Nabi YAĞCI / Taraf Yazıları



Bookmark and Share

Dil değişmek zorunda


07.10.2010 - Bu Yazı 1645 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 

Demokrasi kültüründe dilin kurucu işlevi çok önemli. “Çoğulcu” bir demokratik siyasi rejimde dil, çoğulculuğu sağlamanın en önemli aracı olur, zira katımcılığa davet dille yapılır, davetiye göndererek değil. Çoğulcu değil de çoğunlukçu veya onun karşı ucu olan elitist bir siyasi rejimde dil davet edici değil dikte edicidir.

Türkiye çok partili siyasete geçtiği 1950’den bu yana elitist siyasetlerle çoğulcu değil ama çoğunlukçu uçlar arasında gidip geldi, fakat çoğulcu bir siyasi demokrasi kurulamadı. Bunun en önemli nedeni demokratik kültürün gelişmemişliği ise bunu da hazırlayan, olan anayasal sistemdi. Şimdiye dek bütün anayasalar devletin bütünlüğünü korumayı esas aldığı için çoksesliliğe kapıları kapatmıştı. Türkiye geçmişe göre son yıllarda hayli yol almış olsa da hâlâ ifade özgürlüğü önünde ciddi yasal engeller var. Bunun böyle olduğunu basına açılan davalardan, yargılanan yazar ve gazetecilerden ve hatta hapiste yatanlardan anlıyoruz. Geçenlerde Ahmet Altan Taraf’a açılan sayısız davalar nedeniyle şikâyetini dile getirmişti.

18 ekimde KCK operasyonuyla tutuklananların davası başlayacak. 1500 kadar insan iki yıla yakın tutuklu olarak dava açılmasını bekledi. Gözaltına alınıp tutuklananların arasında halkın seçtiği belediye başkanları var, BDP üyeleri var, sendikacılar, avukatlar, çeşitli mesleklerden insanlar, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri var. Açıklanan iddialar içinde silahlı bir eyleme karışma suçuna dair bir şey görmedik. Kuşkusuz dava başladığında bu operasyonun nedenleri konusunda daha fazla bilgileneceğiz. Aynı şekilde Ergenekon davasında da uzun süren tutukluluk hali artık insan hakları ihlali anlamına geliyor. Benim burada işaret etmek istediğim husus düşünce ve ifade özgürlüğü üstünde baskılar varken çoğulcu bir demokrasiyi değil kurmak, söz dahi edemeyeceğimizdir. Fakat asıl meselem malumun ilamı olan bu konu da değildir.

12 Eylül 2010 halkoylaması, sonuçları açısından hep söylediğimiz gibi pek çok nedenle bir milattır. Yalnızca doğurmuş olduğu siyasi sonuçlar açısından değil, bir zihniyet değişikliğine herkesi zorladığı açısından da bu sonuçları okumak gerekir. Oylama sonrasında yapılan bir ankette halk referandumda niye “Evet” demiş olduğunu açıklarken en başa “demokrasi ve özgürlüklerimiz için” demişti. Demek oluyor ki, demokrasi ve özgürlük talebi birinci sırada. Bu ise yükselen demokrasi bilincinin açık göstergesi. O halde demokrasimizin önündeki engelleri temizleme görevi ivedi bir görev.

Yanı sıra 12 Eylül halkoylamasıyla halk yeni bir anayasa yapma iradesinin kendinde olduğunu söylemiş oldu. “Evet” diyerek. Böylece kurucu irade tartışması da bitmiştir bana göre. Eğer durum buysa yeni anayasa kapalı kapılar ardında yapılamaz. Parlamentodaki partilerin biraraya gelmeleri, bir uzlaşma zemini yaratmaları elbette çok önemli ama bu yetmez, bu durum dünde kalmıştır. Kısmi anayasa değişikliği için mücadele vermiş kuruluşlar ve kişiler bu uzlaşmanın aktif tarafıdırlar artık. Üç beş parti biraraya gelsin bir taslak çıkarsın veya “bir haftada anayasa değişikliği yapılır” gibi düşünceler dile getirenler halkoylamasının ne dediğini anlamamışlar demektir. Bu nedenle BDP Genel Başkanı Demirtaş haklıdır, yeni anayasa bir sivil anayasa olmak durumundadır ve yalnız üç beş partinin kendi aralarındaki uzlaşma sivil anayasa yapmaya yetmez. Kaldı ki eğer sivil toplum ağırlığını duyurmaz ise bu üç beş parti kendi aralarında yeni bir anayasa için uzlaşamazlar da. Veya ortaya anayasa taslağı olarak çıkacak olan metin 12 Eylül Anayasası’nı tasfiye anlamına gelmeyecektir.

Öyleyse şuraya varmış oluyoruz: Çoğulcu, sivil demokratik bir anayasa ancak katılımcı yöntemlerle yapılabilir. Bu ise yalnız anayasa yapma konusunda değil siyasetin her alanında bir zihniyet değişikliği yaratmak üzere yeni bir dil ve üslup değişikliği yaratmaya ve buna hemen şimdi başlamaya zorunluyuz.

Örneğin bana göre Başbakan “Seçimlerden önce gündemimizde anayasa değişikliği yok” gibi bir cümle kuramaz, kurmamalı artık. Bu dünde kaldı. Zira kısmi anayasa değişikliğine “yetmez ama evet” dedik, hatta kendisi de söyledi bunu. O halde eğer bir tarih belirlenecekse bile buna tek başına hükümet karar vermemeli. O tarih de tartışılmalı, müzakere edilmelidir. Bunu derken seçimlerden önce yeni anayasa yapılabileceğini düşündüğüm için söylemiyorum, kanımca yapılamaz, ama diyorum ki böyle bir karar halkoylamasından sonra artık tartışılmaksızın tek başına hükümetin tasarrufunda bir karar olarak görülmemeli. En azından Meclis gündemine gelmeli.

Çoğulculuk dilde başlar.

.

Facebook Yorumları

Kod8
21.10.2012
Belirsizlikler zamanı ve ütopya zamanı
07.05.2012
Üzgünüm
03.05.2012
Gerçek muhalefetin ayak sesleri
30.04.2012
Hasan Tahsin gerçekte kimdi
28.04.2012
Sıcağı sıcağına...
26.04.2012
Tarihe doğru uzun yürüyüş
23.04.2012
Umudun gücü...
21.04.2012
Dürüstlük üstüne
19.04.2012
Ölüm sınırına gelindi
16.04.2012
‘Silahsız kuvvetler darbesi’
14.04.2012
Bir dokun bin ah işit...
12.04.2012
Savaşlar çaktırmadan gelir...
09.04.2012
Çocuklar müdahil olmalı asıl
07.04.2012
Paradokslar cenneti
05.04.2012
Aldatılmayla yüzleşme
02.04.2012
Değişimin iki evresi
31.03.2012
Yeni statüko
29.03.2012
Gerçekten de bu strateji yenidir
26.03.2012
Newroz sonrası duyarlılık
24.03.2012
Bir yumruğun düşündürdükleri
22.03.2012
Güçlü devlet paranoyası
19.03.2012
AB’ye gerçekçi bakış
17.03.2012
Ufuk çizgimizi yitirdik (2)
15.03.2012
Bu talep desteklenmeli
12.03.2012
Fare kapanındaki peynir
10.03.2012
Kıbrıs’ta ne oluyor
08.03.2012
Ufuk çizgimizi yitirdik (1)
05.03.2012
Şeytan ‘münferitte’ oturur
03.03.2012
Yüzleşme kaçınılmaz
01.03.2012
28 Şubat’ın yarım kalmış dersleri
27.02.2012
‘Jıneps’
25.02.2012
‘Ne olmalı’yı konuşalım biraz da
23.02.2012
Açlık grevlerine dikkat
20.02.2012
Cemaat meselesi üstüne
18.02.2012
Devlet kerterizi
16.02.2012
Devleti koruma kanunları
13.02.2012
Sorular ve demokrasi
11.02.2012
Cadı kazanı kaynıyor
09.02.2012
‘Medeniyet dili’
06.02.2012
Eğitmenleri kim eğitecek
04.02.2012
‘Hangi din, hangi dindar gençlik’
02.02.2012
‘Cahil adam’
30.01.2012
Tebrikler Murathan Mungan
28.01.2012
28-29 Ocak...
26.01.2012
Kaygılı bekleyiş
23.01.2012
Derinlik vurgunu
21.01.2012
Utanıyor muyuz?
19.01.2012
Türkiye’nin vicdanı kanıyor
16.01.2012
Zor bir sorun, sivilleşme
14.01.2012
Sivillerin askerleşmesi
12.01.2012
İçimdeki buruk sevinç
09.01.2012
Dokunulan, vatandaş-generaldir
07.01.2012
Tarihî karar/ tarihî tutuklama ve bir soru
05.01.2012
Günahlar örtüldükçe çoğalır
02.01.2012
Uzaklaştığımız bir duygu
31.12.2011
Barışa değil savaşa odaklanırsanız...
29.12.2011
Tesadüf değil bunlar
26.12.2011
Mahşerin troykası
24.12.2011
Bir kitap tanıtımı
22.12.2011
Yeni gözaltı dalgası
19.12.2011
Sessizlik yine de iyi
17.12.2011
Başladı bile
15.12.2011
‘...gibi’ olmak en kötüsü
12.12.2011
Sivil yok ki vesayeti olsun
10.12.2011
Fikre yasak, şikeye özgürlük
08.12.2011
Yeni siyaset anlayışı üstüne
05.12.2011
Demokrasiyi araçsallaştırmak
03.12.2011
Milliyetçi asimetri
01.12.2011
Kürtlere rağmen sorun
28.11.2011
Güven asimetrisi
26.11.2011
‘Kim demokrat kim steril’
24.11.2011
Neler oluyor?
21.11.2011
Yanıltıcı üç argüman
19.11.2011
Adil olmak zor zanaat
17.11.2011
Mesele bu mu?
14.11.2011
BDP’nin kapatılması cinayet olur
13.11.2011
Predatorlar da geldi
10.11.2011
Fikir özgürlüğüne sınır olmaz
07.11.2011
KCK ve statüko (2)
05.11.2011
KCK ve statüko (1)
03.11.2011
Yeni anayasayı tutuklular yapsın bari..
31.10.2011
Kötü gidişat
29.10.2011
Hâlâ düşünce ve siyaset suçu...
27.10.2011
‘Önce insan’ demedikçe
24.10.2011
Durmak çözüm getirebilir
22.10.2011
Askerî değil asgari çözüm
20.10.2011
Başarılı bir konferansın ardından
17.10.2011
Kültürel yakınlaşmalar
15.10.2011
Ekonomi ve siyaset
13.10.2011
Kaostan kosmos çıkarabilmek
10.10.2011
Bölgesel özerkliklerin artan önemi
08.10.2011
Problemin kaynağı
06.10.2011
BDP’nin dönüşü fark yaratmalı (2)
03.10.2011
Ne yaptık ki bu Kürtlere
01.10.2011
BDP’nin dönüşü fark yaratmalı (1)
29.09.2011
Yeni Türkiye’ye yeni dil gerek
26.09.2011
Yeni İpek Yolu, yeni Türkiye
24.09.2011
Yeni Türkiye ve sorunları
22.09.2011
Bıkkınlığa direnmek
19.09.2011
20. duruşma ve saygınlık
17.09.2011
Yeni paradigma ‘daha fazlası’
15.09.2011
İnce çizgi
12.09.2011
Geriye baktığımda
10.09.2011
Yıkmak ve kurmak üstüne
08.09.2011
Çatışmaya rağmen demokrasi
05.09.2011
Çoğulculaşamayan çoğulluk
03.09.2011
Çoğulculaşamayan çoğulluk
01.09.2011
Yeni Türkçülük
29.08.2011
Çoğulcu kamuoyları
27.08.2011
Barışı demokrasi getirir
25.08.2011
İşte bu adım önemli
22.08.2011
‘Niye çözülemiyor’a bir yanıt
20.08.2011
Amasız, fakatsız demokrasi
18.08.2011
BDP Meclis’e dönmeli
15.08.2011
Toplumdan topluluklara doğru
13.08.2011
Ne istiyorlar?
11.08.2011
Başka meselelerimiz de var
08.08.2011
Açık müzakere çağrısı
06.08.2011
Birlik ama nasıl birlik
04.08.2011
Muhalefet aranıyor
01.08.2011
Devrimsi normalleşme
30.07.2011
İki ayrı ‘birlik’ anlayışı
28.07.2011
Denklemdeki sır
25.07.2011
Üçüncü dinamik
23.07.2011
Demokratik Özerklik tartışılmalıdır
21.07.2011
Savaş mı birleştirecek, barış mı
18.07.2011
Neden Şimdi
16.07.2011
Herkes kaybedecek
14.07.2011
Barış Konseyi çözüm olabilir
14.07.2011
Küreselleşme ve yerel basının artan önemi
11.07.2011
Yeni bir sayfa açabiliriz
09.07.2011
Hamamın namusu ve demokrasi
07.07.2011
Ne kadar siyasi kültür, o kadar demokrasi
06.07.2011
Merhaba
04.07.2011
Diyarbakır çocuklarına ağlıyor
25.06.2011
Halkın oyu gasp edilemez
23.06.2011
İlk tavır alışlar önemli
20.06.2011
Demokratik muhalefet boşluğu
18.06.2011
Tarihin ters akıntıları
16.06.2011
Milletin devletine geçiş
11.06.2011
Partiye değil sürece oy vermek
09.06.2011
Demokrasiyi birlikte anlamlandırmak
06.06.2011
Soğuk Savaş devleti
04.06.2011
Seçim ittifakı ve tarihsel ittifak
02.06.2011
Zeytin dalı
30.05.2011
Yalan Müzesi
28.05.2011
Dikensiz gül bahçesi hayali
26.05.2011
Çerkesler de...
23.05.2011
“Nasıl Türk Olunur”
21.05.2011
İyi olan
19.05.2011
Mağluptur bu yoldaki galip
16.05.2011
Vaat ve taahhüt
14.05.2011
Siyaset yapma yolu üstüne Yazdır
12.05.2011
İkili iktidar ve ikili anayasa
09.05.2011
Tehlike çok ciddi
07.05.2011
Çok ‘özel’ günler
05.05.2011
Başarabilirler mi
02.05.2011
Daha insanca yaşama isteği
30.04.2011
Siyaset merkeze çekiliyor Yazdır
29.04.2011
Hegemonya krizi
25.04.2011
Güzel bir nikâh üstüne
23.04.2011
Halil’e kısa yanıt
21.04.2011
Yeni provokasyonların habercisi
18.04.2011
Büyük devlet romantizmi
16.04.2011
Sol’un zamanı geliyor mu? Yazdır
14.04.2011
Altüst
11.04.2011
Belkemiği ve beyin
09.04.2011
Anti-Kürdolojiden Kürdolojiye
07.04.2011
Sahici başlangıçlar
04.04.2011
Türk Tarih Tezi çökerken
02.04.2011
Meselenin 'öz'ü
31.03.2011
İşte bu nedenle sıfırdan
28.03.2011
Endişeli değişimciler
26.03.2011
Siyasi İslam’ın kitleselleşmesi
24.03.2011
Eskisinden kurtulmak
21.03.2011
Maksat hasıl olmuş mudur
19.03.2011
Öteki Türkiye’nin yükselişi
17.03.2011
Bugün için dünü bilmek
14.03.2011
Değişimin üç evresi
12.03.2011
En hızlı değişen sosyal çevre
10.03.2011
Yeni anayasa ne âlemde
07.03.2011
İslam’ı ve Müslüman’ı tanımak
05.03.2011
Yetmez
03.03.2011
Merhumu nasıl bilirdiniz
28.02.2011
Algı kapıları açık bir taban
26.02.2011
Nerede kalmıştık
24.02.2011
Bir hayalim var
21.02.2011
Güven ihtiyacı
19.02.2011
Ölümler kutsallaştırılmamalı
17.02.2011
Kutuplaşmayı normale çekmek
14.02.2011
Azıcık heyecan ayıp mıdır
13.02.2011
Yüzleşme zamanı
12.02.2011
Yüzleşme zamanı
10.02.2011
Militer zihniyet
07.02.2011
Adalet ve özgürlük isteği
07.01.2011
Makulü zorlayan makuller
15.11.2010
Genel seçimlere doğru
31.10.2010
SOL DİNE MESAFE KOYDU
28.10.2010
Seçebilirseniz sevebilirsiniz de
23.10.2010
Asıl kapışmaya doğru
21.10.2010
Hazmetme önemli
19.10.2010
Yargılananlarla dayanışma
14.10.2010
Emir-komuta cumhuriyeti biterken
13.10.2010
İşimiz kolay olmayacak
07.10.2010
Dil değişmek zorunda
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net