Taha Akyol



Bookmark and Share

Kutuplaşma dili


15.3.2019 - Bu Yazı 117 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Siyasi mücadelenin şirazeden çıkmaması için kanunlar, kurallar vardı. Mesela TV’lerin seçim yayınları ölçülü olmalı, partililere makul ölçülerde yer vermeliydi. Çok küçük bir partiye bile seçim yayınlarında küçük de olsa haberlerde yer verilirdi.

Bu konu YSK denetimine tâbiydi.

Fakat OHAL döneminde 687 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle bu kanun maddesi yürürlükten kaldırıldı…

TV’ler bazı partileri görmeyip başka bazı partilere ekranlarını sonuna kadar açabilecekti.

OHAL kalktı ama bu düzenleme yürürlükte.

İşte ‘merkez’ denilen TV kanalları Meral Akşener’e büyük ölçüde kapalı…

Mansur Yavaş’a yapılan suçlamaları baştan sona canlı yayınlayan TV’ler Yavaş’ın cevabî açıklamasını canlı yayınlamadılar. Ama ertesi gün Yavaş’ı suçlayan açıklamayı yine baştan sona canlı yayınladılar!

Bu medya tablosu toplumda kutuplaşmayı derinleştiriyor.

 

Din ve siyaset

Daha büyük bir soruna da yol açıyor: Vatanseverlik, milliyetçilik, bayrak, vatanın selameti gibi hepimize ait, hepimizi birleştiren yüksek değerlerin siyaseten araçsallaştırılması!

Sahabe dahil 70 bin Müslümanın siyaset için birbirini öldürdüğü Sıffin Savaşından beri tarihen sabittir ki, kutsallar üzerinden toplumun siyaseten yarılması çok vahim sonuçlara yol açabilmektedir; bundan sakınmak gerekir.

Şu sözleri hatırlıyorsunuz değil mi?

“Esenyurt’u kaybedersek Kudüs’ü kaybederiz, hiçbir yeri kaybetmeyiz, İslam’ı kaybederiz, Mekke’yi kaybederiz!” (2 Nisan 2018)

“Adayımıza vereceğiniz destek, yarın ruz-i mahşerde beraat belgelerinizden biri olacak.” (26 Ocak 2019)

“Yarın inşallah mahşerde Allah’ın karşısına çıktığınız zaman, Allah o emaneti bize verdiğinizden dolayı size inşallah hiçbir hesap sormayacak.” (3 Mart)

Ve tepelerdeki ölçüsüz söylemlerin tabandaki yansımaları:

31 Mart’ta milletin değerlerine karşı siyaset yapan 4’lü çete, şer ittifakı, zillet ittifakı ve kim bir araya gelirse gelsin bu sokaklarda, mahallelerde utançtan gezme şansı olmayacak” (12 Mart)

Şimdi düşünelim, çoğulcu medya olsaydı ve siyasetçi orada eleştirilmemek için dikkatli davranma ihtiyacını duysaydı böyle konuşurlar mıydı?

Polisin protesto edilmesini ezan protesto edilmiş gibi gösterilmesinden bahsetmiyorum bile....

Dünden bugüne kavga

Yukarıdaki sözler bir il veya ilçede belediye seçimleri kazanmak için söylenmişti!

Seçim kazanma hırsıyla, kendimizi kutsallaştırmak, muhaliflerimizi şeytanlaştırmak!

Bu zihin yapısında kutsal saydığımız kendimiz hakkında “denetim” yapmak, kendimizi gözden geçirmek aklımıza bile gelmez… Şeytanlaştırdığımız muhaliflerimizle diyalog kurup ülke atmosferini normalleştirmek gerektiğini de düşünemeyiz.

Zaten yüzyıldır kavga ediyoruz!

İttifak yapmalarından önce AK Parti ve MHP’nin birbirlerine söyledikleri hâlâ hafızalardadır.

Tek Parti devrinde o zamanki iktidar muhalif Serbest Fırka’yı “komünistler, hainler, ayak takımı, hırsızlar, çeteler, mürteciler ” diye suçlamıştı! Bu konuda tarihçi Cemil Koçak’ın “Belgelerle İktidar ve Serbest Cumhuriyet Fırkası” adlı kitabına bakabilirsiniz.

Hele Kazım Karabekir liderliğindeki Terakkiperver Fırka, resmen “en hain” ilan edilmişti!

Sonraki yılların tecrübelerini yaşayan İsmet İnönü, o iki partiyi kapatmakla hata ettiklerini söyleyecektir.

Demokrat Partili Rıfkı Salim Burçak, Samet Ağaoğlu gibi isimler de 1957’den sonraki sertlik politikalarını sonradan eleştireceklerdi.

21. yüzyıldayız

Bütün siyasi tarihimizi bitmez tükenmez kavgalarla dolduran ve bu yüzden siyasi kültürümüzün rasyonelleşmesini, hukukun üstün değer haline gelmesini engelleyen bu nefret ve kutuplaşma söylemini artık bırakmak gerekmiyor mu?

21. Yüzyıldayız, değil mi?

Yıllardan beri ve bugünkü krizden çıkmak için “Türkiye güvenli limandır, gelin yatırım yapın” demiyor muyuz?!

Ülkenin yarısının vatanseverleri, öbür yarının hainleri desteklediği, “beka” derdine düşmüş bir ülke görüntüsü vererek bu olur mu?

Zamanımızdaki husumet ve ideolojik kutuplaşmanın ne kadar zarar verdiğini ileride tarihçilerin yazmasını beklemeden, bugün sakin bir dile, rasyonel davranışlara, uzlaşmaya açık tavırlara dönmemiz gerekmiyor mu?

Dağ gibi yığılan sorunlarımızı soğukkanlılıkla, akılla, müzakere ile, uzlaşmaların vereceği mutabakat gücüyle çözmekten başka yolumuz var mı?

.

Facebook Yorumları

Kod8
22.3.2019
Anzakların torunları
20.3.2019
Siyasette hurafeler çağı
19.3.2019
‘İslam Avrupa’yı istila ediyor’
18.3.2019
Haç-Hilal savaşı mı?
15.3.2019
Kutuplaşma dili
13.3.2019
‘Vatan tehlikede’
12.3.2019
Yargı Etik Bildirgesi
10.3.2019
Tarihten bir yaprak: Hakimler ve savcılar
6.3.2019
YÖK ne yapıyor?
5.3.2019
Asıl mesele: Hukuk devleti
3.3.2019
‘Özlenen geçmiş’
1.3.2019
Siyasette ‘hain’ söylemi
27.2.2019
İslamcı bir reformist
26.2.2019
İdam, din ve siyaset
24.2.2019
Bir çınar devrildi: Kemal Karpat
23.2.2019
Adalet kimden yana?
20.2.2019
Türkiye’nin bekası
19.2.2019
Despotların din reformu
17.2.2019
Lozan’a nasıl bakmalı?
15.2.2019
Medya nereye?
13.2.2019
‘Bizden’ olunca iyi mi olur?
12.2.2019
Zihnimizi farklı ışıklara açmak
11.2.2019
Bilimde İran’ın bile gerisindeyiz!
8.2.2019
Hüseyin’in trajedisi
6.2.2019
Türkiye nereden nereye?
5.2.2019
Bilmeden konuşmak, bilerek susmak
3.2.2019
Nüfusumuz 82 milyon
1.2.2019
Tanrı Trump’ı istemiş!
30.1.2019
Kodu mu oturtmak!
29.1.2019
Din ve siyaset
28.1.2019
Anayasa Mahkemesi ne yapıyor?
25.1.2019
Hasbihal
23.1.2019
Hukuk yolunda...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net