Taner AKÇAM

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

'Zamanı değil' tezinin düşündürdükleri


24.9.2017 - Bu Yazı 624 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Milli Güvenlik Kurulu “savaş çığırtkanlığı” yapanları hayal kırıklığına uğratacak oldukça düşük profilli bir tavır almayı tercih etti. Ama ben gene de çok üzgün olduğumu itiraf etmek zorundayım. Çünkü, Türkiye’de Kürdistan’daki referanduma karşı çıkan bloğun büyüklüğü gerçekte ürküntü verici.

Birbirinden oldukça farklı iki büyük ayağı var bloğun. Birinci ayak, Türkiye, Suriye, İran ve Irak gibi komşu devletlerin karşı tutumları. Bu çok “anlaşılabilir” bir tepki. İkinci ayağın başını sanki PKK tezleri çekiyor gibi... Ama bence bu “ikinci ayağı” asıl güçlendiren Demirtaş’ın ikinci açıklaması oldu.

Konu hakkında sessiz kalanlar, Demirtaş’ın açıklaması ile birlikte referanduma karşı daha eleştirel bir tavır almaya başladılar.

Bana Demirtaş’ın ikinci açıklaması, sanki örgüt kararı ile dikte ettirilmiş ve pek Demirtaş’a ait olmayan bir üslupla kaleme alınmış gibi geldi. En azından ben o hisse kapıldım.

Bu açıklama doğrudan Demirtaş’a mı ait diye spekülasyonu bile yapılabilir. Çünkü referandumu açıktan destekleyen ilk açıklamasından esas olarak farklı.

Demirtaş’ın ikinci açıklaması ile bazı aydınlarımızın referanduma itirazları arasında büyük bir benzerlik var. Şimdi bu çevreye siyasi bir ağırlığı olmasa bile, Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖDP) de katıldı.

Böylece, eğer HPD’nin son derece makul, ‘referandum karar ve sonuçlarını saygıyla karşılıyoruz’ tutumunu destekleyen ve birlikte taşıyan Türkleri bir kenara bırakırsak, Türkler arasında referanduma doğrudan destek veren pek yok gibi.

Referandum karşıtı bloğun ikinci ayağının savunduğu merkezi tez ise çok anlaşılır bir tez: “bunun şimdi zamanı değil!”

Elbette siyasette, bir politik adımın zamanlamasının hatalı olduğu tezi daima ileri sürülebilir. Kürdistan referandumu konusunda bu argümanın ana açmazı şu: Referandumun “zamanlı” olması nasıl mümkün olacak ve buna kim karar verecek?

Kuzey Irak Kürtlerinin büyük çoğunluğu, “şimdi değilse ne zaman”, diye soruyorlar haklı olarak.

“Şimdi zamanı değil” grubunun cevap vermekte zorlanacağı veya en azından bir açıklama getirmek zorunda olduğu soru şu: hangi aktörün, hangi tutumunda bir değişiklik olması bekleniyor ve isteniyor ki zaman uygun olsun?

Türkiye, İran ve Irak’ın tavır değiştirmesini mi beklemeli Kürtler? Yoksa ABD ve Avrupa’nın açıktan destek vermelerini mi beklemek gerekiyor? Birinci beklentinin olmayacak duaya âmin demek olduğunu söylemek gereksiz.

İkinci beklenti, ABD ve Avrupa’nın açıktan desteği konusu önemli. Gerçekten de bu tür büyük kararların eşiğinde, dost sayısını artırmak ve düşman sayısını azaltmak politikanın sıradan bir kuralı.

Barzani yönetiminin Referandum adımını atarken dış destek konusunun değişik opsiyonları üzerine çok düşünmüş olduklarını tahmin etmek zor değil. Konunun Kürt yönetimince enine boyuna tartılmamış olabileceğini ileri sürmek 100 yılı aşkın bir zaman boyunca bu seçeneklerle boğuşmuş Kürt yönetimi ile alay etmek olur.

Burada Ortadoğu tarihinden edindiğim kümülatif bir bilgiyi tekrarlamak isterim. Büyük devletler, çok ama çok büyük zorunluluk görmezlerse, hiçbir konuda çok açık ve doğrudan angaje olmak anlamına gelecek bir tutum takınmazlar. Tüm yerel aktörlerin tavırlarını yakından gözler ve tüm seçenekleri olası alternatifler olarak masa üstünde tutarlar.

Ve yerel aktörlerin tutumlarındaki değişikliklere de bağlı olarak, tavırlarını bir seçenekten ötekine geçebilecek esneklikte belirlerler. Yani statik pozisyonlardan çok, diğer aktörlerin tavırlarınca da belirlenen dinamik karar verme süreçlerinden söz etmek gerekir.

Bu nedenle bölge devletlerinin bugünkü pozisyonları dikkate alındığında, ABD ve Avrupa’nın referandum konusunda çok açık ve net destek veren bir tutum takınmayacaklarını tahmin etmek zor değil.

Ben, “zamanlaması doğru değil” tezi konusunda başka bir noktanın altını çizmek istiyorum. Söylediğim gibi, bölgedeki değişik aktörlerin tutumuna baktığımızda, “referandum için zaman olgundur” tezini geçerli kılacak en önemli değişiklik ABD ve Avrupa’dan gelmek zorunda.

Merak ettiğim şu, ABD ve Avrupa açıktan referanduma angaje olsalar ve bağımsız bir Kürt devletini tanıyacaklarını ilan etseler, acaba şu anda “zamanı değil” tezini ileri sürenlerin tutumu ne olur?

Ben, birkaç aydınımızı bir kenara bırakırsak, “zamanı değil” tezini ileri sürenlerin büyük bir kesiminin, Türk Kurtuluş savaşının anti-emperyalist bir savaş olduğuna inananlardan oluştuğunu düşünüyorum. Bu nedenle, ABD ve Avrupa referandum ve bağımsızlığa açıktan destek verdiğinde, yine bu bir-iki aydın dışında, tutumunu değiştirecek ve “işte şimdi zamanıdır” diyecek kişi bulmanın oldukça zor olacağını tahmin ediyorum.

İsrail’in açık desteğini büyük bir şüphe ile karşılayan “zamanı uygun değilcilerin”, ABD ve Avrupa’nın da İsrail’e katılmaları ile birlikte barikatlara geçeceklerini ve Kürtlerin devlet kurma girişimini, emperyalizmin karşı çıkılması gereken bir oyunu olduğunu söyleyeceklerini zannediyorum. Şu anda sayın Fehmi Koru’yu da içine alacak şekilde genişlemiş Türk milliyetçiliğinin ana tezi de bu zaten: “bağımsız bir Kürt devleti, ABD Emperyalizmi ve İsrail’in ortak oyunudur.”

Öyle zannediyorum ki asıl sorun, soldan sağa Türklerin büyük bir çoğunluğunun kendilerini hakiki ve asıl anti-emperyalist, bölgedeki tüm diğer halkları da emperyalizmin bölgedeki uzantıları olarak telakki eden bir zihniyete sahip olmalarıdır. 1920’li yıllarda Kemalistler, İtalyan ve Fransızların ve hatta 1922 ile birlikte İngilizlerin dolaylı desteğini aldıklarında bu akıllı ve usta siyaset sayılmakta, ama Ermeniler veya Kürtler benzeri arayışlara girince, onlar emperyalizmin ajanı olmakla suçlanmaktadırlar. Tayyip Erdoğan bile şu andaki meşruiyetini bu anti-emperyalizm temelinde sağlamaya çalışıyor.

Özetle büyük kuşkum, Türklerin derin milliyetçi güdüleri ile referanduma karşı tavır alışları arasında kuvvetli bir ilişki olduğudur. Hükümet ve tüm milliyetçi çevreleri saran zihniyet dünyası ile sol-ilerici kesimin zihniyet dünyasının, kendi grubunu (Türkleri) tek anti-emperyalist grup olarak görme ortak anlayışına dayandığını düşünüyorum.

Acaba “zamanı değil” tezini ileri sürmenin başka hangi gerekçeleri olabilir? Galiba bir de ‘senin için neyin ne zaman uygun olacağını ben bilirim’ diyen bir ebeveyn tutumu söz konusu olmalı. Kürtler henüz daha büyümemiş, ergenlik çağına ulaşmamış bir çocuktur ve onların ergenlik konusundaki kararlarını verecek olan ebeveynleridir. Bu fikrin temelinde, gizli bir “ileri-medeni” ve “medeni olmayan, henüz gelişmemiş” toplum ayırımının yattığını söylemek yanlış olmaz.

Beyaz adamın sömürgecilik fikrinin bu temele dayandığını bilmeyenimiz yoktur.

Belki bilmediğimiz, Karl Marx’tan Engels’e, Engels’ten, August Bebel ve Lenin/Stalin’e kadar uzanan büyük bir sol geleneğin de esas olarak bu “ilerici-medeniyet taşıyan beyaz adam” zihniyeti üzerinde yükseldiğidir.

Gerçekten büyük bir sınavın eşiğinden geçiyoruz.

Keşke Türk aydın ve siyasetçileri, zamanın uygun olup olmadığı konusunda Kürtlere fikir yarışmasına girmek yerine, Kürtlerin özgürlükleri konusunda karar verebilecekleri bir sandığı barışçıl, özgür ve demokratik bir ortamda Diyarbakır’a dikme sözünü verebilselerdi.

.

Facebook Yorumları

reklam
13.11.2017
Kavala’nın tutuklanması AKP-Ergenekon koalisyonunun resmi ilanıdır
24.9.2017
'Zamanı değil' tezinin düşündürdükleri
21.9.2017
Kürdistan referandumu ve bağımsızlık
18.9.2017
Korkunç yalnızlığın intikamı mı?
24.8.2017
Bülent Uluer, bir ölüm ilanı ve altında birkaç satır ya da aydın kırımı
19.7.2017
CHP ve Adalet: Olmayacak duaya âmin demek mi?
20.6.2015
Çıplak kadın resmi
16.6.2015
Tarihî şans mı
14.6.2015
Şiddet ile hesaplaşma!
11.6.2015
PKK- Hizbullah çatışması mı
7.6.2015
Devlet aklı
19.5.2015
‘Ermeni takıntısı’ ve Türklük
17.5.2015
Türklük ve cinayet ilişkisi!
16.5.2015
Türklük ve tarihle yüzleşme
14.5.2015
Siyasette zemin kayması
7.5.2015
HDP ve soykırım
2.5.2015
Samantha Power ve Soykırım’ın 100. yılı
23.4.2015
Bıktırdınız gerçekten!
17.4.2015
Eğer Amerika isterse!
17.4.2015
24 Nisan yaklaşırken!
8.4.2015
HDP ve demokrasi
7.4.2015
Siyaset zor zanaat
27.02.2015
Gürsel Tekin ve Şafak Pavey’e
25.02.2015
MHP, CHP ve tuhaf işler
20.02.2015
Perinçek nefret ve kin yaymaktan ceza aldı
17.02.2015
Bir trajedi olarak Perinçek davası
10.02.2015
Perinçek’i cami avlusundan almışlar!
06.02.2015
Saray soytarısı
01.02.2015
Türkiye 1915 ile nasıl yüzleşmeli
30.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (4)
29.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (3)
28.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (2)
27.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg
04.01.2015
Sarıkamış’ta savaşan Ermeni askerler ve esaret mektupları
04.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915: Genel bir değerlendirme (5)
03.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (4)
02.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (3)
01.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (2)
30.11.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (1)
17.11.2014
Hrant Harvard’da
12.11.2014
Benim Nasuh Abim (2)
11.11.2014
Benim Nasuh Abim (1)
14.10.2014
İç savaşın başındayız
07.10.2014
IŞİD’e terörist diyerek sorun çözülmez
29.09.2014
Çok şey anladığımı iddia edemem!
18.09.2014
Kasıtla nefret suçu işlenmektedir!
17.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (III)
16.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (II)
15.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (I)
26.08.2014
C. Bayık, E. Kürkçü ve HDP
17.08.2014
CHP yenileniyor!
06.08.2014
Genel af şart
20.07.2014
Mesafe koymanın tahammül sınırı ve derin anlamı!
26.06.2014
Birleşmiş Milletler 1985 Whitaker Raporu
23.06.2014
Tarihle yüzleşme: Bir başka bahara!
18.06.2014
Kürt meselesi çözülmeden...
16.06.2014
Bıkkınlık...
20.05.2014
Eğer yaşım 60 olmasaydı!
08.05.2014
Milletler Cemiyeti Halep Kurtarma Evi
06.05.2014
4 Mayıs Dersim Tertelesi
25.04.2014
Heyecanlandırmadı, çünkü biz çok değiştik!
19.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest (2)
18.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest
18.01.2014
Muammer Güler ve Dr. Reşit; ya da Erdoğan ve Talat
02.01.2014
Yeni yılın gidişatı
30.12.2013
Gene mi kurtuluş savaşı!
26.12.2013
Operasyon yapanın niyeti!
24.12.2013
CIA ve MOSSAD’a teşekkürler, MİT’e çağrı!
19.12.2013
İsrailli savcı istiyorum
16.12.2013
Eski tas eski hamam
12.12.2013
Los Angeles Examiner 1927
09.12.2013
Los Angeles Examiner 1926
05.12.2013
M. Kemal ve 2015 (2)
02.12.2013
M. Kemal ve 2015
28.11.2013
1920 Ruhu ve 2015
25.11.2013
Şivan Perwer ve Ahmet Kaya
21.11.2013
Namus bekçileri
18.11.2013
1968, cinsel özgürlük isyanı idi
14.11.2013
Doku değişimi
11.11.2013
İkinci Gezi
07.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi (2)
04.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi
31.10.2013
İdari reform ve derin travma
28.10.2013
Reform ve ademimerkeziyetçilik
21.10.2013
BDP ve Millet-i Hâkime
17.10.2013
Yine Millet-i Hâkime sorunu
14.10.2013
Reform, gecikme ve millet-i hâkime
10.10.2013
Reform ve zihniyet
07.10.2013
Reform Paketi
03.10.2013
Özkök niçin hesap vermeli (2)
30.09.2013
Özkök niçin hesap vermeli
26.09.2013
Medya ve operasyon
23.09.2013
Gerçek adalet için
19.09.2013
Defterler nerede
16.09.2013
Bizim Martin Luther King’imiz
11.09.2013
Kendini kurban saymak
10.09.2013
İktisatçılarımız ve Ermeni malları
09.09.2013
6-7 Eylül 1955 ve Suriye
05.09.2013
Müdahale iyi mi kötü mü
04.09.2013
Evdeki mutfak mı, dışarıdan ithal mi
02.09.2013
Zor şey be yazmak
26.08.2013
Ergenekon: Genel değerlendirme
22.08.2013
Bir kıyaslama
21.08.2013
İttihatçılar’ın yargılanması ve hukuk
19.08.2013
Devlet görevlilerinin yargılanması ve hukuk
15.08.2013
Veli Küçük, Ergenekon ve Ermeni soykırımı
14.08.2013
Ergenekon ve Ermeni soykırımı
13.08.2013
Adalet arayışı
13.08.2013
YETMEZ ama EVET
05.08.2013
Devlet bilir!
31.07.2013
Mısır ve akla getirdikleri
29.07.2013
Gezi Türk 68’idir!
24.07.2013
Hitler’in seçimle işbaşına geldiği efsanesi
22.07.2013
Zihniyet sürekliliği niye
15.07.2013
AKP: Kuş mu, deve mi
09.07.2013
Türk siyasetinin iki ana damarı
02.07.2013
Hrant, Lice ve Gezi: Yeni bir yarın
24.06.2013
Lyndon Johnson ve Tayyip Erdoğan
18.06.2013
Erdoğan iç savaş mı istiyor
10.06.2013
Yeni Türk ulusal kimliği ya da başladığı anda biten hareket mi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.