Murat YETKİN



Bookmark and Share

Kavala davasında aslında neler oldu?


23.02.2020 - Bu Yazı 235 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Osman Kavala’nın Gezi davasında beraat ettikten sonra, tahliye edilmeden yeniden tutuklanması, yargı-siyaset ilişkilerine dair senaryoların öne sürülmesine neden oldu.

Osman Kavala, Gezi Parkı protestoları yoluyla hükümeti devirmeye kalkıştığı suçlamasıyla 840 gün hapis tutulduktan sonra beraat etmesinden bir gün sonra, 19 Şubat’ta, bu defa 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişimine katıldığı iddiasıyla yeniden tutuklandı. Hapiste tutulmaya devam etti. Bu durum içeride ve dışarıda davayı yakından izleyen çevrelerin tepkisine neden oldu, yargı bağımsızlığı tartışmalarını alevlendirdi.
Oysa Kavala için, 15 Temmuz darbe girişimine yasadışı Fethullah Gülen örgütü adına katıldığı yolundaki suçlamadan daha önce, 11 Ekim 2019’da kanıt bulunamadığından, tahliye kararı çıkmıştı. Öyle anlaşılıyor ki, o dosya kapatılmamış. Hakkındaki suçlama da aynı: darbe girişiminden üç gün sonra, 18 Temmuz’da, ABD vatandaşı Henri Barkey ile Karaköy Lokantasında bulunmak.


Kavala’nın haksızca hapiste tutulmasına devam edeceğiz, ama önce bir saptamada bulunalım. Mayıs ve Haziran 2013 boyunca süren Gezi Parkı protestolarının, o dönem Başbakan olan Tayyip Erdoğan’ın AK Parti hükümetini devirmeye yönelik bir darbe girişimi olduğu iddiası düşmüş durumdadır. Bu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gezi Parkı protestolarını, kendisine yönelik Fethullahçı kumpasın başlangıcı sayması tezini de geçersiz kılan bir karardır. Nitekim Erdoğan’ın 19 Şubat’ta TBMM’de “Beraat ettirmeye kalktılar” diye karara tepkisini göstermesi ardından, Hakimler Savcılar Kurulu (HSK), beraat kararı veren mahkeme heyeti aleyhinde soruşturma başlatmıştır. Zaten İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Edip Şahin, beraat kararına itiraz etmiştir. Beraat kararının da Erdoğan’ın istediği yönde iptal edilmesi, günümüz Türkiye’sinde maalesef kimseyi şaşırtmayacaktır.

Kavala’nın tutuklanma nedeni

Şimdi gelelim Kavala’nın tutuklanmasına neden olan 15 Temmuz’a katıldığı, çünkü (darbe girişiminden üç gün sonra) Henri Barkey ile buluştuğu iddiasına. Kavala sorgusunda Henri Barkey ile buluşmadığını, Karaköy Lokantasında arkadaşlarıyla yemek yerken karşılaştığını, Barkey’i arkadaşlarıyla tanıştırdığını, zaten Barkey’in de o sırada başka bir grupla yemekte olduğunu söylemiş. Daha dört ay önce mahkemenin yeterli kanıt saymayarak bu suçlamayla hapiste tutulmasına gerek görmediği Kavala, dört ay sonra, Gezi davasından beraat almasının hemen ardından, yeniden sorguya alınarak işte bu aynı nedenle tutuklandı.
Barkey’nin 15 Temmuz’da Büyükada’da bir toplantıda bulunması, darbe girişiminin arkasında bulunan Fethullahçı örgütlenmeyle ABD istihbaratı CIA arasında köprü olduğuna kanıt gösterilmişti. Çünkü Barkey geçmişte, 1998-2000 yılları arasında, Bill Clinton döneminde ABD Dışişlerinin Siyaset Planlama Dairesinde (Türkiye’yi de kapsayacak şekilde) Orta Doğu, Doğu Akdeniz ve istihbarat konularında danışman-uzman olarak çalışmıştı. (Bu dönem, ABD’nin yasadışı PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanmasına yardımcı olduğu, aynı zamanda Fethullah Gülen’in ABD’ye gidip oturma izni aldığı dönemdi. Şimdiki CIA Başkanı Gina Haspel de Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı projesi üzerinde çalışan enerji uzmanı kisvesi altında CIA Ankara istasyonunun iki numarası olarak görev yapıyordu.) Barkey’nin Gülen ile CIA’nın darbe ilişkisine kanıt gösterilen bir başka bağlantısı da kıdemli -emekli- CIA ajanı Graham Fuller üzerindendi. Barkey ve Fuller, 1998 yılında “Turkey’s Kurdish Question – Türkiye’nin Kürt Sorunu” başlıklı bir kitap çıkarmıştı. Kitabın önsözünü önceki ABD Büyükelçilerinden Morton Abramowitz yazmıştı. Fuller ve Abramowitz, 1999’da Gülen’in Pennsylvania’da oturma izni alması için kefil olan imzacılar arasında yer almıştı.


Demokrat Parti eğilimli Barkey, Clinton iktidarı sonrasında görevden alınmış Lehigh Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışmaya başlamıştı. Ancak Türkiye’ye ilgisini yitirmemişti. Ne de olsa İzmirli Yahudi bir ailenin çocuğu olarak İstanbul’da doğmuş, sonradan ABD’ye göçmüştü; İstanbul onun da şehriydi. Şimdi hakkındaki mahkeme kararı nedeniyle gelemiyor ama eskiden geldikçe arardı, vaktim olursa görüşürdük, ben de ABD gittiğimde haberleşir, vakitlerimiz örtüştüğü ölçüde ölçüde buluşur konuşurduk.

Barkey ile görüşmek darbe girişimi kanıtı ise

Hatırlıyorum, bir görüşmede, benim Erdoğan ve AK Parti hükümetine yönelik eleştirilerimi eleştirmiş, Türkiye’de laik ve cumhuriyetçi aydınların Erdoğan ve yapmak istediklerine yeterince şans vermediği suçlamasında bulunmuştu. Şimdi de denk gelse konuşurum, çekinecek bir şeyim yok. Zaten Türk-Amerikan ilişkileri üzerine çalışıp da yaptığı işe biraz saygı gösteren herkes tanır, konuşurdu Barkey ile.
Örnek mi istiyorsunuz? Buyurun: Tarih 21 Kasım 2013. Yani Erdoğan’ın “FETÖ ile mücadelede milat” kabul ettiği 17-25 Aralık 2013 soruşturmalarına bir ay kadar var. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 22 Kasım’da ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ile -Büyükelçilik kanallarından değil, başka özel ilişkiler üzerinden alınan- randevu için Washington’da. Yer SETA Vakfı. Daha önce iki dönem, 2003 ila 2011 yılları arasında AK Parti milletvekilliği yapmış olan SETA Washington Koordinatörü Erol Cebeci, Başbakan Yardımcısı Arınç’a Türk-Amerikan ilişkilerinin oradan bakınca nasıl göründüğünü göstermek amacıyla bir toplantı düzenlemiş. Fotoğrafını aşağıda görüyorsunuz.

 

 

Dönemin Başbakan Yardımcısı Arınç, SETA Vakfının, Barkey dahil Türk-Amerikan ilişkileri uzmanlarıyla düzenlediği bir toplantıda görülüyor.

 

 

Arınç’ın hemen sağında Türkiye’nin o zamanki Washington Büyükelçisi Namık Tan görülüyor; resmi görevi gereği Arınç’a eşlik ediyor. Arınç’ın solunda, yüzünün tamamı görünmeyen kişi, Cebeci. Onun solunda halen SETA’nın Washington Koordinatörü olan Kadir Üstün görünüyor. Üstün’ün yanında yüzü yandan görünen ve Arınç’ı dikkatle dinleyen kişi de Henri Barkey.
Bir ayrıntı daha var. Bu görüşmeden 6 ay kadar önce, Mayıs 2013’te, yani Gezi protestolarının başlamasından bir hafta kadar önce, Arınç medyaya Başbakan Erdoğan’ın onayıyla Gülen’le görüşüp “Bir emri, isteği” olup olmadığını sorduğunu açıklamış. Dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve bugünün Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Arınç, eşiyle birlikte Washington’dan Pennsylvania’ya 4 saatlik kara yolculuğuyla gidip 3 saat hasret gidermişler; öyle açıklamış ve “hükümetle cemaat arasında soğukluk iddialarını”, böylece yalanlamış.

Peki, neler oldu? Kavala takıntısı mı?

Barkey ile görüşmenin, hatta Kavala’nın ifadesine göre karşılaşmış olmanın Kavala’nın darbe girişimine katılma kanıtı olmadığını eminim onu tutuklayan hâkim kadar, Erdoğan da biliyordur.
Kavala-Soros bağlantısına gelince, geçmişte Erdoğan da şimdi “Yahudi milyarder” diye hedef aldığı George Soros ile görüşümüş, yatırımlarını Türkiye’ye çekmek için çaba sarf etmişti.
Medya’da bir ara “Kızıl milyarder” diye isim takılan Kavala’nın, Fethullahçı askeri darbe girişimi örgütlenmesine katıldığına Erdoğan’ın da inanmadığından adım gibi eminim. Ama Erdoğan’ın Kavala’yı “rehin alındı” suçlamalarına rağmen hapiste tutmak istemesinin bir nedeni de olmalı. HDP eski eş başkanı Selahattin Demirtaş’ın içeride tutulmasının nedenini az çok tahmin etmek mümkün: siyasi bir rakip olarak sahada görülmesi istenmiyor. Erdoğan’ın gayrı resmi koalisyon ortağı gibi davranan MHP lideri Devlet Bahçeli’nin de isteği bu. Peki, Kavala’ya neden bu kadar takılmış vaziyette?
Peki, Kavala’nın beraat almasıyla yeniden tutuklanma talebinde bulunulması arasınde geçen sürede neler oldu. Konu Erdoğan’ın “Beraat de, tutuklama da yargı kararı” diye saygı gösterilmesini beklediği kadar basit mi? Neden kimsenin beklemediği bir anda bütün Gezi sanıkları beraat ettikten sonra, yalnız Kavala -başka nedenle- yeniden tutuklandı?

Hukuk ve siyaset çevrelerindeki iddialar

Birincisi, mahkeme heyetinin, iki buçuk yıldır tek bir hukuki kanıt koyulamamış dosyanın vicdani ve siyasi ağırlığına artık dayanamayarak beraat kararı verdiği, ama başsavcının tepeden müdahaleyle bunu engellemeye çalıştığı. Her ne kadar yargı üzerindeki siyasi baskıyı gösterse de, en basit açıklama bu.
İkincisi, Avrupa İnsan hakları Mahkemesinin (AİHM) 10 Aralık ’ta aldığı gezi sanıklarının tahliyesi kararına (itiraz süreciyle geri alınma ihtimali yüksek olsa da) uyulduğu görüntüsünün verilmesi. Oysa 15 Temmuz davaları konusunda AİHM Anayasa mahkemesi süreçlerini bekliyor. Bu iddia da yargının artık tamamen iktidarın siyasi ihtiyaçlarına göre karar aldığı tezi üzerine kurulu.
Üçüncüsü, bütün bu olan biten kargaşanın yargı içindeki fraksiyonların kavgası sonucu yaşandığı. Hangi fraksiyonlar mı? Bu konuda bilgi toplama sürecim devam ediyor, yeterince olgunlaştığında yazacağım.
Ama Kavala’nın durumu Erdoğan açısından neredeyse bir saplantı boyutunu almaya başlamış görünüyor. Belki Erdoğan’ın gözünde Kavala, karşı olduğu her şeyi temsil eden bir simgedir, bilemiyorum. Belki Erdoğan bu yolla Türkiye’de sivil toplumun kendi iradesi dışında güçlenmesini caydırmak istiyor. Ama bu durum artık sadece Kavala ve sivil toplum hareketini değil, yargının kalan itibarını ve Türkiye’yi yaralayan bir hal almaya başladı. Bunu görmek gerekiyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
6.04.2020
Kılıçdaroğlu’dan Erdoğan’a: Cevap vermeyeceğim, çünkü…
4.04.2020
Akşener: devletin vatandaşa vereceği 550 milyonu yok mu?
3.04.2020
İstanbul salgın üssüne dönerken Erdoğan neyi bekliyor?
1.04.2020
Cumhurbaşkanı artık bu seslere kulak vermeli
31.03.2020
Virüsü Erdoğan’ın 7 aylık maaşı mı durduracak?
30.03.2020
30 Büyükşehire valiler eliyle korona-yönetimi
25.03.2020
Korona-kriz hakkında söylenmeyenler, bilmediklerimiz
24.03.2020
Erdoğan daha neyi bekliyor? İtalya’ya, İran’a dönmeyelim
22.03.2020
Salgına hazırlıklı yakalandığımıza inanan var mı?
20.03.2020
Salgına hazırlıklı yakalandığımıza inanan var mı?
12.03.2020
Petrol savaşı, Suudi saray darbesi, Türkiye
9.03.2020
AB ile mülteciler üzerinden yeni anlaşma arayışı başlıyor
6.03.2020
Erdoğan’la Putin 5 saat bunu mu konuştular?
5.03.2020
‘Rusya’yla anlaşıp doğalgazı ucuzlatmak mümkün’
4.03.2020
Arap baharı unutulunca hesaplar Şam’dan döner
2.03.2020
Trump kilit ismi Erdoğan’a gönderiyor
1.03.2020
Rusya’yla gerilim artarken NATO hava desteği vaat ediyor
26.02.2020
Erdoğan-Putin zıtlaşması Suriye görüşmelerini çökertebilir
25.02.2020
Suriye ve Libya şehitleri gölgesinde zor diplomasi
23.02.2020
Kavala davasında aslında neler oldu?
19.02.2020
ABD, YPG’yi uyardı: Türkiye’yle çatışırsanız korumayız
18.02.2020
Türkiye’den geldiğimi duyunca Kavala’yı soruyorlar
14.02.2020
Fethullahçıları devlete CHP mi, “Bay Kemal” mi yerleştirdi?
12.02.2020
Beş şehit haberi Ankara’ya Ruslarla görüşürken geldi(*)
8.02.2020
Erdoğan’ın Van’da 33 ölüm haberine tepkisi ne oldu?
5.02.2020
Suriye’de şehit sayısı artıyor, Rusya ile gerilim
3.02.2020
İmamoğlu’nu bırakın da Erdoğan’a sorulan sorulara bakın
28.01.2020
Merkel’in ziyareti AB’yle ilişkilere yarayacak mı?
24.01.2020
Halkbank ile hatırladık: ABD ile kriz devam ediyor
23.01.2020
Ekonomi ve siyasette dipten gelen dalga
12.01.2020
Libya’da ateşkes: yine Putin, yine Erdoğan’la
7.01.2020
ABD – İran krizi Türkiye’yi nasıl etkiler?
5.01.2020
“AKP ikiz doğuruyor”: Kılıçdaroğlu
31.12.2019
Çölaşan ve Doğru’ya “FETÖ’cü” diyen yargı adalet mi dağıtıyor?
29.12.2019
Rusya: Kanal İstanbul, Montrö’yü değiştirmediği sürece, Türkiye’nin meselesi
26.12.2019
Kanal İstanbul üzerine üç kritik soru
24.12.2019
Laik anayasayı İslami ölçülere uydurma çabası
22.12.2019
Trump imzaladı. Deniz bitti bitiyor. Şimdi ne olacak?
20.12.2019
Libya ikinci Suriye olmamalı
18.12.2019
ABD ile kafa kafaya, tam gaz gidiyoruz
17.12.2019
Mansur Yavaş ve CHP’nin belediyelerde yükselişi
14.12.2019
Gelecek seçim partiler değil, cepheler arasında olacak
12.12.2019
“Kavala bırakılır mı?” derken, Erdoğan, Orhan Pamuk’a terörist dedi
25.11.2019
Kılıçdaroğlu’nun suçu
23.11.2019
Ben o gazetecilerden değilim. Olmayanlar söylesin
16.11.2019
Erdoğan-Trump: Bilanço
14.11.2019
Kabus senaryosu
10.11.2019
Erdoğan’ın büyük üzüntüsü: ilahiyatçılar neden öğretmen olmak istemiyor acaba?
28.10.2019
Bağdadi’nin ölümünde Türkiye’nin rolü ve sonrası
24.10.2019
Suriye’de Putin kazandı, Erdoğan kazandı. Peki, kim kaybetti?
22.10.2019
Güvenli Bölge üzerine 13 güvensiz soru
19.10.2019
ABD Suriye’de Güvenli Bölgeyi nihayet kabul etti ama…
17.10.2019
ABD yaptırımlarının beş muhtemel sonucu
15.10.2019
Erdoğan IŞİD konusunda da söylediğini yaptığını göstermeli
11.10.2019
Suriye harekâtındaki ilk günün tahlili
7.10.2019
Bahçeli’nin Erdoğan’ı çektiği Kılıçdaroğlu tuzağı
5.10.2019
Ankara’da küçük siyasi yer sarsıntılarına hazır olun
2.10.2019
Gazeteci soramaz, bilim insanı söyleyemezken Yargı Reformu
22.09.2019
AK Parti’de neler oluyor? Maklube tartışmasının perde arkası
6.09.2019
İçeride ve dışarıda Erdoğan’ın zor günleri. (*)
6.08.2019
Erdoğan dertlerinin çözümünü Fırat’ın doğusunda görüyor olabilir, peki ya Türkiye?
28.07.2019
Türkiye Rusya’ya bağımlı hale getirilmemeli: Kılıçdaroğlu hükümeti de, ABD’yi de uyarıyor
16.07.2019
94 kuşağı: Fethullahçılar orduda nasıl yükseldi? (*)
10.07.2019
Kılıçdaroğlu ve Akşener, Erdoğan’ı nasıl alt etti?
2.07.2019
Trump ve bir gelişme daha Erdoğan’ı Türk ekonomisinde ciddi bir hasardan kurtardı; ama şimdilik
26.06.2019
Erdoğan’ın İmamoğlu’na yenilgisinden çıkan dersler
22.06.2019
Erdoğan-Bahçeli ittifakı seçim kazanmak için Öcalan’dan mı medet umuyor?
18.06.2019
Dağ fare doğurdu; yayın seçim sonucunu etkilemez
27.05.2019
S-400 krizinden çıkışta bir ihtimal daha var
20.05.2019
Atatürk’ün mirası ve Erdoğan Türkiye’si
16.05.2019
Erdoğan zora düştükçe daha da sertleşebilir (*)
14.05.2019
İmamoğlu: İsrafın belgelerini açıklayacağız
10.05.2019
Üçüncü Perde: Erdoğan, İmamoğlu’nun yine kazanacağını anlarsa 23 Haziran’ı engelleyebilir mi?
30.04.2019
AK Parti bünyesinde seçim sarsıntısı göründüğünden daha ciddi
23.4.2019
Asıl tehlikenin farkında mısınız? Ve asıl çıkış yolunun?
9.4.2019
İstanbul seçimine dair son duyumlar ve Türkiye’nin önündeki 8 sıcak gün
7.4.2019
İktidar bağımlılığı / iktidar sarhoşluğu
14.2.2019
Artık “ana akım” yok, “baskın medya” var
24.11.2018
Sıcağı sıcağına AK Parti-MHP yorumu: köprüden önceki son çıkış ihtimali
9.11.2018
Seçim sonuçları Trump’ın Türkiye siyasetini nasıl etkileyecek?
30.10.2018
Yalnızca “Yaşasın Cumhuriyet” Demek Yetiyor mu?
20.10.2018
Trump, Salman’a Kaşıkçı’nın bedenine ne olduğunu da soracak mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive