RAGIP DURAN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Turuncu alarm


31.03.2020 - Bu Yazı 41 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Salgını yaklaşık iki haftadır Batı’nın 6 büyük gazetesinden (NYTimes, WPost, LATimes, Guardian, Le Monde, Libération) izleyince hem söz konusu ülkelerdeki somut olay ve gelişmeleri öğrenebiliyoruz hem de süreç içinde gidişatı, yani kısa ve orta vadedeki eğilimleri görmek mümkün.

Rüştünü on yıllardır ispatlamış bu kıdemli gazetelerin genel yayın politikalarını eleştirmek, benimsememek tabi ki mümkün, ama mesleki açısından olumlu, sevindirici saptama şu ki, bu gazeteler her şeye rağmen hâlâ düzgün habercilikte ısrar ediyor. Hepsi de insan hayatını, kamu sağlığını ön planda tutuyor.

Haber ve somut bilgilerin yanı sıra bu gazetelerde yayınlanan uzmanların analiz, değerlendirme ve yorumları da kısa ve orta vadedeki gelecek hakkında bize ipuçları veriyor.

15 günün genel manzarasını ve bilançosunu aktarmam gerekirse 5 ana başlıkta toplayabilirim:

  1. Her geçen gün katlanarak artan hasta ve ölü sayısını hesaba katarsak artık felaketin eşiğine geldiğini söylemek mümkün. Zaten “Felaket” sözcüğü son 3-4 günde, ABD, İngiltere ve Fransa medyasında daha sık geçmeye başladı. Üstelik bu sözcük sadece kendi ülkelerindeki durumu betimlemek için değil salgının bütün dünyada ulaştığı düzey için kullanılıyor.
  2. Bu gazeteler ne kadar temkinli, soğuk, mesafeli, nesnel bir dil/üslup kullanmaya gayret etseler de panik havası artık kendini iyice belli etmeye başladı. Doktor, hemşire ve tüm sağlık çalışanlarının acil yardım talepleri, araç-gereç eksikliği, sağlık altyapısının zaaflarını yansıtan haber ve bilançolarda, kısa vadede çözümün olmadığı açıkça belirtiliyor, en azından bu durum panik havası yaratıyor. Yoksa bu ciddi gazetelerin, yapay/zorlama bir panik rüzgârı estirdiği filan yok. Olgular, olaylar, istatistikler panik için yeterli.
  3. ABD’den Fransa’ya, İtalya’dan İspanya’ya kadar sağlık altyapıları eskiden nispeten iyi/sağlam olarak bilinen ülkelerde bile artık bırakın acil servis/yoğun bakım yatak sayısını maske, doktor-hemşire elbisesi, solunum cihazı ve test kiti eksikliği bas bas bağırıyor. Sağlık çalışanlarının fedakârlığı tabi ki olağanüstü ama altyapı güçlü değilse ve gerekli araç-gereç, ilaç yoksa bu fedakârlığın büyük katkısı olamıyor.
  4. Başta ABD ve Fransa olmak üzere, doktorlar, sağlık çalışanları, onların meslek örgütleri, STK’lar, medya, yurttaşlar ve muhalefet partileri, salgına karşı zamanında önlem almamış ve krizi halen doğru dürüst yönetemeyen iktidarlara karşı eleştirilerini sertleştiriyor. Fransa’da Başbakan dahil 6 bakan hakkında dava açılıyor. ABD’de Trump’a yönelik en hafif niteleme, “Pinokyo Başkan”, “Beceriksizlikte çok başarılı”, “Ahlaki açıdan sorunlu”…
  5. Nihayet salgının ilk günlerinde ve ortalarında bu gazetelerde nadir de olsa, iyi haber, umut veren haber, gülümseten haber diyebileceğimiz haberler okuyabiliyorduk. “Korona’yı nasıl yendim?”, “Doktorlar beni nasıl kurtardı?”, “İlaç bulunuyor”, “Aşı yolda…” türünden başlıklar vardı. Artık bunlara pek rastlayamıyoruz.

Kısaca alarm durumunda bütün dünya. Turuncu alarm. Bir hafta sonra kırmızı olabilir.

Günlük somut olguları aktarmanın yanı sıra söz konusu gazeteler çeşitli fikir ve yorumlara da yer veriyor makaleler köşesinde.

Salgının siyasi-ideolojik özellikleri ve salgın sonrası olası gelişmeleri içeren 5 başlık topladım. Her biri çok şey anlatıyor:

  • Muhalefet, bir vücutta bağışıklığı sağlayan anti-korlar’lar gibidir. Yeterli ve güçlüyse, virüs vücuda girse bile onu alt edebilir. (New Stateman)
  • Refah Devletine dönüş şart (Libération)
  • ABD’nin sivil dini kapitalizmdir. Trump’ın açıklamaları bunu kanıtladı (Washington Post)
  • Koronavirus, siyaseti devre dışı bırakmadı. İktidarın esas niteliğini teşhir etti (Guardian)
  • Salgına karşı hukuk devletine saygılı kolektif bir tutum lazım (Le Monde)

Televizyona çıkıp gözümüzün içine baka baka düpedüz yalan söyleyen, gerçekleri gizleyen siyasi yetkililerden çok farklı değil mi?

.

Facebook Yorumları

Emlak8
31.03.2020
Turuncu alarm
27.03.2020
Dünya nerede, Türkiye nerede?
19.03.2020
Mat rejime şeffaf Bakan, bozuk ekonomiye maske ve kolonya
10.03.2020
Moskova Bozgunu
3.03.2020
İdlib bozgunu
28.02.2020
COVID-19’a karşı dut pekmezi, kelle paça çorbası ve silah
24.02.2020
Kızıl Afiş’in Adıyamanlı Silahlı Şairi
21.02.2020
Diyalektik
17.02.2020
Tek adam rejimi insanları öldürüyor
13.02.2020
Deli Kral, Aptallar ve Salaklar
10.02.2020
Boykot, peki sonra?
6.02.2020
Cumhuriyet’in Diplo’su Türkçede
4.02.2020
TV tartışmalarındaki şiddet ve bayağılık normaldir
27.01.2020
Enkaz altında kalan devlet ve resmi gazetecilik
23.01.2020
Yeni sansür
20.01.2020
Sakallı Dedeyi ziyarete gittik
16.01.2020
Köln’de Gestapo Merkezi
14.01.2020
Charlie Hebdo Türkçeye nasıl çevrildi?
12.01.2020
Vedalaşma
9.01.2020
'Kaos Mühendisleri'
7.01.2020
Basında 78’liler
31.12.2019
Yurttaş Gazeteciliği
27.12.2019
Kalabalığa ve kabalığa karşı hakikat
20.12.2019
1 bakan, 1 provokatör, 1 futbolcu ve 1 devlet… Pöh pöh pöh!
16.12.2019
Ah Mahmut Vah Kemal Ah Kenan Vah Recep!
13.12.2019
Nobel’den bahisle…
2.12.2019
Yalanlar arşivi
29.11.2019
Çevre de aslında bir sınıf meselesi
25.11.2019
Kim daha önemli, değerli ve kalıcı?
22.11.2019
Hakiki gazetecilik
19.11.2019
Beyaz Saray’da sahte bir gazeteci yakalandı
11.11.2019
Jambon Müzesi, Prado, Sofia ve İnebahtı…
7.11.2019
İki yeni slogan
4.11.2019
İstibdat üzerine
2.11.2019
İlişkiler kanıtlanırsa eyvaaah!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive