Süleyman Seyfi Öğün

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Rockefeller


23.3.2017 - Bu Yazı 3294 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Dünyânın “para babalarından” birisi olan Rockefeller 101 yaşında göçtü. Ardında sayısız spekülasyon bıraktı. Bunların arasında kalbinin 6 defâ değiştiği, ciğer nakli yaptırdığı vb hikâyeler yer alıyor. Ama bence en çarpıcı olanı; belli aralıklarla gençlerden alınan kanlarla kendi “kirli” kanını değiştirdiği yolundaki söylentiler… Geçen sene 100 yaşını ikmâl ettiği zaman söylediği; 200 yaşına kadar yaşayacağı iddiası ise evlere şenlik.. İslâmiyet ve Türklük aleyhtarı gizemli idealleri, siyonizme yaptığı katkılar bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor. Ekonomik ve ticârî sicili ise gayrı insânî hikâyelerle yüklü…


Bunca iğrenç hikâyenin “kahramanı” bu dünyâdan göçünce, özellikle de Müslüman Türklerin derin bir nefes almasını yadırgamamak gerekiyor. Lâkin bu bakışın, açıkça ifâde etmeliyim ki sorunlu bir tarafı olduğunu düşünüyorum.. Şimdi buna bir bakalım…

Geleneksel dünyâda zenginliğin karşılığı olan “servet” idi. Servet, nazar çeken; ardında şâibeli işlerin döndüğü bir fazlalık muamelesi görürdü. Servet edinmekten daha zor olan, o serveti “taşımaktı”. Yapılacak şeylerden birisi, serveti gizlemekti. Bu da her zaman kolay olan bir şey değildi. Çünkü servetin başta gelen fonksiyonu “harcamaktı”. Harcanmayan servetlerin, pinti, cimri, hasis insanların elinde kalmasının dışında fazlaca bir mânâsı olamazdı. Eğer servet bir harcamanın konusu olursa nazarı üzerine çeker; kendi kendisini büyüten türlü söylentilerle dev bir çığa dönüşür; süreç, servete el koymayla ve serveti cezâlandırmayla biterdi. Servet sâhibi, eğer onu elinde tutmayı istiyorsa, yapacağı en akılcı iş; onun hatırı sayılır bir kısmını gönüllü olarak yeniden bölüşüme sokmak ve nazar sahiplerini “görmek” olabilirdi. Bunlar hayır, hasenât işleri olarak bilinir. Servetin aklanması işi, zamân içinde kurumsallaşmış; meselâ vakıf müessesine dönüşmüştür. Elbette dinlerin de bu konudaki çağrısını ve düzenleyici pratik normlarını ihmâl etmemek gerekir.

“Karanlık” bir birikim geçmişine sâhip olan servetin “aklanması” toplumsal düzeyde ilginç neticeler doğurmuş; bir geçim yolu hâline de gelmiştir. Servetini yeniden paylaştıran kişiler ile bundan pay alanlar arasında, hayli geniş bir “efendi-köle” ilişkisidir bu. Servet odaklı ilişkiler son derecede şahsîleşmiş ilişkilerdir. Dolayısıyla bu ilişkilerin fâilleri bellidir. Bir tarafta servetin “sâhibi” olan kişi veyâ kişiler (âile); diğer tarafta ise bundan “nasiplenen” yanaşmalar mevcuttur. Bu ilişkilere nereden baktığınız ne göreceğinizi de belirler. Çok düz bir şekilde bakılırsa, “efendi”nin sınırsız hâkimiyetinden ve diğerlerinin ona kesintisiz ve kesif bağlılığından bahsedilebilir. Yâni efendi “özne”, köle ise “nesne” olarak görülebilir. Ama daha derinden bakıldığında, bağımlı gözükenlerin verdikleri sayısız servislerle “efendi”lerini kendilerine bağımlılaştırdığını da söylemek mümkündür. Şener Şen'in unutulmaz bir oyunculuk sergilediği Nesli Çölgeçen'in “Züğürt Ağa” filminin sosyolojik derinliği de bunu anlatmaktaki başarısı ile Türk sinema târihindeki yerini almıştır.

Modern dünyâda zenginliğin kaynağı olarak servetin yerini sermâyenin aldığını biliyoruz. Servet ile sermâye arasındaki aslî farklılık; ilkinin öznelliği ile ikincisinin nesnelliği arasındadır. Belki de lâyıkı veçhile anlaşılmayan da bu farklılıktır. târihsel kültürel algılamalar, bu algılamayı doğuran şartlar aşıldığında bile etkisini sürdürebiliyor. Meselâ dilde bu çok açık kendisini gösteriyor. Modern kapitâl sâhibini bir “para babası” gibi görmemiz buna verilebilecek en tipik misâldir. Bu özünde, modernlik öncesinde sıfatladığı olguların çoktan târihe gömüldüğü çok patrimonyâl bir bakıştır. Bir sermâye sâhibi paranın babası değildir. Dolayısıyla ondan, hangi manâda olursa olsun bir “babalık” beklememek gerekir.

Modern dünyâda sermâye, önce üretim üzerinden nesnelleşen bir seyir izledi. Sermâye birikimi, bir yatırım aracına dönüştü. Para-Mal-Para1 ilişkisidir bu. Ama özellikle de 1970'lerden başlayıp, günümüze bütün bunalımlarıyla birlikte çöktüğü ikinci evresinde para, üretimdeki karşılığından koparak bizzât kendisini nesneleştirdi. Kendi kendisinin amacı hâline geldi. Buna, Para-Para1 ilişkisi de deniliyor. Para kendisini nesneleştirirken, cümle dünyâyı ve tekmil insan ilişkilerini en katmerli ölçülerde nesneleştirdi. Zâten sıkıntı da buradadır. Günümüzde finansal çıkarlar bizzât efendisi olmayan bir efendilik makâmıdır. Bu makâm, herkesi köleleştiriyor ve irâdemizi teslim alıyor. Para deryâsında Rockefeller'ın iri bir damla olmaktan başka özelliği olmadığını düşünüyorum.. Dünyâ siyâsetini, plütokrasinin şeytanca yürüttüğü bir 1001 Gece Masalına indirgemek; yer yer dinlemesi keyif verse de; nihâyetinde bir basitlemedir…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
22.4.2019
Yumuşama…
4.3.2019
Pakistan-Hindistan çatışmasının kültürel boyutu
14.2.2019
Kent estetik’i
11.2.2019
Bek’a mı, ekonomi mi?
4.2.2019
Büyük Beyaz…
28.1.2019
“Hasta Kıt’a” Avrupa’nın entelektüelleri
24.1.2019
Fay hatları
31.12.2018
Türkiye’de Siyâsal Düşünce Târihi
24.12.2018
Sualler, cevaplar ve ihtimaller
20.12.2018
Avrasya ve Akdeniz…
6.12.2018
Bilgi obezitesi
3.12.2018
Fikirler ve eylemler…
29.11.2018
Deliler…
26.11.2018
Düşmanlık tesisi
15.11.2018
I.Dünya Savaşı bitti mi?
12.11.2018
Yaşama sevinci
8.11.2018
Siyaset, popülizm ve vasatlar
5.11.2018
Kadına şiddet
1.11.2018
Toprak…
11.10.2018
Kötülük yarışı
8.10.2018
Tecritçilik ve Türkiye’nin yolu
4.10.2018
Bağımlılığın serencâmı
1.10.2018
Öznenin nesnesi, nesnenin nesnesi
28.9.2018
Küreselleşmenin sonu…
24.9.2018
Endişeli düşünceler…
20.9.2018
Soçi sonrası
17.9.2018
Öz ve biçim üzerine…
13.9.2018
Rusya; Quo Vadis?
10.9.2018
Tahran Zirvesi’nden sonra
6.9.2018
Buharlaşma…
3.9.2018
Amerikan sosyalizmi mi?
30.8.2018
Kahramanlar ve körler
27.8.2018
Herkes oradaydı...
23.8.2018
Bir western hikâyesi
20.8.2018
ABD kötülüğü seçti(2)
16.8.2018
ABD kötülüğü seçti (1)
13.8.2018
Dünyânın düşündürdükleri..
9.8.2018
21. Asrın sonuna doğru…
2.8.2018
CHP dogmatizmi…
30.7.2018
Delilik
16.7.2018
15 Temmuz’un sene-i devriyesinde…
12.7.2018
Dönüşüm
5.7.2018
Tarafsızlık
28.6.2018
Seçim ve sonrasına dair
18.6.2018
Siyasetten soğumak
14.6.2018
G7 ve ABD-Kuzey Kore anlaşması
4.6.2018
Siyasal kısırlık ve muhalefet
31.5.2018
Ahlaki isyan ve isyan ahlakı
28.5.2018
Para oyunları
24.5.2018
Demokrasi
17.5.2018
İşler karışıyor, tablo değişiyor
14.5.2018
İstanbul: Siluet ve muhit
10.5.2018
Post oryantalizm
7.5.2018
Siyasal hikâyeler
30.4.2018
Sistem değişiminin düşündürdükleri
26.4.2018
Parametreler
23.4.2018
Dünyadan savrulmak
16.4.2018
Adâletin bu mu dünyâ?
12.4.2018
Kimyasal…
9.4.2018
Acılar, sevinçler ve geçişler…
5.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (2)
2.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (1)
29.3.2018
Erken final yok
26.3.2018
Mare Nostrum
22.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri (2)
19.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri(1)
15.3.2018
Şahinler savaşı başlıyor…
12.3.2018
Evrenselcilik ve yercilik
8.3.2018
Bir entelektüel hesaplaşma
5.3.2018
Körlük
1.3.2018
Saçmalama ve aşırılaştırma
26.2.2018
Iskalama…
22.2.2018
Kirli savaş
19.2.2018
Kökler
12.2.2018
Kâhinler ve hikâye anlatıcılar
8.2.2018
ABD algısı
29.1.2018
İmzalar ve bildiriler
25.1.2018
Satılık fikirler…
4.1.2018
Ekmek, özgürlük ve İran
1.1.2018
İran…
25.12.2017
Homolar savaşı
21.12.2017
Trump’ın yeni güvenlik stratejisindeki tuhaflıklar
18.12.2017
Mevlânâ, yani şu dönme muhabbetini çıkaran adam…
14.12.2017
Bir ideolojik bulanmanın serencamı
11.12.2017
Trump’ın yalnızlığı
7.12.2017
Post-IŞİD devir üzerine
4.12.2017
Siyasal davalar
27.11.2017
Değişen suretler
23.11.2017
NATO ve Türkiye
20.11.2017
Özür…
13.11.2017
Uluslararası ilişkiler…
9.11.2017
Suud baharı
26.10.2017
Âfitab-ı tanbur Necdet Yaşar’ın ardından…
23.10.2017
Engellenmemişlik…
19.10.2017
Gençlik imgesi ve siyaset
12.10.2017
Akıl tutulması
9.10.2017
Hudutların kanunu
5.10.2017
Utanmak…
2.10.2017
Şehirler, kasabalar ve köyler
28.9.2017
Referandumun ardından
18.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi - 2
14.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi (1)
11.9.2017
Şerif Bey…
7.9.2017
Kuzey Kore saldırır mı?
4.9.2017
Sun’î sistem dışı hareketler
28.8.2017
Entel dantel bir mevzu…
24.8.2017
Halk adamı olmak
21.8.2017
Kıt’aların geleceği
14.8.2017
Distopya
10.8.2017
Hayvan dostlarımız
7.8.2017
Okuyup da adam ol(ama)mak
3.8.2017
İnanç ve umut
31.7.2017
Küçük düşünmek….
27.7.2017
Sosyal Darvinizm
24.7.2017
Almanya Türkiye ilişkileri kopuyor mu?
20.7.2017
İşler ve günler
17.7.2017
15 Temmuz: Tarihsel bir eşik
13.7.2017
15 Temmuz’un sene-i devriyesi üzerine
10.7.2017
Sistem karşıtı hareketler
6.7.2017
Adalet
3.7.2017
Savaşan dünyanın kültürel iklimi üzerine
29.6.2017
Sivil itaatsizlik
26.6.2017
Bayram ve dolaşımdaki kimlikler
22.6.2017
Ortadoğu; kördüğüm ve bazı tahminler
19.6.2017
Yürüyüş…
15.6.2017
Tahayyülü olmayan dünyada bekâ sorunu
12.6.2017
Savaşlar…
8.6.2017
Hiper reelpolitik
5.6.2017
Çıkarlar…
1.6.2017
Romantizm ve terör
29.5.2017
Terörün yol haritası
25.5.2017
Âkif Emre için
23.5.2017
Yenileşme ve yenilenme
18.5.2017
Erdoğan ve ABD
11.5.2017
Sıkışan coğrafya
8.5.2017
Yeni sistemler ve partiler
4.5.2017
Riskler ve fırsatlar
1.5.2017
Bir cân için…
27.4.2017
Defarges, bilgi ve Sakallı Celal
24.4.2017
Referandum ve partilerin durumu
20.4.2017
Oran ve sayıların düşündürdükleri
17.4.2017
Seçmek
13.4.2017
Dizilimler ve çatlaklar
10.4.2017
Ortadoğu’da yeni dönem
6.4.2017
CHP’nin referandum stratejisi
3.4.2017
Dünya düzeni
31.3.2017
İnanç, silah ve para
27.3.2017
Avrupa: Olmayacak bir dua...
23.3.2017
Rockefeller
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive