..  Birden, “küreselleşme süreci” denilen sürecin  kendi aleyhlerine çalışmaya başladığını hissettiler!.. Çünkü, “gelişmekte olan ülkelerde” üretim maliyetlerinin daha az olduğunu gören sermaye, buralarda  yapılan yatırımın  pazarın genişlemesine   neden olarak daha karlı  hale geldiğini de farkedince,  artık eski anavatanlarında hiç yatırım  yapmamaya başladı!.. Çin’di, Hindistan’dı, Brezilya’ydı, Türkiye’ydi falan derken  üretici güçler buralarda geliştikçe gelişmiş ülke ulus devletlerinin hayal kırıklığı daha da artmaya başlıyor,  artık eski güzel günlerin geride kalmaya başladığını gördükçe daha da   hırçınlaşıyorlardı!..

Ama hırçınlaşan ve adına “küreselleşme” denilen bu sürece karşı oluşan potansiyel sadece  gelişmiş ülke ulus devlet yöneticileriyle mi sınırlıydı?  Yatırımların neredeyse durma noktasına gelmesi ve işsizliğin artması buralarda yaşayan insanları da etkiliyor, onları da yeni arayışlar içine sokuyordu... İşte, “yeniden büyük Amerika” sloganının büyüsüne kapılarak kitleleri  Trump’un arkasında toplayan sürecin özü budur... (İngiltere’nin “Brexit” refleksinin ve diğer gelişmiş Avrupa ülkelerinde yükselen “yeni sağ” hareketlerin altında yatan  neden budur...)

Bütün bunları daha iyi kavrayabilmek için şimdi tekrar başa, yukardaki şekle -araba metaforuna- dönüyoruz... Adamlar -gelişmiş ülke ulus devlet yöneticileri- “oh ne güzel, Sosyalist Sistem diye bir şey kalmadı, dünya tekleşti, bu kapitalizmin zaferidir” diyerek sevinip dururken, bir süre sonra bir de baktılar ki, kazın ayağı hiç de öyle değildi, bu süreç kendi aleyhlerine çalışıyordu!  Sermaye tarafından terkedilmiş olmanın verdiği hayal kırıklığıyla “suyun akışını tersine çevirmek”  için  birden  frene basmaya başladılar!.. Olay budur. Bugün, Amerika’daki Trump olayının da “Brexit”in de, Almanya’daki AfD’nin de, Hollanda’dan Avusturya’ya kadar bütün Avrupa ülkelerinde yükselmeye başlayan gerici hayaletin altında yatan neden budur...

Peki, sizce suyun akışını geriye döndürmek  mümkün müdür? “Küreselleşme süreci” denilen olay, öyle bazılarının isteyip istememesine bağlı olan sübjektif bir süreç midir?... Bu konuyu başka çalışmalarda daha önce çok ele aldık. Bu nedenle bu yazı çerçevesinde olayın bu boyutuna tekrar girmek istemiyorum... Burada, büyük tablonun tamamlanması açısından, kısaca da olsa, altını çizmek istediğim bir konu daha var!..

Tamam, “küreselleşme süreciyle” birlikte gelişmiş ülkelerde olup bitenler bunlar... Peki ya bu arada,  madalyonun “gelişmekte olan ülkeler” adı verilen öteki yüzünde neler oldu, oluyor?.. Bu konuyu da gene daha önce  birçok kez ele aldık.  Ancak,  gene  araba metaforundan yola çıkarak  (diğer gelişmekte olan ülkeleri bir yana bırakıp) bir süredir Türkiye’de yaşanılan süreci ele alarak bunu şöyle ifade etmeye çalışalım: 

Ne zamanki gelişmiş ülke ulus devletleri sürecin kendi aleyhlerine dönmeye başladığını farkederek  kaçıp giden sermayeyi tekrar eski anavatanlarına döndürmek için atalet kuvvetiyle frene basmaya başladılar, o andan itibaren,  tıpkı  araba fren yapınca öne doğru kaykılan o  insan gibi  bizdeki  yöneticiler de    bilinç dışı bir şekilde atalet  refleksiyle  (aynen Newton’un etki-tepki yasasında olduğu gibi)  onlarla aynı kulvara inip onlara orada karşı koymaya  çalıştılar.  İşte olay budur. Dikkat ederseniz başlangıçta buralarda -Türkiye’de- K kuvveti sistemi ileriye doğru iten-çeken bir kuvvet iken, daha sonra gelişmiş ülkelerin frene basmasıyla birlikte ileri doğru olan o K kuvvetinin yerini yavaş yavaş  “Batı karşıtı” negatif bir  -K kuvvetinin almaya başladığını görürüz...

Peki neden? Bu durumda neden yanlış oluyor bu refleks?.. Yanlıştır çünkü arabayı daha önce ileri doğru iten şey sadece gelişmiş ülkelerin desteği  olmayıp,  bu işin arkasında yatan küresel sermaye  insiyatifi idi. Bu nedenle, gelişmiş ülke ulus devletleri frene basınca yapılacak iş onlarla küresel sermaye arasındaki   çelişkiyi göz önüne alarak provokasyona gelmemek, tam tersine küresel sermaye ile ilişkileri daha da geliştirerek gelişmiş ülke  gericiliğine  onlarla aynı kulvara inmeden  kendi yolunda ilerleyerek karşı koyabilmekti.

İşte,  başlangıçta  esen küresel rüzgarları da arkasına alarak ilerleyen Türkiye’nin daha sonra gelişmiş ülke ulus devletleri frene basınca onlarla aynı kulvara inerek onlara orada cevap vermeye kalkmasının ardında yatan yanlış budur... Bu kadar basit her şey!.. “Yerli-milli” olacağım derken işin küresel boyutunu gözden kaçırdığın an, seni böyle kendi alanlarına -20. Yüzyıl kulvarlarına- çekiverirler işte!.. İleri giderken geriye doğru kulaç atmanın diyalektiği bundan ibarettir!..

.

Facebook Yorumları

Kod8
7.7.2018
POPÜLİZMİN “SAĞI” “SOLU”?..
28.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE KAPİTALİZMİN KENDİ DİYALEKTİK İNKARINI YARATMASI...
19.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİNDEKİ DÜNYA...
10.6.2018
HDP BARAJI AŞARAK PARLAMENTOYA GİRMELİDİR!..
9.5.2018
NEREDE BULUNUYORUZ, BU NOKTAYA NASIL GELİNDİ?..
2.5.2018
GÖZDEN KAÇMAMASI GEREKEN İKİ ÖNEMLİ HABER…
10.3.2018
„KADINA ŞİDDET ARTMIŞ“, PEKİ NEDEN?..
20.2.2018
DÜNDEN BUGÜNE ÇIKAN YOL VE SINIF MÜCADELELERİ...
23.1.2018
Türkiye’nin dış politikası yanlış mi idi, ya da nerede hata yapıldı da yolumuza bugün bir Afrin çıktı?...
23.11.2017
NATO NEDİR… O BİR SOĞUK SAVAŞ ÖRGÜTÜ DEĞİL MİDİR?..
15.11.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİNİN KENDİ İÇİNDEKİ MUHALEFET, YA DA YENİ SOL...
10.10.2017
BU DA BİR ETYEN ELEŞTİRİSİ...
8.10.2017
TOPLUMSAL “YORGUNLUK” ÜZERİNE!..
5.10.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE BAĞIMSIZLIK TALEPLERİ...
2.10.2017
20.YÜZYIL’DAKİ ANLAMLARIYLA “SAĞ”-“SOL”DİYE BİRŞEY KALMADI ARTIK!..
12.9.2017
BEN, “KENDİ KARŞITINI YARATARAK VAROLMAK” DİYALEKTİĞİNİ ŞERİF MARDİN’DEN ÖĞRENDİM...
24.7.2017
HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞMEK!..
15.7.2017
27 MAYIS’TAN 15 TEMMUZ’A... DARBELER BİLİNİYOR MUYDU?..
7.7.2017
"ADALET"İN BU MU DÜNYA!!..
24.6.2017
AK Partinin ve „reisin“ çelişkisi, neden „patinaj yaptıklarının „ açıklaması...
16.6.2017
CHP VE "KONTROLLÜ DARBE" ANLAYIŞI!..
27.5.2017
Dil konusu çok önemli...
13.5.2017
Türkiye olayı 21.yüzyıl paradigması içinde göremiyor!..
8.5.2017
Ve Denizler Filistinden dönüyorlar, onlarla Ankara’daki buluşma!..
15.4.2017
Nerede bulunuyoruz, devrim’de devrim ne anlama geliyor?..
3.4.2017
İşin özünde merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartışmaları var!..
1.4.2017
Bugünlerde birkere daha benim daha önceki yazıları okuyun, bir de Alper'in şu son yazısını!..
12.3.2017
‘Ecdadımız’ edebiyatı ile yeni Türkiye inşa edilemez!..
19.8.2015
„KÜRT SORUNU“ SADECE KÜRT SORUNU DEĞİLDİR!...
12.8.2015
Hani ABD'den AB'ye kadar bütün o "Batılı emperyalist güçler" "Türkiye’yi bölmeye çalışan" bir "üst akılı" temsil ediyorlardı!!..
9.8.2015
Önemli olan nedir, PKK’nın ne istediği mi, yoksa ne yapılmasi gerektiği mi?
6.8.2015
Aç tavuk rüyasında darı görür
26.7.2015
İŞTE BU!..
21.7.2015
CEMİL MERİÇ VE ONUN “AYDINLARI” ÜZERİNE!..
13.7.2015
Nasıl bir eğitim sistemine ihtiyacımız var
5.7.2015
SURVİVOR ALL STAR!..
3.7.2015
Kimse kendini aldatmasin
29.6.2015
Devrimin ikinci aşamasına giden yol “tarihsel uzlaşma”dan geçiyor!..
25.6.2015
AÇIK KONUŞALIM!...
23.6.2015
AK PARTİ- HDP İLİŞKİSİ VE ÇÖZÜM YOLU!...
21.6.2015
Weimar’a karşı Prusya’yı “restore” etme hayali yok olmasa da artık eskisi kadar aktüel değil!
18.6.2015
Demirel gerçeğini kavramadan 12 Mart'ı açıklayamazsınız!!
14.6.2015
Neredeyiz, neyi-neleri tartışmalıyız, AK Partililere mektup?...
9.6.2015
AK PARTİ VE HDP İÇİN TEK ÇIKIŞ YOLU:
8.6.2015
Şimdi bahane bulma sırası AK Parti’nin Jakobenlerinde mi?...
8.6.2015
LAFI UZATMAYA GEREK VAR MI!!...
5.6.2015
"Taraf olmayan bertaraf olur" mantığı nasıl bır mantıktır?
31.5.2015
21.YÜZYIL VE FETİH DİYALEKTİĞİ!..
28.5.2015
27 Mayıs 2015’te sürecin neresindeyiz?..
26.5.2015
Derin AK Parti konuşuyor!
20.5.2015
Mevlana-Şems aşkından Sancak-Erdoğan aşkına!..
11.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-5
8.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-4
6.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-3
4.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-2-
30.4.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-1-
24.4.2015
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz!..
21.4.2015
Yeni bir „toplum sözleşmesi“ancak „tarihsel uzlaşmayla“ mümkündür!.
15.4.2015
HAYRET Kİ NE HAYRET!!..
14.4.2015
Neden HDP’nin baraji aşmasini istiyorum!..
8.4.2015
İdeolojik virüs bütün hızıyla yayılmaya devam ediyor!..
31.03.2015
Önemli olan ne söylediğin değil, nerede durduğun!..
28.03.2015
BİRAZ DA GÜLERKEN DÜŞÜNELİM!!
27.03.2015
Bakın işte mesele bu!
21.03.2015
Başkanlık sistemi tartışmaları: Amaç nedir?
14.03.2015
12 MART’TAN GÜNÜMÜZE...
08.03.2015
Yaşanılmaya başlanan süreç devrimin ikinci aşamasına ilişkindir!..
26.02.2015
Geleneklerimize-kültürümüze uygun Türk tipi Başkanlık sistemi…
24.02.2015
DEVLET VE İDEOLOJİ..
20.02.2015
ŞU “EMANET” MESELESİ!..
04.02.2015
Ey devlet sen nelere kadirmişsin, pes doğrusu!..
30.01.2015
Yunanistan ve Türkiye..
28.01.2015
Herşey küreselleşme sürecinin özünü kavrayabilmekle ilgili!..
14.01.2015
“Allah’ın tuzağı” (enfal.30) nedir
08.01.2015
“STRATEJİK DERİNLİĞİMİZİN” DERİNLİĞİ!..
06.01.2015
“stratejik derinliğin” derinliği!..
25.11.2014
Kobani PKK için neden önemli!..
10.11.2014
AK parti ideologlarıyla aramızdaki fark
04.11.2014
Necip Fazıl ödülü üzerine..
30.10.2014
Cumhuriyeti neden kutluyoruz ..
27.10.2014
AK Parti iktidar olduğu halde neden halâ „mağdur“ rolünü oynayabiliyor da, CHP muhalefette olmasına rağmen halâ „muktedirleri“ oynuyor!!..
19.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... SON
17.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 2
15.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 1
05.10.2014
Kurban bayraminin özü-diyalektiği nedir hiç düşündünüz mü?
26.08.2014
"Stratejik derinlik" kavramı üzerine düşünceler!..
14.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 2
11.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 1
20.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 2
18.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 1
03.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? SON
01.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 2
29.04.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 1
17.03.2014
Ne oluyor?
12.03.2014
“Tarihi Uzlaşma”
02.02.2014
Ulus-devlet kabuğu gelişmekte olan ülkelerde de çatlıyor..
29.01.2014
Şu, küresel sermaye-milli sermaye konusu!..
26.01.2014
Yol ayırımı: Kemerlerinizi iyi bağlayın, türkiye bir viraja girdi savrulma tehlikesi var!!..
20.01.2014
Siz bu kafayla, “yedirmeyeceğiz” “yedirmeyeceğiz” derken Erdoğan’ı yedireceksiniz!
13.01.2014
Bu nasıl bir ittifak olacak, ne işe yarayacak?..
31.12.2013
Aklımızı başımıza toplayalım!..
26.12.2013
Sadece Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı mı “yanıldı”?
21.12.2013
“Devlet”, “paralel devlet”, sivil toplum-yeni Türkiye diyalektiği..
14.12.2013
MİLLİ İRADE NEDİR..
1.12.2013
Gülen Hareketi-AK Parti ilişkisinin diyalektiği!..
26.11.2013
Ortadoğu’da yeni dengeler, Rojawa, Barzani, PKK, Türkiye..
22.11.2013
NEREYE GİDİYORUZ!..
0811.2013
Bir süre önce „nereye geldik, ne yapmalı“ demiştik, şimdi neden şaşırıyoruz!..
05.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği SON
04.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği- 4
03.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-3
31.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-2
30.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-1
19.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (SON)
18.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (3)
17.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (2)
16.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (1)
08.09.2013
Pozitivizm nedir? - SON -
07.09.2013
Pozitivizm nedir? - 3 -
06.09.2013
Pozitivizm nedir? - 2 -
05.09.2013
Pozitivizm nedir? - 1 -
01.09.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 2
31.08.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 1
28.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? 2
26.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? - 1
21.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 3
20.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 2
19.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi..
18.08.2013
İki adım ileri atıldı, şimdi bir adım geriye!..
14.08.2013
Liberaller ne kadar liberal..
11.08.2013
Makas değişimi olayı biraz daha karmaşık!..
06.08.2013
20.yy'la 21.yy arasındaki fark
05.08.2013
Hani ne oldu şimdi o 20.yy kalıntısı teoriler?..
02.08.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?... 2
31.07.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?...
26.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (2)
24.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (1)
23.07.2013
Nerede duruyoruz, ne tarafa doğru gideceğiz!...
20.07.2013
Kültürler arası etkileşim ve bilişsel ortak kimlik üretimi..
18.07.2013
Kime karşı mücadele edeceğiz? ulus devlet-küresel sermaye ilişkisi..
16.07.2013
Namazın, duanın, şükür ve sabırın diyalektiği..
15.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. SON
14.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (5)
13.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (4)
12.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (3)
11.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 2)
10.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 1)
09.07.2013
“Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla “
04.07.2013
Mısır’da darbe ve Cumhurbaşkanı Mursi’nin çağrısı..
02.07.2013
Nereye geldik, ne yapmalı!..
27.06.2013
ŞİMDİ TAM DEMOKRATİKLEŞME ZAMANIDIR!
25.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (4
24.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (3)
23.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (2)
22.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (1)
20.06.2013
“FAİZ LOBİSİ” İMANA MI GELDİ DERSİNİZ!..
18.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!..(2)
16.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!.. (1)
11.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA...“ 2
10.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA ...“ (1)
08.06.2013
“Faiz lobisine” karşı mücadeleye evet,ama...
06.06.2013
ERDOĞAN, NE YAPMALI!..
04.06.2013
“Nedir bu olup bitenlerin anlamı” mı diyorsunuz!..
03.06.2013
„İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (2)
02.06.2013
İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (1)
1.06.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur!
30.05.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur! (1)
29.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(3) SON
27.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(2)
26.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(1)
23.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (2)
21.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (1)
20.05.2013
Bilgi toplumuna giden süreçte sivil toplumun yaptırım gücü küresel vicdandandan kaynaklanıyor!..
18.05.2013
Statüko mühendislerinin işi gerçekten çok zor!..
15.05.2013
Bir kere daha ne yapilmali sorunu!..
14.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (SON)
13.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (4)
12.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (3)
10.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (2)
09.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (1)
07.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor SON
06.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 3
05.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 2
04.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 1
30.04.2013
İttihatçı liberalizm üzerine!..
28.04.2013
Uluslaşırken küreselleşmek!..
27.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … (SON)
26.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 3
25.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 2
24.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 1
21.04.2013
Türkiye’de neden sol, ya da sosyal demokrat bir hareket yok!
19.04.2013
Nerede bulunuyoruz? devrimin önündeki acil sorun!..
18.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (4)
17.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (3)
16.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (2)
15.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (1)
11.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (5)
10.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (4)
09.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (3)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (2)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun,fikirler ve siyaset konuşsun" (1)
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8