Şeytanın Gör Dediği



Bookmark and Share

Türkiye: IŞİD-PKK-PYD düğümü


29.5.2017 - Bu Yazı 1603 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye dış politikası epey bir süredir bu başlıktaki gruplarla Türkiye’nin nasıl bir mücadele stratejisi veya ilişki geliştireceğine yoğunlaşmış durumda. Tabii ki buradaki her bir grup Türkiye dış politikası için aynı ağırlık veya öneme sahip değil. Hepsi terörist kavramı içerisine yerleştirilse de buradaki bazı örgütler konjonktürel ve kısa vadeli diğerleri de daha uzun  vadeli ve stratejik tehdit olarak algılanıyor. IŞİD önemli oranda bir sınır güvenliği tehdidi olarak okunurken, PKK-PYD ulusal güvenlik tehdidi olarak okunuyor. Zaten Fırat Kalkanı Operasyonu’yla IŞİD sınırdan temizlendikten sonra IŞİD’le mücadele, bu mücadelenin PKK-PYD’yle mücadelede işlevsel kullanabildiği ölçüde anlam kazanmaya başladı. El Bab’tan sonra IŞİD’le mücadelenin PYD ile mücadele için fazla işlevselleştirilemeyeceğini gören Türkiye için bu mücadelenin fonksiyonel değeri azaldığından bunun için gerekli olan motivasyon da önemli oranda ortadan kalkmış durumda. 

Şimdi gelelim meselenin daha çetrefilli ve daha komplike kısmına: Türkiye-PKK-PYD düğümü.  Türkiye’nin 2016’nın başlarından itibaren daha fazla farkına vardığı IŞİD’le mücadelenin işlevselliğine PKK-PYD daha erken bir dönemde vardı. 2014’ün Eylül ayından 2015’in başına kadar süren IŞİD’in Kobani kuşatması, bu mücadelenin işlevselliği ötesinde kendisi için bir hayat-memat meselesi olduğu kararına vardı. Böylesi bir okumanın eseri olarak PKK-PYD kendisini tedrici fakat dozajı artan bir şekilde anti-IŞİD bir yapıya dönüştürdü. Böylesi bir karakter kazandıkça da PKK, fakat özellikle PYD bu mücadele ve yeni konumlanmadan büyük imkanlar ve avantajlar devşirmeye başladı. Jeopolitik olarak PYD, kontrol ettiği alanı önemli oranda genişletti. Askeri olarak hem IŞİD’le savaşından ciddi manada bir deneyim (özellikle şehir savaşları konusunda) hem de yüksek teknoloji askeri mühimmat elde etti. Siyasi olarak PYD bu süreçte önemli oranda bir meşruiyet kazandı. Birçok Batılı devletle direkt ilişkiler geliştirmeye başladı. 

Bu yeni pozisyon alışın imkanlarını elde ettikçe de PYD, daha büyük bir iştahla kendisini anti-IŞİD bir güce dönüştürdü. Bu süreç böyle geliştikçe de Türkiye Ortadoğu’da, özellikle Irak ve Suriye’de, bölgesel bir güçten ziyade gittikçe anti-PKK/PYD bir güç gibi hareket etmeye çalıştı. Bu ülkelere veya bölgeye dair politikalarının ufuk çizgilerini PKK-PYD ile mücadele ve onları stratejik olarak geriletme hedefi belirlemeye başladı. Türkiye’nin hem ABD hem de Rusya ile ilişkilerinin merkezine de bu mesele yerleşti ve böylelikle Türkiye’nin politikalarında bir nevi bir kilitlenme halinin yaşanmasına yol açtı. Bu başlıklarda bir ilerleme kaydetmedikçe, bölgede ortaya çıkan diğer meselelere yönelik olarak Türkiye anlamlı politikalar geliştir(e)memeye başladı. Dolayısıyla, Türkiye-Suriye-Irak veya Türkiye-PKK-PYD ekseninde veya hattında bir düğüm oluşmaya başladı. 

Bu düğümün nasıl çözüleceğini veya nasıl bir hal alacağını post-IŞİD veya post-Rakka operasyonu dönemi belirleyecektir. IŞİD tehdidi azaldıkça ve dolayısıyla da bu tehditle mücadeleden elde edilecek imkanlar ortadan kalktıkça, PKK-PYD’nin kendilerini yeni döneme nasıl adapte edecekleri sorunu başlayacaktır. Anti-IŞİD’çiliğin işlevsizleşmesi, PYD’yi yeni bir karakter kazanmaya veya jeopolitik kimlik edinmeye zorlayacaktır. Burada da PYD’nin anti-IŞİD bir güçten bir Kürt örgüte dönüşme meselesi başlaması kuvvetle muhtemeldir. Bu yeni dönemde PYD’nin yerel ve uluslararası ‘müttefikleriyle’ nasıl bir zeminde ilişki geliştireceği ve bu ilişkilerin mahiyetlerinin ne olacağı cevaplanmayı bekleyen büyük sorular olarak orada duracaktır. Çünkü PKK-PYD gerçekçi olmayan bir güç ve imkan okuması yapıyor. ABD ve Rusya’yla yapılandırılmış ilişkilere sahip olması PYD’nin bu ülkelerle müttefik ilişkilerine sahip olduğu manasına gelmiyor. Ne Cenevre ne de Astana’da hiçbir güç PYD masada olmadığı için diplomatik süreci akamete uğratmayı düşünmedi. Önümüzdeki dönemde bunun değişeceğine dair bir emare de görünmüyor. Yine, PYD bugün kontrol ettiği alanlarda savaş ekonomisi uyguluyor. Post-IŞİD dönemde nasıl bir ekonomik model ortaya koyacağı muammalı gözüküyor. 

Bunlara ilaveten, PKK-PYD arasında savaş koşullarının ortadan kaldırdığı veya görünmez kıldığı bazı farklılaşma veya ayrışmaların, post-çatışma döneminde daha fazla ortaya çıkması ihtimal dahilindedir. 

Birincisi, her iki yapının DNA’larının birbirlerinden farklılaşması ve bunun sonucu olarak da bu iki yapının birbirlerinden ayrışması muhtemeldir. PKK hala bir örgüt ve bir örgütün öncelikleri, hesaplamaları ve hedefleriyle hareket ediyor. Her gün yönetmesi gereken bir alana sahip değil. PYD ise elinde yönetmesi gereken bir alana sahip. Elde ettiği kazanımlarını sürdürebilmek için bir örgütten bir yönetim organına geçiş yapması gerekir. Belediyecilikten, sağlığa, ekonomiden altyapı meselelerine kadar cevaplaması gereken sorular ve yönetmesi gereken başlıklarla uğraşmak zorunda. Mevcut durumun her iki yapının DNA’sında tedrici bir farklılaşmaya yol açması kuvvetle muhtemeldir. 

.

Facebook Yorumları

reklam
29.5.2017
Türkiye: IŞİD-PKK-PYD düğümü
4.4.2017
AKP’nin Türkiye’de canını yakmadığı kaldı mı?
21.3.2017
Danışmanlık ya da danışmanlar komedyası
18.3.2017
Sahada ve anketlerdeki son durum
17.3.2017
“15 Temmuz” oldu mu?
16.3.2017
HOLLANDA KRİZİ ÇOK FAYDALI OLDU
12.3.2017
Moskova zirvesi: Putin’e de Erdoğan’a da katılmıyorum
16.2.2017
2017 model destekle ekonomi canlanacak!
30.1.2017
Fındık Fiyatlarının Gidişatına Kim Dur Diyecek?
29.12.2016
Harici ve dahili bedhahlara rağmen...
26.12.2016
Fındık fiyatları neden düşüyor? (1)
22.12.2016
Fındık üreticisini soyduran kim?
18.02.2014
Cüneyt Yemenici ve seçim kampanyası
02.02.2014
Sayın Osman Çakır, siz kimin vekilisiniz?
05.12.2011
Dağ Fare Mi Doğurdu?
27.10.2011
AK Parti Delege Seçimleri Üzerine
11.09.2011
Madalyonun Arkayüzü
26.08.2011
Kongre Öncesi AK Parti’de neler Oluyor?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı