Saim TUT



Bookmark and Share

Yaşamın anlamsız rezilliğine dair…


24.1.2018 - Bu Yazı 957 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Duygulanım anlamında dehşetli günler geçiriyorum… Ota bota ağlayasım geliyor her nedense.. Yok yahu ben böyle sulu göz biri değilimdir esasen.. . Romantik olduğum, çoklukla duygusal empati yaptığım doğrudur. Ancak öyle kolay salıvermem kendimi. Bugünlerde işin rengi değişti sanki biraz… Bilmiyorum neden ama

 –belki de yaşlanmaya başlamanın ilk alametleridir-  rast geldiğim bazı elem verici durumlarda engel olmadığım yaşlar ince ince süzülüyor yanaklarımdan…

  Tabi bir de bu hali etrafa çaktırmamak gerekiyor, özgül ağırlığı korumak adına ki, işin en yorucu kısmı sanırım bu.

 Yani mesela dün realistik bir  televizyon programında, 15 yaşındaki lise öğrencisi dünyalar güzeli bir kız çocuğunun kayıp olması nedeniyle annesinin feryad-u figanını  izlediğimde içimde fırtınalar koptu…

  Eskiden ‘´ aman efendim, 75-80 milyonluk bir ülkede olur böyle şeyler´´ diyerek kendimi rahatlatabildiğim bu tür mevzular artık bana çokça dokunur oldu.  Hatta dokunur olmak bir yana, ciddi anlamda rahatsızlık verici bir hal almaya başladı.  Bir yandan bu çocukların kaderleriyle oynayabilecek denli aşağılaşabilen varlıklara en zarfı açılmamış küfürleri şiddetle saydırırken ben, öte yandan gözlerim engel olamadığım şekilde yaşlar akıtıyor işte…

   Pırıl pırıl bir yavrucuğa kıyılmasını hazmedemiyor, başına getirilenlere tahammül edemiyorum . Sanırım bu rezillikleri engelleyebilecek bir gücüm-gücümüz olmadığı için de benliğim tepkisini engel olamadığım göz yaşlarıyla veriyor…

   Esed´in çocuk katliamları ve ‘´Yavyum Nesim ‘´…

 

          Suriye´de  Esed rejimine  karşı barışçıl ilk gösterilerin başlaması üzerinden yaklaşık 7 yıl geçti. Beşşar ve acımasız  Şebbihaları bu süreçte İran ve  Rusya´dan aldıkları desteklerle yaklaşık 1 Milyon Suriyeliyi acımasızca katletti.. Bunların %15´i  0-13 yaş arası çocuk, yine % 15 -20 civarında kadın…  Bu esnada 10 milyon Suriyeli  iç ve dış göçe maruz kaldı. Tabii ki bunlar tespit edilebilen istatistik rakamlar. Bir de tutuklanıp  zindanlara atılanlar var ki, bunların rakamını kimse bilmediği gibi, yaşayıp yaşamadıkları hakkında da en ufak bir ip ucu yok.

  Bir müddet-3,4 yıl- Suriye´de Esed rejimin yaptığı tüm katliam videolarını itinayla izledim ve şahsi sosyal medya hesaplarımdan duyarlılık oluşturabilmek adına bu videolar içerikleriyle birlikte bir çok paylaşımlarda bulundum. Yazdığım çeşitli dergi ve gazetelerde özellikle çocuk katliamlarına dikkat çekmeye çalıştım. Belirli bir etkisi olmuştur muhtemelen de, gerekli tepkilerin verilmemesi nedeniyle 2014 yılından itibaren bu tip paylaşımlar yapmaktan vaz geçtim. Ancak Esed rejiminin sistematik olarak yaptığı çocuk katliamları –sayıları 100 binin üstündedir ve en az 40 bin öldürülmüş çocuk resmi ya da videosunu bizatihi ben görmüşümdür- karşısında dünyanın umursamazlığı, yaşama ve dünyaya dair yeni sorgulamalar yapmama neden olmuştur.

  Şimdi  hayatımda  dedesi olduğum ve  adını Nesim koyduğumuz  yaklaşık 14 aylık  bir  Türk- Arap melezi yavrucuğumuz var. Bu bebek doğuştan kalp problemi olduğu için  şu ana kadar 3 kez ameliyata girdi ve geçtiğimiz aylarda aldığı grip mikrobu nedeniyle 20 gün yoğun bakımda yattı. Ölümcül bir tehlikeyi aştı ve yeniden yaşam döndü.  Her bebek gibi, o kadar güzel ki… O denli sevecen ve tatlı ki… ‘´Tavşan ‘´  diyoruz, ağzını açıp dişlerini gösteriyor… Biz sevince boğuluyoruz, o bizim bu sevgi gösterimiz nedeniyle çok mutlu olup gülücükler saçıyor…  Şamlı karım- ananesi-  ona Arapça ‘´hebbiniy- sev beni´´  öğretmiş ki-bu başı sağa sola sallayarak yapılan bir oyundur- şimdi cep telefonundan dahi bu kelimeyi duyduğunda gülücükler saçarak kafasını sağa sola sallıyor ve yüreklerimizi bakışıyla, gülüşüyle, tüm masumiyetiyle kuşattıkça kuşatıyor.. . Üzerine titriyoruz doğrusu… Biraz öksürse panik yapıyor, hemen hastanelere koşuyoruz.  Aman Ya Rabbi, acaba bu öksürük silsilesi kalbiyle, akciğerleriyle mi ilgili ?  Ay bu can yavrucuğa, her geçen gün kalbimizdeki yeri sevgisiyle büyüyen bu tatlı şeye bir şey olur mu, ayy onu kaybetmek düşüncesi nasıl da tahammül edilemez !...

   Sonra Suriye´de öldürülmüş  binlerce bebeği düşünüyorum… Ağlıyorum… Dedim ya,yüreğim zayıfladı bu günlerde… Ana babaları nasıl tahammül edebildi, nasıl ediyorlar… Hepsi sağlıklı doğmuş çocuklardı.. Hepsi tıpkı can şeylerdi ve üstelik  çoğunun Nesim gibi doğuştan gelen hayati problemleri de yoktu…

   Sevgileri yüreklere girmişti.. Ve aldılar o minicik canları , kopardılar ana babaları yaşam dallarından…

 Ne adına , ne adına ?

 Allah belanı versin adi şerefsiz dünya !....

 İyi ki Cehennem var !...

 Değilse fena üzülürüm…

.

Facebook Yorumları

reklam
24.1.2018
Yaşamın anlamsız rezilliğine dair…
4.1.2018
İran´da yaşananlar ve Balasagunlu Yusuf Has Hacip...
25.12.2017
Fahrettin Paşa vesilesiyle tarih öğretimimizle yüzleşmek…
17.1.2017
Yeni anayasa çalışmaları ve CHP
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı