Süleyman Seyfi Öğün

Yeni Şafak



Bookmark and Share

ABD algısı


8.2.2018 - Bu Yazı 479 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sâdece Türkiye’de değil, tekmil dünyâdaki ABD algısının, târihinin en kötü dönemlerinden birisini yaşamakta olduğu sıklıkla dile getiriliyor. Bu konuda yapılmış çok sayıda istatistik de mevcût. Doğrusu, kendi nam ve hesâbıma; “rakamlara dayalı” değerlendirmelerde bulunmayı sevmem. Aslında operasyonel akla karşı beslediğim özel bir sempatim de yoktur. Bu rakamlarda, dünyânın ABD algısındaki menfî tırmanışı anlatılıyor. Yanlış mı? Hayır. Ama , bu rakamsal oynamalar, sanki daha evvel ABD’ye dâir muhteşem bir dünyâ sempatisi vardı da; bu erimeye başlıyorcasına bir izlenim doğuruyor. Benim şüpheli bulduğum husus da zâten bu. Açalım...

Evvel emirde sorulması gereken soru şu: ABD siyâset yapımı, ABD’nin dünyâda nasıl bir algının konusu olduğuyla ne derecede ilgilidir? Doğrusu ABD’deki karar alıcıların böyle bir derdi olduğu düşünmüyorum. Meselâ Lâtin Amerika için bu algının ne olduğunun ABD siyâset çevrelerinde çok da fazla bir ehemmiyeti olduğunu zannetmiyorum. Bunu nereden çıkardığım sorulabilir. Hemen ABD’nin, Meksika’dan başlayarak aşağıya doğru, bu kıt’adaki kirli sicilini ileri sürebilirim. ABD-Lâtin Amerika ilişkilerinde; kıt’anın kaynaklarının insafsızca sömürülmesi, savaşlar, iç siyâsetlere olan kanlı müdahaleler, bürokrasilerin de bir şekilde dâhil olduğu karmaşık uyuşturucu, insan ve silâh ticâretlerinden başka bir şey bulamazsınız.

Elbette Lâtin Amerika’nin geçmişi, kıt’anın yerlilerini ağır katliamlara mâruz bırakan bir İspanyol ve Portekiz sömürüsünü düşündürüyor. Ama, Bolivarcı Criollo milliyetçilikleri ile bu devir aşıldı. Dahası, Latinler ile yerlilerin melezlenmesinden doğan bir kültür kıt’anın ruhûnu veriyor. Dil ise İspanyolca ve Portekizce. Belleklerde çok daha tâze olan ise, ABD ‘nin bu kıt’ada yaptıklarıdır. İngilizce konuşan ve ağırlıklı olarak WASP olan ABD, İspanyolca ve Portekizcenin konuşulduğu, kâhir ekseriyeti Katolik olan kıt’ada ister istemez yabancı bir güç olarak kalacaktır. Bu yabancılığa bir de meşhûr kirli sicili eklenince, Lâtin Amerika’da bir müspet ABD algısının tezâhür edebileceğine inanmak zor olsa gerekir.

Pekiyi, kuzeyinde, Kanada’daki ABD algısı nasıldır? Okuduklarım ve işittiklerim, Kanada’daki yerleşik ABD algısının da pek bir bereketi olmadığı istikâmetindedir. Elbette Lâtin Amerika’daki yerleşik menfî algıyla benzeştirilemez. ABD ile Kanada kültürleri arasında benzeşen çok sayıda unsur olduğu su götürmez. Ama Kanada, âdeta ABD’nin “temize çekilmiş” hâlidir. ABD’de sâdece suburb dünyâsında geçerli olan huzûr, barışcıl, ılımlı, sâkin nüfuslar, Kanada’da çok daha  yaygın ve yoğundur. Kalabalık, suç oranı yüksek,  şehirlerin Kanada’da olmadığını biliyoruz. Kanada’da ayrıca kabalık, meydan okuma ve cehâlet ile anılan bir Midwest de mevcût değil. Nüfusu çok daha eğitimli ve nitelikli.  Bu sebeple özel bir ABD sempatisinden çok, hafif tertip ABD’yi küçümseyen bir bakış açısının Kanada’da yaygın olduğunu okuyor ve işitiyoruz.

Avrupa’daki ABD algısı ise en müspet olduğu devirlerde bile sorunlu olduğunu düşünüyorum. Dünyânın sıklet merkezinin Avrupa’dan çıkıp, Atlantik ötesine taşınması herhâlde Avrupa halklarının; en başta da derinden derine İngilizlerin pek de hoşuna gitmiş olduğu söylenemez. Üstelik ABD’yi kuranların Avrupa’da gelecek bulamayan, dışlanmış gruplar olduğunu bilmek nasıl bir histir acaba? Bunu düşündüklerinde içlerinden neler geçer? II. Genel Savaş sonrası doğan ABD hegemonyasının, Avrupa’nın burnunun sürtülmesiyle; boyunduruğa alınmasıyla çok bağlantılı olduğunu biliyoruz. Bu baskı, feodal ayırımlar hücrelerine kadar işlemiş Avrupalıları; en başta da statüsü îtibârıyla elyevm işgâl altında olan ve dünyâ işbölümünde ağır işçi olmaya mahkûm edilen Almanya’yı, “can düşmanı” Fransa ile anlaştırıp, birlikte AB’yi kurdurtacak kadar bunalttı. Yâni AB, ABD antipatisinin türevi olarak doğdu.

Avrupa, ABD’deki Avrupa’yı gördüğü nispette ABD’ye ısınır. Bu da ağırlıklı olarak Demokratlarla sınırlıdır. Avrupa “inceliklerinden” nasibini alamamış , kaba saba, yüzeysel  Amerikalıların temsilcisi olan Cumhuriyetçiler geldiğinde tablo değişir. Evet, ulaştığı ölçeklerle ABD Avrupa’yı şaşırtmıştır şaşırtmasına; ama büyüleyebildiğini zannetmiyorum. İngilizler ABD ile, en başta konuştukları kaba İngilizceye inceden inceye dalga geçmeyi sürdüreceklerdir. Fransızlara ise, bildikleri hâlde İngilizce konuşturmak deveye hendek atlatmak kadar zordur.

Devam edelim: İki şehrini nükleer silâhlarla dümdüz ettikleri Japonya’da mı sevilecektir ABD? Güneydoğu Asya’da Vienam’da, Laos’da, Kamboçya’da mı sempati toplayacaktır? Milyonlarca siyâhın topraklarından, âilelerinden, geçmişlerinden koparıldığı, köle yapılıp alınıp satıldığı, bedava emek olarak insafsızca çalıştırıldığı, işkence edildiği, insandan bile sayılmadığı ABD sempatisi; bu insanların anavatanları olan Afrika’da mı filizlenecektir?

Boşuna ölçüp durmasınlar. ABD, dünyânın en yalnız gücüdür. Daha beteri bunun kompleksi bile  yoktur kendisinde. Zâten, bütün pisliklerini teşhir etmeyi “açık toplum” ideali olarak vermeyi çok iyi başarıyorlar. Ama bunu karşılığında  dünyâya hesap vermek yok. Bildiğini okumak, biraz da  yalnızlığın yaptırdığı bir şey değil midir?   

.

Facebook Yorumları

reklam
24.5.2018
Demokrasi
17.5.2018
İşler karışıyor, tablo değişiyor
14.5.2018
İstanbul: Siluet ve muhit
10.5.2018
Post oryantalizm
7.5.2018
Siyasal hikâyeler
30.4.2018
Sistem değişiminin düşündürdükleri
26.4.2018
Parametreler
23.4.2018
Dünyadan savrulmak
16.4.2018
Adâletin bu mu dünyâ?
12.4.2018
Kimyasal…
9.4.2018
Acılar, sevinçler ve geçişler…
5.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (2)
2.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (1)
29.3.2018
Erken final yok
26.3.2018
Mare Nostrum
22.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri (2)
19.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri(1)
15.3.2018
Şahinler savaşı başlıyor…
12.3.2018
Evrenselcilik ve yercilik
8.3.2018
Bir entelektüel hesaplaşma
5.3.2018
Körlük
1.3.2018
Saçmalama ve aşırılaştırma
26.2.2018
Iskalama…
22.2.2018
Kirli savaş
19.2.2018
Kökler
12.2.2018
Kâhinler ve hikâye anlatıcılar
8.2.2018
ABD algısı
29.1.2018
İmzalar ve bildiriler
25.1.2018
Satılık fikirler…
4.1.2018
Ekmek, özgürlük ve İran
1.1.2018
İran…
25.12.2017
Homolar savaşı
21.12.2017
Trump’ın yeni güvenlik stratejisindeki tuhaflıklar
18.12.2017
Mevlânâ, yani şu dönme muhabbetini çıkaran adam…
14.12.2017
Bir ideolojik bulanmanın serencamı
11.12.2017
Trump’ın yalnızlığı
7.12.2017
Post-IŞİD devir üzerine
4.12.2017
Siyasal davalar
27.11.2017
Değişen suretler
23.11.2017
NATO ve Türkiye
20.11.2017
Özür…
13.11.2017
Uluslararası ilişkiler…
9.11.2017
Suud baharı
26.10.2017
Âfitab-ı tanbur Necdet Yaşar’ın ardından…
23.10.2017
Engellenmemişlik…
19.10.2017
Gençlik imgesi ve siyaset
12.10.2017
Akıl tutulması
9.10.2017
Hudutların kanunu
5.10.2017
Utanmak…
2.10.2017
Şehirler, kasabalar ve köyler
28.9.2017
Referandumun ardından
18.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi - 2
14.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi (1)
11.9.2017
Şerif Bey…
7.9.2017
Kuzey Kore saldırır mı?
4.9.2017
Sun’î sistem dışı hareketler
28.8.2017
Entel dantel bir mevzu…
24.8.2017
Halk adamı olmak
21.8.2017
Kıt’aların geleceği
14.8.2017
Distopya
10.8.2017
Hayvan dostlarımız
7.8.2017
Okuyup da adam ol(ama)mak
3.8.2017
İnanç ve umut
31.7.2017
Küçük düşünmek….
27.7.2017
Sosyal Darvinizm
24.7.2017
Almanya Türkiye ilişkileri kopuyor mu?
20.7.2017
İşler ve günler
17.7.2017
15 Temmuz: Tarihsel bir eşik
13.7.2017
15 Temmuz’un sene-i devriyesi üzerine
10.7.2017
Sistem karşıtı hareketler
6.7.2017
Adalet
3.7.2017
Savaşan dünyanın kültürel iklimi üzerine
29.6.2017
Sivil itaatsizlik
26.6.2017
Bayram ve dolaşımdaki kimlikler
22.6.2017
Ortadoğu; kördüğüm ve bazı tahminler
19.6.2017
Yürüyüş…
15.6.2017
Tahayyülü olmayan dünyada bekâ sorunu
12.6.2017
Savaşlar…
8.6.2017
Hiper reelpolitik
5.6.2017
Çıkarlar…
1.6.2017
Romantizm ve terör
29.5.2017
Terörün yol haritası
25.5.2017
Âkif Emre için
23.5.2017
Yenileşme ve yenilenme
18.5.2017
Erdoğan ve ABD
11.5.2017
Sıkışan coğrafya
8.5.2017
Yeni sistemler ve partiler
4.5.2017
Riskler ve fırsatlar
1.5.2017
Bir cân için…
27.4.2017
Defarges, bilgi ve Sakallı Celal
24.4.2017
Referandum ve partilerin durumu
20.4.2017
Oran ve sayıların düşündürdükleri
17.4.2017
Seçmek
13.4.2017
Dizilimler ve çatlaklar
10.4.2017
Ortadoğu’da yeni dönem
6.4.2017
CHP’nin referandum stratejisi
3.4.2017
Dünya düzeni
31.3.2017
İnanç, silah ve para
27.3.2017
Avrupa: Olmayacak bir dua...
23.3.2017
Rockefeller
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı