Mustafa PAÇAL

[email protected]



Bookmark and Share

Devlet ve adalet…


2.09.2020 - Bu Yazı 201 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  İnsanlık tarihi boyunca adalet arayışı hiç bitmemiş; adaleti sağlamak ve adaletli olmak oldukça sorunlu bir toplumsal ve siyasi mecra olarak sürekli bir tartışma ve çatışma alanı olagelmiş.

Devletler tarihi adalet ve yargılama alanında sayısız haksızlıklar ve hukuksuzluklarla doludur.

Bazen aklıma gelir bu söz “Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.” İngiliz bilim adamı William Watson söylemiş…

Adaleti sağlamanın kıyamet kopmasıyla eş değer gören bir görüş bu…

Bence de öyle…

Devletler adaleti sağlamayı kendi güvenlikleri için risk alanı olarak görüyor.

Çünkü devlet adaletli olmaya kendinden başlamak istemiyor.

Aristo “adalet ilkin devletten gelmelidir. Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir.” der..

Sıcak bir örnek Belarus seçimleri…

Belarus başkanlık seçimleri öncesi, tüm muhalif liderler ya susturuldu ya da hapse atıldı. Seçimler bu ağır baskı koşulları altında yapıldı ve sonucunda halk oylamada sahtecilik yapıldı diye meydanlara çıktı.

Yüzbinlerce insan “adil seçim istiyoruz” diye haykırdı.

Sonuçta ne oldu peki?

SSCB sonrası 1994 yılından beri devlet başkanı olan diktatör Lukoşenko, adeta devleti babasının çiftliği gibi yönetti ve halka cevabı elinde tüfekle tam bir şehir eşkıyası görünümde kendi halkını ölümle tehdit etti.

Yani devlet ve adalet birbirine yakın kavramlar değil…

Oysa birbirlerini tamamlayan hukuk devletleri de var dünyada…

Genel olarak Avrupa Birliği (AB) üyesi devletler, bu hukuk devletleri…

Hani sözüm ona bizim de tam üyelik müzakereleri yürütürken masaya tekme atıp dosyayı kapattığımız AB bu AB…

Bir yandan da AB üyeliği nedeniyle sürdürülen müzakereler nedeniyle bir iki önemli adımda atılmadı değil…

2001 anayasa değişikliği ile idam cezası kaldırıldı.

Daha sonra 7.Mayıs.2004 tarihinde anayasanın 90. Maddesinde yapılan bir değişiklikle “uluslararası anlaşmaların iç hukukun üzerinde” olduğunu düzenleyen bir yenilik anayasaya girmiş oldu.

Gerçi daha sonra eline halat alan seçim meydanlarında “idamı geri getireceğiz” diye esip üfürmüş olsalar da şükür şimdilik bir şey olmadı.

Ancak anayasanın 90.madde için durum aynı değil…

Ak Parti iktidarı, kamuoyu tarafından da takip edilen Mehmet Altan davasında AİHM kararını üç ay süreyle görmezden geldi ve kararı uygulamayarak hak ihlalinde bulundu.

Ha keza yine kamuoyu tarafından bilinen Osman Kavala davasında AİHM’in serbest bırakılması kararı halen uygulanmıyor. Osman Kavala 1063 gündür tutuklu ve özgürlüğünden mahrum bırakılıyor.

Yine, AİHM’in Selahattin Demirtaş hakkında verdiği tahliye kararı da uygulanmadı.

Sonuçta TC devleti artık bir hukuk devleti olarak görülmüyor.

Bu çoktandır böyle, kendi anayasa ve yasalarını bile hiçe sayan iktidar, yargı ve hukuk konusunda memleketi gayya kuyusuna atmış görünüyor.

Oysa TC, adil yargılama hakkı ve hukuk devleti olma taahhütlerini uluslararası anlaşmalarla çok önceden kabul etmiş bir devletti.

Türkiye Avrupa Konseyi kurucu üyesi olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) 4.11.1950 imzalayan ilk ülkeler arasında yer almıştı.

Yine, Türkiye Birleşmiş Milletler Siyasi ve Medeni Haklara ilişkin sözleşmeyi 15.Ağustos.2000 yılında geçte olsa imzalayan ülkeler arasına katılmıştı.

Ayrıca bir askeri darbe anayasası da olmuş olsa, 1982 anayasasının 36.maddesi de adil yargılama hakkını anayasal güvence altına almıştır.

Şimdi iktidar tüm bu zorunlukları yok sayan ve bir kabile devleti gibi davranmakla, sadece yurttaşlarına karşı haksızlık ve hukuksuzluk yapmış olmuyor, aynı zamanda bu durum, ekonominin kötüye gitmesine ve uluslararası alanda itibar kaybetmesine de neden oluyor.

Ve çok üzücü ve bir o kadarda sarsıcı olay da Avukat Ebru Timtik’in ölümüdür.

Timtik, devletten sadece adil yargılanma hakkı talep etti ve Israrla talep etti. Mahkeme ona gizli bir tanığın verdiği ifade ile terör örgütü üyeliği nedeniyle 13 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Dava dosyası yapılan itiraz nedeniyle Yargıtay’a gitti. Yargıtay ısrarla dosyayı işleme koymadığı gibi adil yargılanma feryatlarına da kulaklarını kapadı.

Diğer yandan yine bir avukat olan Aytaç Ünsal’da ölüm orucunda adil yargılanma talep eden diğer bir insandı.

Evet, gizli bir tanığın ifadesiyle terör örgütü üyeliğinde ceza almışlardı.

Oysaki, Türkiye’nin de altında imzası olan AİHS’in genel olarak adil yargılanma ilkeleri ve özellikle de 6.maddesi 3.bent 4.şıkkı bakın ne diyor.

“İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;”

Bu dava demek ki AİHM’e gitse Ebru Timtik’in suçsuz olduğu ortaya çıkacaktı.

Ebru Timtik’te bir avukat olarak bu durumu bildiği için ısrarla adil yargılanma hakkı istedi.

Ama olmadı yapmadılar, üç maymunları oynadılar ve gencecik bir kadının hayatıyla oynadılar.

Kimse unutmasın adil yargılanma bir gün herkes için gerekli olabilir.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.09.2020
Devlet ve adalet…
26.08.2020
İktidarı sürdürebilmenin iki yolu…
15.08.2020
Garip olan bilmediklerini de bilmiyorlar…
25.12.2019
Daron Acemoğlu ne demedi?
28.07.2019
İttifak şart
18.6.2015
CHP + MHP + HDP hükümeti bekleniyor
11.6.2015
Yeni dönemin siyaseti…
4.6.2015
Bu sefer HDP…
28.5.2015
Direnişten, değişime Renault deneyimi…
21.5.2015
HDP ve Reno işçileri
30.4.2015
HDP Meclis’te olmalı…
23.4.2015
Yüzyıllık acı: Ermeni Soykırımı…
16.4.2015
1 Mayıs siyaseti…
9.4.2015
İş cinayetleri önlenebilecek mi
02.04.2015
Meksika tipi başkan…
26.03.2015
Eğitimde tam çuvalladık
19.03.2015
Umutlar yine başka bahara kaldı…
12.03.2015
Ücretlerin sefaleti…
05.03.2015
On maddelik umut…
26.02.2015
Mevsimlik tarım işçileri…
19.02.2015
Bu ne hâl = OHAL !
12.02.2015
HDP’nin kumarı ve manifestom…
05.02.2015
Patrona kıyak, işçiye yasak…
29.01.2015
Sendikal istatistiklerin söyledikleri…
22.01.2015
İşsizlik sorununa bakış…
15.01.2015
Charlie Ebdo dersleri…
09.01.2015
Ekonomi ve reel ücretler…
01.01.2015
2014 kayıp yıl…
25.12.2014
Ekonomik hukuk devleti ve AB…
18.12.2014
‘Düşmanlık iklimi’
11.12.2014
‘Askerî ücret’
04.12.2014
Soma cehennemi...
27.11.2014
Küresel adaletsizlik artıyor
20.11.2014
Güvenli çalışma, güvenli yaşam istiyoruz...
13.11.2014
'Algı ekonomisi'
06.11.2014
Yeni(k) Türkiye...
30.10.2014
İşsizlik/ yoksulluk sarmalı...
23.10.2014
Sıkıyönetim devleti ve ekonomisi...
16.10.2014
Ekonominin gerçek önceliği ne
09.10.2014
AB ‘ileri değil geri gittiniz’ dedi
02.10.2014
Umut kapısı..
25.09.2014
U dönüşü...
18.09.2014
Sendikal ayrımcılık hukuki değil...
11.09.2014
Batsın böyle işçilik...
04.09.2014
Davutoğlu’na inanmak istiyorum..
28.08.2014
'Orta sınıf tuzağı' ve CHP
21.08.2014
Türkiye ekonomisi üçlü risk altında...
14.08.2014
Umutsuzluğu seçtik...
07.08.2014
Ekmel Bey neden desteklenmeli...
31.07.2014
Seçimin ekonomi-politiği...
24.07.2014
Erdoğan seçilemezse neler olabilir
17.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarına soruyorum...
03.07.2014
Taşeron işçilerinin umudu Meclis’te...
26.06.2014
Yeni sendikal alıştırmalar...
19.06.2014
Sendika (2)
13.06.2014
Sendika...
05.06.2014
#taşeronizm
29.05.2014
Sosyal çürüme ve taşeron işçileri
22.05.2014
Ucuz hayatlar ülkesi...
16.05.2014
Soma ölüm çukuru...
08.05.2014
Ekonominin demokrasiyle alışverişi...
10.04.2014
Ekonomide de soğuk savaş yıllarına dönüş...
06.03.2014
Mevsimsel zıtlıklar...
27.02.2014
AB müzakereleri duruyor gibi...
20.02.2014
Kırık ekonomi...
13.02.2014
Sağlam otorite...
06.02.2014
Gıda tüketiminde küresel adalet arayışı...
30.01.2014
Türkiye’nin ekonomik politiği...
16.01.2014
Kamu ihaleleri, yolsuzluk ve şeffaflık...
09.01.2014
Savaş ve seçim ekonomisi...
03.01.2014
Asimetrik devlet...
26.12.2013
Araştırma görevlileri YÖK kıskacında...
19.12.2013
Ev eksenli çalışma...
12.12.2013
Asgari ücret...
05.12.2013
KOBİ’ler ve sosyal inovasyon
28.11.2013
Çocuklar için...
21.11.2013
Özel dershaneler...
14.11.2013
Öğrenci evleri yahut KOBİ’lerin denetimi...
07.11.2013
KOBİ’ler sosyal sorun alanı...
31.10.2013
A-sosyal Türkiye...
24.10.2013
Ortadoğu siyaseti yeniden kuruluyor
17.10.2013
Dünya Gıda Günü ardından...
10.10.2013
Kıdem tazminatı
03.10.2013
Daha fazlası olmalıydı...
26.09.2013
Sosyal diyalog ve Çalışma Meclisi...
19.09.2013
İstihdamda ulusal strateji ne demek
12.09.2013
Değerli yalnızlıktan çıkış yolu...
05.09.2013
Velev ki, Amerikalı işçi de olsanız...
29.08.2013
Başbakan hâlen bir umut olabilir mi
22.08.2013
Düzgün ve yeşil işler yaratmak...
15.08.2013
İşçiler Aşk Gemisi’nde ölünce...
08.08.2013
Demokratik ekonomi yönetimi...
01.08.2013
Yeni olan ‘demokratik ekonomi’
25.07.2013
Ucuz emek ekonomisi
18.07.2013
#direnyenianayasa
11.07.2013
Camp David darbesi mi
04.07.2013
Acı söz...
27.06.2013
Avrupa’ya karşı oryantalist diklenme...
20.06.2013
Demokrasi ve Gezi dersleri...
13.06.2013
Gezinin ekonomi/politiği
05.06.2013
Başlarken
30.05.2013
İşçiler neden greve çık(a)madılar
10.05.2013
Hem barış ve hem de demokrasi birlikte anlamlı...
31.01.2013
Müzakerelerin üçüncü tarafı olmak…
09.01.2013
Artık barış istiyoruz çünkü bedelini ödedik
21.12.2012
Taraf yoluna devam ediyor hala...
10.12.2012
Solun demokrasi ile ilişkisi...
18.11.2012
Neo-liberalizme karşı neo-demokrasi
08.11.2012
Yönetim yöntemlerinde devrimci dönüşüm gerekli
29.09.2012
SENDİKAL HAKLARIN ANKARA KRİTERLERİ OLMAZ…
06.09.2012
Yeni umutlar ve yeni yollar...
01.06.2012
1 MAYIS 2077'de neler olacak!
05.04.2012
TÜRKİYE’NİN STRATEJİK SEÇİMLERİ…
07.02.2012
Devrimcilikten demokratlığa uzun ince bir yol
06.01.2012
Kapitalizme soldan farklı müdahale olamaz mı? (1)
22.11.2011
OLAYLARA ÜÇÜNCÜ GÖZLE BAKMAK…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive