Süleyman Seyfi Öğün

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Kirli savaş


22.2.2018 - Bu Yazı 134 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir büyüğüm vakt-i zamânında bana, değerini seneler içinde daha iyi idrâk ettiğim bir hayât görüşü hediye etmişti. Şöyle demiş olduğunu hatırlıyorum: “Hayat bir kömür galerisine benzer. Ve sen üzerinde bembeyaz bir gömlekle bu galeriye girersin. Ama ne kadar dikkât etmiş olsan da, bil ki galeriden çıktığında üzerinde büyük bir kısmının nereden geldiğini bile bilmediğin öbek öbek kurumlar olacaktır”..

İşlemeyen demirin pas tuttuğunu biliyoruz. Ama işleyen demir de ancak bir yere kadar ışıldar. Bir yerden sonra onun âkıbeti aşınmak olacaktır. Yâni işleyen demir ancak aşındığı yere kadar ışıldar. Hepimiz metâl yorgunluğunu biliyoruz. Işıldamanın bedeli dir bu yorgunluk…

Târihin en kirli galerilerinin savaş galerileri olduğunu herkes takdir eder. Târih bir dizi artığın birikimidir. Ama bu artıklar içinde en kirli olanı savaştır. Evvelâ şunu net olarak ortaya koyalım: Savaş tek başına kirli bir süreç değildir. Aldanma da genellikle burada ortaya çıkıyor. Romantik bakış savaşı istenmeyen, ârızî bir tarihsel çıktı olarak değerlendiriyor. Savaşları var eden, ortaya çıkan süreçlerle fazlaca ilgilenmeden savaşa îtirâz etmek olsa olsa çocuksu bir bakıştır. Hâlbuki savaş barışçıl gibi gözüken işlerin içinden gelir. Bizzât bu süreçlerin , ilk başta başka niyetlere yorulan maddî varlıkları savaşları var eder ve yönetir. Eğer savaşları, kendilerini var eden süreçlerden ayıklamadan, bütünlüklü bir bakışla teşrih masasına yatıracaksak buna diyecek bir şey olmaz. Rosa Luxemburg, Jean Jaures, Mahatma Gandhi gibi kahramanlar bunu yaptı. Ama, bu da kifâyet etmiyor. Çünkü târihi ilkesel ve bütünlüklü bir hesaplaşmaya taşımak hadd-i zâtında zor iş. Ama bundan daha zoru, bu hesaplaşmayı insanlığın “eşanlı” sırtlanmasıdır ki, işte işin en zor, belki de en olmayacak kısmı bu. Yukarıda isimlerini saydığım saygıdeğer şahsiyetlerin dramı da zâten bunu anlatır.

“Medeniyet” târihi savaşı yok edemedi. Ama onu kültürel olarak işledi ve yeniden üretti. Bu yeniden üretimin içine neler giriyor? Bir defâ savaşın düzenli ordularla; üstelik kâideli hâle getirilmesinden bahsedebiliriz. Hattâ bu îtibârla İslâm medeniyetinin öncü rolüyle iftihâr etmeliyiz. Savaşın hukûkunu inşâ etmek kolay iş değildir. İslâm savaş hukûkundan Westfalya’ya yapılan işleri hiç kimse küçümsememelidir. “Savaş suçu” kavramı bana her zamân tuhaf gelmiştir. Sanki savaş mâsum imiş de, onun içinde suç işlemek olmazmış gibi. Ama bu ihtirâzı kaydı diretecek değilim. Kurallı savaş her şekilde kuralsız savaştan evlâdır ve bunu taraflara kabûl ettirmek de küçümsenecek bir şey değildir.

“Haklı” ve “haksız” savaşlar ayırımı da, bahsettiğimiz kültürel yeniden üretimin konularıdır. Kanâtimce işin en fazla çatallaştığı nokta da budur. Haklı savaş, kurallı savaş manâsına gelmiyor. Hattâ “kurallı savaş” ile “haklı savaş “ arasında tam ters bir ilişki var. Kurallı bir savaş yürütebilirsiniz, ama haksızsınızdır. Kuralsız bir savaş yürütürsünüz; ama haklısınızdır. Değil mi ki Vietkonglar, Amerikan emperyalizmine karşı kuralsız; lâkin haklı bir savaş verdiler. Cümle anti-kolonyalist ve anti-emperyalist savaşlar da böyle değil midir? Donanımlı, düzenli ordular karşısında ne yapılabilirdi ki, denilebilir. İtirâz kaldırmayacak bir değerlendirmedir bu. Leylâ Hâlid uçak kaçırmayıp ne yapacaktı?

Kuralsız yürütülen savaşların kendi normları var mıdır? Meselâ sivilleri kayırmak, kollamak gibi..Buna dikkât etmek bu savaşları yürütenlerin insaflarına kalıyor. Ama çoğunlukla kuralsız ve haklılığına ölümüne inanmış insanların savaşlarında , haklılık duygusu körleştirici bir etki doğuruyor ve diğer duyarlılıkları ezip geçiyor. Gâliba genellikle ıskalanan şu: Haklı olmaktan daha zoru haklılığınızı sürdürebilmektir. Haklı olmak, belki gerekli ; ama asla yeterli olmayan bir koşuldur. İşte, haklı ama kuralsız savaşların yaşadığı metâl yorgunluğu ve kirlenme de burada ortaya çıkıyor. O romantik devirler çok, ama çok geride kaldı. Kimse Che’li, Marighellalı günleri, İspanyol iç savaşının o evrensel dayanışmasını dayatmasın. Bunlar Heminway’in, Exupery’nin edebiyatlarında kaldı. Süreç ise çoktan çoktan kirlendi. Kurtuluşçu grupların , mafyalara, uyuşturucu kartellerine eklemlendiği çok katmanlı bir kirlenme bu.

Ama en vahimi de şu: “haklı” savaşların “kuralsız” grupları , dünyâ ölçeğinde savaşı pazarlayan, kotaran güçlerin âleti, oyuncağı hâline geldi. Bugün, burnumuzun dibinde yaşanan savaşta bunu net olarak görüyoruz. Pek çok güç, bu ,maşaallah “pek haklı olan” bu kirli yapıları kullanarak işini yürütüyor. Bu da ,“Ben yapmadım ki, onlar yaptı” sorumsuzluğuyla, en yapılamayacak şeylerin bile yaptırılabileceği bir ortamı sağlayarak, savaş hukuklarını da aşındırıyor. Bugün artık kurallı savaşlarla kuralsız savaşlar arasındaki ayırımı o kadar kolay yapamıyoruz.

Köroğlu, “tüfeng icâd oldu; mertlik bozuldu” diyordu. Garibim vesâyet savaşlarını görseydi, ne derdi acaba?…

.

Facebook Yorumları

reklam
22.2.2018
Kirli savaş
19.2.2018
Kökler
12.2.2018
Kâhinler ve hikâye anlatıcılar
8.2.2018
ABD algısı
29.1.2018
İmzalar ve bildiriler
25.1.2018
Satılık fikirler…
4.1.2018
Ekmek, özgürlük ve İran
1.1.2018
İran…
25.12.2017
Homolar savaşı
21.12.2017
Trump’ın yeni güvenlik stratejisindeki tuhaflıklar
18.12.2017
Mevlânâ, yani şu dönme muhabbetini çıkaran adam…
14.12.2017
Bir ideolojik bulanmanın serencamı
11.12.2017
Trump’ın yalnızlığı
7.12.2017
Post-IŞİD devir üzerine
4.12.2017
Siyasal davalar
27.11.2017
Değişen suretler
23.11.2017
NATO ve Türkiye
20.11.2017
Özür…
13.11.2017
Uluslararası ilişkiler…
9.11.2017
Suud baharı
26.10.2017
Âfitab-ı tanbur Necdet Yaşar’ın ardından…
23.10.2017
Engellenmemişlik…
19.10.2017
Gençlik imgesi ve siyaset
12.10.2017
Akıl tutulması
9.10.2017
Hudutların kanunu
5.10.2017
Utanmak…
2.10.2017
Şehirler, kasabalar ve köyler
28.9.2017
Referandumun ardından
18.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi - 2
14.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi (1)
11.9.2017
Şerif Bey…
7.9.2017
Kuzey Kore saldırır mı?
4.9.2017
Sun’î sistem dışı hareketler
28.8.2017
Entel dantel bir mevzu…
24.8.2017
Halk adamı olmak
21.8.2017
Kıt’aların geleceği
14.8.2017
Distopya
10.8.2017
Hayvan dostlarımız
7.8.2017
Okuyup da adam ol(ama)mak
3.8.2017
İnanç ve umut
31.7.2017
Küçük düşünmek….
27.7.2017
Sosyal Darvinizm
24.7.2017
Almanya Türkiye ilişkileri kopuyor mu?
20.7.2017
İşler ve günler
17.7.2017
15 Temmuz: Tarihsel bir eşik
13.7.2017
15 Temmuz’un sene-i devriyesi üzerine
10.7.2017
Sistem karşıtı hareketler
6.7.2017
Adalet
3.7.2017
Savaşan dünyanın kültürel iklimi üzerine
29.6.2017
Sivil itaatsizlik
26.6.2017
Bayram ve dolaşımdaki kimlikler
22.6.2017
Ortadoğu; kördüğüm ve bazı tahminler
19.6.2017
Yürüyüş…
15.6.2017
Tahayyülü olmayan dünyada bekâ sorunu
12.6.2017
Savaşlar…
8.6.2017
Hiper reelpolitik
5.6.2017
Çıkarlar…
1.6.2017
Romantizm ve terör
29.5.2017
Terörün yol haritası
25.5.2017
Âkif Emre için
23.5.2017
Yenileşme ve yenilenme
18.5.2017
Erdoğan ve ABD
11.5.2017
Sıkışan coğrafya
8.5.2017
Yeni sistemler ve partiler
4.5.2017
Riskler ve fırsatlar
1.5.2017
Bir cân için…
27.4.2017
Defarges, bilgi ve Sakallı Celal
24.4.2017
Referandum ve partilerin durumu
20.4.2017
Oran ve sayıların düşündürdükleri
17.4.2017
Seçmek
13.4.2017
Dizilimler ve çatlaklar
10.4.2017
Ortadoğu’da yeni dönem
6.4.2017
CHP’nin referandum stratejisi
3.4.2017
Dünya düzeni
31.3.2017
İnanç, silah ve para
27.3.2017
Avrupa: Olmayacak bir dua...
23.3.2017
Rockefeller
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı