Münir AKTOLGA

zm.aktolga@gmail.com



Bookmark and Share

„YENİ“NİN „ESKİ“NİN İÇİNDEN ÇIKIP GELME SÜRECİNİN, YANİ DEVRİMİN VE „JAKOBEN DEVRİMCİLİĞİN“ DİYALEKTİĞİ... (2)


21.4.2019 - Bu Yazı 444 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Peki, Şekilde A’B’ olarak gösterilen „yeni“nin, „eskinin“içinden çıkıp gelme süreci  olarak anlaşılması gereken „devrim“ nasıl gerçekleşir?..

Evet “devrim”, yani toplumsal düzeyde çocuğun (yeni bir toplumun) doğması olayı  “eskinin” (AB) içinden “yeninin” (AB) çıkıp gelmesi olayıdır, bu açık; ama bu süreç öyle hemen bir anda olup bitiveren basit bir olay değildir! Bu arada, bir koalisyon etkinliği olarak anlaşılması gereken  o devrimci  geçiş dönemine damgasını vuran iki önemli sürecin daha  altının çizilmesi gerekir.

1- Eski toplumun içinde anne rolünü oynayan “yönetilenlerle” (Şek. B) onun içinden çıkıp gelen “yeni” toplumun unsurları (Şek. AB)   arasındaki ilişki (yani anne B ile  çocuk  AB arasındaki ilişki),

2- eğer söz konusu olan bir AB sistemi olarak  feodal toplumun içinden kapitalist toplumun  (AB) çıkıp gelmesi olayı ise, bu durumda feodal toplumun bağrında ortaya çıkan „Kent“ toplumunun iç yapısını oluşturan unsurların kendi  arasındaki ilişki (Şekilde A olarak gösterilen protokapitalist unsurlarla, B olarak gösterilen işçi sınıfının öncülleri arasındaki ilişki)…

Kolayca anlaşılacağı gibi, eskiye ait dinamiklerle  “yeniye” ait güçlerin  henüz daha tam olarak birbirinden ayrışmadığı,  yani doğum sürecinin devam ettiği  geçiş döneminde -bu arada sürecin fiilen devrimci bir koalisyon tarafından yönetildiğini unutmayalım- evet süreç doğası gereği objektif bir hedef olarak sistemin egemenlerine karşı, onları altetme yönünde gelişmektedir; ama bu, aynı zamanda, koalisyonu oluşturan unsurların herbirinin farklı programları olduğu gerçeğini  değiştirmez.  „Düşmanımın düşmanı dostumdur“ anlayışıyla belirli bir ittifak içinde yürünürken aynı zamanda herkesin kendi hesabı da vardır.

Örneğin, “eski” toplumun içindeki bir dinamik olan    “yönetilenler” (Şek.B) „devrim“ deyince bundan aynı toplumsal DNA’lara[1] sahip oldukları mevcut sistemin  „yönetenlerini“ (Şekilde A olarak ifade edilen egemen sınıfı -feodalleri-) altederek sistemi adeta tersine çevirip onların yerine  kendilerinin  geçmesini anlarken,  yeni toplumun unsurları olan  burjuvalar ve işçiler de -Şekilde A ve B- süreç içinde gene kendi duruşlarından kaynaklanan farklı   „devrim“ anlayışlarına sahip olurlar. Onlar da,  son tahlilde kendilerinin egemen unsur olarak yer alacağı bir sistemi inşa etme hayaliyle mücadelenin içinde yer almaktadır… Burjuva ve işçi sınıfı devrimciliklerinin çıkış noktası da budur. Bu açıdan biz, geçiş dönemini   kimyasal bir reaksiyonda „aktifleşmiş kompleks“ olarak ifade edilen bir tür toplumsal devrimci KOALİSYON olarak tanımlıyoruz…

Şimdi isterseniz önce tipik bir burjuva devrimi olarak „Fransız İhtilali“ni, sonra da   1917’nin “işçi sınıfı devrimini” ele alarak bu süreç oralarda nasıl gelişmiş onu anlamaya çalışalım!.. Önce Fransız İhtilali[2]:

Kral  ve soyluların durumu açık, bunlar sistemin egemenleri konumundalar.  Diğer aktörler ise, bunların karşısında yer alan devrimci koalisyonun unsurları olarak köylüler -serfler- ve de feodal sistemin içinde Kent toplumundan palazlanıp gelen burjuvalar ve işçiler…

„Jirondenler“ olarak tanımlanan büyük burjuvalar daha çok „liberal“ yanı ağır basan kendi kontrolleri altında bir burjuva devrimini hayal ediyorlar.  Ama bunların sayıları  öyle fazla değil, yani mevcut sistemin güçleriyle başederek devleti ele geçirecek bir kitle destekleri yok. İşte bu noktada burjuvazinin daha alt kademelerini temsil eden  küçük burjuva radikalleri olarak Jakobenler devreye girerek diyorlardı ki,   „devrim denilen olay öyle oturduğun yerden kendiliğinden gerçekleşecek bir şey değildir. Feodal sistemin güçlerine karşı koyarak onları saf dışı bırakıp devleti ele geçirebilmek için örgütlü militan bir güce ihtiyaç bulunmaktadır“. Bu ise, o dönemin gerçekliği içinde ancak „baldırıçıplaklar“ („Sankülotlar“) olarak ifade edilen geniş emekçi kitleleri olabilirdi. Bunlar, kırsal alanlardan kentlere göç ederek kentlerin varoşlarına yığılmış,  işçi olma sürecinin henüz daha başlangıcındaki  geniş emekçi-halk kitlelerinden oluşuyordu…

1789’da bir simge olarak Bastil’in düşüşüyle birlikte başlayan „devrim“ böyle bir devrimdi. 1789’un devrimci koalisyonu da aynı şeye karşı olanların birlikteliği olarak böyle oluşmuştu… 1791’in o ilk anayasası falan da hep bu zeminde ortaya çıkıyordu.

Jirondenler, yani büyük burjuvalar devrimin hedefleri kendi koydukları çizginin ötesine taşmadığı müddetçe „baldırıçıplaklarla“ ve onları yöneten Jakobenlerle ittifaka karşı değildiler.  Ama, bir süre sonra örgütlü bir kitleye dayanan   Jakobenlerle bu burjuvaların arası açılmaya başladı…

jakoben kanat için başka alternatif yoktu, sorun devrimin „bekası“ sorunu haline gelmişti; o, „baldırıçıplaklarla“ birlikte   ya bir „halk devrimi“ olarak yola devam edilecekti, ya da eski sistemin güçlerine teslim olunacaktı. Çünkü, Franda’da gelişen devrimin kendileri için de bir tehlike olacağını gören Avrupa’nın öteki feodal devletleri  Fransız soylularına arka çıkmaya, onlarla kolkola hareket etmeye başlamışlardı. Fransa dört bir yandan kuşatılmıştı.   Eğer devrimi ayakta tutan örgütlü güç olarak „baldırıçıplaklarla“ birlikte hareket edilmezse her şey bir anda yok olmaya doğru gidebilirdi… Hem sonra zaten devrim bir avuç zengini daha da zenginleştirmek için yapılmamıştı ki!.. Bu arada devleti ele geçiren Jakobenler, o bir avuç burjuvayı bir yana iterek -çoğunu da giyotine göndererek- devrimin „halk devrimi“ yolunda ilerlemesinin yolunu açmaya çalıştılar…

Bu türden gerekçelerle ve olaylarla yörüngesi değişen burjuva devrimci hareket  giderekten Jakoben kanadın önderliğinde popülist bir „halk devrimi“ haline dönüşmeye başlamıştı… Devleti ele geçiren Robespierre’nin önderliğindeki radikaller,  pozitivist felsefenin de etkisiyle, bir toplum mühendisliği harikası olarak yukardan aşağıya  doğru yeni bir toplum yaratmaya çalıştılar.  İşi o kadar ileri götürmüşlerdi ki, büyük çoğunluğu Katolik olan Fransa’da Hristiyanlığı bile yasaklayarak, kiliseleri kapatmaya, ardından da „en hakiki mürsid bilimdir“ diyerek bilime dayalı yeni bir „doğa dini“ icat edip herkesi bu dine bağlanmaya zorluyorlardı… Karşı mı çıkıyordun, anında devrim mahkemeleri çalışmaya başlıyor ve gideceğin yer giyotin oluyordu!..

Sonuç?  Her taşın altında karşı devrimci -komplocu- aramaya başlayan, önüne geleni  giyotine gönderen Jakobenler  sonra adım adım kendi sonlarını da hazırlarlar. En yakın arkadaşı Danton’u „artık normalleşme zamanı geldi“ dediği için giyotine gönderen Robespierre’in kendisi de üç ay sonra giyotine gider… Sıra ne zaman bize  gelecek endişesi içine giren en yakın arkadaşları  apar topar onu da giyotine yollayarak  içine girilen kaosa son vermeye çalışırlar…

Şimdi, olaya bugünden, kitapların içinden baktığımız zaman  bütün o Jakoben önerilerin hepsinin de çok güzel şeyler olduğunu, bunların Jirondenlerin başlangıçtaki o burjuva devrimi programından  çok daha ileri talepler olduğunu görürüz (Örneğin, o ilk anayasada sadece mülk sahiplerine seçme ve seçilme hakkı tanınmışken, daha sonra Jakobenler bunu herkes için doğal bir hak haline getirirler...) Ama sadece bu da değil,  işsizlik yardımından bir çok diğer sosyal haklara kadar bunlar hep Jakoben „halk devrimi“ anlayışının içinde yer alan ve yukardan aşağıya doğru hayata geçirilmeye çalışılan radikal taleplerdir. 

Ama  mesele -devrim olayı- sadece bu değildir işte! Değildir çünkü devrim denilen şey öyle örgütlü bir gücün popülist bir dalga yaratarak önce devleti ele geçirmesi, sonra da devlet gücünü kullanarak yukardan aşağıya doğru „yeni, ideal bir toplum“ yaratması olayı değildir!.. Toplumlar ancak belirli üretim süreçleri -ilişkileri- içinde aşağıdan yukarıya doğru  „kültür“ adı verilen belirli yaşam bilgileri üreterek gelişirler… Eski üretim ilişkilerinin içinde doğan yeni üretim ilişkileri de aynı şekilde  adım adım yeni bir kültür -yani yeni yaşam bilgileri- geliştirerek  eski kabukların kırılmasının maddi temellerini oluştururlar.

Gelelim şimdi 1917’nin işçi sınıfı devrimine ve   jakobenizmine!..

Tabi şimdi 1917 deyince bizim aklımıza hemen Ekim Devrimi, yani „işçi sınıfı devrimi“  geliyor. Ama aslında bir de 1917 Ekim’ine giden süreç var. 1905’in burjuva devrimi olayı var. Sonra da Lenin’in „İki Taktik“inde Meşeviklerle olan tartışmalar esnasında geliştirdiği „sürekli-kesintisiz devrim“ anlayışı var. Buna göre, artık  işçi sınıfı burjuvazinin devrimci görevlerini de üstlenerek burjuva devrimi programını da kendisi gerçekleştirmek, „kesintisiz“ bir devrim anlayışı içinde sosyalist devrime doğru ilerlemek  zorundaydı. Menşevikler, işçi sınıfının görevini burjuva devrimini destekleyerek onu daha ilerilere doğru itelemek olarak tanımlarken, Lenin’in önderliğindeki Bolşevikler,  Jakoben bir anlayışla, buna gerek olmadığını (bunun işçi sınıfı devrimine ihanet olacağını), işçi sınıfının görevinin devleti ele geçirerek  yukardan aşağıya doğru  burjuva devrimi programını gerçekleştirirken, aynı zamanda, kesintisiz bir şekilde bir toplum mühendisliği faaliyeti olarak sosyalist devrimi de gerçekleştirmek olduğunu söylüyorlardı. Ve de nitekim savaşın elverdiği koşullarda[3] bunu başardılar da… Sonuç ortada!..  

Lafı hiç uzatmadan önce şu gerçeğin  altını bir çizelim: Evet, teorik olarak  o zaman haklı olan Bolşevikler değil Menşeviklerdi (ama tıpkı Fransız Jakobenleri gibi burada da savaştan dolayı „bekayı“ öne çıkararak mücadeleyi kazanan Bolşevikler olmuştur. Zaten daha sonra devrimin artık emperyalist zincirin „zayıf halkalarında“ gerçekleşebileceğine yönelik Leninist devrim anlayışı da bu ortamın-savaşın ürünü olur[4]…)

Evet, Fransız İhtilali sürecinde Jakobenler ne ise (bir Robespierre, bir Danton, Marat vb. ne iseler) Rusya’da Lenin, Stalin ve diğer Bolşevikler de bunların işçi sınıf devrimcileri olarak Jakoben kopyası idiler[5]. Bu anlamda Jakobenizm sadece Fransız Devrimi’ne özgü bir olay olmayıp belirli bir „devrim anlayışını“ ifade etmektedir. Pozitivist-popülist  bir devrim anlayışını. Jakoben devrimciler devrim olayını bir toplum mühendisliği faaliyeti olarak gördükleri için, devrim deyince onlar bundan iki aşamalı bir  geçişi anlıyorlardı. Birinci aşamada „politik bir devrimle“  devlet ele geçirilecek, ikinci aşamada da devlet gücü kullanılarak yukardan aşağıya doğru bir toplum mühendisliği faaliyetiyle yeni bir toplum, yeni bir insan yaratılacaktı…

Ne o (!) hemen aklınıza bizim İttihatçı Jöntürkler mi geldiler! Yanılmıyorsunuz! Evet, bizim Jakobenlerimiz de onlardır. Ama sadece onlar mı? O geleneğin takipçisi Kemalistler’den tutun da ikinci kuşak Jöntürk-İttihatçılığı olarak gelişen bizdeki bütün o „solcu“ akımlara kadar bunların hepsi de aynı Jakoben gelenekten beslenirler… Amaç hep aynıdır. Örgütlü bir güç oluşturarak önce devleti ele geçirmek, sonra da yukardan aşağıya doğru yeni bir toplum yaratmak…

Peki hepsi bu kadar mı?..

Türkiye toplumunun tarihsel evrimi deyince önce şöyle bir soluk alacaksınız! Çünkü;

1- burada işler ne öyle Fransa’daki gibi belirli bir sürecin içinde onun devamı-uzantısı olarak gelişmiştir, ne de Rusya’da olduğu gibi… Burada Jakoben devrimcilik, bizim toplumsal DNA’ larımızda „tarihsel devrimcilik“-fetihçilik olarak kayıt altında olan  geleneğin „devleti kurtarma“ amacıyla metamorfoza uğrayarak   „Batılılaşma“ hedefine yönelmesiyle bir tür „Beyaztürk“ jakobenizmi olarak gelişir[6]

2- ki bu da, aynı zamanda bir „kültür ihtilali“ süreci olarak  toplumda yarattığı reaksiyondan kaynaklanan (ve şimdilerde sahnede olan) yeni tipten bir „Siyahtürk“ Jakoben devrimciliğinin ortaya çıkmasına neden olmuştur… Yukardan aşağıya tarihsel devrimci  toplumsal genleri modernize edip yeniden aktif hale getirmeyle ortaya çıkan „Beyaztürk“ jakoben devrimciliği kendi diyalektik inkarı olarak aşağıdan yukarıya bir Anadolu kapitalizminin gelişmesine yol açarken, sonra bu da günümüze damgasını vuran bir „beka“ sorunuyla birlikte kendine özgü bir radikal-jakoben bir yola sapmıştır…

Sonuç mu? Sonuç şu; devrim denilen olay öyle,  „ilk aşamada“ önce  bir şekilde iktidarı almak, „sonra da devlet gücünü   kullanarak“ yukardan aşağıya doğru bir tür toplum mühendisliği faaliyetiyle  yeni bir toplum-kültür yaratmak faaliyeti değildir! Devrim, eskinin içinden yeninin çıkması olayıdır ki, bu da her ülkede  hem o ülkenin iç dinamiklerinin gelişmesine, hem de içinde yaşanılan sürecin dış dinamikleriyle olan etkileşmelere bağlı olarak farklı biçimlerde ortaya çıkar ve gelişir…        


[1]Toplumsal DNA’lardan kasıt toplumsal yaşam bilgileri anlamına gelen „kültürdür“…

[2]Bu konuda iki kitap: „Devrim Çağı“ 1789-1848  Eric Hobsbawm… ve „1789 Fransız Devrimi İkinci Kitap, Fransa’da 1793 Jakoben Devrimi Robespierre Jakobenizm ve Terör Rejimi“, Muhammet Emin ruhi

[3]1917 Devrimi aslında savaşın bir çocuğudur. Eğer I. Dünya Savaşı olmasaydı bu mümkün değildi. Bu tabi ayrı bir inceleme konusu olduğu için bu çalışmanın çerçevesi içinde bu konuyu buraya daha fazla taşımıyorum…

[4]Bu konu, „Hatıralar, Nereden Başlamıştık Nerelere Gitti İşin Ucu, 68’den Bu Yana İdeolojik Teorik Bir Arkeoloji Çalışması“, adlı kitabımda geniş olarak ele alınmıştır, isteyen buraya bakabilir…

[5]Bunlar bize hiç öğretilmedi… Fransız İhtilali’ni bile doğru dürüst öğrenme fırsatımız olmamıştı bizim! Birinci kuşak İttihatçı Jöntürkler çeviriler yaparak  önümüze direkt olarak Marksizmin-Leninizmin „klasiklerini“ koymuşlar ve bizde „solculuğun“ popülizmle-pozitivizmle karışık bir tür jakoben devrimcilik olarak gelişmesinin yolunu açmışlardır. Bunları hep kitabımda anlattım, isteyen bakabilir… (Bir yanda başarılı bir sosyalist devrim ve onun lideri Lenin, öte yanda ise onun „hainler“ olareak suçladığı Menşevikler!.. Kim takardı artık o Menşevikleri falan… Lenin ne demişse onu hap gibi yutmak düşüyordu bize!..

[6]Bu konuyu daha önce ayrıntılı olarak ele almıştık. „Osmanlı’dan Bu Yana Türkiye’de Kapitalizmin Gelişme Diyalektiği“ http://www.aktolga.de/essays_turk.html

.

Facebook Yorumları

Emlak8
4.08.2019
“BİAD” KÜLTÜRÜNÜN MADDİ TEMELLERİ...
24.07.2019
27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a: Darbeler biliniyor muydu?
11.07.2019
DOLAR-EURO DÜŞSÜN İSTENİYOR MU? BENCE İSTENMİYOR!..
26.06.2019
NEREYE GELİNDİ, NEREDE DURUYORUZ?..
20.06.2019
EVET MURSİ’YE BEN DE ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM!..
20.05.2019
İSTANBUL-ANADOLU SAVAŞLARINDA SON PERDE: AK PARTİ KOALİSYONU DAĞILIYOR!..
21.4.2019
„YENİ“NİN „ESKİ“NİN İÇİNDEN ÇIKIP GELME SÜRECİNİN, YANİ DEVRİMİN VE „JAKOBEN DEVRİMCİLİĞİN“ DİYALEKTİĞİ... (2)
31.3.2019
DEVRİM NEDİR, “RADİKAL DEVRİMCİLİK” ANLAMINDA “JAKOBENİZM” NEDİR? DEVRİMİN VE “JAKOBEN DEVRİMCİLİĞİN” DİYALEKTİĞİ!..
15.3.2019
ŞİMDİ DE „ZAMANI GERİ DÖNDÜRMEYİ“ BAŞARMIŞLAR!!.
12.3.2019
“HATIRALAR” DAN BİR 12 MART YAZISI ...
11.3.2019
Dâvâ ve kendini feda etmek
18.2.2019
Türkiye’nin dış politikası yanlış mıydı?
23.1.2019
FAZIL SAY'IN AÇIKLAMASINI DESTEKLİYORUM…
9.1.2019
NEREDEN BAŞLAMIŞTIK NERELERE GİTTİ İŞİN UCU-
3.1.2019
HATIRALAR
6.10.2018
OKTAY’I KAYBEDELİ BİR YIL OLMUŞ!..
3.10.2018
ŞU McKİNSEY KONUSU!..
7.7.2018
POPÜLİZMİN “SAĞI” “SOLU”?..
28.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE KAPİTALİZMİN KENDİ DİYALEKTİK İNKARINI YARATMASI...
19.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİNDEKİ DÜNYA...
10.6.2018
HDP BARAJI AŞARAK PARLAMENTOYA GİRMELİDİR!..
9.5.2018
NEREDE BULUNUYORUZ, BU NOKTAYA NASIL GELİNDİ?..
2.5.2018
GÖZDEN KAÇMAMASI GEREKEN İKİ ÖNEMLİ HABER…
10.3.2018
„KADINA ŞİDDET ARTMIŞ“, PEKİ NEDEN?..
20.2.2018
DÜNDEN BUGÜNE ÇIKAN YOL VE SINIF MÜCADELELERİ...
23.1.2018
Türkiye’nin dış politikası yanlış mi idi, ya da nerede hata yapıldı da yolumuza bugün bir Afrin çıktı?...
23.11.2017
NATO NEDİR… O BİR SOĞUK SAVAŞ ÖRGÜTÜ DEĞİL MİDİR?..
15.11.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİNİN KENDİ İÇİNDEKİ MUHALEFET, YA DA YENİ SOL...
10.10.2017
BU DA BİR ETYEN ELEŞTİRİSİ...
8.10.2017
TOPLUMSAL “YORGUNLUK” ÜZERİNE!..
5.10.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE BAĞIMSIZLIK TALEPLERİ...
2.10.2017
20.YÜZYIL’DAKİ ANLAMLARIYLA “SAĞ”-“SOL”DİYE BİRŞEY KALMADI ARTIK!..
12.9.2017
BEN, “KENDİ KARŞITINI YARATARAK VAROLMAK” DİYALEKTİĞİNİ ŞERİF MARDİN’DEN ÖĞRENDİM...
24.7.2017
HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞMEK!..
15.7.2017
27 MAYIS’TAN 15 TEMMUZ’A... DARBELER BİLİNİYOR MUYDU?..
7.7.2017
"ADALET"İN BU MU DÜNYA!!..
24.6.2017
AK Partinin ve „reisin“ çelişkisi, neden „patinaj yaptıklarının „ açıklaması...
16.6.2017
CHP VE "KONTROLLÜ DARBE" ANLAYIŞI!..
27.5.2017
Dil konusu çok önemli...
13.5.2017
Türkiye olayı 21.yüzyıl paradigması içinde göremiyor!..
8.5.2017
Ve Denizler Filistinden dönüyorlar, onlarla Ankara’daki buluşma!..
15.4.2017
Nerede bulunuyoruz, devrim’de devrim ne anlama geliyor?..
3.4.2017
İşin özünde merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartışmaları var!..
1.4.2017
Bugünlerde birkere daha benim daha önceki yazıları okuyun, bir de Alper'in şu son yazısını!..
12.3.2017
‘Ecdadımız’ edebiyatı ile yeni Türkiye inşa edilemez!..
19.8.2015
„KÜRT SORUNU“ SADECE KÜRT SORUNU DEĞİLDİR!...
12.8.2015
Hani ABD'den AB'ye kadar bütün o "Batılı emperyalist güçler" "Türkiye’yi bölmeye çalışan" bir "üst akılı" temsil ediyorlardı!!..
9.8.2015
Önemli olan nedir, PKK’nın ne istediği mi, yoksa ne yapılmasi gerektiği mi?
6.8.2015
Aç tavuk rüyasında darı görür
26.7.2015
İŞTE BU!..
21.7.2015
CEMİL MERİÇ VE ONUN “AYDINLARI” ÜZERİNE!..
13.7.2015
Nasıl bir eğitim sistemine ihtiyacımız var
5.7.2015
SURVİVOR ALL STAR!..
3.7.2015
Kimse kendini aldatmasin
29.6.2015
Devrimin ikinci aşamasına giden yol “tarihsel uzlaşma”dan geçiyor!..
25.6.2015
AÇIK KONUŞALIM!...
23.6.2015
AK PARTİ- HDP İLİŞKİSİ VE ÇÖZÜM YOLU!...
21.6.2015
Weimar’a karşı Prusya’yı “restore” etme hayali yok olmasa da artık eskisi kadar aktüel değil!
18.6.2015
Demirel gerçeğini kavramadan 12 Mart'ı açıklayamazsınız!!
14.6.2015
Neredeyiz, neyi-neleri tartışmalıyız, AK Partililere mektup?...
9.6.2015
AK PARTİ VE HDP İÇİN TEK ÇIKIŞ YOLU:
8.6.2015
Şimdi bahane bulma sırası AK Parti’nin Jakobenlerinde mi?...
8.6.2015
LAFI UZATMAYA GEREK VAR MI!!...
5.6.2015
"Taraf olmayan bertaraf olur" mantığı nasıl bır mantıktır?
31.5.2015
21.YÜZYIL VE FETİH DİYALEKTİĞİ!..
28.5.2015
27 Mayıs 2015’te sürecin neresindeyiz?..
26.5.2015
Derin AK Parti konuşuyor!
20.5.2015
Mevlana-Şems aşkından Sancak-Erdoğan aşkına!..
11.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-5
8.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-4
6.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-3
4.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-2-
30.4.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-1-
24.4.2015
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz!..
21.4.2015
Yeni bir „toplum sözleşmesi“ancak „tarihsel uzlaşmayla“ mümkündür!.
15.4.2015
HAYRET Kİ NE HAYRET!!..
14.4.2015
Neden HDP’nin baraji aşmasini istiyorum!..
8.4.2015
İdeolojik virüs bütün hızıyla yayılmaya devam ediyor!..
31.03.2015
Önemli olan ne söylediğin değil, nerede durduğun!..
28.03.2015
BİRAZ DA GÜLERKEN DÜŞÜNELİM!!
27.03.2015
Bakın işte mesele bu!
21.03.2015
Başkanlık sistemi tartışmaları: Amaç nedir?
14.03.2015
12 MART’TAN GÜNÜMÜZE...
08.03.2015
Yaşanılmaya başlanan süreç devrimin ikinci aşamasına ilişkindir!..
26.02.2015
Geleneklerimize-kültürümüze uygun Türk tipi Başkanlık sistemi…
24.02.2015
DEVLET VE İDEOLOJİ..
20.02.2015
ŞU “EMANET” MESELESİ!..
04.02.2015
Ey devlet sen nelere kadirmişsin, pes doğrusu!..
30.01.2015
Yunanistan ve Türkiye..
28.01.2015
Herşey küreselleşme sürecinin özünü kavrayabilmekle ilgili!..
14.01.2015
“Allah’ın tuzağı” (enfal.30) nedir
08.01.2015
“STRATEJİK DERİNLİĞİMİZİN” DERİNLİĞİ!..
06.01.2015
“stratejik derinliğin” derinliği!..
25.11.2014
Kobani PKK için neden önemli!..
10.11.2014
AK parti ideologlarıyla aramızdaki fark
04.11.2014
Necip Fazıl ödülü üzerine..
30.10.2014
Cumhuriyeti neden kutluyoruz ..
27.10.2014
AK Parti iktidar olduğu halde neden halâ „mağdur“ rolünü oynayabiliyor da, CHP muhalefette olmasına rağmen halâ „muktedirleri“ oynuyor!!..
19.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... SON
17.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 2
15.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 1
05.10.2014
Kurban bayraminin özü-diyalektiği nedir hiç düşündünüz mü?
26.08.2014
"Stratejik derinlik" kavramı üzerine düşünceler!..
14.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 2
11.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 1
20.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 2
18.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 1
03.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? SON
01.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 2
29.04.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 1
17.03.2014
Ne oluyor?
12.03.2014
“Tarihi Uzlaşma”
02.02.2014
Ulus-devlet kabuğu gelişmekte olan ülkelerde de çatlıyor..
29.01.2014
Şu, küresel sermaye-milli sermaye konusu!..
26.01.2014
Yol ayırımı: Kemerlerinizi iyi bağlayın, türkiye bir viraja girdi savrulma tehlikesi var!!..
20.01.2014
Siz bu kafayla, “yedirmeyeceğiz” “yedirmeyeceğiz” derken Erdoğan’ı yedireceksiniz!
13.01.2014
Bu nasıl bir ittifak olacak, ne işe yarayacak?..
31.12.2013
Aklımızı başımıza toplayalım!..
26.12.2013
Sadece Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı mı “yanıldı”?
21.12.2013
“Devlet”, “paralel devlet”, sivil toplum-yeni Türkiye diyalektiği..
14.12.2013
MİLLİ İRADE NEDİR..
1.12.2013
Gülen Hareketi-AK Parti ilişkisinin diyalektiği!..
26.11.2013
Ortadoğu’da yeni dengeler, Rojawa, Barzani, PKK, Türkiye..
22.11.2013
NEREYE GİDİYORUZ!..
0811.2013
Bir süre önce „nereye geldik, ne yapmalı“ demiştik, şimdi neden şaşırıyoruz!..
05.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği SON
04.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği- 4
03.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-3
31.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-2
30.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-1
19.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (SON)
18.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (3)
17.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (2)
16.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (1)
08.09.2013
Pozitivizm nedir? - SON -
07.09.2013
Pozitivizm nedir? - 3 -
06.09.2013
Pozitivizm nedir? - 2 -
05.09.2013
Pozitivizm nedir? - 1 -
01.09.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 2
31.08.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 1
28.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? 2
26.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? - 1
21.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 3
20.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 2
19.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi..
18.08.2013
İki adım ileri atıldı, şimdi bir adım geriye!..
14.08.2013
Liberaller ne kadar liberal..
11.08.2013
Makas değişimi olayı biraz daha karmaşık!..
06.08.2013
20.yy'la 21.yy arasındaki fark
05.08.2013
Hani ne oldu şimdi o 20.yy kalıntısı teoriler?..
02.08.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?... 2
31.07.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?...
26.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (2)
24.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (1)
23.07.2013
Nerede duruyoruz, ne tarafa doğru gideceğiz!...
20.07.2013
Kültürler arası etkileşim ve bilişsel ortak kimlik üretimi..
18.07.2013
Kime karşı mücadele edeceğiz? ulus devlet-küresel sermaye ilişkisi..
16.07.2013
Namazın, duanın, şükür ve sabırın diyalektiği..
15.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. SON
14.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (5)
13.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (4)
12.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (3)
11.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 2)
10.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 1)
09.07.2013
“Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla “
04.07.2013
Mısır’da darbe ve Cumhurbaşkanı Mursi’nin çağrısı..
02.07.2013
Nereye geldik, ne yapmalı!..
27.06.2013
ŞİMDİ TAM DEMOKRATİKLEŞME ZAMANIDIR!
25.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (4
24.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (3)
23.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (2)
22.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (1)
20.06.2013
“FAİZ LOBİSİ” İMANA MI GELDİ DERSİNİZ!..
18.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!..(2)
16.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!.. (1)
11.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA...“ 2
10.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA ...“ (1)
08.06.2013
“Faiz lobisine” karşı mücadeleye evet,ama...
06.06.2013
ERDOĞAN, NE YAPMALI!..
04.06.2013
“Nedir bu olup bitenlerin anlamı” mı diyorsunuz!..
03.06.2013
„İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (2)
02.06.2013
İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (1)
1.06.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur!
30.05.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur! (1)
29.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(3) SON
27.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(2)
26.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(1)
23.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (2)
21.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (1)
20.05.2013
Bilgi toplumuna giden süreçte sivil toplumun yaptırım gücü küresel vicdandandan kaynaklanıyor!..
18.05.2013
Statüko mühendislerinin işi gerçekten çok zor!..
15.05.2013
Bir kere daha ne yapilmali sorunu!..
14.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (SON)
13.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (4)
12.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (3)
10.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (2)
09.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (1)
07.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor SON
06.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 3
05.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 2
04.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 1
30.04.2013
İttihatçı liberalizm üzerine!..
28.04.2013
Uluslaşırken küreselleşmek!..
27.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … (SON)
26.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 3
25.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 2
24.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 1
21.04.2013
Türkiye’de neden sol, ya da sosyal demokrat bir hareket yok!
19.04.2013
Nerede bulunuyoruz? devrimin önündeki acil sorun!..
18.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (4)
17.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (3)
16.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (2)
15.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (1)
11.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (5)
10.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (4)
09.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (3)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (2)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun,fikirler ve siyaset konuşsun" (1)
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive