Talat ULUSOY



Bookmark and Share

İzmir’in Hafızası


21.9.2017 - Bu Yazı 1044 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

13 Eylül 1922 günü, kurtarıldıktan üç gün sonra başlayan büyük yangın, altıncı gününde söner. İzmir de söner. Çok-kültürlü hayatı, çok renkli inanç dünyası, gelişen sanayi ve ticareti, birbirinden güzel binalarıyla, Akdeniz’in incisi İzmir biter.

Yangın günleri boyunca Afyon’dan bu yana sürülen Hıristiyan kadın, çocuk ve yaşlı, sayıları İzmir nüfusundan fazla insan, alevlerle deniz arasına sıkışıp kalır. Binlerce İzmir ve Ege Hıristiyan’ı (65 binden, 180 bine kadar değişik sayı verilir) can verir. Alevlerde yanıp kavrulmaktan, dumana ya da denize teslim olup boğulmaktan kurtulabilen kadın, çocuk ve yaşlı Hıristiyanlar, yangın ertesi bir aya yakın o felaketin rıhtımında korkuyla bekleşir. “Kurucu Meclis” ne ölenleri ne de kalanları gündemine alıp görüşmez bile. Oysa onlar “Kurucu Meclis”in koruyup kollamakla yükümlü olduğu Osmanlı vatandaşlarıdır.

Şehri kurtaran askerlerin olsun, yerine geçen sivillerin yönetiminin olsun açtığı bir “İzmir Yangını” davası duydunuz mu? 18-45 yaş arası bütün Hıristiyan erkekleri toplamışlardır; yargılanan bir Rum veya Ermeni sanık adı duydunuz mu? “Kaçarken yaktı” denilecek Hıristiyan kalmamıştır ki!

Yangın kimin yönetimi sırasında çıktıysa, mesela günah keçisi haline sokulan vali ve Sıkıyönetim Komutanı Sakallı Nurettin Paşa, onun hakkında bir dava veya soruşturma dosyası var mı?

İlk ânından başlayarak yangın haberi dünyaya yayılır. Bir tek “Ankara” duymaz. İnanılır gibi değildir ama, “Kurucu Meclis” ne “kurtuluş”tan ne de yangından haberdardır! Geçelim o günleri, daha sonrasında da, yani Cumhuriyet tarihi boyunca “Kurucu Meclis”te Büyük İzmir Yangını hakkında bir “soru önergesi” bile gündeme gelmez. Ülkenin sanayi ve ticarette birinci, nüfusta ikinci büyük şehrinin Büyük Yangın’ı ile ilgilenmeyen bir “Kurucu Meclis” dünya tarihinde ender rastlanır bir durum olsa gerektir.

Daha sonraları, İttihatçı “Kurucu İrade”ye karşı sözde oluşan muhalefetler (İkinci Grup, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Fırka, Demokrat Parti) hiçbiri peşine düşmez yangının. Siyaset “milli” olmalıdır ve İttihatçı suç ortaklığında birlik esastır. Ganimetin paylaşımında iktidar kavgası veren muhalefetleridir bunlar.

Günümüzün “milli birlik beraberlik” gibi tek seslilik arzularının ifadesi olan sloganların kökü buralardadır.

İzmir’de Büyük Yangın’ı gören, yaşayanlar vardır. Tanıklıklarını yazsalar, aktarsalar ya! İzmir’den sürülenler ciltler dolusu anlatır yaşadıklarını, “kurtarılmış” İzmir’de kalanlar suspustur. Hem “Kurucu Meclis”in, hem İzmirlilerin susmasını neye yormalı?

“Kurucu”ların suskunluğunu “Sükût ikrardan gelir” (susmak kabul etmek anlamına gelir) diye yorumlayan olabilir, ama yangın tanığı İzmirliler için böyle demek haksızlık olur. İttihatçı Tek Parti ve İstiklal Mahkemeleri baskı ve şiddetinde yaşananlara dikkat etmek gerek. İfade özgürlüğü ve diğer temel haklar üzerindeki ağır baskı ve şiddet “iletişimsel hafıza”nın önünü kesmek, yepyeni bir “hafıza”; İttihatçı-Kurtuluşçu bir “kültürel hafıza” yüklemek içindir ve sonuç almıştır.

Okulda, camide, askerde hafızaya yüklenen “Bir Türk dünyaya bedeldir” güzellemesi,  “Biz öyle şey yapmayız” genellemesi, “Ama onlar da bize yapmış” tekerlemesidir, o kadar. Konu İzmir olursa; “Düşmanı denize döktük” palavrası, “Kahpe Yunan kaçarken yaktı” yalanı, “Yok Yunan değil Ermeni yaktı” bocalamasıdır. En sıkışılan yerde “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır” denildi mi zaten akan sular durur.

“Kültürel Hafıza”nın zamanla “gülünç” duruma geldiği görülünce, hiç sözü edilmeyen “belgeler” çıkarılır ortaya. Bunlardan ikisi cankurtaran simidi gibidir İttihatçılar için: Greskoviç Raporu ve Amiral Bristol!

Greskoviç İzmir sigorta şirketlerinin (on şirketten fazladır) ortak itfaiye teşkilatının müdürüdür. Yangın ertesinde hazırladığı raporu “kurtarıcı” yetkililere verir. Ama İttihatçı avukatlarının sözünü ettiği bu rapor değil, Mart 1923’te İstanbul Hüsnü Tabiat Matbaası’na bastırılan “rapor” broşürüdür. Neden “kozmik oda”da sır gibi saklanan rapor ortaya çıkmaz?

Amiral Bristol mü? Onun İstanbul yıllarında amiralliği donanmasız amiralliktir. Pek çok Amerikan şirketinin temsilcisi, komisyoncusudur. “Köylü ve Bağnaz” bulduğu Ermenilerden nefret eder. İttihatçılardan o kadar çok dost edinir ki, Mart 1927’de Amerika’ya dönüşünde İstanbul Galata rıhtımı, uğurlamaya gelen antiemperyalist Cumhuriyet ileri gelenleri ile dolar.

Neden hep “Yangını kim çıkardı?” sorusuna kilitlenir de tartışmalar, hiç “Niye söndürülmedi/söndürülemedi?” diye sorulmaz? Yangın ertesi hiç soruşturma açılmış mıdır, açıldıysa soruşturma tutanakları nerededir ve ne sonuca varılmıştır?

Yaşadığı yere aidiyeti/ilişkinliği olan insan, yani İzmir’i seven insan şehrinin geçmiş acı ve sevinçlerine ortak olur. Oysa İzmir ardı sıra büyük acıların yaşandığı “9 Eylül” günü bayram eder ve böyle bayramlar sağlıklı toplum inşa etmez.

İzmir’in Büyükşehir veya yangın alanının ve yangın sırasında ölenlerin kemiklerinin üstünde oturan Konak Belediyesi, o günlerin büyük acısını da anmayı düşünür mü?

Sadece sağlığımıza kavuşmak için olsun, bu acıyla yüzleşmeye çok ihtiyacımız var.

.

Facebook Yorumları

reklam
21.9.2017
İzmir’in Hafızası
18.7.2017
15 Temmuz Bayramı Kutlu Olsun!
21.4.2015
Buyurun, işte belge!
14.4.2015
Ermenilerle uyuşmak söylentileri
09.01.2015
Kurtuluşçu keramet ve ihanet
27.12.2014
Kurban Kubilay
14.09.2014
İzmir hatırlıyor! Resmî ezberleri tersinden okuyor...
17.06.2014
Leylek konmaz bacana
14.05.2014
Mutlu mesut Ermeni
22.04.2014
Türkleştiremediklerimizden misiniz
06.04.2014
Derdim çoktur, hangisine yanayım
27.03.2014
Seçmekten kim usanır...
03.03.2014
Tek yol inkâr çizgisidir...
15.02.2014
Yeniden İstiklâl Harbi
28.01.2014
‘Onbeşler’, faili meçhul mü
21.01.2014
Evren geleceğine Enver gelsin!
04.01.2014
Hem mimar değil, hem de Ermeni
30.12.2013
Cumhuriyet dindir, imandır, yolsuzluktur!
04.12.2013
Tekkeler ve Hicazkâr
25.11.2013
Şapka’dan çıkan devrim
18.11.2013
Milli birlik beraberlik
11.11.2013
Heykeller ülkesi
04.11.2013
Köşküm var körfeze karşı
29.10.2013
Doksan sekiz yaşında!
21.10.2013
Çerçi! Ya sev, ya sev!
14.10.2013
Masumiyet müzesi
07.10.2013
Kurban ve ‘ötekiler’
30.09.2013
Padişahım sen ölmedin!
22.09.2013
Yüz yıllık bekleyiş
16.09.2013
Bir ‘öteki’ hikâyesi: Hoşsohbet kalafatçı
09.09.2013
İzmir: Fetih, Kurtuluş ya da İstila
03.09.2013
Dört kısa kıssa
26.08.2013
Zaferler, kahramanlar, kusurlar...
20.08.2013
Haramzade haramiler!
30.07.2013
Χαδί εγβαλλαχ!
17.07.2013
Helalleşsek mi helal, yüzleşsek mi helal
13.07.2013
Safları sıklaştıralım! Türkiye ‘yüzleşecek’
01.07.2013
Gizli Alevi Örgütü!
24.06.2013
Barış için ‘gömlek’ ve ‘kimlik’
18.06.2013
Hepimiz Mustafa Kemal’in askerleriyiz!
11.06.2013
Gel teskere gel!
04.06.2013
Taksim süreci ve “ne yapmalı?
25.04.2013
24 Nisan Ermeni Soykırımını anarken...
15.02.2013
KÜRTLER BENİM NEYİM OLUR?
09.02.2013
Çılgın bir bir “ırk" doğuyor!
29.01.2013
İTTİHATÇI CUMHURİYET ve ONBEŞLER’İN İSMİ
15.01.2013
NAZIM HİKMET ‘in ORTAÇAĞI
10.11.2012
Atatürk ölmedi !
07.11.2012
BARİKATLARA !!!
06.11.2012
‘Güzel İzmir’ yüzleşmesi!
06.11.2012
KÜRDİLİ HİCAZKAR
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı