Süleyman Seyfi Öğün

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Yumuşama…


22.4.2019 - Bu Yazı 182 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Dün, CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu Ankara’daki şehit cenâzesine katıldığı sırada bir grubun şiddetine mâruz kaldı. Yazımın esas konusuna geçmeden evvel bu hususta bir şeyler ifâde etmek isterim. Bu saldırıyı kınamak ve Sayın Kılıçdaroğlu’ya geçmiş olsun dileklerinde bulunmak aklı başında ve vicdan sâhibi herkesin borcudur. Şiddet kördür ve kime, nerede ve kimden gelirse gelsin lânetlenmelidir. Ben de bu köşeden bir fert olarak Sayın Kılıçdaroğlu’ya yapılan provokatif saldırıyı lânetleniyor ve kendisine “geçmiş olsun “ diyorum. Emniyet çevrelerine düşen vazife, saldırının tâkibini yapmak ve en kısa zaman zarfında bunun sorumlularını ortaya çıkarmaktır…

* * *

Son ‘Mahallî İdâreler Seçimi’nin neticeleri, seçime katılan partilere tek tek bir şeyler söylediği kadar, hepsine toplu olarak da bir şeyler ifâde ediyor. Yanlış anlaşılmasın; ben, bâzıları gibi “Seçmen hangi mesajı verdi?” gibisinden bir “saçmalığı” tâkip edecek değilim. Hiçbir seçimin “ortak sağduyu” gibi uydurma bulduğum bir ekseni olduğunu düşünmem. Seçimlerde insanlar hisleri ve sezgilerini veri alarak karar verirler. Buradaki kıstaslar alabildiğine karmaşıktır ve sağduyu ile bir alâkası yoktur. Seçimlerin genel neticelerini değerlendirmek başka, bunu “ortak sağduyu” gibi muğlak bir kıstasa taşımak başka bir şeydir. İnsanlar seçimlerde bir tercih yapar. Bu tercihlerin topluca ve ayrıca; hele ki sağduyu üzerinden “îmâ ettiği” bir şey yoktur. Toplu neticelere bakılarak yapılacak değerlendirmeler, bizzat oy verme davranışını şekillendiren ana sâiklere odaklanmalıdır.

15 Temmuz gerçekten de “bek’a” meselesini gündeme getiren çok ağır bir süreçti. Korunmacı refleksleri harekete geçirdi ve millet ve kurumlar hakikâten de büyük, hattâ destânî bir başarıyla bunun altından kalktı. Darbeyi yapanlar dışarıdan değildi. Kurum ve kuruluşlara “sızarak” yaptılar bunu. Hâl bu olunca, Türkiye’nin bir “ayıklanma”, bir “arılanma” sürecine girmesi de kaçınılmazdı. Bu süreç, el an devam ediyor. İşin bu kısmı doğrudan doğruya “adlî” bir süreçtir ve ayrıca konuşulup, tartışılabilir. Mesele, 15 Temmuz’un, Türkiye’nin siyâsal ikliminde yol açtığı, daha uzun vâdeli işleyecek olan tahribattır. Kanaâtimce, 15 Temmuz’u hayâta geçiren çevrelerin, kaybetme ihtimâline hâlinde yedeklerinde tuttukları, siyâsal iklimi “bozma” plânlarıydı. 15 Temmuz’a karşı tepkilerin siyâsallaşmasının, iklimde kaçınılmaz bir şekilde “sertleşme” doğuracağı âşikârdı. “Sertleşme” hiçbir şekilde tek taraflı değildir. Nitekim süreç çok taraflı bir şekilde işledi ve bugünlere geldi.

Biraz “sertleşme” duygusu üzerinde duralım. Evvelâ şunu kaydetmeliyim ki, diyalektik düşünüşe inanmış birisi olarak, zihnimde “sertleşme kötü, yumuşama iyidir” veyâ “sertleşme iyidir, yumuşama kötü” nev’inden bir hazır formül yoktur. “A priori” olarak bildiğim, her yumuşamanın bir sertlik; her sertliğin de bir yumuşama doğurmaya namzet olduğudur. Bu geçişkenlik her iki sürecin “aşırılaş(tırıl)masına bağlı olarak savrulmalara sebebiyet verir. Tek başına ne sertlik ne de yumuşama yönetilebilir değildir. Tam tersine, herhangi birisine gömüldüğümüzde, onlar bizi yönetir. Sürecin öznesi olmak, biraz da onu yönetebilmekten geçer. Bu da, uçlara takılı kalmaktan çok, iki uç arasındaki “ilişkisel” alanda pozisyon kazanmakla alâkalıdır. Temel olan ilişkisel olandır. Daha basit ifâde edelim: Bütün mesele bu iki kutbu değil, kutuplar arasında dağılan “ilişkileri” yönetmektir.

Son mahallî seçimlerin neticeleri insanlara bir basitleme yaptırıyor. Milletin sağduyusuyla siyâsetçilere, “artık sertlikten hoşlanmadığı ve bir an evvel onlardan yumuşama beklediği” mesajını verdiği yolundaki bir basitlemedir. Seçimlerin Türkiye sath-ı mâlini kapsamakla berâber, temelde bir ‘İstanbul Seçimi’ olduğunu çok evvelden yazmıştım. Bu açıdan rahatım. Sayın Ekrem İmamoğlu’nun başarısının “yumuşama”dan yana tavrı ve söylemi olduğuna dâir basitlemelere katılmıyorum. Sayın İmamoğlu, bu tavır ve söylemi taşıdı. Ama ona verilen oyların bu tavır ve söylemi paylaşmakla değil; Sayın Erdoğan’a dönük sert ve dışlayıcı hissiyatlara tercümân olmasıyla alâkalı olduğunu düşünüyorum. Sayın İmamoğlu’na gösterilen “teveccüh”, onun her meşrebe, her nabza göre şerbet dağıtmayı bilen pragmatik tarafıydı. Sayın İmamoğlu’nun “yumuşak çehre ve söylemi” aslında siyâsal pragmatizmidir. Seçmen , keskin bir ikilem üzerinden; yâni Erdoğanizm ile Anti-Erdoğanizm arasında bir tercih yaptı. Sayın İmamoğlu’nun pragmatizmi, sert Anti-Erdoğanistlere bir paratoner oldu; onları kapsadı ve örttü. Hepsi bu kadar.

Cumhurbaşkanı, son yaptığı konuşmada,”millet İttifâkı”ndan bahsederek kutuplaşmayı dışladı ve yumuşamanın sinyâllerini verdi. Bu sinyâlin, Sayın Erdoğan’ın mesajdan gerekli dersi çıkardığı; sertliği tamâmen tek edip, “yumuşama”ya geçileceği gibi bir basitlemeyle değerlendirilmeye başladığını görüyorum. Eğer bu basitleme doğruysa, beklenen neticeyi vermeyeceğini; hattâ beklentileri ters yüz edeceğini daha şimdiden söyleyebilirim. Beşerî dâirelerde, haydi Kantçı bir kavramı ödünç alarak ifâde edelim; hiçbir “maksim” mutlak değildir.

Sayın İmamoğlu’nun pragmatist siyâsetlerinin “yumuşatıcı” değil “aşındırıcı” bir yönde ilerleyeceğini düşünüyorum. Bu, “yumuşamanın” değil “aşındırmanın” başarısı olacaktır. AK Parti’nin geliştireceği mukâbil manevra ne olacaktır? Düğüm noktası burasıdır. Eğer “Ben de yumuşacağım” derse ve bir yumuşama yarışına girerse elde edeceği fazla bir şey olacağını zannetmiyorum. Elbette, kendisine sertlikte karar; hattâ mahkûm ettirmeyi gâye edinen bu “aşındırma” denemelerinİ bertaraf etmeye mâtuf bir açılım ihtiyâcı ortadadır. Ama bu açılım sertliği bırakıp, yumuşamak değil; eğer doğru plânlanırsa, bu iki maksim arasında kalan alanda ilişkileri yönetmek başarısı olacaktır.

.

Facebook Yorumları

Kod8
22.4.2019
Yumuşama…
4.3.2019
Pakistan-Hindistan çatışmasının kültürel boyutu
14.2.2019
Kent estetik’i
11.2.2019
Bek’a mı, ekonomi mi?
4.2.2019
Büyük Beyaz…
28.1.2019
“Hasta Kıt’a” Avrupa’nın entelektüelleri
24.1.2019
Fay hatları
31.12.2018
Türkiye’de Siyâsal Düşünce Târihi
24.12.2018
Sualler, cevaplar ve ihtimaller
20.12.2018
Avrasya ve Akdeniz…
6.12.2018
Bilgi obezitesi
3.12.2018
Fikirler ve eylemler…
29.11.2018
Deliler…
26.11.2018
Düşmanlık tesisi
15.11.2018
I.Dünya Savaşı bitti mi?
12.11.2018
Yaşama sevinci
8.11.2018
Siyaset, popülizm ve vasatlar
5.11.2018
Kadına şiddet
1.11.2018
Toprak…
11.10.2018
Kötülük yarışı
8.10.2018
Tecritçilik ve Türkiye’nin yolu
4.10.2018
Bağımlılığın serencâmı
1.10.2018
Öznenin nesnesi, nesnenin nesnesi
28.9.2018
Küreselleşmenin sonu…
24.9.2018
Endişeli düşünceler…
20.9.2018
Soçi sonrası
17.9.2018
Öz ve biçim üzerine…
13.9.2018
Rusya; Quo Vadis?
10.9.2018
Tahran Zirvesi’nden sonra
6.9.2018
Buharlaşma…
3.9.2018
Amerikan sosyalizmi mi?
30.8.2018
Kahramanlar ve körler
27.8.2018
Herkes oradaydı...
23.8.2018
Bir western hikâyesi
20.8.2018
ABD kötülüğü seçti(2)
16.8.2018
ABD kötülüğü seçti (1)
13.8.2018
Dünyânın düşündürdükleri..
9.8.2018
21. Asrın sonuna doğru…
2.8.2018
CHP dogmatizmi…
30.7.2018
Delilik
16.7.2018
15 Temmuz’un sene-i devriyesinde…
12.7.2018
Dönüşüm
5.7.2018
Tarafsızlık
28.6.2018
Seçim ve sonrasına dair
18.6.2018
Siyasetten soğumak
14.6.2018
G7 ve ABD-Kuzey Kore anlaşması
4.6.2018
Siyasal kısırlık ve muhalefet
31.5.2018
Ahlaki isyan ve isyan ahlakı
28.5.2018
Para oyunları
24.5.2018
Demokrasi
17.5.2018
İşler karışıyor, tablo değişiyor
14.5.2018
İstanbul: Siluet ve muhit
10.5.2018
Post oryantalizm
7.5.2018
Siyasal hikâyeler
30.4.2018
Sistem değişiminin düşündürdükleri
26.4.2018
Parametreler
23.4.2018
Dünyadan savrulmak
16.4.2018
Adâletin bu mu dünyâ?
12.4.2018
Kimyasal…
9.4.2018
Acılar, sevinçler ve geçişler…
5.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (2)
2.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (1)
29.3.2018
Erken final yok
26.3.2018
Mare Nostrum
22.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri (2)
19.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri(1)
15.3.2018
Şahinler savaşı başlıyor…
12.3.2018
Evrenselcilik ve yercilik
8.3.2018
Bir entelektüel hesaplaşma
5.3.2018
Körlük
1.3.2018
Saçmalama ve aşırılaştırma
26.2.2018
Iskalama…
22.2.2018
Kirli savaş
19.2.2018
Kökler
12.2.2018
Kâhinler ve hikâye anlatıcılar
8.2.2018
ABD algısı
29.1.2018
İmzalar ve bildiriler
25.1.2018
Satılık fikirler…
4.1.2018
Ekmek, özgürlük ve İran
1.1.2018
İran…
25.12.2017
Homolar savaşı
21.12.2017
Trump’ın yeni güvenlik stratejisindeki tuhaflıklar
18.12.2017
Mevlânâ, yani şu dönme muhabbetini çıkaran adam…
14.12.2017
Bir ideolojik bulanmanın serencamı
11.12.2017
Trump’ın yalnızlığı
7.12.2017
Post-IŞİD devir üzerine
4.12.2017
Siyasal davalar
27.11.2017
Değişen suretler
23.11.2017
NATO ve Türkiye
20.11.2017
Özür…
13.11.2017
Uluslararası ilişkiler…
9.11.2017
Suud baharı
26.10.2017
Âfitab-ı tanbur Necdet Yaşar’ın ardından…
23.10.2017
Engellenmemişlik…
19.10.2017
Gençlik imgesi ve siyaset
12.10.2017
Akıl tutulması
9.10.2017
Hudutların kanunu
5.10.2017
Utanmak…
2.10.2017
Şehirler, kasabalar ve köyler
28.9.2017
Referandumun ardından
18.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi - 2
14.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi (1)
11.9.2017
Şerif Bey…
7.9.2017
Kuzey Kore saldırır mı?
4.9.2017
Sun’î sistem dışı hareketler
28.8.2017
Entel dantel bir mevzu…
24.8.2017
Halk adamı olmak
21.8.2017
Kıt’aların geleceği
14.8.2017
Distopya
10.8.2017
Hayvan dostlarımız
7.8.2017
Okuyup da adam ol(ama)mak
3.8.2017
İnanç ve umut
31.7.2017
Küçük düşünmek….
27.7.2017
Sosyal Darvinizm
24.7.2017
Almanya Türkiye ilişkileri kopuyor mu?
20.7.2017
İşler ve günler
17.7.2017
15 Temmuz: Tarihsel bir eşik
13.7.2017
15 Temmuz’un sene-i devriyesi üzerine
10.7.2017
Sistem karşıtı hareketler
6.7.2017
Adalet
3.7.2017
Savaşan dünyanın kültürel iklimi üzerine
29.6.2017
Sivil itaatsizlik
26.6.2017
Bayram ve dolaşımdaki kimlikler
22.6.2017
Ortadoğu; kördüğüm ve bazı tahminler
19.6.2017
Yürüyüş…
15.6.2017
Tahayyülü olmayan dünyada bekâ sorunu
12.6.2017
Savaşlar…
8.6.2017
Hiper reelpolitik
5.6.2017
Çıkarlar…
1.6.2017
Romantizm ve terör
29.5.2017
Terörün yol haritası
25.5.2017
Âkif Emre için
23.5.2017
Yenileşme ve yenilenme
18.5.2017
Erdoğan ve ABD
11.5.2017
Sıkışan coğrafya
8.5.2017
Yeni sistemler ve partiler
4.5.2017
Riskler ve fırsatlar
1.5.2017
Bir cân için…
27.4.2017
Defarges, bilgi ve Sakallı Celal
24.4.2017
Referandum ve partilerin durumu
20.4.2017
Oran ve sayıların düşündürdükleri
17.4.2017
Seçmek
13.4.2017
Dizilimler ve çatlaklar
10.4.2017
Ortadoğu’da yeni dönem
6.4.2017
CHP’nin referandum stratejisi
3.4.2017
Dünya düzeni
31.3.2017
İnanç, silah ve para
27.3.2017
Avrupa: Olmayacak bir dua...
23.3.2017
Rockefeller
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8.Net