Süleyman Seyfi Öğün

Yeni Şafak



Bookmark and Share

İran…


1.1.2018 - Bu Yazı 363 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Beklendiği gibi İran karış(tırıl)maya başlandı. Memleketin muhtelif yerlerinde irili ufaklı gösteriler patlak veriyor. Şimdilik bu gösterilerin çapı hakkında çok fazla mâlûmat sâhibi değiliz. Belki büyüyecek; belki de sönecek; belki de söndürülecek, bilmiyoruz.

Süreci,evvelâ  dünyâ bağlamına koymak gerekiyor. İran meselesi, tıpkı diğer meseleler gibi ABD-Çin geriliminin odağında yer alıyor. Çin, son 20-30 senede sağladığı başarılarını muhafaza etmek ve büyümesine devâm etmek istiyor. Bunun için belirli dünyâ açılımlarını hayâta geçirmeye çalışıyor. Kıt’alar arası tasarımlar bunlar. İçine cümle kıt’aları alıyor. Ama öncelikler, kavşak noktası Orta doğu olmak üzere; sırasıyla Asya ve Afrika’da. Hâl böyle olunca Afganistan, Pakistan ve Türkiye ile berâber İran da başat bir ehemmiyet kazanıyor. ABD ise bu tasarıma  direniyor; bastırmaya; kontrolü altına almaya çalışıyor. Görünen o ki bu 4 devletin ABD ile başı dertte.

ABD, bu amaçla Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun siyâsal manâdaki yumuşak zeminlerini oluşturan coğrafyalara saldırdı. Libya odaklı olarak Kuzey Afrika’dan başlayan; Mısır, Suriye ve Irak’ı içine alan; başka bir sûretiyle de dünyânın karadeliği olarak gördüğüm Afganistan’da uç veren felâketli süreçler bunlar. Anlaşılıyor ki, 2018’den başlayarak bu siyâsal deprem kuşağındaki yırtık büyüyecek; ihtimâl Orta Afrika ve Orta Asya’yı da içine alacak. İran, bunu ilk adımı..

İran’daki protestolar bir İran Baharı’nın tezgâhlanmakta olduğuna işâret ediyor. Tunus’daki protestolar da “ekmek derdi” ile başlamadı mı? Ekmek derdiyle başlayan tepkilerin hızla siyâsallaştırılması, postmodern güdümlü siyâsal protestoların artık bildik hâle gelen senaryolarından birisi. Bu iş artık bir mühendislik işi. Ardından sosyal medya örgütlenmeleri geliyor. Derken; duran adamlar, kırmızılı kadın ikonları ilh… Ukrayna’dan Türkiye’ye; Venezüella’dan Mısır’a, bu senaryolar artık iyiden iyiye plâstik bir tad veriyor.  Deyim yerindeyse; insanın içini bayıltıyor.

Mesele, bu mühendisliğin; protesto  süreçlerinin sahiciliğine gölge düşürmesi. Elbette protesto “medenî bir haktır ve dahası bu dünyâda protesto edilmesi gereken bir alay mesele vardır. Ama hegemonya işte böyle bir şey; hem protestolara sebep olan hususları doğurur; hem de protestoları şekillendirerek  kontrolü altına almayı bilir.

Evet, İran’da, tıpkı bir zamanların Doğu Avrupa’sında olduğu üzere  kapalı bir rejim on senelerdir devâm ediyor. Ve her kapalı rejimde olduğu üzere kokuşuyor. Kapalı rejimler kapalı rant alanları oluşturur. Kirli ve gayrı âdil paylaşımlar hüküm sürer oralarda. Siyâsal şizofreni zâten târihsel olarak elde birdir; dünyânın en açık rejimlerinde bile görünen ve görünmeyen arasında bir kontrast mevcuttur. Ama kapalı rejimlerde şizofreninin kontrastları artar, tahammül edilmez hâle gelir.

İran, tabiî ki ideolojik olarak değil; ama sosyolojik olarak son Demir Perde devleti. Şiî doktrinini esas alan  bir Homo İslamicus yaratmaya çalıştılar. Ama nasıl bir Homo Sovieticus yaratılamadıysa, bu da olmadı. İslâm Devrimi sırasında 20’li yaşlarda olanlar bugün 60 yaşını idrâk ediyor. O zamanlar 30’lu yaşlarında olanlar bugün 70’li ; 40’lı yaşlarda olanlar ise, eğer göçmediyse 80’li yaşlarını yaşıyor. Aradaki nesiller ise ne Şah rejimini ne de o zamanlar hayâtın nasıl olduğunu biliyor... İrân’a uygulanan ağır ambargolar, 10 sene süren Irak-İran savaşı; nihâyet Yemen’den Lübnan’a ve Suriye’ye kadar çok geniş bir coğrafyada yürüttükleri büyük mâliyetli operasyonlar İran’ı çok yordu. Şimdi ABD çullanıyor…

Pekiyi başarılı olabilirler mi? Hiç sanmıyorum. Tam tersine, bu gibi baskılar, kapalı rejimlerin can suyudur. İslâm Devrimi iç konsolidasyonu Irak Savaşı’na borçludur. Kaldı ki, bu gibi durumlarda rejime destek verenlerin sayısı, olağan zamanlara göre artış gösterir. İran’ın bir zamanların Doğu Avrupa’sından farkı  trajik anlarda  nüfûsun en az yarısının rejime destek çıkma potansiyeli göstermesidir. Ben bu oranın İran’da umulananın çok üstünde olduğunu; hattâ bunun ezici olduğunu düşünüyorum. Bunun , genel rejim hoşnutsuzluğu ile bir âlâkası yoktur. Referansların ve çağrıların dinî olduğu bir noktada insanların nihâi tercihlerinin  öngörmek seküler çağrılarla dinî çağrıların çatıştığı yerde, büyük kitlelerin ne yapacağını kestirmek kolay değildir.

Pekiyi rejim İran Baharı’nı bastıramazsa ne olur? Hemen söyleyelim: Başka yerlerde ne olduysa o olur. Yâni bahar hızla kışa evrilir. Bahsettiğim Libya, Mısır gibi, Bahar ertesinde yedikleri soğukla  ağır felç geçiren devlet ve toplumlar değil. Unutmayalım; Doğu Avrupa Baharlarından da öngörülen çıkmadı. Bugün 1990’ların değişimci entelektüellerinin düşlerinden geriye bir şey kalmadı. Doğu Avrupa’da bugün popüler desteklerle ağır bir yabancı düşmanlığı ve  kaba sağ iktidarlar hüküm sürüyor. 

Tabiî ve elbette ki  İran’ın kapalı rejimine güzellemeler yapacak değiliz. Ama İran’ın, bu bahane edilerek “bitirilmesine” alkış tutmak da olacak iş değil hani….

.

Facebook Yorumları

reklam
16.4.2018
Adâletin bu mu dünyâ?
12.4.2018
Kimyasal…
9.4.2018
Acılar, sevinçler ve geçişler…
5.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (2)
2.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (1)
29.3.2018
Erken final yok
26.3.2018
Mare Nostrum
22.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri (2)
19.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri(1)
15.3.2018
Şahinler savaşı başlıyor…
12.3.2018
Evrenselcilik ve yercilik
8.3.2018
Bir entelektüel hesaplaşma
5.3.2018
Körlük
1.3.2018
Saçmalama ve aşırılaştırma
26.2.2018
Iskalama…
22.2.2018
Kirli savaş
19.2.2018
Kökler
12.2.2018
Kâhinler ve hikâye anlatıcılar
8.2.2018
ABD algısı
29.1.2018
İmzalar ve bildiriler
25.1.2018
Satılık fikirler…
4.1.2018
Ekmek, özgürlük ve İran
1.1.2018
İran…
25.12.2017
Homolar savaşı
21.12.2017
Trump’ın yeni güvenlik stratejisindeki tuhaflıklar
18.12.2017
Mevlânâ, yani şu dönme muhabbetini çıkaran adam…
14.12.2017
Bir ideolojik bulanmanın serencamı
11.12.2017
Trump’ın yalnızlığı
7.12.2017
Post-IŞİD devir üzerine
4.12.2017
Siyasal davalar
27.11.2017
Değişen suretler
23.11.2017
NATO ve Türkiye
20.11.2017
Özür…
13.11.2017
Uluslararası ilişkiler…
9.11.2017
Suud baharı
26.10.2017
Âfitab-ı tanbur Necdet Yaşar’ın ardından…
23.10.2017
Engellenmemişlik…
19.10.2017
Gençlik imgesi ve siyaset
12.10.2017
Akıl tutulması
9.10.2017
Hudutların kanunu
5.10.2017
Utanmak…
2.10.2017
Şehirler, kasabalar ve köyler
28.9.2017
Referandumun ardından
18.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi - 2
14.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi (1)
11.9.2017
Şerif Bey…
7.9.2017
Kuzey Kore saldırır mı?
4.9.2017
Sun’î sistem dışı hareketler
28.8.2017
Entel dantel bir mevzu…
24.8.2017
Halk adamı olmak
21.8.2017
Kıt’aların geleceği
14.8.2017
Distopya
10.8.2017
Hayvan dostlarımız
7.8.2017
Okuyup da adam ol(ama)mak
3.8.2017
İnanç ve umut
31.7.2017
Küçük düşünmek….
27.7.2017
Sosyal Darvinizm
24.7.2017
Almanya Türkiye ilişkileri kopuyor mu?
20.7.2017
İşler ve günler
17.7.2017
15 Temmuz: Tarihsel bir eşik
13.7.2017
15 Temmuz’un sene-i devriyesi üzerine
10.7.2017
Sistem karşıtı hareketler
6.7.2017
Adalet
3.7.2017
Savaşan dünyanın kültürel iklimi üzerine
29.6.2017
Sivil itaatsizlik
26.6.2017
Bayram ve dolaşımdaki kimlikler
22.6.2017
Ortadoğu; kördüğüm ve bazı tahminler
19.6.2017
Yürüyüş…
15.6.2017
Tahayyülü olmayan dünyada bekâ sorunu
12.6.2017
Savaşlar…
8.6.2017
Hiper reelpolitik
5.6.2017
Çıkarlar…
1.6.2017
Romantizm ve terör
29.5.2017
Terörün yol haritası
25.5.2017
Âkif Emre için
23.5.2017
Yenileşme ve yenilenme
18.5.2017
Erdoğan ve ABD
11.5.2017
Sıkışan coğrafya
8.5.2017
Yeni sistemler ve partiler
4.5.2017
Riskler ve fırsatlar
1.5.2017
Bir cân için…
27.4.2017
Defarges, bilgi ve Sakallı Celal
24.4.2017
Referandum ve partilerin durumu
20.4.2017
Oran ve sayıların düşündürdükleri
17.4.2017
Seçmek
13.4.2017
Dizilimler ve çatlaklar
10.4.2017
Ortadoğu’da yeni dönem
6.4.2017
CHP’nin referandum stratejisi
3.4.2017
Dünya düzeni
31.3.2017
İnanç, silah ve para
27.3.2017
Avrupa: Olmayacak bir dua...
23.3.2017
Rockefeller
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı