Süleyman Seyfi Öğün

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Bir entelektüel hesaplaşma


8.3.2018 - Bu Yazı 545 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Evveliyâtı da vardı; ama 15 Temmuz Türkiye’nin siyâsal-sosyal ve kültürel târihinde çok mühim bir kırılmaya ve dönüşüme yol açtı. Tuhaf olan; pek çok kişinin hâlâ bunun farkında olmaması. Türkiye, iyiden iyiye dağılan ve şimdilik nereye gittiği pek de belli olmayan fırtınalı bir dünyâda kendisine bir yol arıyor. Emin olduğumuz bir husus var: Türkiye bu süreçten ne şekilde çıkarsa çıksın; bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Türkiye tepeden tırnağa yenilecek. Ezber fikirler, tahliller ve dahi söylem ve kadrolar “gömülecek.” (Eski olandan veyâ yerleşik olandan yeni olana geçiş elbette kolay olmuyor. Bu sebeple , burada “gömülecek” tâbirini kullandım. Gömülme, yok olmak manâsına gelmiyor. Tam tersine varlığını etkisiz bir şekilde de olsa devâm ettirme manâsına geliyor. Târihin çöp tenekeleri yok; ama muazzam siloları var. Bu unsurlar, yerini ve fırsatını bulabildikleri takdirde yeniden açığa çıkarlar elbette).

Türkiye doğrusu bu sürece hazırlıksız ve birikimsiz yakalandı. Bunun tesirini evvelâ kadrolar düzeyinde görüyoruz. 15 Temmuz’dan evvel, memleketi ve devleti zayıflatmaya mâtuf olduğunu öğrendiğimiz kasıtlı ve tahripkâr tasfiyeleri yaşadık. 15 Temmuzdan sonra ise bu işleri yapanlar mecbûren tasfiye edildiler; ediliyorlar da. Hesaplaşmasına girmeden belirtecek olursam; en azından teknik açıdan bu bâzen büyük boşluklar, sıkıntılar doğurabiliyor. Bu durumu normâl görüyorum. Elbette gerekli adımlar atılacak ve boşluklar kapatılacaktır. Ama esas sıkıntı, zihniyet îtibârıyla yaşadığımız yetersizlik olarak görünüyor. Şaşırmıyorum; zihniyet târihi, târihin en ağır işleyen, en tembel şubesidir. Her neyse, açalım...

İçinde bulunduğumuz târihsel durumun vahametini anlamayanlar “beylik” zihniyet reflekslerinden hareket etmeyi sürdürüyorlar. 1990’ların o âfâkî söylemleriyle düşünüyor, konuşup yazıyorlar. Radikâl demokrasi, agonistik demokrasi, diyalojik demokrasi, kültürel demokrasi, çokkültürcülük vb etiketler 1990’larda hakîkaten de ses getiriyor ve bunları tartışıyorduk. Duvar yıkılmış ve dehşet dengesine dayalı kâbus yüklü bir dünyâ düzen(?) çökmüştü. Önümüzde fırsatlar vardı. Yukarıdaki etiketler ise bu fırsatları işâret ediyordu.

Ama kısa zaman içinde anlaşılmaya başladı ki, bu etiketler ve onların etrâfında yapılan tartışmalar, daha çok içerdikleri riskleri arttırıyordu. Terry Eagleton’ın iğneleyici zekâsıyla, ”Paris kafelerinde yapılan entelektüel-epistemolojik tartışmalar karşımıza kan davaları olarak geliyor” diye yazması boşuna değildi. Haklıydı da... Gidişâtın hiç de beklenen neticeleri doğurmayacağını; Featherstone gibi olsa olsa “postmodern kabilecilikleri” doğuracağını; Alain Minc gibi; bir tür “Yeni Ortaçağı” başlattığını tespit edenler vardı. Ama sesleri az duyuluyor ve etkileri sınırlı kalıyordu. Bu eleştirel entelektüellerin fikirleri en hafifinden kötümser olmaklıkla; en ağırından ise faşizan olmakla suçlanıyordu. Hatırlıyorum; bir mülâkatta “Milliyetçilik Kürtlerin afyonudur” dediğim için başıma gelmedik kalmamıştı.

2018’i idrâk ettiğimiz şu zamanlarda, 1990’ların ikliminin artık ortadan kalktığını, bu devirde seslendirilen fikirlerin bir manâsı kalmadığını söyleyebiliriz. Haydi bizi bırakalım, şu Evropa’nın hâli nedir Allah aşkına? Fransa’da ve Almanya’da ırkçılığı ve yabancı düşmanlığını zor zaptettiler. İtalya’daki seçim ise biraz gözden kaçtı. Bir zamanların en kuvvetli sol, hattâ Berlinguer devrindeki rakamla 9 milyon mensubu olan bir Komünist hareketine sâhip İtalya’da netice tam bir fâcia.

Pekiyi dünyadaki bu tabloyu neye benzetebiliriz. Evet, bilenler hemen hatırlamışlardır; durumlar, II.Genel Savaş öncesi durumlarla dehşetli benzerlikler gösteriyor. Yükselen Faşizmler, Falanjizmler, Nazizmlerin en büyük sermâyesi anti-entelektüalizmdi. Büyük kütleler, entelektüel spekülasyonlardan, yaygın tâbirler “gevezeliklerinden” gına getirmişti. Meselâ Wiemer Cumhûriyetinin “çürümüşlüğüne” saldırırken Nazizim en çok bu anti-entelektüalist duyguyu işledi.

Elbette anti-entelektüalizmin savunulabilir bir tarafı yok. Târihte entelektüellerin başına çok iş geldi. Çok ağır kıyımlara uğradılar. Bunun nesi meşrûlaştırılabilir ki? Ama, bu olmasın diye, entelektüel dünyânın yüklendiğini iddia ettiği ağır sorumlulukları(?) yerine getirirken nasıl da sorumsuzlaşabileceğini görmeyelim mi? Entelektüel olmak örtülmüş hakikâtlerin üzerindeki örtüyü çıkarmak ve hakikâti tebliğ etmekse; bunu biraz da kendisi için yapmasında bir hayır yok mu?

.

Facebook Yorumları

Kod8
17.9.2018
Öz ve biçim üzerine…
13.9.2018
Rusya; Quo Vadis?
10.9.2018
Tahran Zirvesi’nden sonra
6.9.2018
Buharlaşma…
3.9.2018
Amerikan sosyalizmi mi?
30.8.2018
Kahramanlar ve körler
27.8.2018
Herkes oradaydı...
23.8.2018
Bir western hikâyesi
20.8.2018
ABD kötülüğü seçti(2)
16.8.2018
ABD kötülüğü seçti (1)
13.8.2018
Dünyânın düşündürdükleri..
9.8.2018
21. Asrın sonuna doğru…
2.8.2018
CHP dogmatizmi…
30.7.2018
Delilik
16.7.2018
15 Temmuz’un sene-i devriyesinde…
12.7.2018
Dönüşüm
5.7.2018
Tarafsızlık
28.6.2018
Seçim ve sonrasına dair
18.6.2018
Siyasetten soğumak
14.6.2018
G7 ve ABD-Kuzey Kore anlaşması
4.6.2018
Siyasal kısırlık ve muhalefet
31.5.2018
Ahlaki isyan ve isyan ahlakı
28.5.2018
Para oyunları
24.5.2018
Demokrasi
17.5.2018
İşler karışıyor, tablo değişiyor
14.5.2018
İstanbul: Siluet ve muhit
10.5.2018
Post oryantalizm
7.5.2018
Siyasal hikâyeler
30.4.2018
Sistem değişiminin düşündürdükleri
26.4.2018
Parametreler
23.4.2018
Dünyadan savrulmak
16.4.2018
Adâletin bu mu dünyâ?
12.4.2018
Kimyasal…
9.4.2018
Acılar, sevinçler ve geçişler…
5.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (2)
2.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (1)
29.3.2018
Erken final yok
26.3.2018
Mare Nostrum
22.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri (2)
19.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri(1)
15.3.2018
Şahinler savaşı başlıyor…
12.3.2018
Evrenselcilik ve yercilik
8.3.2018
Bir entelektüel hesaplaşma
5.3.2018
Körlük
1.3.2018
Saçmalama ve aşırılaştırma
26.2.2018
Iskalama…
22.2.2018
Kirli savaş
19.2.2018
Kökler
12.2.2018
Kâhinler ve hikâye anlatıcılar
8.2.2018
ABD algısı
29.1.2018
İmzalar ve bildiriler
25.1.2018
Satılık fikirler…
4.1.2018
Ekmek, özgürlük ve İran
1.1.2018
İran…
25.12.2017
Homolar savaşı
21.12.2017
Trump’ın yeni güvenlik stratejisindeki tuhaflıklar
18.12.2017
Mevlânâ, yani şu dönme muhabbetini çıkaran adam…
14.12.2017
Bir ideolojik bulanmanın serencamı
11.12.2017
Trump’ın yalnızlığı
7.12.2017
Post-IŞİD devir üzerine
4.12.2017
Siyasal davalar
27.11.2017
Değişen suretler
23.11.2017
NATO ve Türkiye
20.11.2017
Özür…
13.11.2017
Uluslararası ilişkiler…
9.11.2017
Suud baharı
26.10.2017
Âfitab-ı tanbur Necdet Yaşar’ın ardından…
23.10.2017
Engellenmemişlik…
19.10.2017
Gençlik imgesi ve siyaset
12.10.2017
Akıl tutulması
9.10.2017
Hudutların kanunu
5.10.2017
Utanmak…
2.10.2017
Şehirler, kasabalar ve köyler
28.9.2017
Referandumun ardından
18.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi - 2
14.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi (1)
11.9.2017
Şerif Bey…
7.9.2017
Kuzey Kore saldırır mı?
4.9.2017
Sun’î sistem dışı hareketler
28.8.2017
Entel dantel bir mevzu…
24.8.2017
Halk adamı olmak
21.8.2017
Kıt’aların geleceği
14.8.2017
Distopya
10.8.2017
Hayvan dostlarımız
7.8.2017
Okuyup da adam ol(ama)mak
3.8.2017
İnanç ve umut
31.7.2017
Küçük düşünmek….
27.7.2017
Sosyal Darvinizm
24.7.2017
Almanya Türkiye ilişkileri kopuyor mu?
20.7.2017
İşler ve günler
17.7.2017
15 Temmuz: Tarihsel bir eşik
13.7.2017
15 Temmuz’un sene-i devriyesi üzerine
10.7.2017
Sistem karşıtı hareketler
6.7.2017
Adalet
3.7.2017
Savaşan dünyanın kültürel iklimi üzerine
29.6.2017
Sivil itaatsizlik
26.6.2017
Bayram ve dolaşımdaki kimlikler
22.6.2017
Ortadoğu; kördüğüm ve bazı tahminler
19.6.2017
Yürüyüş…
15.6.2017
Tahayyülü olmayan dünyada bekâ sorunu
12.6.2017
Savaşlar…
8.6.2017
Hiper reelpolitik
5.6.2017
Çıkarlar…
1.6.2017
Romantizm ve terör
29.5.2017
Terörün yol haritası
25.5.2017
Âkif Emre için
23.5.2017
Yenileşme ve yenilenme
18.5.2017
Erdoğan ve ABD
11.5.2017
Sıkışan coğrafya
8.5.2017
Yeni sistemler ve partiler
4.5.2017
Riskler ve fırsatlar
1.5.2017
Bir cân için…
27.4.2017
Defarges, bilgi ve Sakallı Celal
24.4.2017
Referandum ve partilerin durumu
20.4.2017
Oran ve sayıların düşündürdükleri
17.4.2017
Seçmek
13.4.2017
Dizilimler ve çatlaklar
10.4.2017
Ortadoğu’da yeni dönem
6.4.2017
CHP’nin referandum stratejisi
3.4.2017
Dünya düzeni
31.3.2017
İnanç, silah ve para
27.3.2017
Avrupa: Olmayacak bir dua...
23.3.2017
Rockefeller
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8