Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Celal Başlangıç: HDP pek çok partiden daha Türkiyeli...

14.4.2015 - Bu Yazı 5235 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Celal Başlangıç: HDP pek çok partiden daha Türkiyeli...

 7 Haziran öncesi, HDP’nin barajı aşacağının ortaya çıkması, hele hele AKP’nin tek başına iktidar olamayacağının kesinleşmesinden sonra kendimizi hangi provakasyonların, hangi karanlık sürecin içinde bulacağımızı düşünmek bile istemiyorum. Zaten şu anda son yaklaşımlarıyla Erdoğan ‘müzakere süreci’ni daha ileriye taşıyamayacağını göstermiştir. Seçimleri kaybedeceği kesinleşirse 7 Haziran öncesi de  çatışmayı göze almış bir Erdoğan’la karşılaşabiliriz.


Celal Başlangıç, 1980’lerin ortasında, yani Kürt halk mücadelesinde yaşanan insan hakları ihlallerini ilk haberleştiren gazetecilerden. Yeşilyurt köylülerine dışkı yedirilmesini Türkiye onun haberleriyle öğrenmişti. Aradan geçen onlarca yılda da bir gözü hep Kürdistan’da oldu, Mesele Dergisi’nde yayımlanan bir röportajımızda ilk yıllarla bugünlerde gelinen noktayı şöyle değerlendiriyordu: “Devlet ilk yıllarda Kürt sorunuyla PKK’yi ayırmayı beceremedi, şimdi de bir arada görmeyi beceremiyor. Yani iki zamanda da yanlış bakış var.” Özgür Gündem, Başlangıç’la bu kez 7 Haziran seçimlerini ve HDP’yi konuştu...

HDP’nin bir Türkiye partisi olma konusunda ne kadar yol aldığını düşünüyorsunuz?

Bu “Türkiye partisi olma” tartışması bana çok anlamlı gelmiyor. Bunu anlamlı kılmak ancak sadece HDP’nin ilk hareket noktasında dayandığı kitleye bakarak mümkün olur. Yoksa onun dışındaki tüm ölçütlere göre HDP’nin yapı olarak diğer pek çok partiye göre eksiği yok, fazlası var. Zaten formel olarak bakacaksak Türkiye’nin anayasasına, siyasi partiler yasasına göre kurulmuş bir partinin hala “Türkiye partisi mi?” sorularına muhatap olması aslında bir ön yargıdan kaynaklanıyor. Başka bir açıdan, parti programı açısından bakarsak da örneğin; CHP, MHP gibi partilerden de daha Türkiyeli. Hiç değilse bu ülkenin tüm insanları için “eşit yurttaşlık” talep ediyor. Diğerleri gibi yurttaşların bir kısmının anadillerini, etnik kimliklerini yok saymıyor. Eğer oy aldığı bölgelerde yaşayan insanların etnik kimlikleri açısından bakarsak da, en az CHP ya da MHP kadar Türkiyeli bir partidir HDP. Mesela HDP’nin yoğun oy aldığı bölge kentlerinin en az 10-12’sinde CHP aday adaylığı için başvuran tek bir kişinin olmadığını düşünürsek...

Ya da MHP’nin Dersim’deki yurttaşları fişleyen bir emekli albayı o kentte aday adayı olarak gösterdiğini göz önüne alırsak bu ölçütlerle her partinin Türkiyeliliği tartışılır. Yani, “Ne Kürt sorunu ya, neyiniz eksik” diyen bir lideri olan AKP’nin Türkiyeliliği de haydi haydi tartışılır. Türkiye’nin en büyük kitle partisi olup da 7 Haziran seçimlerinde partisinde tek bir Alevi’yi seçilecek bir sıradan milletvekili adayı göstermeyen bir AKP, ne kadar Türkiye partisi olabilir ki.

Ayrıca,  yoğun olarak Kürtlerden oy alan bir partinin Türkiyeli olup olmadığından kuşku duyuyorsanız bu, “Ben Kürt’üm” diyen Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarını Türkiyeli saymamak anlamına gelebilir. İkincisi Türkiye’nin İç Anadolu, Ege, Karadeniz, Marmara bölgelerini Türkiye’ye dahil sayıp, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerini biraz Türkiye’nin periferisinde algılayan bilinç altının dışa vurumu olabilir, MHP ya da CHP’nin Türkiyeliliğini tartışmayıp HDP’nin Türkiyeliliğini tartışmak. Gerek program olarak, gerek kucakladığı kesimler olarak, hem etnik, hem mezhep, hem sınıfsal köken, hem de ötekileştirilen, yok sayılanlar açısından Türkiye’nin en Türkiyeli partisi bence HDP’dir. Alması gereken yol ise sadece kendisini bütün Türkiye’nin ön yargılarını kırarak ifade edebilme becerisini geliştirmektedir.

Zihninizde HDP’nin barajı geçememesi halinde- ve aksi halde- nasıl bir Türkiye tablosu beliriyor?

Tarihin en önemli genel seçimlerinden birini yaşıyor Türkiye. Bunun nedeni de yüzde 10 sınırında olan HDP’nin barajı aşması ya da aşamaması durumunun bütün ülkenin geleceğine şöyle ya da böyle yön verecek bir etkiye sahip olması. HDP’nin barajı aşması Türkiye’nin demokratikleşmesi, insanlarının özgürleşmesi ve barış sürecinin derinleşmesi açısından büyük bir adım olacak. HDP barajı aşarsa tek adam diktatörlüğüne doğru yol alan bir Türkiye’nin yönünü demokrasiye doğru çevirme gücünü elde edecek bu ülke insanları.

HDP’nin barajı aşamaması halinde ise Türkiye’nin sürüklendiği kaotik gidiş daha büyük bir ivme kazanacak. Hem artık kırıntısı kalan demokratik hak ve özgürlüklerimiz daha büyük bir tehlikeye girecek, hem Türkiye AKP eliyle çıkarıldığı büyük bir dış politika macerasında hüsrana uğrayacak, hem de şimdilik ateşkes noktasında duran çatışmasızlık sürecinin şiddetli çatışmalara dönüşmesi için uygun ortam yaratılacak.

Kürt sorununu, savaşı başından bu yana izleyen gazetecilerdensiniz, Kürtlerin hem siyaseten hem toplumsal olarak nasıl bir dönüşüm geçirdiğini düşünüyorsunuz?

Kürt Özgürlük Hareketi, ilk günden bu yana önce kendi nüfus yoğunluklarının olduğu alanlarda, bugün de tüm Türkiye’de hatta Rojava’dan Şengal’e uzanan Ortadoğu coğrafyasında hem siyasal, hem de toplumsal dönüşümlerin öncüsü durumuna gelmiştir. Bugün diğer partilerde listelerine kadın aday alma çabası varsa, bu Kürt siyasi hareketinin açtığı yolun getirdiği bir sonuçtur ama elbette Kürtlerin bu konudaki gelişmişlik boyutunu yakalayamamışlardır. Eğer bugün partiler aday listelerine birer Ermeni aday alma zorunluluğu hissetmişlerse bu da Kürt Özgürlük Hareketi’nin açtığı bir yoldur.

Kürtler sadece Türkiye’de değil, tüm Ortadoğu’da yeni bir yaşamın, farklı etnik, mezhepsel, dinsel kökenlere sahip insanların bir arada yaşama modelini öneren, hayata geçiren bir topluluk olarak tüm bölgede tarihsel bir rol oynamaktadır.

Türk halkının önce savaş, şimdi de müzakere sürecindeki karnesini nasıl görüyorsunuz, HDP’nin Meclis’te olmasının öneminin fark edildiğini söyleyebilir miyiz?

Türk halkının büyük bir travma yaşadığını düşünüyorum. Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana Kürtlere karşı bir yandan ret, inkar ve imha politikası uygulanırken; diğer yandan da bu ülkede yaşayan Türkler, devlet eliyle “Kürt yoktur” diye kandırıldı. Son 30 yıllık süreçte verilen mücadelenin sonucu artık bu ülkede Kürtlerin varlığı reddedilemez biçimde ortaya çıkınca bu Türklerin çoğunda büyük bir travmaya yol açtı. Aslında hepsi kandırıldıkları için, kendilerinde bir travmaya yol açtıkları için bu devletten davacı olmalı.

Ancak önce “reddetme”, sonra “kötüleme” aşamasından geçen süreç artık “kabullenme” noktasına gelmiştir. Bu yüzden de özellikle son birkaç yılda müzakere ve barış sürecine Türklerden gelen destek büyük oranda artmıştır. Kamuoyu araştırmaları da bu tespiti doğrulamaktadır. Bugün gelinen noktada özellikle ulusalcı görüş taşıyan Türklerde bile ortak bir anlayış gelişmeye başladı; “Başımızda bir bela dolaşıyor ve bizi bu beladan ancak HDP’nin barajı aşması kurtarabilir”.

Yani artık Türkçülük  adına, ulusalcılık adına HDP’nin parlamentoda olmasına itiraz edenler, bugün gelinen noktada HDP’nin barajı aşarak daha çok milletvekiliyle Meclis’e girmesini destekler noktaya gelmişlerdir. Aslında bu HDP’nin bugüne dek Meclis düzleminde verdiği mücadelenin ne kadar önemli olduğunun siyasal karşıtları tarafından bile fark edilmesi aşamasıdır.

Medya seçime giden bu iki aylık sürede sizce nasıl bir sınavdan geçecek?

Bu soruya yanıt vermek için başka bir soruyla başlamak gerekiyor; “Hangi medya?” Birincisi; eskiden beri var olan “öteden beri yandaş medya” var. Erdoğan’ın müteahhitlerine satılmış ya da TMSF tarafından devredilmiş “genişletilmiş yandaş havuz medyası” var. İkincisi “secde eden” medya var. Üçüncüsü “rükuya durmuş” medya var. Dördüncüsü de “muhalif medya” var. Elbette bunun hangisine gerçek anlamda “medya” diyebiliriz o ayrı bir tez konusu. Ama genel olarak yanıtlamak gerekirse “öteden beri yandaş medya” ile “genişletilmiş yandaş havuz medyası” seçim sürecinde son gazetecilik kırıntılarını da tümüyle terk edip, değil Türkiye’nin dünya basın tarihinin görmediği derecede aşağılık bir yayın çizgisi izleyecekler. “Secdeye gelmiş” medya ise güç dengelerini kollayıp, AKP’nin iktidarının sarsılmasına dönük sinyaller alması halinde hafiften “rükuya durma” noktasına gelecek.

Benzer bir durum da “rükuya duran medya” için geçerli. Aynı sinyalleri alması durumunda o eğik durumundan daha dik bir çizgiye gelecek. “Muhalif” medya ise AKP’den kurtulma adına, daha önce şiddetle karşı çıksa da, yok saysa da HDP’ye daha geniş yer vermeye başladı bile. Bugüne kadar bazısı “Kürt düşmanlığı” yapmakta şampiyonluğu kimseye bırakmayan “muhalif medya” organları bile iktidar tarafından “PKK’li” ilan edilebilir.
 

AKP daha hangi provakasyonların peşinde

Müzakere sürecinin kesintiye uğramasına dair endişeleriniz var mı, eğer süreç kesintiye uğrarsa neler yaşanabilir, AKP’nin ve Erdoğan’ın seçim öncesi bu konudaki tutumu şiddeti körükleyebilir mi?

Türkiye’nin sadece seçim sonrasını değil, seçimden önce, 7 Haziran’a kadar olan sürecini de çok aydınlık görmüyorum. Öncelikle seçimden AKP’nin anayasayı değiştirecek ya da referanduma götürecek bir çoğunlukla çıkmasının “müzakere masası” için çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Ancak bundan daha tehlikelisi, 7 Haziran öncesi, HDP’nin barajı aşacağının ortaya çıkması, hele hele AKP’nin tek başına iktidar olamayacağının kesinleşmesinden sonra kendimizi hangi provakasyonların, hangi karanlık sürecin içinde bulacağımızı düşünmek bile istemiyorum.

Zaten şu anda son yaklaşımlarıyla Erdoğan “müzakere süreci”ni daha ileriye taşıyamayacağını göstermiştir. Seçimleri kaybedeceği kesinleşirse; 7 Haziran öncesi de çatışmayı göze almış bir Erdoğan’la karşılaşabiliriz.

ÖZGÜR GÜNDEM

Facebook Yorumları

0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
AK Parti, MHP'den 3 HDP'den 1.5 puan aldı'
AK Parti, referandum sonrası MHP ve HDP'den aldığını tahmin ettiği oyların oranını açıkladı. Buna g...
  
Celal Baş’ı binler uğurladı
Geçtiğimiz akşam evine girerken komşusu Sefer Y. Tarafından park kavgası nedeni ile kurşuna dizilen ...
  
...
  
...
  
...
  
MHP, SP ve HDP oyları eridi…
1 Kasım 2015 seçimlerinin ardından MHP’nin ciddi oy kaybetmesi ile MHP seçmeninin AK Parti’ye yönlen...
  
HDP Düzce Milletvekili adayları yerel basını ziyaret ediyor
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Düzce milletvekili adayları ve il başkanı Öncü TV, Düzce TV, Bura...
  
Umut Oran Düzce'de MHP ve HDP'ye yüklendi
CHP eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski milletvekili Umut Oran Düzce’de partililere seslendi. Tür...
  
Celal Başlangıç: Lice 93'ten Cizre 2015'e: Batsın sizin 'Yeni Türkiye'niz!
Lice'nin yakılıp yıkıldığı, 18 kişinin öldürüldüğü 1993 Lice katliamı sırasında ne CHP Genel Başkanı...
  
Günay Aslan: HDP’nin hatası
Aslında HDP’yle ilgili olarak artık yazmayacaktım. Çünkü, ne zaman HDP’ye dönük bir eleştiri yazısı...
  
Ömer Laçiner: HDP'yi ne yapmalı?
"1 Kasım seçimleri tarihimizin 'vahim olay' sayısı ve kan, can bedeli en ağır kampanyası olacaktır"...
  
Murat Yetkin: AKP'nin gözü HDP'den sonra MHP oylarında mı?
bürokrat kökenlileri saymazsak, Davutoğlu'nun geçici seçim hükümetinde AK Parti dışında yer alan isi...
  
Murat Yetkin: Kâbustu gerçek oluyor: AKP, HDP ile tek başına
CHP ve MHP'nin geçici hükümete bakan vermeyeceği, kabul edenleri kendisinden saymayacağı, ihraç edec...
  
Celal Başlangıç: AKP'nin senaryosu HDP'ye yarıyor
Gömleğinin ilk düğmesini yanlış ilikleyen Erdoğan’ın AKP’si, sonunda hiç istemediği bir yere vardı;...
  
HDP’li Fırat’tan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açık mektup
HDP Mersin Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mektup yazdı....
  
Murat Yetkin: HDP-hükümet arasında aylar sonra ilk temas
Bir HDP heyeti, CHP-HDP buluşmasının hemen ardından Kamu Düzeni Müsteşarı Dervişoğlu'nu ziyaret etti...