Süleyman Seyfi Öğün

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Bilgi obezitesi


6.12.2018 - Bu Yazı 195 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Epistemoloji, mâlûm; felsefenin alt dallarından birisidir. Bilginin kaynağı, sınırları, imkânları vb konularla alâkadar olur. İşin felsefe kısmına girmeye niyetim yok. Benim dikkâtimi daha çok “bilginin dolaşımı” ve “kullanımı” husûsu çekiyor. Bu da felsefî olmaktan çok “sosyolojik” bir mâhiyet taşıyor.

Geçenlerde gazeteleri tararken gözüm bir habere takıldı. Haber, kamuoyunun iyi bildiğini zannettiğim bir Bilgi Yarışması sırasında yaşanan olayı naklediyordu. Yarışmacı sorulan bir sualin cevâbını bilemeyince kendisine tanınan “joker” hakkını kullanmış ve suali telefonla güvendiği bir arkadaşına havâle etmiş. Haberleştirmeye değer bulunan husus, arkadaşının, herhâlde yakınında bir bilgisayar olmalı ki, alelacele “internet”e girmesi ve bu sırada tuş seslerinin stüdyoya aksetmesiymiş.

Modern eğitim ve öğretim, “bilgi”ve “bilmeyi” erdemli kılan bir doktrin tatbik eder. Bu, keyfiyetten çok kemiyete gönderme yapar. Çocuklar “öğenmenin sonu olmadığına” ve ne kadar çok şey bilirse o kadar bu erdemden nasibini alacağına şartlandırılır.

Aslında bu bakış, Merhûm Şerif Mardin’in çok kıymetli bulduğum, Türk entelektüalizmini tipleştirmeye mâtuf bir çalışmasında değindiği ve “toplum mühendisliği” ile bağını kurduğu “Ansiklopedik Aydın” tipinin kitle eğitimine yansımasıdır. Elbette ansiklopedizme temelde karşı çıkacak değilim. Her bireyin, pek çok şeyden haberdâr olmasını sağlayan ve adına “genel kültür” denilen bir birikimi asgari düzeyde almasının faydasına ben de inanırım. Tabiî ki herkes bir seviye târih, coğrafya,edebiyât vb şeylere âşinâ olmalıdır. Ama bu sâdece bir temel vazifesini görür. İlânihâye bir amaç olamaz. Esas mühim olan bundan sonrasıdır. Bu da “metodlu öğrenme” dediğimiz çok başka bir evreyi düşündürüyor.

Türkiye’de yaygın bir şekilde gördüğüm bir mesele bu. Bu mesele en başta ansiklopedizmden vazgeçmeyen entelektüeller arasında yaygın. Entelektüel mahfillerdeki sohbetlerde insanlar sanki adı konmamış bir bilgi yarışmasındalarmış gibi davranmayı bir mârifet hâline getirmiş durumda. Bunun ileri bir tüketicilik boyutuna vardığını düşünüyorum. Tıpkı uç moda ürünleri tüketmek gibi, entelektüel mahfillerde kimsenin bilmediği birilerinin “kuramından” , “romanından” veyâ “filminden” bahsetmek, kimsenin gitmediği bir yerlere gidip, oranın târihi veyâ kültürel ayrıntılarından bahsetmek çok yaygın..Bilgi sarfı üzerinden ayrıcalık kazanmak; bunun tüketiminde birilerini eksiltmek …Bilgi yarışmaları ise bunun avâmî karşılığı. Hâsılı entelektüellerin bu yarışmalara burun kıvırmadan önce biraz da kendilerine bakmaları gerekiyor. Avâmı ve Havass’ı ile bu o kadar çılgın bir yarış ki, neticede bilgi üzerinden bir “körleşmeye” dönüşüyor. Etraf “çok şey bilen”; ama “bildiğini ne için bildiğini bilmeyenler”den geçilmiyor. Obezite sâdece “midevî” değil, yer yer “zihnî” bir mesele. Okuma seferberliklerinin Muhteşem Cuma’lardan bir farkı yok. Sâdece obeziteyi kışkırtıyor.

Bunun bir de görgüsüzlük ile alâkalı olduğunu zannediyorum. Farslar bunu çok güzel anlatırlar. “Mâlûmatfurûşluk” denilen bir hikâye bu. “Furûşten” kelimesi Farsça’da “satmak” fiilinin karşılığı. Yâni mâlûmat satan, saçan insanlar. Görgüsüzlük sâdece “para” ile yapılmıyor ki: pekalâ “bilgi” ile de yapılabiliyor..

Bilgi obezitesini doğuran abur cuburluk, temelde “sorunsal” eksikliğinden temelleniyor. Bilgiyi disipline edecek olan “meseleler” ve onları ortaya çıkaran derin ve kapsamlı “dertler”dir.. Kişilerin bu manâda ne dertleri ne de meseleleri var. (Herkesin derdi kendisine..Bu da yetmez)…Merak sâiki meselelerle birleşmeyince, bilgilenmeyi tek başına yönetmeye başlıyor. Burada, midevî obeziteden muzdarip birisinin iştahı ve doyumsuzluğu gibi bir şeye dönüşüyor merak… Bu da belki başlangıç için değerli olan merak sâikini yozlaştırmaktan başka bir işe yaramıyor.… Hâsılı bilgi obezitesi, meselesiz bilgilenmenin fonksiyonu olarak tecelli ediyor.

İşin bir de bilgi ahlâkını zedeleyen yanılsama (ilüzyon) boyutu var. Meselesi ve amacı olmayan bilgiler yarışmanın konusu oluyor. Bahsi geçen yarışma programları, bilgiye ihânet programlarıdır aslında. Burada etik boyut devreye giriyor. Meselâ yarışmacıya cevabını bilmediği bir soru soruluyor. Normal ve ahlâkî olan o kişinin”bilmiyorum” diyerek çekilmesidir. Hayır, öyle olmuyor. Kendisine “seçenekler” sunuluyor. Doğru cevap bunlardan birisi. Yarışmacı yüzünde cin ve takdir bekleyen bir ifâde, saçma sapan “akılyürütmeler”; o da olmazsa “sezgi yürütmelerle” başlıyor şıkları elemeye. Eğer yine de işin içinden çıkamazsa, seyirci veyâ arkadaş desteği “kopya” çekmesine izin veriliyor. Bu da bir “kumar” terimi olan “joker hakkı”yla tanımlanıyor. En nihâyetinde iş “sallamaya” kalıyor. Tutturdu mu, bilmiş oluyor. Gelsin alkışlar..Ne kadar hazin değil mi? Yâni neticede bilmeyen, bilmiş oluyor..

İşin bir de sistem boyutu mevcut. Çoktan seçmeli test, bilgiye karşı işlenmiş en ağır suçtur…Çünkü kumarı ihtivâ eder….Türkiye’de teste dayalı imtihanlarını yerini alacak bir yeni sistemin yürürlüğe konulduğu haberini almadan; kusura bakılmasın, hiç kimse beni maarif işinin hâle yola girdiğine inandıramaz….

.

Facebook Yorumları

Kod8
6.12.2018
Bilgi obezitesi
3.12.2018
Fikirler ve eylemler…
29.11.2018
Deliler…
26.11.2018
Düşmanlık tesisi
15.11.2018
I.Dünya Savaşı bitti mi?
12.11.2018
Yaşama sevinci
8.11.2018
Siyaset, popülizm ve vasatlar
5.11.2018
Kadına şiddet
1.11.2018
Toprak…
11.10.2018
Kötülük yarışı
8.10.2018
Tecritçilik ve Türkiye’nin yolu
4.10.2018
Bağımlılığın serencâmı
1.10.2018
Öznenin nesnesi, nesnenin nesnesi
28.9.2018
Küreselleşmenin sonu…
24.9.2018
Endişeli düşünceler…
20.9.2018
Soçi sonrası
17.9.2018
Öz ve biçim üzerine…
13.9.2018
Rusya; Quo Vadis?
10.9.2018
Tahran Zirvesi’nden sonra
6.9.2018
Buharlaşma…
3.9.2018
Amerikan sosyalizmi mi?
30.8.2018
Kahramanlar ve körler
27.8.2018
Herkes oradaydı...
23.8.2018
Bir western hikâyesi
20.8.2018
ABD kötülüğü seçti(2)
16.8.2018
ABD kötülüğü seçti (1)
13.8.2018
Dünyânın düşündürdükleri..
9.8.2018
21. Asrın sonuna doğru…
2.8.2018
CHP dogmatizmi…
30.7.2018
Delilik
16.7.2018
15 Temmuz’un sene-i devriyesinde…
12.7.2018
Dönüşüm
5.7.2018
Tarafsızlık
28.6.2018
Seçim ve sonrasına dair
18.6.2018
Siyasetten soğumak
14.6.2018
G7 ve ABD-Kuzey Kore anlaşması
4.6.2018
Siyasal kısırlık ve muhalefet
31.5.2018
Ahlaki isyan ve isyan ahlakı
28.5.2018
Para oyunları
24.5.2018
Demokrasi
17.5.2018
İşler karışıyor, tablo değişiyor
14.5.2018
İstanbul: Siluet ve muhit
10.5.2018
Post oryantalizm
7.5.2018
Siyasal hikâyeler
30.4.2018
Sistem değişiminin düşündürdükleri
26.4.2018
Parametreler
23.4.2018
Dünyadan savrulmak
16.4.2018
Adâletin bu mu dünyâ?
12.4.2018
Kimyasal…
9.4.2018
Acılar, sevinçler ve geçişler…
5.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (2)
2.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (1)
29.3.2018
Erken final yok
26.3.2018
Mare Nostrum
22.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri (2)
19.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri(1)
15.3.2018
Şahinler savaşı başlıyor…
12.3.2018
Evrenselcilik ve yercilik
8.3.2018
Bir entelektüel hesaplaşma
5.3.2018
Körlük
1.3.2018
Saçmalama ve aşırılaştırma
26.2.2018
Iskalama…
22.2.2018
Kirli savaş
19.2.2018
Kökler
12.2.2018
Kâhinler ve hikâye anlatıcılar
8.2.2018
ABD algısı
29.1.2018
İmzalar ve bildiriler
25.1.2018
Satılık fikirler…
4.1.2018
Ekmek, özgürlük ve İran
1.1.2018
İran…
25.12.2017
Homolar savaşı
21.12.2017
Trump’ın yeni güvenlik stratejisindeki tuhaflıklar
18.12.2017
Mevlânâ, yani şu dönme muhabbetini çıkaran adam…
14.12.2017
Bir ideolojik bulanmanın serencamı
11.12.2017
Trump’ın yalnızlığı
7.12.2017
Post-IŞİD devir üzerine
4.12.2017
Siyasal davalar
27.11.2017
Değişen suretler
23.11.2017
NATO ve Türkiye
20.11.2017
Özür…
13.11.2017
Uluslararası ilişkiler…
9.11.2017
Suud baharı
26.10.2017
Âfitab-ı tanbur Necdet Yaşar’ın ardından…
23.10.2017
Engellenmemişlik…
19.10.2017
Gençlik imgesi ve siyaset
12.10.2017
Akıl tutulması
9.10.2017
Hudutların kanunu
5.10.2017
Utanmak…
2.10.2017
Şehirler, kasabalar ve köyler
28.9.2017
Referandumun ardından
18.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi - 2
14.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi (1)
11.9.2017
Şerif Bey…
7.9.2017
Kuzey Kore saldırır mı?
4.9.2017
Sun’î sistem dışı hareketler
28.8.2017
Entel dantel bir mevzu…
24.8.2017
Halk adamı olmak
21.8.2017
Kıt’aların geleceği
14.8.2017
Distopya
10.8.2017
Hayvan dostlarımız
7.8.2017
Okuyup da adam ol(ama)mak
3.8.2017
İnanç ve umut
31.7.2017
Küçük düşünmek….
27.7.2017
Sosyal Darvinizm
24.7.2017
Almanya Türkiye ilişkileri kopuyor mu?
20.7.2017
İşler ve günler
17.7.2017
15 Temmuz: Tarihsel bir eşik
13.7.2017
15 Temmuz’un sene-i devriyesi üzerine
10.7.2017
Sistem karşıtı hareketler
6.7.2017
Adalet
3.7.2017
Savaşan dünyanın kültürel iklimi üzerine
29.6.2017
Sivil itaatsizlik
26.6.2017
Bayram ve dolaşımdaki kimlikler
22.6.2017
Ortadoğu; kördüğüm ve bazı tahminler
19.6.2017
Yürüyüş…
15.6.2017
Tahayyülü olmayan dünyada bekâ sorunu
12.6.2017
Savaşlar…
8.6.2017
Hiper reelpolitik
5.6.2017
Çıkarlar…
1.6.2017
Romantizm ve terör
29.5.2017
Terörün yol haritası
25.5.2017
Âkif Emre için
23.5.2017
Yenileşme ve yenilenme
18.5.2017
Erdoğan ve ABD
11.5.2017
Sıkışan coğrafya
8.5.2017
Yeni sistemler ve partiler
4.5.2017
Riskler ve fırsatlar
1.5.2017
Bir cân için…
27.4.2017
Defarges, bilgi ve Sakallı Celal
24.4.2017
Referandum ve partilerin durumu
20.4.2017
Oran ve sayıların düşündürdükleri
17.4.2017
Seçmek
13.4.2017
Dizilimler ve çatlaklar
10.4.2017
Ortadoğu’da yeni dönem
6.4.2017
CHP’nin referandum stratejisi
3.4.2017
Dünya düzeni
31.3.2017
İnanç, silah ve para
27.3.2017
Avrupa: Olmayacak bir dua...
23.3.2017
Rockefeller
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8