Murat Sevinç

www.gazeteduvar.com.tr



Bookmark and Share

İçiniz yanmıyor, hiçbirinizin…


10.10.2019 - Bu Yazı 780 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 650 bin civarında genç yurttaşın ‘bedelli askerliğe’ başvurduğu Türkiye’de bir kez daha ‘savaş-fetih’ güzellemesi başladı. Yaklaşık yetmiş yıldır ABD desteği olmadan evinin yolunu bulmaktan aciz memleket sağı ve en güçlü müttefikleri ‘ulusalcılar’ adetleri olduğu üzere riyakâr ve süfli ‘emperyalizm’ eleştirisine koyuldular. Her şey olması gerektiği gibi! 

Kuşkusuz, ABD Başkanı Donald Trump ırkçı ve dengesiz müteahhitin kendine yaraşır cahil ve küstah ‘tweetleri’ uygun zemini hazırladı. Oysa Kürtleri ve Türkleri aynı anda aşağılayan satırları, herkesin birlikte hareket etmesi için fırsat olabilirdi. Ama… Türkiye… İşte… Bizi bozar… Ne yazık ki…

 

Dün gece, Suriye ve Irak’a sınır ötesi operasyon konusunda cumhurbaşkanına verilen iznin bir yıl uzatılmasına ilişkin tezkere, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

Anayasa değişikliği ardından işlevini kaybeden parlamentonun, herhangi bir etkilerinin kalmadığının farkında olup bunu belli etmemek için mütemadiyen boş konuşmayı sürdüren muhalefet vekilleri, pek bir şey tartışamadan, konuşmanın yararsızlığından emin, ‘evet’ oyu verdi. Bir partinin milletvekilleri dışında.

“Evet” dediler, çünkü tarihsel misyonları ve yetenekleri başka bir şey yapıp söylemelerine engel. Bu kadarlar. Onlar da, bizler gibi farkında ne olduklarının. Zaten AKP bu nedenle 18 yıldır iktidarda. Zira en iyi iktidar biliyor muhalifin kumaşını, çapını, sınırlarını.

Had safhada İyi Parti genel başkanının, tarihsel bağlamından kopuk atıflarla süslü malum konuşmasıyla ilgilenmiyorum bir yurttaş olarak. Milliyetçi sağ işte. Zamanında bir hocamızın, saçma konuşan bir profesör için dediği gibi, “Her kahvede bunlardan üç beş kişi vardır!”

Asıl sorun, tabanının ‘sol’ yanının taleplerine inatla direnen ve buna karşın ‘solculuk’ iddiasından vazgeçmeyen ana muhalefet partisi liderinin ifadeleri.

Önce internette okudum açıklamasını. Yanlış anladığımı düşünerek bir kez daha okudum. Farklı sitelere baktım. Her yerde aynı sözler. Ne olur ne olmaz diyerek görüntüsünü seyrettim. Şöyle demiş Kılıçdaroğlu:

“Orada askerlerimiz var. O askerleri korumamız lazım. O askerlerin burnunun kanamaması lazım. O nedenle bu tezkereye, askerlerin hatırı için, oraya oğlunu gönderen askerlerin annelerinin hatırı için, o çocukların burnu kanamasın diye, bu tezkereye içimiz yana yana evet diyeceğiz.”

Birkaç kez dinledim. Yoruldum ve söylediğinin mantığını anlamaya çalışmaktan vazgeçtim. Aptal muamelesi yapmanın yalnızca iktidardakilerin hevesi olmadığını kanıtlamak ister gibiydi.

Konuşmayı yapan ve bizler, hepimiz biliyoruz neden “Evet” dediğini. Hepimiz farkındayız ‘gerçek’ nedenin. Yalnızca Kürt antipatisiyle açıklamanın yetersiz kalacağı, daha basit ve görünür bir gerekçeyle: Siyaseti, her şeye rağmen Erdoğan yapıyor. Muhalefetin sınırlarını çizen de o. Erdoğan’ın ‘izin verdiği’ alanda at oynatabiliyorlar yalnızca. Kürtlerle yan yana gelme ve Erdoğan/AKP tarafından ‘itham edilme’ ihtimalinden ölesiye korkuyorlar. Siyaset dediklerinin merkezinde, “Aman fırsat vermeyelim” var. Çapları, güçleri, yetenekleri bu kadar.

Ve kuşkusuz siyasetten başka her şeye benzeyen bu tavırlarını eleştirenleri, müstehzi bir gülümsemeyle karşılıyorlar. Bir ‘ölümlüyle’ karşılaşan ‘seçilmişin’ anlayışlı görünmeye çabalayan küçümser gülümsemesi. Her niteliksizin dudağının kenarına ilişmiş kibirle maluller.

Kendilerine, 80 milyonda bir ve başkaca hiçbir şey olmayan bir yurttaş olarak, Sebastian Haffner’in (1920-30’lara ilişkin gözlemlerini yazan Alman hukukçu) olağanüstü güzellikteki ‘Bir Alman’ın Hikâyesi’ adlı kitabının, 1930’lar Alman sol muhalefetinin ‘aptallığını’ betimlediği sayfalarından kısacık bir alıntıyla yanıt vermek isterim:

“…Sosyal demokratlar 1933’teki seçim mücadelesini dehşet verecek kadar aşağılayıcı bir tarzda, Nazilerin sloganlarının arkasına takılıp kendilerinin de ne kadar ‘milli’ olduklarını vurgulamaya çalışarak geçirmişlerdi.”

O sosyal demokratlar da, elbette siyaset yaptıklarını ve çok haklı olduklarını düşünüyorlardı, diğerleri gibi.

Muhterem Türkiye sosyal demokratları,

İktidarın dış siyasetine yönelttiğiniz onca itiraz ve eleştirinin ardından, o ‘evet’ oyunu neden verdiğinizi, bilip anlamak isteyen herkes biliyor, anlıyor. ‘Anayasa aykırı anayasa değişikliğini’ desteklediğinizde ne olacağını, kimlerin dokunulmazlığının kaldırılacağını biliyordunuz. Bizler de, sizlerin bildiğini biliyorduk! 

Aklı başında insanların sizlerden başkaca bir beklentisi yok.

Hiç olmazsa, “İçimiz yana yana” demeyin.

İçiniz yanmıyor. O koltuklarda oturan hiç kimsenin, içi yanmıyor.

Yalan söylüyorsunuz.

Söylemeyin…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
12.08.2020
Hayırdır, yurttaşlıkta ‘köken’ esasına mı geçiyoruz?
26.07.2020
Tek karakter, tek renk, tek internet, tek sözleşme, tek…
13.07.2020
Büyük oyunu görüp bozma telaşından, oyun kuramayan muhalefet!
9.07.2020
Nazilerin milli diktatörlüğü...
3.07.2020
Nazilerin ‘medeni ölüme’ mahkûm ettiği Yahudiler…
2.07.2020
Sahi, ben ne çektim bu memlekette?
29.06.2020
Yasama, yürütme, yargı=Führer
23.06.2020
Son yirmi yılda herkes biraz değişmek zorunda kaldı…
18.06.2020
İçimizdeki düğümü çözen bir faaliyet olarak, koşmak…
17.06.2020
HDP Türkiye partisi olsun ama çok da olmasın!
15.06.2020
Zaman ve sıkışmışlık hissi, her şeyi unutturup olağanlaştırır mı?
8.06.2020
Berberoğlu’nun milletvekilliği düşürüldü; o esnada bir iki kişinin daha düşürülmüş!
6.06.2020
Yeni partiler, eleştiri, özeleştiri…
1.06.2020
E herkes Gezi’deydiyse, Osman Kavala neden cezaevinde?
30.05.2020
Türkiye’de muhalefet anayasayı umursuyor mu?
27.05.2020
Oysa tek günahı sevdiği türküyü mırıldanmasıydı…
18.05.2020
Bağrına taş basmak ve Kürt siyasal hareketine yönelik dil
12.05.2020
Kökten değişimi savunurken, ahmaklık ithamlarını duymazdan gelmek gerekiyor
6.05.2020
Komşuluk ve selamsız komşular üzerine…
3.05.2020
Ayakkabı bağcığı kadar değerimizin olmadığını bilerek, hissederek yaşamak…
28.04.2020
Çocuklu karantina ve ev kadınlığı kurumu üzerine…
21.04.2020
Evde ve tek başına yaşamaya dair…
19.04.2020
Belki de dünyayı ‘tembellik’ kurtaracak!
12.04.2020
Bir karar verilse artık, ağaç mı kemirelim, geberelim mi?
9.04.2020
Komplo teorileri, ahmaklık ve düşünceden nefret…
2.04.2020
Demek ki güçlü yerel yönetim ‘herkese’ çok gerekliymiş!
31.03.2020
Nefes borumuzdaki yumru, şirretlik…
29.03.2020
Dışarı ‘çıkmak’ insan canını tehlikeye atıyorsa, evde ‘kalmak’ anayasal haktır!
27.03.2020
Anadolu irfanı, Anadolu’nun tam olarak neresinde?
24.03.2020
Ben, çalışmak zorunda olan ve sömürülen insanlarla ‘aynı’ gemideyim…
21.03.2020
Muhtelif sinir krizlerinin eşiğindeki toplum…
19.03.2020
Yüce ‘birey’e bir iki küçük hatırlatma…
16.03.2020
Virüs, sınıf ve sınırlar…
11.03.2020
‘Partili cumhurbaşkanı’ anayasal bir kurum mu?
6.03.2020
‘Siyaset’ten umudun kesilmemesi için her kesimden yurttaş çaba harcamalı
3.03.2020
Muhafazakâr semt ahalisinin bekçi sorunu var mıdır?
1.03.2020
Almanya’da hep ırkçılık, yabancı düşmanlığı filan var diyorlar…
27.02.2020
Lümpenliğin bulaşıcı niteliği…
19.02.2020
‘Gezi Parkı’ dünyanın, memleketin geleceği ve ‘Gelme’ demekle olmayacak işte!
14.02.2020
Bir şey bilmek zorunda hissetmeden her şeyi yorumlayabilen, pervasız yurttaş!
10.02.2020
Bir insan nasıl ölürse ikna olurlar?
9.02.2020
Herhangi bir uzvu kıpırdadığında heyecan yaratabilen muhalefet!
5.02.2020
Ateşe benzin taşıyan, insan yakan dede...
4.02.2020
Devlet ile muhabbetimiz ‘duygular’ düzeyinde değil, vergi-bütçe ilişkisi! (2)
1.02.2020
Sürekli anayasa konuşulmasının nedenleri, çaresizlik ve riyakârlıktır… (1)
28.01.2020
Siyaset tanımına dair bir ‘talimatname’ ihtiyacı!
22.01.2020
Bu sistemin sürme ihtimali yok!
14.01.2020
Nefret saçanların derdi, endişesi nedir?
10.01.2020
Başkanlık, 12 Eylülcülerin uygun bulmadığı bir sistemdi! (2)
8.01.2020
İşte o kadınlar yontacak, o erkekleri...
7.01.2020
Devletin, biber gazı sıkmak haricinde işlevleri de var aslında!
5.01.2020
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, sahipsizdir! (1)
31.12.2019
Gerçi canımız çıkıyor ama olsun, kaportası kıyak!
29.12.2019
Vatan size minnettar
27.12.2019
‘Huzursuz’ AKP’lilere nasıl moral verebiliriz?!
25.12.2019
Cümlemizin ‘tutukluluğu’ devam ediyor!
20.12.2019
Sayın muhalefet, hiç olmazsa ‘laiklik uf oluyor’ diyebilseniz!
18.12.2019
AKP o hale geldi ki yanına kimi koysan demokrat görünüyor
13.12.2019
İngiltere, Fransa, Almanya ve Şahsı üzerine...
8.12.2019
‘İsraf’ edilen, bizim yurttaşlığımızdır!
4.12.2019
İktidar ve çevresinin ‘hukuk’ ile karşılaşma anları...
1.12.2019
Alevi’nin kapısına atılan çarpı, yurttaşlık ve faşistlik üzerine…
28.11.2019
Erkeğin mazereti, kadının canı...
27.11.2019
Geçmiş yıllarda Mülkiye’ye yapılanlar ve TA isimli gazeteci!
18.11.2019
Yeni liderleri ne yapacaksınız, siz varsınız ya!
16.11.2019
Mümtaz Soysal, Mümtaz Bey, Mümtaz Abi, Mümtaz, Mümtaz Hoca…
12.11.2019
Mümtaz Hoca...
9.11.2019
Medeniyet kaybı yolunda, son sürat…
5.11.2019
Duymak istediğini dinleyen kalabalık...
29.10.2019
Peki neye layık olduğunuzu düşünüyorsunuz?
28.10.2019
KHK’lının şehit düşmesi ve utanmazlık üzerine…
23.10.2019
Kürt’ün ‘annesine’ mi, ‘diline’ mi karşısınız? (3)
17.10.2019
Ermeni dölüyüm, Yahudi tohumuyum, Kürt çocuğuyum, etek giyiyorum…
10.10.2019
İçiniz yanmıyor, hiçbirinizin…
3.10.2019
Göğsüme oturan koca bir öküz...
28.09.2019
Kanser mi olmalı, depremde mi ölmeli, cezaevine mi girmeli?
27.09.2019
Kürt sorununu tartışmak, konuşmak gerekli midir? (1)
9.09.2019
Yeni rejimin omurgalı bir kadınla imtihanı…
6.09.2019
İngiltere’de parlamento, milletvekili ve yurttaş var!
20.08.2019
Ya sahip çıkarsın demokrasiye, ya da çıkmazsın!
6.08.2019
Ve bin küsur akademisyen akınlarda çocuklar gibi şendi...
30.07.2019
Çarpık olan parlamenter sistem değil, demokrasi anlayışınız!
24.07.2019
İhtiyacımız yeni anayasa değil, anayasasını sahiplenen bir toplum!
15.07.2019
O esnada cezaevindeler…
10.07.2019
Canavar değil yurttaş, maganda değil suçlu, hatalı değil arsız!
2.07.2019
Onun adı edepsizlik değil, yurttaşlık!
29.06.2019
Canan Kaftancıoğlu ‘kesinlikle’ yalnız değildir!
24.06.2019
Adalet yürüyüşüne katılan ve destek olanlar haklıydı, kazanıyorlar
15.06.2019
‘Gereksiz taramalardan’ kaçınmak, daha iyi olmaz mı?
10.06.2019
‘Gereksiz taramalardan’ kaçınmak, daha iyi olmaz mı?
9.06.2019
Yeni rejimin bir ‘normal insan’ ile imtihanı!
23.4.2019
Kendisini istikşafi müzakere ile hatırlamak isterdik!
19.3.2019
Üzülemeyen, hiçbir acının yasını tutamayan ülke…
1.3.2019
Ermeni yurttaşların yerinde olsam, mutluluk duyardım!
18.2.2019
Muhalefete bir soru: HDP’li vekillere ne yapıldığında rahatsız olacaksınız?
14.2.2019
Kuyruktakiler
4.2.2019
HDP yasadışıysa kapatılsın, değilse boş konuşulmasın!
13.1.2019
Anayasa’nın ‘yok sayılmasını’ görmezden gelsek ne olur? Elinizin körü olur!
10.1.2019
Yeni Türkiye’nin kaymağı ve Çukurambar!
4.1.2019
Seçime ilişkin ‘üç’ anayasa tartışması
16.12.2018
Kemal Gözler sordu: Anayasa hukuku nereye gidiyor? Bir yanıt çabası… (1)
6.12.2018
Narsisist siyasetçiler neden bu kadar cazip?
2.12.2018
Kavala ve Demirtaş’ı hiç sevmem, ama!
22.11.2018
Hukuk filan, bizlik işler değil bunlar; sıkıntı yok!
11.11.2018
Farkında mısınız, seçmeniniz sandığa gitmeyebilir!
6.11.2018
Cihangir İslam’ın söz özgürlüğü...
1.11.2018
Cumhuriyet’in kimsesizleri...
31.10.2018
‘İlk 500 tutkusu’ (2): Ticari, sağa çek!
25.10.2018
‘İlk 500 tutkusu’ (1): Karl Marx’ı Türkiye’de doçent yapmazlardı
23.10.2018
Bindiği trenden inemeyen yolcunun hikâyesi...
21.10.2018
Biz kimiz ve temel bir ilkemiz var mı?
18.10.2018
Hınç toplumunda, yurttaş kalabilme marifeti
12.10.2018
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin dayanılmaz hafifliği…
11.10.2018
10 Ekim 2015’te, Ankara Garı’nda…
9.10.2018
Umuda ve kafa karşılıklarına olan ihtiyacımız...
5.10.2018
Konvoylardaki ‘önemli’ insanların yaşamımızdaki yeri nedir?
2.10.2018
İğneyle kazılan kuyunun dibindeki, umut...
1.10.2018
Affetmemek…
26.9.2018
Toplum değil, kalabalık; Akdenizlilik değil, itlik…
25.9.2018
Mehmet için yapısal reformlar, yok hükmündeydi...
20.9.2018
Dayak yememek için, Nazi’lere katılıyorlardı...
16.9.2018
Müteahhitle aynı gemideki işçiler ve zavallı muhalefet!
13.9.2018
Kitlelerin ruhu ile çocuk ruhu birbirine benzerdir...
10.9.2018
Bir Cumhuriyet okurundan…
4.9.2018
Hiç olmazsa hafta sonları tek ayak üzerinde durmasaydı...
30.8.2018
Bir kısım ‘laik’ yurttaşın, laikliğe olan acil ihtiyacı…
28.8.2018
Her gün 16.20’de, tek ayak üzerinde duracaktı...
27.8.2018
An…
23.8.2018
Savunma saldırıyor...
20.8.2018
#çoktanunuttuk…
18.8.2018
İdeolojileri bir yana bırakalım! Neden, biz ‘masa’ mıyız?
15.8.2018
Bedelli askerliğe dair, bazı notlar...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive