Taha Akyol



Bookmark and Share

14 Mayıs 1950, tarihin dersleri


14.05.2019 - Bu Yazı 200 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 14 Mayıs 1950 bütün tarihimizde ilk “hür ve âdil” seçimlerinin yapıldığı, Demokrat Parti’nin hür seçimlerle iktidara geldiği gündür. 

Fakat iyi niyetlerle başlayan dönem, muhalefetin de iktidarın da uzlaşmaz kavgaları sonunda maalesef darbeyle noktalandı. Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan düzmece ihtilal mahkemesi eliyle idam edildi.

Bu feci akıbetin duygularda yarattığı haklı infial, yaşananların objektif gözle değerlendirmesini engelledi.

Üzerinden yarım asır geçti, artık 1950-60 dönemini “tarih” gözlüğüyle okumalıyız.

EKONOMİ ANADOLU’YA GİRİYOR 

DP döneminde halk üzerindeki baskılar kalktı. İktisadi kalkınma Anadolu’ya girdi, halkta nispi bir özgüven yarattı.

Yazar Şevket Süreyya Aydemir, Menderes dönemindeki “sıçrayan rakamlar”ı anlatır:

* 1950’de 130.000 ton olan şeker üretimi 1960’ta 643.000 tona ve fabrika sayısı 4’ten 15-16’ya çıkarılmıştır.

* Çimento üretimi on yılda 400.000 tondan 1.750.000 tona ulaştırıldı.

* Tekstil sanayii kapasitesi 1948’e bakarak 1950’de 105 iken 1960’ta 3.015’e ulaştı.

* Enerji üretimi indeksi 100’den 375’e yükseldi.

* Sanayi genel indeksi 100’den 270’e çıktı.

İlkokullar yüzde 42, ortaokullar yüzde 81, liseler yüzde 115 arttı. Üniversite sayısı 3’ten 6’ya çıktı.

Muhalif gazeteci Metin Toker, “DP yöneticilerinin özellikle Adnan Menderes’in CHP’lilere nazaran daha büyük düşündükleri, daha geniş ufka sahip bulundukları reddedilemez” diye yazar. (DP’nin Altın Yılları, s. 241)  

TEK PARTİ KÜLTÜRÜ 

Metin Toker’in dediği gibi Bayar, Menderes ve arkadaşları Tek Parti içinden gelmişti, iktidarda Tek Parti gibi davranmaya yöneleceklerdi. Bu doğru tespitte eksik olan, CHP’nin de muhalefette Tek Parti alışkanlıklarıyla davranmasıdır. 

Menderes hükümeti, iktidarın ikinci ayında özgürlükçü bir basın kanunu, fakat kavgalar kızışınca 1956’da baskıcı bir basın kanunu çıkaracaktı.

Osman Bölükbaşı 6 Haziran 1956 günü Meclis’te yaptığı ayrıntılı konuşmada 1956 kanunu ile Tek Parti basın kanunları arasındaki benzerlikleri anlattı.

Prof. Ali Fuat Başgil kitap, yazı ve konferanslarında DP’nin de güç tutkusuyla Tek Parti gibi baskıcı davrandığını belirterek eleştirdi.

Öbür yanda CHP lideri İsmet İnönü seçimlerde iktidarı gönül rızasıyla devrettiği halde kısa bir süre sonra tahammülsüz hale gelmiş, çok sert ve kışkırtıcı muhalefet yapmıştır.

İnönü’nün yakın arkadaşı Faik Ahmet Barutçu, DP iktidarına karşı İnönü’nün “kompleksli” davrandığını anlatır.  CHP’li Nihat Erim’in anılarında İnhönü’nün darbeyi kışkırttığını yazar. Sosyal Demokrat araştırmacı Tevfik Çavdar CHP’nin çok sert muhalefetinin “doğal oyarak DP’yi de sertleştirdiğini” belirtir. (Türkiye’nin Demokrasi Tarihi, II, s. 41-76)  

‘OLAĞANÜSTÜ TEDBİR’  

1958’de Irak’ta kanlı bir askeri darbe oldu. Aşırı derecede kutuplaşmış olan Türkiye’de iktidar da muhalefet de bundan aksi yönde etkilendiler. Metin Toker yazıyor:

“Bağdat’ta olup bitenler bunları (iktidarı) fena halde korkutmuş, asaplarını fena halde bozmuş, hepsini olağanüstü güvenlik tedbirlerine sevk etmişti. Muhalefet bunu hissetmişti ve damarlarına basmaktan sadist bir zevk alıyordu.” (İsmet Paşayla On Yıl, 1957,1960, s. 105)

Sadist bir zevk!

DP iktidarının “olağanüstü güvenlik tedbirleri”nden biri, CHP hakkında Meclis Tahkikat Komisyonu kurmasıydı. 

Fakat “tedbir” olmadı, darbeyi ateşledi!

Prof. Başgil 1960 Nisan’ında Bayar ve Menderes’e tansiyonu düşürme, Tahkikat Komisyonu’nu derhal kapatma ve muhalefetle uzlaşarak seçim hükümeti kurma tavsiyesini yaptı. Sertlik yanlısı Bayar kabul etmedi, Menderes de ona uymak zorunda kaldı… Feci akıbet geldi, çattı.

TARİHİN DERSİ 

Araştıran herkes müttefiktir ki, ülkede kökleşmiş bir anayasal düzen ve siyasetten etkilenmeyecek kadar güçlü ve bağımsız bir yargı olsaydı kutuplaşma o kadar olmaz, 27 Mayıs darbesinin zemini de oluşmazdı.

Fakat Tek Parti’den böyle bir anayasal miras devralınmamıştı.

Düşünün ki, anayasayı tek başına değiştirme gücüne fazlasıyla sahip olan DP, içinde altı ok bulunan 1924 anayasasına dokunmadı!

İnönü daha 1949’da “anayasayı değiştirelim” dediği halde DP yanaşmadı.

DP iktidarı hiçbir zaman “kuvvetler ayrılığı”ndan bahsetmedi.

Netice: Siyasi kavgalar gelir geçer, ülkede mutlaka kuvvetler ayrılığına dayalı, bağımsız yargıya sahip, özgürlükleri kurumlar eliyle koruyan bir anayasal düzen şarttır. O olmadan olmuyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
22.06.2019
Sayıştay ne yapıyor?
19.06.2019
Şehit Mursi ve hukuk sorunu
18.06.2019
İyi oldu ama
16.06.2019
Ekran başına
14.06.2019
‘Cehennemin dibine’
12.06.2019
Mekke yerinde duruyor!
11.06.2019
Adaylar ekranda tartışacak
10.06.2019
Her şey oy için!
7.06.2019
Çağı anlamak
5.06.2019
YSK’ya güven sarsıldı
4.06.2019
Fatih, bilim ve Konstantinopol
3.06.2019
Dolar niye düştü?
31.05.2019
Yargı reformu ne var ne yok?
29.05.2019
Taha Akyol‘Tövbe istiğfar’
28.05.2019
Avrupa’da ters rüzgarlar
27.05.2019
Siyaset fikirleri eğip büküyor
24.05.2019
Delilsiz karar
22.05.2019
Otoriter kalkınma!
21.05.2019
Ziya Selçuk yeni eğitim modelini anlattı
19.05.2019
Taha Akyol19 Mayıs 1919
17.05.2019
Türkiye sıkışıyor
16.05.2019
Dindarlık ve hukuk
14.05.2019
14 Mayıs 1950, tarihin dersleri
12.05.2019
YSK’nın gerekçeli kararı
10.05.2019
‘Nerede hata yaptık?’
8.05.2019
YSK ne yaptı?
7.05.2019
Hukuk devletinde ‘seçilmişler’
6.05.2019
AYM neye karar verdi?
3.05.2019
Adalet Akademisi, evet ama...
1.05.2019
Sizden, bizden
30.04.2019
YSK ne yapar?
28.04.2019
AYM Başkanı ne diyor?
26.4.2019
Medya böyle giderse
24.4.2019
‘Belki Alman vatandaşı olurum’
23.4.2019
Vatansever olmak
21.4.2019
Dava ve devrim
20.4.2019
İptal edilir mi?
17.4.2019
Yanlış karar AİHM’den döner
16.4.2019
Demokrasi değilse ne?
14.4.2019
‘Yumuşak güç’
12.4.2019
Hukuk devletinde seçimler
10.4.2019
Manzara-i umumiye
9.4.2019
Hukukta seçimlerin iptali
7.4.2019
Savaş mı, seçim mi?
5.4.2019
Komplo mu hukuk mu?
3.4.2019
Sonuçlara itiraz
2.4.2019
Bundan sonrası daha önemli
31.3.2019
İslam’da yenilenme sorunu
30.3.2019
Bu seçimlerde partiler
27.3.2019
Hain kavramının hukuk karşılığı?
25.3.2019
İsrail uğruna!..
22.3.2019
Anzakların torunları
20.3.2019
Siyasette hurafeler çağı
19.3.2019
‘İslam Avrupa’yı istila ediyor’
18.3.2019
Haç-Hilal savaşı mı?
15.3.2019
Kutuplaşma dili
13.3.2019
‘Vatan tehlikede’
12.3.2019
Yargı Etik Bildirgesi
10.3.2019
Tarihten bir yaprak: Hakimler ve savcılar
6.3.2019
YÖK ne yapıyor?
5.3.2019
Asıl mesele: Hukuk devleti
3.3.2019
‘Özlenen geçmiş’
1.3.2019
Siyasette ‘hain’ söylemi
27.2.2019
İslamcı bir reformist
26.2.2019
İdam, din ve siyaset
24.2.2019
Bir çınar devrildi: Kemal Karpat
23.2.2019
Adalet kimden yana?
20.2.2019
Türkiye’nin bekası
19.2.2019
Despotların din reformu
17.2.2019
Lozan’a nasıl bakmalı?
15.2.2019
Medya nereye?
13.2.2019
‘Bizden’ olunca iyi mi olur?
12.2.2019
Zihnimizi farklı ışıklara açmak
11.2.2019
Bilimde İran’ın bile gerisindeyiz!
8.2.2019
Hüseyin’in trajedisi
6.2.2019
Türkiye nereden nereye?
5.2.2019
Bilmeden konuşmak, bilerek susmak
3.2.2019
Nüfusumuz 82 milyon
1.2.2019
Tanrı Trump’ı istemiş!
30.1.2019
Kodu mu oturtmak!
29.1.2019
Din ve siyaset
28.1.2019
Anayasa Mahkemesi ne yapıyor?
25.1.2019
Hasbihal
23.1.2019
Hukuk yolunda...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive