İki Mevlâna var Ekrem; bildiğini konuş tamam da…


21.02.2014 - Bu Yazı 10096 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ekrem Dumanlı’nın yazısını gene Zaman’dan değil T24’ten okudum. Ekrem’e baştan şunu söyleyeyim: Bildiğini konuş Ekrem; tamam! Ama bilmediğin konularda istesen susabilirsin.

Abdest- namaza başladığım ilk birkaç yıl hariç Hz. Mevlâna’dan hep Hz. Mevlâna diye bahsettim. Şunun için; ne denirse densin Mesnevi şairi, Mesnevi’deki şair çok değerliydi.

Yaklaşık otuz yıl önce Mesnevi’yi ‘’ilk’’ okuduğumda: “Benim Dostoyevskilere gereksinimim yokmuş meğer” demiş ve bitmesin diye ‘’iktisatla’’ okumuştum. (Çünkü daha sonraları birkaç farklı çeviriden birkaç kez daha okudum). İlaç gibi bir şey olmuştu benim için. Böyle bir Hz. Mevlâna var ve ben bu şairden hep saygıyla söz ederim. Kimden: Mesnevi’deki Mevlâna’dan.

Demem o ki iki Mevlâna var: Biri andığım Mesnevi şairi Mevlâna. Öteki Celaleddin-i Rûmî; tarihi kişilik.
Az sonra Mesnevi’yle ilgili sorunlardan da bahsedecek olmam O’nun benim indimdeki ‘’ekmek yediğim el’’ olmaklığına engel değil. Mesnevi’nin Dibace’sini okuyup onaylarsanız örneğin ‘mümin’ kalmanız olanaksızdır.

Bu dibace,  Hazret’in ölümünden uzun yıllar sonra (bilimsel hata yapmayalım) belki yüz yıl sonra eklenmiş Mesnevi’ye. Ama Ekrem kesinlikle onu da Hazret’in yazdığını sanarak okuyor.   Çünkü Ekrem’in de ima ettiği, Mevlâna düşmanı (!)Muhterem Mikâil Bayram Hoca’dan başka bunu söyleyeni duymadım. Dibace’yi geçelim; mesnevi metninin kendisi de bu gibi şeyler içeriyor.

Bunu lütfen bir parantez kabul edin bir anımı aktaracağım: Otuz yıl kadar önce, Büyükkörükçü, Arap üniversitelerinin birinden mezun olup gelmiş. (Allah hayırlı ömürler versin) Hasan Hoca da Vakıf’ta bir masa vermişti. Ben Vakfın dergisini çıkarıyorum. Üniversitede hoca arkadaşlarımın da bulunduğu bir ortamda tartıştık. Mesnevi vahiydir diyordu. Tartışmayı ben başlatmıştım ve evet o yıl Türk basınında da ilk kez ben gündeme getirmiştim (az sonra Okuyacaksınız).

Muhatabım, Kur’an’dan, kelamdan anlamayınca aramızda şu konuşmalar geçti:

-Mesnevi vahiy midir.

-Evet.

-Yani İnandığımız Tanrı tarafından mı indirilmiştir.

-Evet.

-Bak kardeşim o zaman: Sen hangi Tanrı’ya inanıyorsun bilemiyorum ama Mevlâna Mesnevi’de oğlan üzdürüyor. Bana göre şairdir; yazar. Ama benim inandığım Tanrı, indirdiği vahiyde oğlan düzdürmez; senin Tanrı’n böyle şeyler indiriyor olabilir.

Elbet masaları sandalyeleri devirerek çıkıp gitti. Ve evet Mevnevi’nin birinci cildinde yeterince ayrıntılı böyle bir hamam sahnesi var: “Adamın kıçı hamam peştemalı gibi parçalandı”(Mesnevi).

Şu an kütüphanem yok (bi şekilde yok). Dibace’deki aklımda kalan kesin birkaç şey aktaracağım.

Deniyor ki: “Bu mesnevi, alemlerin rabbi tarafından indirilmiştir”. “Ona batıl yaklaşamaz”, “Ona temiz olanlardan başkası dokunamaz”, “Onu melekler korumaktadır”.

Bütün bu yazdıklarım Kur’an ayetleridir ve Kur’an-ı Kerim hakkında indirilmiştir. İkisinin orijinallerini yazayım (Dibace’de de orijinal yazılmış): “tenzilümmirrabbilalemin”, “lâ yemessehu illel mutahharun”.

Bunları ezberci Ekrem’in şu sözleri üzerine yazdım: “Ne var ki Din’i ana kaynaklarından bütün erkânıyla bilemeyenler Mevlâna hakkında en ağır ithamlarda bulundu. Halen de bulunuyor”. Bu ‘’halen’’, Mikâil Hoca’yla benim ve evet bunları (benim değil, senin) Mevlâna’n dediyse kâfirdir Ekrem; casusu masusu geç. Sen bunları “din’in” hangi “ana kaynağı” ve “bütün erkânı”yla izah edebiliyorsun. Söyle de tevbe edelim.

İki Mevlâna var. Biri benim yüksek duyarlı, ender rastlanan şair Mevlâna’m, öteki tarihi kişilik olarak hiç de hayırla yad edemeyeceğimiz, bu şiirlerle o mizacı tevhit edemeyeceğimiz son derece politize olmuş siyaset ve entrikaların ateşli odağındaki Celaleddin-i Rumî.

Ekrem diyor ki: “Mevlâna Hazretleri bu güne takılmıyor, çağı aşan bir nazarla yarınların bağrındaki oluşumları hesaplıyordu”.

Mevlâna’nın böyle bir düşüncesini ima eden bir satır gösterirse Ekrem, bir daha klavye, daktilo, kalem, her neyse başına geçmeyeceğim. (Daha büyük yemin edemem; haysiyetli biriyim).

Nerden çıkarıyorsun yahu.

Mevlâna’nın kendi ifadesi: “Ben gece yarısı Konya sokaklarında yalın ayak koştururken..”.

Hiç eli tespihli bir aksakala benziyor mu.

Fetullahçılar, iş bu Mevlâna kıyasını Hocaefendileri için hep yaparlar ve ben gerçekten yıllardır karşıt hiçbir şey söylemem: son derece benziyor; her anlamda. Benim şair Mevlâna’mla kıyas ederlerse papaz olurum; o ayrı.

O da Moğollar’la iyi ilişkiler içindeydi, Hocaefendileri de. O da Devletten ebediyen para sızdırdı Hocaefendileri de devletten her şekilde nemalandı. Onun da özgürlük, bağımsızlık gibi bir derdi yoktu, efendilerinin de. Velhasıl çok ama çok benziyor.

Mevlâna, Rektör tayin ediyor, rektör azlettiriyordu; aynen hocaları gibi perde gerisinden. Türkmenler. O dönem başlarını Ahi Evren çekiyor (Ekrem’in (doğru olarak) Nasreddin Hoca dediği). Çünkü tam adı: Hace Nasuriddin Axi evran.

Bu zümre, Moğol istilasına karşı ne yapabilirizin derdinde olan (anlaşılır mı bilmem) milliyetçi, vatanperverler. Ve Mevlâna bunlarla sokak savaşı yapabildi.

Yıllardır şunu söylüyorum: “Ahi evren ve taraftarları başkaldırdı da n’oldu: belki üzyüz-beşyüz bin kişi kılıçtan geçirildi. Mevlâna iyi yapmış: ‘orada bir derviş kazanı kaynıyor; yalan dolan bu kazan kaynasın’ demiş ve bu güne kalabilmiş”. Ama bir Zaman yazarı çıkıp da : “Mevlâna bunu bilinçle yaptı” derse: “hoop” derim.

Adalet ve etik başka şey; Ahi Evren’le niye savaşıyorsun; bırak Moğol alsın kellesini; sonuçta yaptığı gibi.

Doğrudur, oğlunun, on yedi yaşındaki sevgilisi Kimya Hatun’u, Mevlâna, seksen-doksan yaşındaki Şems’e nikâhlayınca, oğlu (yanlış anımsamıyorsam) Alaaddin Çelebi, Ahi Evren saflarına geçti ve Şems’in öldürülmesinde baş rol oynadı. Kapıyı tıklayıp, tanıdık ses veren oydu.

Şu ‘adalet’, ‘etik’, ‘yalan-dolan’ ifadelerime geleyim. Söz gelişi değil; doğrudur. Mevlâna’nın tüm eserleri tahrif görmüştür, görmüş olabilir ama mesela ‘Mektubat’ı devlet arşivlerinden derlenmiştir; kesin belgedir. (Bulabilenler okusun) orada derviş bilmem kimin babası iki kez ölüyor: “Kardeşimize yardım”. Dedim ya mektupların tamamı devletten para isteyen mektuplar. Mesela maliye bakanı Süleyman Pervane’den.

Süleyman, daralmış olmalı ki (Sayın Erdoğan Gibi): “Efendi! Benim tasarrufumla olacak bir meblağ değil; Divan’ın (kabinenin) onayı gerekiyor” diye yazdığında Mevlâna yakadan düşmüyor: “Dîvân Süleyman’a tabidir”. Kelime oyunu muhteşem: Dîvân: devler, cinler ve Kur’an’dan mülhem.
Ya! Ekrem! İşte böyle.
T24

.

Facebook Yorumları

reklam
21.02.2014
İki Mevlâna var Ekrem; bildiğini konuş tamam da…
13.02.2014
Ötanazi
07.02.2014
Evet; intihar ediyoruz ve evet yangına körükle koşuyorum
07.01.2014
Özür ve pazarlık
11.12.2013
Hak sözle batıl murad ediliyor
13.11.2013
Ahlak üzerine
07.11.2013
Fate'nin nikahı
31.10.2013
Niye metroda öpüşün demedin de aşık olun dedin' yargılaması
25.10.2013
Süslümanlar
09.09.2013
İhtilaf - İttifak/İtilaf
05.09.2013
Orospularla palyaçolar
02.07.2013
(TARAF’IN ALTERNANS EĞRİSİ)
21.06.2013
Neşet Ertaş'ı anma gecesi ve Ege
07.06.2013
İlk ciddi kalkışma
13.03.2013
Serdar Kaya'ya ikinci reddiye
13.03.2013
Serdar Kaya'nın Taraf'ta yayınlanan seri yazılarına reddiye
21.12.2012
‘Yaşamım kısa ama güzel oldu’ Danton
14.12.2012
İstatistikler ve intiharlar
07.12.2012
Ombudsman bir Ermeni yurttaşımız olmalı
30.11.2012
Akıl oyunları ya da kalbini kırmadan adam öldürmek
23.11.2012
Adaşım, Belge Ağabey’le sohbet
16.11.2012
Özgür birey üzerine
09.11.2012
Başkent’te bir hidayet imamı, yani Kant onun Hıristiyan versiyonuydu (2)
02.11.2012
Başkent’te bir hidayet imamı, yani Kant onun Hıristiyan versiyonuydu (1)
26.10.2012
Kumarcının kumarcıya borcu olmazmış
19.10.2012
Eğitim değilse de öğrenim şart
05.10.2012
Neşet Ertaş (2)
28.09.2012
Hz. Neşet Ertaş
21.09.2012
Hırsızın hiç mi suçu yok
14.09.2012
Bütün gelişmiş ülkelerin seri katili var; bizim niye olmasındı
11.09.2012
İslamcı medyada Taraf’ı karalama kampanyası
07.09.2012
Cihat mı dedin Xalo(*)
31.08.2012
Tesadüf mü dediniz...
24.08.2012
Roni Margulies kimdir
17.08.2012
Açlığın ötesindeki anlam
10.08.2012
Evliya
03.08.2012
‘Mâkâlat’ta kadın bilgeliği
27.07.2012
Godot’yu beklerken (+18)
20.07.2012
Polis ya da git bildiğin yere...
13.07.2012
Diyanetin cinayeti
06.07.2012
BİR HARF KAYBETTİM; HESAB EDİN Kİ DAHA NELER KAYBETMİŞİM
29.06.2012
Kadınlar
22.06.2012
Bir Kafdağı masalı (aşka dair)
15.06.2012
Biraz daha özen lütfen
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı