Murat Sevinç

www.gazeteduvar.com.tr



Bookmark and Share

Kürt sorununu tartışmak, konuşmak gerekli midir? (1)


27.09.2019 - Bu Yazı 775 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Aşağıdaki satırlar, bu ve yakın konulara dair yazacağım diğer ‘kısa’ yazılarda yer alacak sözcükler; küfür kıyamet olmadan cümle kuramaz hale gelmiş olanları, faşistleri, ‘bilinçli’ ırkçıları, her şeyi bilen ‘baş öğretmenler‘i, “Yaaa bu ülkeden bir şey olmaz, boşuna hep bunlar” bıktırıcı korosunun mensuplarını hedeflemiyor. Allah’a olabildiğince yakın, benden fersah fersah uzak olsunlar. 

Onlar dışında kalan her okura ‘bir dert’ anlatmayı deneyeceğim. İnsanca yaşamanın ve sosyalistçe eşitliğe ulaşmanın başka yolu olmadığını düşünüyorum. Ya da benim bildiğim ve anladığım tek yol bu. 

Adetim olmadığı üzere bu ‘kısa yazılarda’ bir iki soru yöneltmeyi,  hatta belki bir kısmını yarım bırakmayı istiyorum. ‘Birlikte düşünme’ çabası olarak görmenizi dilerim. Haliyle, birlikte düşünmek isteyenler açısından bir anlam ifade edebilir ancak. İki yazı mı olur, üç mü, bilmiyorum.

Aslında yıllardır amatör bir köşe yazarı olarak yapmaya çalıştığım da bu biraz. Ülkede ne yaşanırsa yaşansın, o yaşananların kökeninde olduğunu düşündüğüm, ancak o esnada gündeme getirmenin ‘enayilik’ olarak görüldüğü konuları ‘da’ yazmak. ‘Enayiliğin’ büyük yararları olduğu kanısındayım. 

Örneğin yıllar önce Mülkiye’de saçma, saçmalığı ölçüsünde heyecan verici bir iş yapıp meraklı öğrencilerle haftalar süren anayasa tartışmaları düzenlemiştim. Öyle çok verimli olmadı, fakat kötü de değildi doğrusu. Söylenen her şeyi not edip tutanağa dönüştürmüştük hep birlikte. Ardından Mülkiyeliler Birliği yayınlamıştı. İlk ve sondur memlekette, üniversite öğrencilerinin serbestçe anayasa tartıştığı bir yayın. Belki ilginizi çeker, buraya bırakayım. https://mulkiye.org.tr/wp-content/uploads/2015/09/49.pdf

Keşke bu yazıları okuyan herkesle aynı tartışmaları yüz yüze yapabilsek ve oradan da kitaplar çıksa. Herkes, içindekini serbestçe, tedirgin olmadan söyleyebilse. Ama mümkün değil ne yazı ki!

Bu yazıyı düşünürken, Gazete Duvar’da değerli Kemal Can’ın çok iyi bir makalesini okudum: ‘Nereden başlamalı, nereye uzanmalı?‘ Kemal Can, bir süredir bağıra çağıra yazmaya çalıştığım bir konuyu, benden çok daha iyi formüle etmiş. Özetlersem, sorduğu kısaca şu: Velev ki AKP gitti, biz bu enkazın altından nasıl kalkacağız?

Beni de bu satırları ve umuyorum devamını yazmaya yönelten kaygı aynı. ‘Kaygı’ diyorum çünkü ne kadar direnç gösterirseniz gösterin, ülkenin durumu ve olup bitenlerin yoğunluğu, bizleri‘güncel‘in bataklığına çekiyor. Bir şey düşünemez halde, sükuneti kaybedip sinirli (kuşkusuz haklı bir sinirle) tepki veriyor ve asıl soruları soramaz hale geliyoruz. İşte sanırım bu duruma daha fazla direnmek, daha fazla çaba harcamak ve aynı tuzağa hiç olmazsa ‘sürekli’ düşmemek gerekiyor.

Değerli okur, biz ne yapıyoruz? “Biz kimiz” diyeceksiniz ki, haklısınız. Bilmiyorum tam olarak. AKP’ye muhalif olanlar mı? Böyle bir ‘biz’ var mı? AKP’ye oy veren milyonlarca yurttaş içinde, ‘bizden’ olan yok mu? Demokrasi bloku muyuz? Bizim yüzde 50’yi oluşturan herkes demokrat mı? Diğerleri peki, hepsi otoriter yönetimden mi yana? Böyle olmadığını, hiçbir grubun birörnek olmadığını biliyoruz değil mi? 

Her iki yüzde 50 de farklılıklar barındırıyor. Fakat bazı ortak noktalar da var. Örneğin tümü aynı milli eğitim tornasından geçmiş durumda ve tümü, yeryüzündeki her bir insan evladı gibi, toplumsallığının, koşullarının ürünü. O milli eğitim tornasından geçip kendisini ‘sonradan’ kurtarabilmiş olanların oranı düşük. Hal böyleyken, yüzde 50’liler arasında geçişkenlikler ve uzlaşmazlıklar mevcut. Her uzlaşmazlık üzerine düşünmeyi gerektirdiği gibi, her geçişkenlik az çok fırsat sunuyor aslında. 

İşte, hangi yüzde 50’de olursanız olun ve kendinizi o yüzdelerin bir yerlerine ne kadar ait hissederseniz hissedin, bazı ortak sorunlarla yüz yüze gelmek kaçınılmaz. Bu yüzden Kemal Can’ın kaygısı anlamlı. AKP, bugün ‘ben sıkıldım, gidiyorum’ dese, karşı karşıya olduğumuz açmazların üstesinden nasıl geleceğiz? Hangi önerilerle? Hangi insan/yurttaş gücü ve kumaşıyla? Hangi ilkeleri benimseyerek?

Bunun için önce şunu kabul edelim isterseniz: Perişan haldeyiz. Tel tel dökülüyoruz. Dokunup ah işitmeyeceğiniz tek bir toplumsal/siyasal/ekonomik konu yok. Bakın bir araştırmaya göre, okul çocuklarının yüzde 40’ı ‘okuduğunu anlamıyormuş.’ Anlamıyormuş. Yarısı. Bir daha yazayım: Anlamıyormuş. Bu cümleden sonra diğer açmazları saymayı artık çok lüzumsuz görüyorum. Benim bildiğim, bir toplumun başına gelecek daha büyük felaket yok.

Başta dedim ya, bu başlık altında yazacağım yazılar ‘kısa’ olacak, okuru uyutmayacağım! Bu nedenle yazı bitmeden başlığa gelmek istiyorum.

Bana kalırsa, Türkiye’nin en ‘devasa’ sorunu Kürt sorunudur.

Kürtler dışında sorun yaşayan olmadığından, başka derdimiz bulunmadığından değil kuşkusuz. 

İki temel gerekçeyle: Kürt sorununun tarihsel kökenlerini oluşturan olaylar zinciri, onunla bağlantısızmış gibi görünen başkaca sorunlarımızın da ‘nedenlerinden’ olduğu için. Ve ırkçılığı ‘harlayan’ Kürt sorunu devam ettiği müddetçe, diğer can yakıcı sorunların aklı başında bir biçimde ‘konuşulması dahi’ mümkün olmadığından, olamadığından.

Hadi bu yazının sonu, bir soruyla gelsin: 

Bana zaman zaman, ‘bir anayasacı olarak neden bu konuya kafayı taktığım’ soruluyor. “Başka konu mu kalmadı kardeşim?” “Ay kimlikçilik şeydiyorsunuz…” filan fıstık.

On binlerce yurttaşın ölümüne, on yıllardır dinmeyen büyük acılara neden olması bir yana; doğrudan ‘devlet’ ve ‘siyasal sistem‘le ilgili devasa boyutta ‘tarihsel’ ve ‘güncel’ bir sorundan söz ediyoruz.

Bu durumda, her ne kadar soruyu ‘benim gibiler‘e yöneltmenizde bir terslik olmasa da; karşılaştığınız diğer anayasacılara, kamu hukukçularına, siyaset bilimcilerine, sosyologlara, tarihçilere vs. “Siz neden Kürt sorunuyla hiç ilgilenmiyor, yazıp çizmiyorsunuz; önemsemiyor musunuz?” sorusunu yöneltmeyi düşünmez misiniz? 

Evet, ilk tavsiyem bu olsun… 

Not: Diken’e İngiltere’de yaşanan ‘anayasal’ krizi yazmıştım. Dün, İngiliz yüksek yargısı (Supreme Court), başbakanın parlamentoyu bir süre askıya almasını ‘hukuka aykırı’ buldu. Ayrıntılı bir haber burada.

Yargı adlı organın neye benzediğini merak edenler, buradan okuyabilir.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
13.07.2020
Büyük oyunu görüp bozma telaşından, oyun kuramayan muhalefet!
9.07.2020
Nazilerin milli diktatörlüğü...
3.07.2020
Nazilerin ‘medeni ölüme’ mahkûm ettiği Yahudiler…
2.07.2020
Sahi, ben ne çektim bu memlekette?
29.06.2020
Yasama, yürütme, yargı=Führer
23.06.2020
Son yirmi yılda herkes biraz değişmek zorunda kaldı…
18.06.2020
İçimizdeki düğümü çözen bir faaliyet olarak, koşmak…
17.06.2020
HDP Türkiye partisi olsun ama çok da olmasın!
15.06.2020
Zaman ve sıkışmışlık hissi, her şeyi unutturup olağanlaştırır mı?
8.06.2020
Berberoğlu’nun milletvekilliği düşürüldü; o esnada bir iki kişinin daha düşürülmüş!
6.06.2020
Yeni partiler, eleştiri, özeleştiri…
1.06.2020
E herkes Gezi’deydiyse, Osman Kavala neden cezaevinde?
30.05.2020
Türkiye’de muhalefet anayasayı umursuyor mu?
27.05.2020
Oysa tek günahı sevdiği türküyü mırıldanmasıydı…
18.05.2020
Bağrına taş basmak ve Kürt siyasal hareketine yönelik dil
12.05.2020
Kökten değişimi savunurken, ahmaklık ithamlarını duymazdan gelmek gerekiyor
6.05.2020
Komşuluk ve selamsız komşular üzerine…
3.05.2020
Ayakkabı bağcığı kadar değerimizin olmadığını bilerek, hissederek yaşamak…
28.04.2020
Çocuklu karantina ve ev kadınlığı kurumu üzerine…
21.04.2020
Evde ve tek başına yaşamaya dair…
19.04.2020
Belki de dünyayı ‘tembellik’ kurtaracak!
12.04.2020
Bir karar verilse artık, ağaç mı kemirelim, geberelim mi?
9.04.2020
Komplo teorileri, ahmaklık ve düşünceden nefret…
2.04.2020
Demek ki güçlü yerel yönetim ‘herkese’ çok gerekliymiş!
31.03.2020
Nefes borumuzdaki yumru, şirretlik…
29.03.2020
Dışarı ‘çıkmak’ insan canını tehlikeye atıyorsa, evde ‘kalmak’ anayasal haktır!
27.03.2020
Anadolu irfanı, Anadolu’nun tam olarak neresinde?
24.03.2020
Ben, çalışmak zorunda olan ve sömürülen insanlarla ‘aynı’ gemideyim…
21.03.2020
Muhtelif sinir krizlerinin eşiğindeki toplum…
19.03.2020
Yüce ‘birey’e bir iki küçük hatırlatma…
16.03.2020
Virüs, sınıf ve sınırlar…
11.03.2020
‘Partili cumhurbaşkanı’ anayasal bir kurum mu?
6.03.2020
‘Siyaset’ten umudun kesilmemesi için her kesimden yurttaş çaba harcamalı
3.03.2020
Muhafazakâr semt ahalisinin bekçi sorunu var mıdır?
1.03.2020
Almanya’da hep ırkçılık, yabancı düşmanlığı filan var diyorlar…
27.02.2020
Lümpenliğin bulaşıcı niteliği…
19.02.2020
‘Gezi Parkı’ dünyanın, memleketin geleceği ve ‘Gelme’ demekle olmayacak işte!
14.02.2020
Bir şey bilmek zorunda hissetmeden her şeyi yorumlayabilen, pervasız yurttaş!
10.02.2020
Bir insan nasıl ölürse ikna olurlar?
9.02.2020
Herhangi bir uzvu kıpırdadığında heyecan yaratabilen muhalefet!
5.02.2020
Ateşe benzin taşıyan, insan yakan dede...
4.02.2020
Devlet ile muhabbetimiz ‘duygular’ düzeyinde değil, vergi-bütçe ilişkisi! (2)
1.02.2020
Sürekli anayasa konuşulmasının nedenleri, çaresizlik ve riyakârlıktır… (1)
28.01.2020
Siyaset tanımına dair bir ‘talimatname’ ihtiyacı!
22.01.2020
Bu sistemin sürme ihtimali yok!
14.01.2020
Nefret saçanların derdi, endişesi nedir?
10.01.2020
Başkanlık, 12 Eylülcülerin uygun bulmadığı bir sistemdi! (2)
8.01.2020
İşte o kadınlar yontacak, o erkekleri...
7.01.2020
Devletin, biber gazı sıkmak haricinde işlevleri de var aslında!
5.01.2020
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, sahipsizdir! (1)
31.12.2019
Gerçi canımız çıkıyor ama olsun, kaportası kıyak!
29.12.2019
Vatan size minnettar
27.12.2019
‘Huzursuz’ AKP’lilere nasıl moral verebiliriz?!
25.12.2019
Cümlemizin ‘tutukluluğu’ devam ediyor!
20.12.2019
Sayın muhalefet, hiç olmazsa ‘laiklik uf oluyor’ diyebilseniz!
18.12.2019
AKP o hale geldi ki yanına kimi koysan demokrat görünüyor
13.12.2019
İngiltere, Fransa, Almanya ve Şahsı üzerine...
8.12.2019
‘İsraf’ edilen, bizim yurttaşlığımızdır!
4.12.2019
İktidar ve çevresinin ‘hukuk’ ile karşılaşma anları...
1.12.2019
Alevi’nin kapısına atılan çarpı, yurttaşlık ve faşistlik üzerine…
28.11.2019
Erkeğin mazereti, kadının canı...
27.11.2019
Geçmiş yıllarda Mülkiye’ye yapılanlar ve TA isimli gazeteci!
18.11.2019
Yeni liderleri ne yapacaksınız, siz varsınız ya!
16.11.2019
Mümtaz Soysal, Mümtaz Bey, Mümtaz Abi, Mümtaz, Mümtaz Hoca…
12.11.2019
Mümtaz Hoca...
9.11.2019
Medeniyet kaybı yolunda, son sürat…
5.11.2019
Duymak istediğini dinleyen kalabalık...
29.10.2019
Peki neye layık olduğunuzu düşünüyorsunuz?
28.10.2019
KHK’lının şehit düşmesi ve utanmazlık üzerine…
23.10.2019
Kürt’ün ‘annesine’ mi, ‘diline’ mi karşısınız? (3)
17.10.2019
Ermeni dölüyüm, Yahudi tohumuyum, Kürt çocuğuyum, etek giyiyorum…
10.10.2019
İçiniz yanmıyor, hiçbirinizin…
3.10.2019
Göğsüme oturan koca bir öküz...
28.09.2019
Kanser mi olmalı, depremde mi ölmeli, cezaevine mi girmeli?
27.09.2019
Kürt sorununu tartışmak, konuşmak gerekli midir? (1)
9.09.2019
Yeni rejimin omurgalı bir kadınla imtihanı…
6.09.2019
İngiltere’de parlamento, milletvekili ve yurttaş var!
20.08.2019
Ya sahip çıkarsın demokrasiye, ya da çıkmazsın!
6.08.2019
Ve bin küsur akademisyen akınlarda çocuklar gibi şendi...
30.07.2019
Çarpık olan parlamenter sistem değil, demokrasi anlayışınız!
24.07.2019
İhtiyacımız yeni anayasa değil, anayasasını sahiplenen bir toplum!
15.07.2019
O esnada cezaevindeler…
10.07.2019
Canavar değil yurttaş, maganda değil suçlu, hatalı değil arsız!
2.07.2019
Onun adı edepsizlik değil, yurttaşlık!
29.06.2019
Canan Kaftancıoğlu ‘kesinlikle’ yalnız değildir!
24.06.2019
Adalet yürüyüşüne katılan ve destek olanlar haklıydı, kazanıyorlar
15.06.2019
‘Gereksiz taramalardan’ kaçınmak, daha iyi olmaz mı?
10.06.2019
‘Gereksiz taramalardan’ kaçınmak, daha iyi olmaz mı?
9.06.2019
Yeni rejimin bir ‘normal insan’ ile imtihanı!
23.4.2019
Kendisini istikşafi müzakere ile hatırlamak isterdik!
19.3.2019
Üzülemeyen, hiçbir acının yasını tutamayan ülke…
1.3.2019
Ermeni yurttaşların yerinde olsam, mutluluk duyardım!
18.2.2019
Muhalefete bir soru: HDP’li vekillere ne yapıldığında rahatsız olacaksınız?
14.2.2019
Kuyruktakiler
4.2.2019
HDP yasadışıysa kapatılsın, değilse boş konuşulmasın!
13.1.2019
Anayasa’nın ‘yok sayılmasını’ görmezden gelsek ne olur? Elinizin körü olur!
10.1.2019
Yeni Türkiye’nin kaymağı ve Çukurambar!
4.1.2019
Seçime ilişkin ‘üç’ anayasa tartışması
16.12.2018
Kemal Gözler sordu: Anayasa hukuku nereye gidiyor? Bir yanıt çabası… (1)
6.12.2018
Narsisist siyasetçiler neden bu kadar cazip?
2.12.2018
Kavala ve Demirtaş’ı hiç sevmem, ama!
22.11.2018
Hukuk filan, bizlik işler değil bunlar; sıkıntı yok!
11.11.2018
Farkında mısınız, seçmeniniz sandığa gitmeyebilir!
6.11.2018
Cihangir İslam’ın söz özgürlüğü...
1.11.2018
Cumhuriyet’in kimsesizleri...
31.10.2018
‘İlk 500 tutkusu’ (2): Ticari, sağa çek!
25.10.2018
‘İlk 500 tutkusu’ (1): Karl Marx’ı Türkiye’de doçent yapmazlardı
23.10.2018
Bindiği trenden inemeyen yolcunun hikâyesi...
21.10.2018
Biz kimiz ve temel bir ilkemiz var mı?
18.10.2018
Hınç toplumunda, yurttaş kalabilme marifeti
12.10.2018
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin dayanılmaz hafifliği…
11.10.2018
10 Ekim 2015’te, Ankara Garı’nda…
9.10.2018
Umuda ve kafa karşılıklarına olan ihtiyacımız...
5.10.2018
Konvoylardaki ‘önemli’ insanların yaşamımızdaki yeri nedir?
2.10.2018
İğneyle kazılan kuyunun dibindeki, umut...
1.10.2018
Affetmemek…
26.9.2018
Toplum değil, kalabalık; Akdenizlilik değil, itlik…
25.9.2018
Mehmet için yapısal reformlar, yok hükmündeydi...
20.9.2018
Dayak yememek için, Nazi’lere katılıyorlardı...
16.9.2018
Müteahhitle aynı gemideki işçiler ve zavallı muhalefet!
13.9.2018
Kitlelerin ruhu ile çocuk ruhu birbirine benzerdir...
10.9.2018
Bir Cumhuriyet okurundan…
4.9.2018
Hiç olmazsa hafta sonları tek ayak üzerinde durmasaydı...
30.8.2018
Bir kısım ‘laik’ yurttaşın, laikliğe olan acil ihtiyacı…
28.8.2018
Her gün 16.20’de, tek ayak üzerinde duracaktı...
27.8.2018
An…
23.8.2018
Savunma saldırıyor...
20.8.2018
#çoktanunuttuk…
18.8.2018
İdeolojileri bir yana bırakalım! Neden, biz ‘masa’ mıyız?
15.8.2018
Bedelli askerliğe dair, bazı notlar...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive