Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Süleyman Seyfi Öğün

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Kötülük yarışı


11.10.2018 - Bu Yazı 158 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Dünyâyı “müspet” ile “menfî” veyâ biraz daha koyulaştıralım: “iyi” ile “kötü” arasında bölmek târihsel olarak âşina olduğumuz bir durum. Tabiî ki temelde ikicilleştirmeye (duality) dayalı bir basitlemedir bu. İçi ne ile doldurulursa doldurulsun bu tarz basitlemeler dâima sorunludur. Ama tesirleri küçümsemeye de gelmez.

Safdil bir ahlâkî endişe üzerinden hareket edersek mesele “alan açmak”la alâkalı gözüküyor. Meselâ “medenî” değerlerle “gayrı medenî” durumlar arasında bir ayırım olmalıdır ki; ilkinin târihsel alanlarını genişletmek için bir gayret sarfedilebilsin. Buraya kadar bir şey yok. Ama işleyiş, kendisinden beklenenleri vermiyor... Açalım…

“İyi” ve “kötü”yü tarif etme tekeli oluşturmak her hegemonik düzenin alâmet-i fârikasıdır. Modern hegemonyaların iki aşamalı olduğunu; târihsel sırasıyla Birleşik Krallık ve ABD hegemonyalarına karşılık geldiğini hatırlayalım. Buna göre “iyi” ve “kötü”nün tarifleri arasında bir dönüşümün yaşanmış olduğunu düşünüyorum.

Birleşik Krallık ve ABD, Atlantik Dünyâsı’nın iki büyük odağı. Yer yer çok benzeşen kültürlere sâhip olsalar da aralarında nüansları da aşan farklılıklar olduğu kanâatindeyim. Meselâ modern “iyi”yi belirleyen “özgürlük” değeri bu iki güç odağı açısından farklı bir yorumun konusudur. ABD’deki “özgürlük” değeri her ne kadar orta sınıf geleneklere bağlı kurucu liberal babalar tarafından Ada Avrupa’sından getirilmiş olsa da, zaman içinde, Ada Avrupa’sında içinden neşet ettiği temel felsefî paradigmalar olan pragmatizm ne de utilitaryanizm’den uzaklaşmıştır. Charles Pierce, William James ve John Dewey elbette John Bentham’ın izinden gittiler. Ama bu dünyâ görüşü filozofların kitaplarında yazıldığı gibi işlemedi ve pratik hayatta, oportunizme evrildi. Türkçeleştirirsek, Kıt’a Avrupa ahlâkçılığına göre hayli hafif sayılsa da nihâyetinde belli bir seviyede ahlâkî kaygılar taşıyan faydacılık, pratikte gayrı ahlâkî fırsatçılığa inkılâb etti.

ABD’denin târifiyle özgürlük değeri fırsatlarla ölçülür ve değerlendirilir oldu. Hülâsa edecek olursak, “özgürlük” iyidir önermesi; fırsatçılığın da, iyi olmasa bile “müspet” olduğunu îmâ eder oldu. O zaman; “iyi” özgürlük, müspet “fırsatçılık” ile ilişkilendirilmiş oldu. Amerikan Rüyâsı ise bu mönünün, lezzetlendirici sosu oldu. İdeal profil de aşağı yukarı, bağlantısız , bekâr erkeklerin, sorumluluk gerektirmeyen mâcerasına karşılık geliyordu. “İyi” olan “özgürlük”, sorumluluk gerektirmeyen “müspet fırsatçılık”; o da “Amerikan Rüyâsı”nın mâceralarıyla bütünleşiyordu.

Birleşik Krallık’ın kültürel hegemonyasında “özgür-iyi”, “akıl“ ve “beceri“ üzerine oturan medeniyetin emperatifleriyle tartılırdı. Buna göre akıllı ve becerikli, o halde medenî olan Batı; “aptal” ve “beceriksiz”, o hâlde “gayrı medenî” Doğu’dan ayrıştırılırdı. ABD Hegemonyasında “özgür-iyi”, “fırsatçı zekâ” ve “beceri” (know how) üzerine oturan medeniyet iddiasına dayanmayan bir başka yoruma evrildi. ABD, selefi gibi kendi dışındaki dünyâyı medeniyet farkları üzerinden katı bir şekilde yargılamıyordu. Kafa derisi yüzen Kızılderililer hâlledilmiş, büyük kütleler hâlinde yok edilmişti. Sorunlu olan ayırım ırk temelindeki siyah-beyaz ayırımıydı. Bu da Afro-Amerikalılara matuf, “hane içindeki” bir ayırımdı. 1960’lara kadar devâm etmiş, ama yumuşama eğilimi kazanmıştı. “Siyah kötüydü”; ama adam oldukça; yâni ABD’nin hâkim değerlerine yaklaştıkça arınacak ve kabûl görecekti.

ABD “içerideki kötü” ile yetinemezdi. Ona “dışarıdan bir kötü” gerekiyordu. Bu da ne “gayrı medenî kötü” ne de “kültürel kötü” olabilirdi. Olsa olsa “ideolojik kötü” olabilirdi. Özgürlüğün düşmanı, halklarının, bireylerinin fırsatları ve girişim alanları ellerinden alan “komünist rejimler” ve onun ideolojisi olan komünizm seçildi.

Sovyetler’in çöküşünden sonra “iyi”nin târifi değişmedi. Hattâ “küreselleşme”, “kareselleşme” vb zekâ yoksullarına hitâp eden basit ideolojiler üzerinden, radikalize edildi. Kötü ise ”ideolojik” olmaktan çıkarıldı; “dinselleştirildi.” İslâmiyet tam da odağa alındı. Zaman zaman düşünürüm: acaba Birleşik Krallık Hegemonyası devâm etse idi süreç böyle mi işlerdi?.. Her neyse, bu işin jimnastik tarafı...

Kötü’nün “gayrı medenî kötü” olmaktan, “ideolojik kötü”ye; oradan da “dinsel kötü”ye evrilmenin bedeli ne oldu? Bence esas mesele de bu...

Huntington “medenîyetler çarpışması” olarak ortaya koydu. Hâlbuki aslında târif ettiği “dinler çarpışması”ydı. ABD’nin selefi de İslâmiyete ve Müslüman nüfuslara hoş bir nazarla bakmazdı. Ama Müslüman oldukları için değil; Müslümanlıklarının medenîleşmelerine mâni olduğuna inandığı için. Hâlbuki bugün ABD için bizzat Müslüman olmak “kötü” olmak için yetiyor.

İktisat derslerinde geçer; 16. asırda İngiliz iktisatçı Gresham’ın geliştirdiği; “kötü” paranın “iyi” parayı kovduğuna işâret eden bir nazariye vardır. Bilmem buraya uyar mı? Belki de şu kadarını söyleyebiliriz: Kötü’nün kalitesini düşürmek, İyi’nin de kalitesiziliğine delâlet eder. “Kalitesiz kötü” tarifleri, “kalitesiz iyi” târiflerini doğurur. Neticede “iyi” uçuculaşır; tesirini kaybeder ve dünyâ bugün olduğu üzere fütursuzluk kulvarındaki “kötüler yarışına” kalır….

.

Facebook Yorumları

Kod8
11.10.2018
Kötülük yarışı
8.10.2018
Tecritçilik ve Türkiye’nin yolu
4.10.2018
Bağımlılığın serencâmı
1.10.2018
Öznenin nesnesi, nesnenin nesnesi
28.9.2018
Küreselleşmenin sonu…
24.9.2018
Endişeli düşünceler…
20.9.2018
Soçi sonrası
17.9.2018
Öz ve biçim üzerine…
13.9.2018
Rusya; Quo Vadis?
10.9.2018
Tahran Zirvesi’nden sonra
6.9.2018
Buharlaşma…
3.9.2018
Amerikan sosyalizmi mi?
30.8.2018
Kahramanlar ve körler
27.8.2018
Herkes oradaydı...
23.8.2018
Bir western hikâyesi
20.8.2018
ABD kötülüğü seçti(2)
16.8.2018
ABD kötülüğü seçti (1)
13.8.2018
Dünyânın düşündürdükleri..
9.8.2018
21. Asrın sonuna doğru…
2.8.2018
CHP dogmatizmi…
30.7.2018
Delilik
16.7.2018
15 Temmuz’un sene-i devriyesinde…
12.7.2018
Dönüşüm
5.7.2018
Tarafsızlık
28.6.2018
Seçim ve sonrasına dair
18.6.2018
Siyasetten soğumak
14.6.2018
G7 ve ABD-Kuzey Kore anlaşması
4.6.2018
Siyasal kısırlık ve muhalefet
31.5.2018
Ahlaki isyan ve isyan ahlakı
28.5.2018
Para oyunları
24.5.2018
Demokrasi
17.5.2018
İşler karışıyor, tablo değişiyor
14.5.2018
İstanbul: Siluet ve muhit
10.5.2018
Post oryantalizm
7.5.2018
Siyasal hikâyeler
30.4.2018
Sistem değişiminin düşündürdükleri
26.4.2018
Parametreler
23.4.2018
Dünyadan savrulmak
16.4.2018
Adâletin bu mu dünyâ?
12.4.2018
Kimyasal…
9.4.2018
Acılar, sevinçler ve geçişler…
5.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (2)
2.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (1)
29.3.2018
Erken final yok
26.3.2018
Mare Nostrum
22.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri (2)
19.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri(1)
15.3.2018
Şahinler savaşı başlıyor…
12.3.2018
Evrenselcilik ve yercilik
8.3.2018
Bir entelektüel hesaplaşma
5.3.2018
Körlük
1.3.2018
Saçmalama ve aşırılaştırma
26.2.2018
Iskalama…
22.2.2018
Kirli savaş
19.2.2018
Kökler
12.2.2018
Kâhinler ve hikâye anlatıcılar
8.2.2018
ABD algısı
29.1.2018
İmzalar ve bildiriler
25.1.2018
Satılık fikirler…
4.1.2018
Ekmek, özgürlük ve İran
1.1.2018
İran…
25.12.2017
Homolar savaşı
21.12.2017
Trump’ın yeni güvenlik stratejisindeki tuhaflıklar
18.12.2017
Mevlânâ, yani şu dönme muhabbetini çıkaran adam…
14.12.2017
Bir ideolojik bulanmanın serencamı
11.12.2017
Trump’ın yalnızlığı
7.12.2017
Post-IŞİD devir üzerine
4.12.2017
Siyasal davalar
27.11.2017
Değişen suretler
23.11.2017
NATO ve Türkiye
20.11.2017
Özür…
13.11.2017
Uluslararası ilişkiler…
9.11.2017
Suud baharı
26.10.2017
Âfitab-ı tanbur Necdet Yaşar’ın ardından…
23.10.2017
Engellenmemişlik…
19.10.2017
Gençlik imgesi ve siyaset
12.10.2017
Akıl tutulması
9.10.2017
Hudutların kanunu
5.10.2017
Utanmak…
2.10.2017
Şehirler, kasabalar ve köyler
28.9.2017
Referandumun ardından
18.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi - 2
14.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi (1)
11.9.2017
Şerif Bey…
7.9.2017
Kuzey Kore saldırır mı?
4.9.2017
Sun’î sistem dışı hareketler
28.8.2017
Entel dantel bir mevzu…
24.8.2017
Halk adamı olmak
21.8.2017
Kıt’aların geleceği
14.8.2017
Distopya
10.8.2017
Hayvan dostlarımız
7.8.2017
Okuyup da adam ol(ama)mak
3.8.2017
İnanç ve umut
31.7.2017
Küçük düşünmek….
27.7.2017
Sosyal Darvinizm
24.7.2017
Almanya Türkiye ilişkileri kopuyor mu?
20.7.2017
İşler ve günler
17.7.2017
15 Temmuz: Tarihsel bir eşik
13.7.2017
15 Temmuz’un sene-i devriyesi üzerine
10.7.2017
Sistem karşıtı hareketler
6.7.2017
Adalet
3.7.2017
Savaşan dünyanın kültürel iklimi üzerine
29.6.2017
Sivil itaatsizlik
26.6.2017
Bayram ve dolaşımdaki kimlikler
22.6.2017
Ortadoğu; kördüğüm ve bazı tahminler
19.6.2017
Yürüyüş…
15.6.2017
Tahayyülü olmayan dünyada bekâ sorunu
12.6.2017
Savaşlar…
8.6.2017
Hiper reelpolitik
5.6.2017
Çıkarlar…
1.6.2017
Romantizm ve terör
29.5.2017
Terörün yol haritası
25.5.2017
Âkif Emre için
23.5.2017
Yenileşme ve yenilenme
18.5.2017
Erdoğan ve ABD
11.5.2017
Sıkışan coğrafya
8.5.2017
Yeni sistemler ve partiler
4.5.2017
Riskler ve fırsatlar
1.5.2017
Bir cân için…
27.4.2017
Defarges, bilgi ve Sakallı Celal
24.4.2017
Referandum ve partilerin durumu
20.4.2017
Oran ve sayıların düşündürdükleri
17.4.2017
Seçmek
13.4.2017
Dizilimler ve çatlaklar
10.4.2017
Ortadoğu’da yeni dönem
6.4.2017
CHP’nin referandum stratejisi
3.4.2017
Dünya düzeni
31.3.2017
İnanç, silah ve para
27.3.2017
Avrupa: Olmayacak bir dua...
23.3.2017
Rockefeller
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8