Nuray MERT

Cumhuriyet



Bookmark and Share

Demokrasimizin sahte kahramanları


29.05.2019 - Bu Yazı 456 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Tam on sene önce, 27 Mayıs’ın seneyi devriyesinde bir Menderes yazısı1yazmıştım; Yeni Şafak Gazetesi'nde çıkan bir yazıda, Menderes güzellemelerinin “aşk hayatının” da kutsanmaya başlaması sabrımı taşırmıştı. 


O yazıda da belirtmiştim, kimsenin özel hayatı üzerine kalem oynatmaktan hoşlanmam, ahlakçılık taslamayı sevmem, ama üstelik de muhafazakar/İslamcıların merhumun özel hayatına güzelleme yazması da kolayca sindirilecek bir şey değildi. 

Zira, Menderes’in özel hayatı, siyasi iktidarının şımarıklığını, pervasızca evli kadınlarla aşk yaşamaya vardırmış ama en önemlisi, yasak aşkından ölü doğduğu söylenen çocuğunu gaddarca kimsesizler mezarlığına gömüp, olayı kapatma yolunu seçen birinden söz ediyoruz.  

Menderes, kuşkusuz, bu açıdan Türkiye siyaset hayatının en “ahlaksız” siyasetçisidir ve Mustafa Kemal’in rakısına kafayı takmış olan muhafazakar-İslamcı kesimin bu konuda  hiç rahatsızlık duymuyor olması anlaşılır şey değildir. 

Ancak bu kez amacım aynı konuyu açmak değil, 27 Mayıs’ın bu yıldönümünde, bu kez amacım demokrasi tarihimizi bir kez daha gözden geçirmeyi önermek.

27 Mayıs darbesi, Demokrat Partililerin yargılanması ve sonunda Adnan Menderes’in idam edilmesi kuşkusuz, büyük bir demokrasi lekesi ve kişisel planda büyük bir trajedidir. Ancak sonu utanç verici biçimde gelen Demokrat Parti serüveninin, sırf bu nedenle sorgulama dışında tutulması gerekmiyor. 

Demokrat Parti döneminin ayıplarını, bu utanç verici darbeyi meşrulaştırmak ve savunmak kabul edilir bir tutum olamaz. Bu damardan yürüyen siyasi anlayışın demokrasi tarihimize verdiği zarar, çok şükür artık tartışmasız biçimde kabul görür hale geldi. 

Ancak diğer taraftan, Türkiye’de demokratikleşme, daha doğrusu demokratikleşememe sorununu doğuran tek nedeninin demokratik siyaset sürecine askeri müdahaleyi meşru gören anlayış olmadığını görmek zorundayız. 

Demokratikleşme sorunu açısından diğer önemli etken, sivil siyasetin sadece “sivil” olduğu için “demokratik”  olmayabileceğini görmezden gelmektir. 

Demokrat Parti’den başlayarak, sivil siyaset sıklıkla otoriter özellikler taşıyabilmiştir. Öncelikle, Demokrat Parti dönemi ikinci bir “tek parti dönemi” özelliği taşır ve vardığı nokta “Vatan Cephesi” adı altında toplumu ayrıştırıp, fişlemek olmuştur. 

Ardından yaşananların tümünü burada özetlemeye gerek yok, 12 Mart müdahalesini saymazsak, ikinci büyük askeri darbe olan 12 Eylül 1980 tarihine kadar, siyasete şiddetin bulaşması gerçeğini yaşadık ve sonraki yıllarda baş demokrat kesilen bir siyasi lider, koalisyon ortağı olan partinin militanları sokakları kana bularken, “Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz” diyebildi. 

12 Eylül’den sonra, askeri rejimden icazetli partilerden biri olan ANAP’ın iktidar olması, büyük bir demokrasi zaferi sayıldı, lideri Turgut Özal, Menderes’ten sonra ikinci büyük demokrasi kahramanı sayıldı. 

Askeri dönemde, darbe öncesi siyasetçilerinin tümüne getirilen siyasi yasağının kalkması için yapılan referandumda, bu demokrasi kahramanının yasağın devamı yönünde gösterdiği çaba, nasılsa demokratlığına gölge düşürmedi. Bu kez İslamcılıktan vazgeçerek merkez sağa talip olurken, Menderes ve Özal’ın siyasi çizgisinin devamı olduğunu vurgulayan AK Parti, demokrasi havarisi oldu. 

Ardından, “Askeri vesayetle mücadele” siyaseti, demokratlığın sadece gerekli değil, yeter şartı olarak kabul gördüğü için, ta ki işler iyice karışıp, otoriter siyaset anlayışı artık tevil götürmez bir hal alana dek, tümüyle eleştiri ve sorgulama dışı tutuldu. Sonuç ortada.

İşte bizim sivil siyasetimizin demokrasi mirası da bu. Bir yandan askere sırtını dayayan otoriter siyaset geleneği, diğer yandan “çok oy alan her istediğini yapar” anlayışına dayalı bir sivil siyaset geleneğimiz var. 

Anlayalım artık, “demokrasi kahramanları”mız sahte kahramanlar, kahramanlara değil, demokratik siyasetin toplumsallaşması ve kurumsallaşmasına ihtiyacımız var.

Filmi geriye sarıp, siyasi tarihimizi ta başından ve bu açıdan yeniden gözden geçirmekten imtina etmeye devam edersek, demokratik siyaset hayali hep hayal olarak kalacak.  


1 Menderes, Gönülçelen?, Radikal 27 Mayıs 2009

© The Independentturkis

.

Facebook Yorumları

Emlak8
29.05.2019
Demokrasimizin sahte kahramanları
24.05.2019
Olmadı, İslamcı tarih tezi tutmadı
13.05.2019
AK Parti'nin kötü sonu
2.05.2019
"Türkiye İttifakı" nedir, ne değildir?
26.4.2019
Yeniden Kürtleri konuşmak zamanı...
8.8.2017
‘Yeni devlet’
5.8.2017
Müftü nikâhı ve İslami rejim
1.8.2017
‘Hans’ın ne dediği’
29.7.2017
‘Evrim teorisi’
24.7.2017
Yeni Türkiye’nin tarih yazımı
18.7.2017
15 Temmuz’un anlamı
15.7.2017
15 Temmuz
10.7.2017
Parayla saadet olmaz
8.7.2017
‘Adalet Yürüyüşü’ ve 15 Temmuz
4.7.2017
Rıdvan Bey, Katar ve diğerleri
30.6.2017
Katar krizi
26.6.2017
Yine hüzünlü bir bayram
24.6.2017
Adalet istiyoruz!
20.6.2017
Nerden başlasak nasıl anlatsak
9.6.2017
Katar’ın başına gelenler
6.6.2017
ABD, Türkiye ve Kürtler
3.6.2017
Toplum yorgunluğu
29.5.2017
Trump’ın yeni Ortadoğu siyaseti
26.5.2017
İki veda
22.5.2017
‘Devrime hazır olun’
20.5.2017
Kötü yönetim ve dış siyaseti
16.5.2017
‘Türbe, tarih, siyaset’
12.5.2017
Fransız seçimleri ve demokrasi krizi
9.5.2017
İslamcılık, çirkin itiraf
6.5.2017
Yeni siyasi arayışlar
1.5.2017
Hindistan ziyareti ve İslamcılar
28.4.2017
Referandum sonrası Kürt meselesi
25.4.2017
Nafile analizler
17.4.2017
Her şeye rağmen
15.4.2017
Son itiraz hakkımız, son kararımız Kesinlikle HAYIR!
10.4.2017
İslamcıların Suriye ile İmtihanı
4.4.2017
Fırat Kalkanı; ‘zafer’ mi ‘hezimet’ mi?
31.3.2017
‘Vicdan ve adalet nöbeti’
27.3.2017
En büyük tehlike
24.3.2017
Dünya ve Türkiye; vahim vaziyet
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive